(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36) (5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 220, 314, 315) (3713 S. K. m. 1, 3, 5) (5271 S. K. m. 101, 156, 188, 289) (16. CD. 28.06.2018 T. 2018/1164 E. 2018/2145 K.) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık ...... hakkında, 16/10/2017 tarihinde Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/285 Esas ve 2017/93 Karar sayılı dosyasında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 9 yıl hapis cezasına hükmedildiği,
Söz konusu kararın istinafı üzerine, Dairemizin 08/12/2017 tarih, 2017/100 Esas- 2017/84 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyizi nedeniyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 28/06/2018 tarih, 2018/1164 Esas- 2018/2145 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararı bozularak, dosya Dairemize iade olunmakla ve bozmanın mahiyetine göre Dairemizce duruşma açılması zorunlu olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18/02/2017 tarih ve 2017/563 sayılı iddianamesi ile sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddia olunarak TCK 314/2, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/1, TCK 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/285 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda,
"Sanığın örgüte ait şirket bünyesinde yer alan kurumlarda çalıştığı, her ne kadar 19/08/2016 tarihli ifadesi ve aynı tarihli savcılık ifadesinde 2004 yılından bu yana bu yapı içerisinde yer aldığını, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini, bu anlamda örgütün yapısı ve işleyişi, örgüt içerisinde yer alan kişiler ile görev ve sorumluluklarını örgüt içerisindeki konumu ve kaldığı süre ile uyumlu biçimde belirtmiş ise de kovuşturma aşamasında baskı altında ifade verdiğini beyan ederek soruşturma ifadelerinden döndüğü, kovuşturma aşamasında da ifadelerinde başvurulan tanık ......'ın, sanığın Tavşanlı ilçesinde bu yapının ana unsurlarından biri olduğunu beyan ettiği, tanık ......'nın, sanığın küçük esnaf bölgecisi olduğu, 8-10 kişilik esnaf gurubundan sorumlu olduğunu beyan ettiği, tanık ......'ın, sanığın küçük esnaf sorumlusu olarak büyük bölgeci ......'ın hiyerarşik olarak altında bulunduğu, esnaflardan sorumlu olarak bu yapının içerisinde olduğunu, Bylock adlı uygulama üzerinden şüpheli ile de görüşmeler yaptığını beyan ettiği, tanık ......'nin, sanığın büyük bölgecilerin altında küçük bölgeci olarak ...... isimli şüphelinin de bulunduğu, şüphelinin 5-6 kişilik esnaf gurubundan sorumlu olduğunu beyan ettiği, tanık ......'ın, sanığın küçük bölgeci pozisyonunda bulunduğunu, büyük bölgeci olarak ......'in altında yer aldığını, ...... ile aynı pozisyonda bulunduğunu, tanık ......'un, sanığın esnaflardan sorumlu küçük bölgeci olduğunu, büyük bölgecilerin alt pozisyonunda görev yaptığını, sorumlu bulunduğu bir esnaf gurubunun bulunduğunu, sohbet yaptığını, himmet toplayıp toplamadığını bilmediğini beyan ettiği, tanık ......'ın, büyük bölgeci ......'in altında bulunduğunu, şüphelinin zaman zaman topladığı himmet paralarını kendisine getirdiğini, topladığı himmet parası üzerinde harcama yetkisinin bulunmadığını, himmeti kendisine vermek zorunda olduğunu, topladığı himmet parasını bazı durumlarda ......'e verdiğini, Bylock adlı uygulama üzerinden esnaf bölgecileri ile görüştüğünü beyan ettiği, tanık ......'ın, sanığın Balıkesir'den geldiğini, küçük bölgeci olduğunu, sorumlu olduğu bir esnaf gurubunun bulunduğunu, haftalık bu esnaf gurubuna sohbetlere gittiğini, büyük bölgecilerden birinin alt pozisyonunda bulunduğunu, 2016 yılı Mart ayına kadar bu görevine devam ettiğini, Bylock adlı program üzerinden şüpheliyle de görüşmeler yaptığını beyan ettiği, tanık ......'ın, sanığın büyük bölgecilerin alt pozisyonunda bulunduğunu, aktif bir şekilde örgüt yapılanması içerisinde bölgeci pozisyonunda 2016 yılı Temmuz ayına kadar faaliyetlerine devam ettiğini, esnaf gurubu sorumluluğu bulunduğunu, bu esnaf gurubunda ......, ......, ......, ...... isimli kişilerin bulunduğunu, 2016 yılı Temmuz ayına kadar bu görevlerine devam ettiğini beyan ettiği, MASAK tarafından hazırlanıp gönderilen CD içerisindeki banka kayıtlarının incelenmesinde, sanığın .......... Katılım Bankası Mecidiyeköy şubesinde 29/02/2008 açılış tarihli, Balıkesir Şubesinde 06/03/2009 açılış tarihli, 09/11/2014 kapanış tarihli, Edremit Şubesinde 19/11/2013 açılış tarihli, 15/12/2014 kapanış tarihli, Tavşanlı Şubesinde 09/08/2016 açılış tarihli hesaplarının bulunduğu, ..........bank'tan 25/09/2014 tarihinde 20.000,00TL bireysel ihtiyaç kredisi çektiği, MEVDUAT İŞLEMLERİ çalışma sayfasında 28/09/2014 tarihinde hesabında 22.000,00 TL para bulunduğunun tespit edildiği, sanığın söz konusu banka hesabını aktif şekilde kullandığı anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde yer alan maddi deliller ile tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın makul bir nedene dayanmaksızın kovuşturma aşamasında dönmüş olduğu, bu nedenle itibar edilen soruşturma ifadelerinden de anlaşılacağı üzere 2004 yılından bu yana FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde bulunduğu, örgüte ait şirketler bünyesinde yer alan kurum ve kuruluşlarda çalıştığı, örgüt içerisinde büyük bölgesi olarak tanımlanan ......'in alt pozisyonunda "küçük bölgeci" olarak görev ve sorumluluk taşıdığı, bu bağlamda ......, ......, ......, ...... isimli esnafların yer aldığı esnaf grubunun sorumlusu olduğu, bu esnaf grubunun sohbet adı verilen örgütsel toplantıları organize edip sohbet yaptığı, örgütün belirlemiş olduğu ve kendisine iletilen hedef ve amaçlar doğrultusunda himmet adı altında topladığı paraları ...... veya bazı durumlarda ......'e teslim ederek örgüt içerisinde para akışını sağladığı, örgüt üyelerince kullanılan bylock isimli gizli haberleşme programını kullandığı, dosya içerisinde yer alan tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan profil bilgileri ile yazışma içerikleri dikkate alındığında söz konusu uygulamayı tamamen örgütsel amaçlarla kullandığı, örgütün finans kuruluşu olan Bank..........'yı kalkındırmak amacıyla 25/09/2014 tarihinde bir başka bankadan çekmiş olduğu bireysel ihtiyaç kredisini BDDK tarafından düzenlenen 28/05/2015 tarihli tespit raporunda belirtilen tarih aralığı itibariyle Bank..........'da bulunan hesabına yatırması nedeniyle örgütsel talimat doğrultusunda banka hesabına nakit girişi yaptığı anlaşılmakla sanığın 2004 yılından bu yana örgüt ile arasında sıkı bir organik bağ kurduğu, küçük bölgeci pozisyonu itibariyle örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, örgüt tarafından kendisine verilen görev kapsamında eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, yukarıda açıklanan ve sanığın gerçekleştirdiği sabit kabul edilen eylemlerinin yargısal kararlar ile uyarlık kazanan ve örgüt üyeliği suçu bakımından aranan eylem çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğunu karşıladığı, sanığın iradesini tamamiyle körelterek tam bir teslimiyet ve bağlılık duygusu ile hareket ettiği sabit kabul edilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza mahkumiyetine karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken kastının ağırlığı, eylemlerinin yoğunluk, çeşitlilik ve sürekliliği, amaç ve saiki, sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konumu göz önünde bulundurularak alt ceza sınırından ayrılma yoluna gidilmiştir.
Sanığın soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunarak bu yönde beyanda bulunmuş olmasına rağmen kovuşturma aşamasında makul bir neden öne sürmeden sadece dosya içerisinde yer alan adli raporlarla örtüşmeyecek şekilde baskı altında ifadede bulunduğunu belirterek bu beyanlarından vazgeçmiş olması sanığın halen dahi örgütün etkisi altında hareket ettiği, iradesini tamamı ile körleştirdiği, tam bir teslimiyet içerisinde olduğu kanaatini ortaya çıkarmış olup sanığa verilecek cezanın "ıslah edici" işlevini yerine getirmeyeceği değerlendirildiğinden heyetimizde takdiren TCK'nın 62 maddesi uyarınca verilen cezada indirim yapılmaması gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığı" şeklinde gerekçe ile sanığın 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin kararı sonrasında sanığın kendisine müdafii atadığı, sanık ve müdafiinin süresindeki istinaf dilekçeleri ile; Hükme esas alınan deliller suç teşkil etmediğinden beraat kararı verilmesi istemiyle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep ettikleri,
Dairemizce yapılan inceleme neticesinde;
Dairemizin 08/12/2017 tarih, 2017/100 Esas- 2017/84 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Bu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 28/06/2018 tarih, 2018/1164 Esas- 2018/2145 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararı "silahlı terör örgütü üyeliği suçundan CMK 101/3 maddesi gereğince tutuklamaya sevk edilip ve tutuklu olarak yargılanan sanığın, yargılama aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi CMK 156 maddesi gereğince re’sen müdafii görevlendirilmeyerek bulunduğu hal nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle çelişmeli yargılamanın gereği olan “silahların eşitliği” ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde, adaletin selameti açısından gerekli olan müdafiinin hukuki yardımından yararlandırılmadan yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek ve hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması yukarıda izah edilen mevzuat ile CMK 101/3, 188/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi" gerekçesine binaen bozularak, dosya Dairemize iade olunmakla, müdafii yokluğunun ve sanık hakkındaki delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
BOZMA SONRASI DAİREMİZDE YAPILAN YARGILAMA AŞAMASINDA:
SAVUNMA:
Sanık ......'in Dairemizce yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında; "Ben bu yapıya ait kurumlarda 9 haziran 2016 tarihine kadar çalıştım. 9 Haziran 2016 tarihinde istifa ettim. 19/08/2016 tarihinde gözaltına alındım. Daha sonra adli kontrol ile bırakıldım. Adli kontrol süresince yükümlülüklere uydum. İhlal etmedim. 17 aydır tutukluyum. Ayrıca 10 yaşından beri sağ gözüm görmüyor. Cezaevindeyken ameliyat oldum. Ancak yine gözüm görmüyor. Cezaevi şartlarında bu nedenle tedavim aksadığı gibi kendi şahsi işlerimi dahi yapamamaktayım. Mağduriyetim vardır. Ben suç işlediğimi kabul etmiyorum. Eğer suç işlediğim düşünülüyor ise tahliyemi talep ediyorum. Suçlamalar ile ilgili hususları da kabul etmediğimi belirtmiştim." şeklinde savunmada bulunduğu,
Sanığa soruşturma aşamasında alınan ifadesi sorulduğunda:
"Savcılık aşamasında verdiğim ifadeleri kabul etmiyorum. Ben o gün o şartlarda gözaltına alınmamın verdiği psikoloji ile beyanlarda bulundum. Ancak o beyanlarım doğru değildir. Herhangi bir suç işlemedim. Yasa dışı hiç bir eylemimde yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu,
Sanık müdafii Av. ......'nın savunmasında; "Öncelikle müvekkilimin soruşturma aşamasında verdiği ifadelerden döndüğü kovuşturma aşamasına kadar uzun bir zaman geçmiş olması nedeniyle, bu aşamada müvekkilimin verdiği soruşturma ifadelerine göre ifadede geçen kişiler hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, müvekkilimin verdiği ifadelerin yapılan soruşturmalara katkısının bulunup bulunmadığı, örgütün dağılması ya da faaliyetlerinin ortaya çıkarılması adına yararlı olup olmadığı hususlarında araştırma yapılarak müvekkilim hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılmasını talep ediyoruz." dediği görülmüştür.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Sanık ...... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan açılan kamu davasında sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de; soruşturma, kovuşturma ve istinaf aşamasında toplanan bilgi ve belgelere göre sanığın örgütün içerisinde fail olduğuna ve küçük esnaf bölgecisi olduğuna dair tanık beyanları bulunduğu, aynı şekilde bylock kaydı ve buna bağlı olarak da bylock içeriğinin tespit edildiği, örgüt liderinin Bank ..........'nın kurtarılması talimatından sonra başka bankadan kredi çekerek "20.000 TL" parayı aynı gün Bank ..........'ya yatırdığı, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında örgütün faaliyet ve üyeleri olaylar hakkında bilgi verdiği, daha sonra bundan vazgeçtiği bu da örgütün içerisinde üye olarak fail olduğunun göstergesi olduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 53, 58/9 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, TCK'nın 63 maddesi gereğince tutuklulukta ve nezarette geçen sürenin mahsubuna, sanığa takdir edilen cezanın miktarı, delil durumu ve tutukluluk süresine göre tahliye talebinin reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLER:
İddia, savunma, Adli muayene raporları, Kolluk araştırma tutanakları, arama yakalama el koyma tutanakları, BDDK'dan gelen müzekkere cevapları, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından gelen CD'nin çözümüne ilişkin bilirkişi raporu, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin Kütahya İl Emniyet Müd.KOM Şube Müd.tespit tutanağı, ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanağı ve ByLock mesajlaşma dökümleri, Adli Sicil ve Nüfus Kayıtları ve tüm dosya kapsamı.
SUÇ UNSURLARININ VE DELİLLERİN TARTIŞILMASI İLE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. maddesinde;"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. " silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
5237 sayılı TCK'nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun veya yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Bu tanımlamalar ışığı altında;
Silahlı terör örgütünü yönetmek suçu,
Örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgütün amacına uygun biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren ve genel stratejiyi belirleyen kimselerdir. Örgüt yöneticisi olmak için örgütün kurucusu olmak gerekmez. Yöneten kavramı içerisine sadece lider girmez. Örgütün bir lideri fakat birden fazla yöneteni olabilir. Yöneteni tespitte örgütün hiyerarşik yapısı, organizasyon şeması ve kişilerin yüklendikleri görevler önemlidir. Fail hiyerarşik olarak örgüt mensuplarının üzerinde bulunuyor, geniş bir coğrafi alanda; iş bölümü yapabiliyor, örgütün üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunuyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynayabiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise, yönetici olarak kabul edilmelidir.(Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2015/7734 esas ve 2017/5200 sayılı kararı)
Yine örgütün il sorumlularına talimat veren, rapor alan, altında bulunan il sorumlularının yerlerini değiştiren failin, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgüt amacına uygun biçimde işleyişini sağladığı gözetilerek yönetici olduğu kabul edilmelidir.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu,
Silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir.
Örgüt içindeki hiyerarşih yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçu ise,
TCK 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat 3. fıkra uyarınca suç işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır. Bu nedenle TCK 220/7. maddesinde belirtilen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem tipini teşkil etmektedir.
TCK md. 220 : (7) "Örgüt içindeki hiyerarşih yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. "
TCK 220/7. maddede, örgüte yardım edenin 'örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Fakat, aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan 'örgüte yardım etme' suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, fakat cezalandırma yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK. 314/3, 220/7. maddeleri delaletiyle, 314/2. madde ile hükmedilir. Fail, örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla ayrıca 220/6. madde delaletiyle 314/2. madde ile cezalandırılır.
Kanunda örgüte silah temini yoluyla yapılan yardım suçu 315. maddede ayrıca düzenlenmiştir. Silah üretimi, teinini, ülkeye sokulması, saklanması gibi eylemler yalnızca özel nitelikli yardım suçu olan 315. madde ile cezalandırılır.
Yardım niteliğindeki eylemlerin müstakil suç oluşturmayan faaliyet veya fiiller olması gerekir. Örgüt adına işlenen suçlara iştirak edilmesi halinde 220/6. maddedeki suç oluşmaktadır. Bu konuya yukarıda değinilmişti.
765 sayılı yasa gibi 5237 sayılı yasadaki düzenlemede de eylemin iradi olması aranmıştır. 765 sayılı yasada bazı yardım eylemleri yasa metninde ifade edilmişken 5237 sayılı yasada böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş yardım eden ifadesi kullanılmıştır.
Yardım sayılabilecek eylemler çok farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Örneğin; örgüt üyelerine yiyecek verme, barınma ihtiyacını karşılama, yol gösterme, bilgi verme, çeşitli malzeme temini gibi ihtiyaçları karşılama vb. davranışlar yardın olarak kabul edilir. Dolayısıyla, silahlı örgütün faaliyetlerine yardım edilmesi onun faaliyetlerinin kolaylaştırılması amacına yönelik olarak birtakım davranışlarda bulunulmasıdır. Örgütün varlığının veya üyelerinin yaşantısını sürdürmesine yönelik eylemler bu suçun oluşması için yeterlidir.
Yargıtay kararlarında örgütün yayınlarını ve bildirilerini dağıtmak, örgüt üyelerini barındırmak, yer temini, kılavuzluk yapmak, kuryelik yapmak, örgüt üyelerine yiyecek vermek, giyecek ve eşya temin etmek, katılım aktarılmasına yardımcı olmak, askeri faaliyetler hakkında örgüt üyelerine bilgi vermek, para vermek gibi eylemler yardım eylemleri olarak kabul edilmektedir.
Ancak failin belirtilen fiillerden birini veya birden fazlasını sürekli ve yoğun olarak yapması, örgüt üyeliği suçunun kanıtı olarak değerlendirebilir. Yargıtay, yardım eylemlerinin belirli bir yoğunluğa ulaşması halinde failin örgüt üyesi olduğunu kabul etmektedir.
BDDK'nın .......... Katılım Bankası hakkında hazırladığı Mali Durum Tespit Raporlarında, .......... Katılım Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütlü olarak suç gelirlerinin elde edilmesi, himmet adı altında toplanan suç gelirlerinin bankacılık sisteminde aklanması, bankanın FETÖ/PDY ile bağlantılı ulusal/uluslararası kuruluşlara .......... Katılım Bankası AŞ tarafından yüksek miktarda kredi kullandırılması, .......... Katılım Bankası A.Ş'nin ortaklık yapısında bulunan yöneticilerin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğunun açıklandığı,
MASAK'ın hazırlamış olduğu analiz raporlarında da .......... Katılım Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kurucusu olan Fethullah Gülen'in talimatlarıyla yönetildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin bankacılık işlemi adı altında toplanan himmet paralarını bu banka aracılığıyla akladığı,
Yine Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırlamış olduğu raporda da birçok ilde alınan bilgi alma tutanakları ile 17-25/Aralık/2013 sürecinden sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütlerinde yöneticilik yapan kişilerin bu örgüte mensup kişilere malvarlıklarını satarak malvarlıkları yoksa başka bankalardan para çekerek .......... Katılım Bankası'na para yatırmalarını istediklerini beyan etmeleri, yine .......... Katılım Bankası A.Ş'de banka genel müdürü ve banka yönetim kurulu üyelerinin 06.01.2014 tarihinde gönderdiği e postada " bizim iklimimizden bir abim... Bankamız için seferberlik ilan ettik, aynen 2001 de olduğu gibi, neyimiz varsa namusumuz bildiğimiz bankamız için yarından tezi yok getireceğiz...arkadaşlar evini arabasını satacak, gerekirse başka bankadan kredi çekecek bankamıza mevduat koyacağız" dediği,
BDDK'nın 28/05/2015 tarihli .......... Katılım Bankası Mali Durum Tespit Raporu'nda 2013 Aralık - 06/01/2014 döneminde .......... Katılım Bankası'nın mevduatı 1.684.368 TL azalırken 06.01.2014- 10.01.2014 döneminde 227.240 TL arttığı, 01.12.2013- 30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde .......... Katılım Bankası A.Ş nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06.01.2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30.01.2014 tarihinde 6.069 adet olarak gerçekleştiği, 29.05.2015 tarihine kadar mevduat girişinin yoğun olarak yapıldığı ayrıntılı olarak anlatıldığı,
FETÖ/PDY Terör örgütü elebaşısı Fethullah Gülen'in 17/25 Aralık 2013 sürecinde örgüt üyelerine zor durumda olan Bank ..........'yı uhud harbindeki "okçular tepesi" olarak nitelendirerek terk edilmemesi gerektiğini belirtip, para yatırmalarına yönelik talimat verdiği,
BDDK, MASAK ve EGM'nin ayrıntılı raporlarından da anlaşılacağı üzere, .......... Katılım Bankasının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca yönetildiği, bankanın siyasi gelişmeler üzerine likidite sorunu yaşaması sebebiyle bizzat başta Fetullah GÜLEN ve diğer FETÖ/PDY terör örgütü yöneticileri tarafından mensuplarına verilen talimatlarla FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarından malvarlıklarını satıp .......... Katılım Bankasına yatırmalarını istemesi üzerine, bu talimatı alan örgüt mensuplarının 06/01/2014 ile 29/05/2015 tarihleri arasında hayatın olağan akışına aykırı olarak raporlarla teyit edildiği üzere .......... Katılım Bankasının mali olarak durumunun kötü olduğu bir dönemde bu bankada hesap açtığı ve hesaplarına para yatırdıklarının tespit edildiği görülmüştür.
Dolayısıyla 06/01/2014 ile 29/05/2015 tarihleri arasında hayatın olağan akışına aykırı olarak raporlarla teyit edildiği üzere .......... Katılım Bankasının mali olarak durumunