T.C. BURSA BAM 14. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/02/2023
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 04/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/06/2025
Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi.
İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin Habaş firmasının gaz ve tüp sevkiyat nakliye işini yaptığını ve İlker Kılıç'a ait ... plakalı aracı kiralayarak kullanmaya başladığını, müvekkilinin kiraladığı araçlar ve kendi araçları ile ilgili çıkan arızaların tamiri konusunda davalı firmadan hizmet aldığını, müvekkilinin kiraladığı... plakalı aracın arızalanması sebebiyle davalının motorun değişmesi gerektiğini bildirmesi üzerine 08/02/2019 tarihli 18.889,44-TL ve 4.122,33-TL faturalar kesilerek tamirinin yapıldığını, aynı aracın 05/08/2019 tarihinde tekrar aynı arızayı vermesi üzerine davalı tarafa götürüldüğünü, davalının motor arızasını giderdiğini belirterek 05/08/2019 tarihli 16.023,22-TL bedelli fatura kestiğini, müvekkilinin aracı aldıktan kısa süre sonra aynı arızaların tekrarlandığını ve aracın Isuzu-Bursa Koçaslanlar yetkili servisine bırakıldığını, yetkili servis tarafından yapılan bilgilendirmede karşı tarafça daha önceden iki defa fatura edilip araç motorunun yenilendiği söylenmesine rağmen belirtilen parça değişimlerinin yapılmadığının, arızanın giderilmediğinin belirtildiğini, müvekkilinin bu hatalı tamir işlemi nedeni ile beklenen karından mahrum kaldığını, Bursa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıldığını, alınan bilirkişi raporunda: faturalarda belirtilen motor parçalarının değiştirilmemiş olduğu, parçaların yeterli olmadığı, şayet faturada belirtilen işçilikler yapılmış ve parçalar değiştirilmiş olsaydı motorun tespit tarihi itibariyle çalışır durumda olması gerektiği, motorun revizyon sonrası bir kaç ay gibi kısa sürede arıza yapmayacağı, revizyonu yapılmış, gerekli tüm parçaları değiştirilmiş olan bir motorun bir kaç ay içerisinde yanacak derecede arızalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun belirtildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 100,00.-TL aracın ödenen lakin tamiri yapılmayan servis bakım ücretlerinin iadesi, 100-TL aracın çalışır hale gelmesi için yapılacak masrafların ve 100-TL aracın çalışmadığı döneme ilişkin mahrum kalınan kar olmak üzere şimdilik 300-TL maddi tazminat alacağının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından süresi içerisinde ayıp ihbar bildirimi yapılmadığını, Yargıtay kararları uyarınca davanın reddinin gerektiğini, davacı arıza gerçekleştikten kısa süre sonra arızanın nedeni konusunda yetkili servisten bilgi aldığını belirtmesine rağmen bunu müvekkiline süresinde bildirmediğini, tarafların ikisinin de tacir olması nedeni ile TTK'nın 18/3 maddesi uyarınca bildirimin yapılmasının gerektiğini, tespit dosyasında alınan raporu kabul etmediklerini, raporda "... faturalarda belirtilen ve listelenen motor parçalarının değiştirilmemiş olduğu, parçaların yeni olmadığı" açıklaması yer almakta ise de, hararetten dolayı yanmış bir motorda parçaların yeni olmadığına ilişkin sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığını, parçaların müvekkilince değiştirilmesinden sonra aracın davacı tarafça kullanıldığını, parçaların sıfır görünümünde olmasının beklenemeyeceğini, bilirkişinin aracın hangi koşullarda kullanıldığını, kapasitesinin üzerinde kullanılıp kullanılmadığını bilmediğini, revize edilen bir motorun hatalı kullanılması (hararet yaptırılması, su veya yağ gibi unsurlara dikkat edilmemesi vb.) veya kapasitesinin üstünde kullanılması halinde çok kısa bir süre içinde arızalanmasının mümkün olduğunu, kullanıcı hatasının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, aracın ilk arızasından sonra motor revizesi yaptırıldığını, 5-6 ay sonra gerçekleşen arızadan sonra aracın yeniden motor revizesi için müvekkiline getirildiğini, ücreti karşılığında yeniden revize işlemi yaptırıldığını, bu durumun davacının ilk revize işleminde sonra çıkan arızadan müvekkilini sorumlu tutmadığı anlamına geldiğini, müvekkilinin ibraz ettikleri parça alım ve işlem faturalarından da anlaşılacağı üzere, orijinal parçalar alarak motor gömlek yapımı gibi bazı işlemleri, işin uzmanı olan iş yerlerine yaptırdığını, müvekkilinin gerekli yedek parçaları kullanarak usulüne uygun tamir ve bakım yaptığını, aracın arıza yaptığının müvekkiline bildirilmemiş olmasına rağmen aracın çalıştırılamadığı döneme ilişkin mahrum kalınan kârın talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, haberdar edilmediği bir ayıbı gidererek mahrum kalınan kârı engelleme imkanı olmayan müvekkilinden müdahale etme imkanının olmadığı bir durumdan kaynaklanan sonuçların istenemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davacının davasını ikame ederken eser sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı olarak tazminat talebinde bulunduğu, tazminat kalemlerinin dava dilekçesinde açıklandığı, davacının, ayıptan kaynaklı TBK 475'e göre alacak talebinde bulunmadığı, genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunduğu, genel hükümlerde bu husus ile ilgili TBK m.112'de borcun gereği gibi ifa edilmemesi hali öngörülmüş ve bu durumda alacaklının talep hakkı olduğu belirtilmiş olduğu, bu nedenle davacının eser sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı ikame ettiği tazminat davası ile ilgili ayıp ihbarında bulunmasına gerek olmadığı, zira ayıpla ilgili seçimlik hakların kullanılması talep edilmemiş, doğrudan zarar kalemleri belirtilerek tazminat talep edildiği, aldırılan heyet raporunda davalının edimini gereği gibi ifa etmediğinin belirtildiği, davacının alacak kalemlerinin hesaplandığı gerekçesiyle, "Davanın Kabulü ile; 36.363,47.-TL ödenen faturalar bedeli, 36.689,00.-TL araç onarım bedeli ve 5.609,00.-TL araç mahrumiyet zararı olmak üzere; toplam 78.661,47.-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili, mahkemenin kabulünün aksine davacının genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunmadığını, ayıptan kaynaklı TBK 475 maddesine göre alacak talebinde bulunduğunu, kabul etmemekle birlikte iddia edilen söz konusu gizli ayıbın TBK madde 477/3 gereğince derhal müvekkiline bildirilmesi gerekirken, davacı tarafın bu bildirimi yapmadığını, davacının arıza gerçekleştikten kısa bir süre sonra, arızanın nedeni konusunda Koçaslanlar Yetkili Servisinden bilgi aldığını belirtmesine rağmen, bunu müvekkiline süresinde bildirmediği için davanın reddinin gerektiğini, her iki tarafın tacir olması nedeni ile bildirimin TTK 18/3 maddesi uyarınca noter aracılığı, taahhütlü mektup, telgraf veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi yöntemleri ile yapılması gerektiğini, davacının söz konusu arızayı yetkili serviste öğrendikten uzun bir süre sonra Sulh Hukuk Mahkemesinde tespit davası açtığını, davacının araç motorunun ilk arızasından aracı müvekkiline getirerek motor revizesinin yaptırıldığını, ilk revizeden 5-6 ay sonra gerçekleşen arızadan sonra davacının söz konusu aracı yeniden motor revizesi için müvekkiline getirdiğini, yeniden ücret karşılığı revize işlemi yapıldığını, bu durumun davacının ilk revize işleminden sonra çıkan arızadan müvekkili davalıyı sorumlu tutamadığı anlamına geldiğini, dosyaya sunulan parça alım ve işlem faturalarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin orjinal parçalar alarak motor gömlek yapımı gibi bazı işlemleri işin uzmanı olan işyerlerine yaptırdığını, 2.revizyon 08.09.2019 tarihinde yapıldıktan sonra, davacının aracı 08.01.2020 tarihine kadar kullandığını, iddia ettiği ayıbı öğrenme tarihi olan 08.01.2020 tarihinden 6 ay sonra 08.06.2020 Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılarak dosyada raporlar sunulduktan 1,5 ay sonra 15.07.2020 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk görüşmeleri sonuçlandıktan 17 gün sonra davanın açıldığını, iddia edilen arızanın derhal müvekkiline bildirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda aracın istiap haddinden fazla yüklenmesi ve normal kullanım sınırlarını aşan şekilde zorlanması ihtimali üzerinde değerlendirme yapılmamasının eksik ve hatalı olduğunu, kısmi olarak açılan davada ıslah ile arttırılan kısmın zaman aşımına uğradığını, ıslaha karşı zaman aşımı itirazlarının mahkemece değerlendirmeye alınmadığını, aracın arıza yaptığının müvekkiline bildirilmemesine rağmen aracın çalıştırılamadığı döneme ilişkin olarak mahrum kalınan kara hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin haberdar edilmediği bir ayıbı gidererek mahrum kalınan karı engelleme imkanı bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili katılma yolu ile istinafında, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu ile aracın eski hale getirilmesi için yapılması gereken tamir ve onarım bedelinin 36.689,00-TL olarak tespit edildiğini, ıslah dilekçeleri ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ıslah yoluna gidildiğini, Mahkemece bu doğrultuda 36.689,00-TL araç onarım bedeline hükmedildiğini, Bursa 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... karar sayılı delil tespitine ilişkin dosyasındaki 08/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda "Motorun yanmasıyla birlikte diğer mekanik elektrik ekipmanların da hasara uğradığı, arızaların giderilebilmesi için Silindir Kapağı, Eksantrik mili ve Eksantrik Yatağı, Gömlek Takımı, Segman Takımı, Piston Takımı, Kol Burcu ve Yatak Takımları, Subap Emme, Enjektör, Turbo, Termostat, Su Pompası, Kızdırma Bujisi, Komple Yağ Soğutucu, EGR Soğutucu, Hava, Mazot ve Yağ Filtreleri, Motor Yağı (13 Lit), Kullanılacak İzolasyon Sarf Malzemeleri ve Yardımcı Parçaların değiştirilmesi gerektiği, arızaların giderilmesi için yapılması gereken toplam tamir masrafının işçilikler ve KDV dahil 80.712,-TL olduğu" tespitinin yapıldığını, aracın eski haline getirilmesi için gerekli onarım bedelinin 36.689,00-TL olduğuna dair hükmü kabul etmediklerini, hak kaybına sebebiyet vermemek adına ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak talepte bulunulduğunu, Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/14 D.İş ve 2020/15 karar sayılı dosyasından alınan 08/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar da dikkate alınarak, yapılacak istinaf incelemesi sonucu kararın bu yönüyle kaldırılmasını ve yapılacak yargılama sonucu müvekkili lehine olacak şekilde araç onarım bedelinin 80.712,00-TL olarak davalıdan alınması ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiklerini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, eser sözleşmesi niteliğinde araç tamirinden kaynaklanan ayıplı ifa sebebiyle zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari faaliyetinde kullanmak üzere dava dışı kişiden kiraladığı aracın arızalanması nedeniyle 08/02/2019 tarihinde davalı şirkette onarımının yapılarak aracın motorunun yenilendiğini, tamirden sonra aynı arızanın tekrarı üzerine davalı şirkete 05/08/2019 tarihinde onarım yaptırıldığını, aracın kullanımından kısa süre sonra yine aynı arızanın ortaya çıkması üzerine dava dışı yetkili servise yapılan müracaat sonucu aracın davalı şirkette yapılan onarımlarında faturada belirtilen parçaların değişimlerinin yapılmadığı ve hatalı tamir yapıldığının söylendiğini, Bursa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.iş sayılı dosyasında yaptırılan delil tespiti sonucu düzenlenen raporda da, faturalarda belirtilen parçaların değişmediği, kullanılan parçaların yeni olmadığı, faturalarda belirtilen parçaların değişmiş olması halinde motorun tespit tarihi itibariyle çalışır durumda olacağı, revizyonu yapılarak gerekli tüm parçalarının değişmiş bir aracın bir kaç ay içinde arızalanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespitinin yapıldığını ileri sürerek, davalı tarafından düzenlenen faturalardaki parça değişim ve tamir işlemlerinin yapılmamış olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi, aracın çalışır hale gelmesi için yapılması gereken onarım masrafları ve aracın çalışamaz halde bulunduğu dönemde mahrum kalınan karın elde edilememesi nedeniyle uğranılan zararın giderilmesini talep etmiş, davalı, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, süresinde ayıp bildiriminde bulunulmadığından aracın çalışmadığı dönemlere ilişkin olarak mahrum kalınan karın talep edilemeyeceğini, gerekli yedek parçalar kullanılarak motor yenileme işinin usulüne uygun yapıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece; davacının, eser sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklı tazminat talebinde bulunduğu, ayıptan kaynaklı TBK'nın 475 maddesine göre alacak talebinde bulunmadığı, genel hükümlere göre tazminat talebinde bulunulduğundan ayıp ihbarında bulunmasına gerek olmadığı gerekçesi ile hüküm kurulmuştur.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475.maddesinde sayılan seçimlik haklardan biri kullanılabilir.
İş sahibinin ayıptan doğan hakları TBK'nın m.475'te belirtilmiştir. TBK'nın 475.maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar; eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Aynı zamanda iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkıdır. Bunlarda ilk üçü, yani dönme, bedelden indirim ve ücretsiz onarım isteme hakları seçimlik haktır. Tazminat isteme hakkı ise, iş sahibinin zarar görmesi şartıyla her üç seçimlik hakla birlikte istenebilir. Bu haklar sınırlı olarak sayılmış olduğu için genişletilemez.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/3 maddesinde iş sahibinin genel hükümlere göre uğramış olduğu zararın tazminini isteme hakkı saklı tutulmuştur. Ancak tazminat istenebilmesi için iş sahibinin ayıbı yükleniciye zamanında ihbar etmesi ve kusurlu olmaması gerekir. Tazminatın şartları, eserdeki ayıp, zarar, ayıpla zarar arasında uygun illiyet bağı ve yüklenicinin kusurudur. Zararın kapsamına, ayıbın neden olduğu ilk zarar yani ayıptan doğan zarar girdiği gibi, ayıbı takip eden zarar da girer. Ayıbı takip eden zararlar arasında bilhassa ayıp nedeniyle iş sahibinin uğramış olduğu kazanç kayıplarıyla kira geliri kayıplarını saymak gerekir. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 6. Baskı, Ankara 2018, s. 652-653)(Yargıtay 15.H.D.'nin 2020/2940 E.2021/526 K)
6098 sayılı TBK'nın 474. maddesi hükümlerine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene ve açık ayıpları ihbar etmek zorunda olduğu, TBK'nın 472/son maddesi hükümleri gereğince ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması halinde gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi halde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı hükümleri getirilmiştir.
Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü deliller ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ilamı). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür.
Mahkemece, onarım tarihleri ve ayıbın ortaya çıktığı tarih itibariyle davacı tarafından süresi içerisinde ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmemesi yerinde değildir.
Bu durumda mahkemece, davacının arıza ile ilgili olarak Bursa 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/14 D.iş sayılı dosyasında tespit yaptırdığı anlaşıldığından, söz konusu tespit dosyasının dosya arasına alınarak, dosya kapsamına göre davacı tarafça araçta meydana gelen arıza sonrası dava dışı yetkili servise yapılan müracaat ile ilgili herhangi bir iş emri, fatura vs ekspertiz raporu düzenlenmediği anlaşıldığından, davacının tespit raporu ile birlikte ayıbın varlığını öğrendiği değerlendirilerek, tespit raporunun tebliği ile de davalı yükleniciye ihbarda bulunmuş olacağından, tespit dosyasında raporun davalı tarafa tebliğ edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı değerlendirilerek hüküm tesisi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile ayıp ihbar yükümlülüğünün bulunmadığının kabulü yerinde görülmemiştir (Yargıtay 15.H.D.'nin 2013/2193 E. 2014/1277 K., Yargıtay 15.H.D.'nin 2011/452 Esas 20211/7063 K.).
Davacı tarafça ibraz edilen ıslah dilekçesi sonrası, davalı vekilince süresi içerisinde ibraz edilen dilekçe ile ıslaha karşı zaman aşımı definde bulunulduğu halde mahkemece davalının zaman aşımı defi hususunda olumlu olumsuz değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir.
TBK'nın 478. maddesinde "Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar." hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece aldırılan 29/11/2021 tarihli raporda; davadan önce yaptırılan delil tespiti uyarınca düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitler yazılarak, davalı firmanın ayıplı hizmet verdiği, ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan heyet raporunda ise; dava konusu araçta davalı tarafından yapılan onarımlar arasında geçen toplam kullanım miktarı 16.338 km olduğu, bu kullanım süresinin ticari bir araç için oldukça az olduğu, yapılan tespit ve fotoğraflardan 3. silindir piston tepesinde erimenin 3. silindirde yanma sonucunda piston tepesinde bölgesel aşırı ısı artışı olduğu, bununda görüntü itibariyle enjektörden veya subap kılavuzundan sızan yağdan kaynaklanabileceği, davacı tarafından dava konusu araçta 05/08/2019 tarih ve 217.114 km.de yapılan onarımın içeriğinde enjektör değişimi veya revizyonunun yapılıp yapılmadığının önem arz etmekte olup 05/08/2019 tarihli 16.023,22-TL bedelli fatura içeriği incelendiğinde araçta bu onarım sırasında "enjektör revizyonu ve değişiminin" yapıldığının belirtildiği, 08/02/2019 tarihli 4.122,33-TL tutarındaki faturada da "Enjektör gömlek oring kanallı Isuzu NPR 4 adet " ve "Enjektör gömlek oringi Isuzu NPR 4 adet" değiştirildiğinin belirtildiği, dava konusu araçta motorunda oluşan arızanın davalı tarafından yapılan motor onarım işçiliği ve değişen parçalardan kaynaklandığının görüldüğü, ayıpların gizli ayıplı olduğu belirtilmiştir.
Davacı tarafça, onarımda değiştirildiği belirtilen (faturalandırılan) parçaların gerçekte hiç değiştirilmemiş olduğu iddia edildiğinden, mahkemece, öncelikle davalının ağır kusurlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu bu hali ile eksiktir. Zira bir edimin ağır kusurlu şekilde ifa edilip edilmediği hususu teknik bir konu olup Mahkemece bu hususta teknik bilirkişiden görüş alınarak ağır kusur halinin değerlendirilmesi gerekir. (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/4164 E. 2023/3686 K.).
Bu itibarla davacının iddiası, davalı tarafın savunması bütün olarak değerlendirilerek, davalının ayıba neden olan ediminin işin niteliği gereği ağır kusur mahiyetinde olup olmadığı hususunda bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre; ıslaha karşı zaman aşımı savunması hakkında olumlu olumsuz karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca eserin ayıplı olduğunun sabit olması ve belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde davacının ayıptan kaynaklı seçimlik haklarını ve genel hükümlere göre tazminat hakkını kullanabileceği açık olmakla birlikte; onarım bedelinin iade edilmesine rağmen taraflar arasındaki sözleşmeye konu (aynı onarıma, aynı parça bedellerine ilişkin) aynı arıza yada takılan parça bedellerinin istenemeyeceği de açıktır. Onarım bedelinin iadesine (eser sözleşmesi kapsamında sözleşme bedelinin iadesine) karar verilmesi halinde, ilaveten davacı tarafından istenebilecek tazminat; davalı tarafından yapılan onarımların ayıplı olması yada değiştirildiği söylenen parçaların değiştirilmemesi nedeni ile davacıya ait araçta meydana gelen farklı arızaların giderimine ilişkin olabilir.
Bu itibarla mahkemece, davalı tarafça yapılan onarımlarda faturalarda belirtilen parçaların değiştirilmek suretiyle onarımın yapılıp yapılmadığı, değiştirildiği belirtilmesine rağmen gerçekte değiştirilmeyen parçaların hangileri olduğu, davalı tarafça yapılan her iki onarımın ayrı ayrı değerlendirilerek, onarımların mahiyeti, birbirinin devamı onarımlar olup olmadığı, onarımın ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği gizli veya açık olup olmadığı, davalı tarafın eserin yapımında ağır kusurlu olup olmadığı, son arızanın (araçta çıkan yangında dikkate alınarak) davalı tarafça edimin gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklı olup olmadığı, bu durumda ayıplı ifanın araçta daha farklı arıza ve zararların meydana gelmesine neden olup olmadığı ve meydana gelmesine sebebiyet vermesi halinde, davalı tarafından yapılan onarımlardan/değiştirilen parçalardan bağımsız meydana gelen artan/yeni arızaların giderim bedelinin ayıbın ortaya çıktığı tarih de dikkate alınarak mahalli piyasa rayiçlerine göre giderim bedeli hususunda tarafların tüm iddia ve itirazlarını da ayrıntılı olarak değerlendirir şekilde ek rapor, gerekirse yeni bir heyetten rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. Aksi halde davalı tarafça yapılan onarım bedelinin davacıya iadesine karar verildiği halde bu onarım kapsamında olan arızaların da giderim bedeline hükmedilmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacaktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-a/6 maddesine göre, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;
1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih, ...sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince idesine,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca kesin olmak üzere 04/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır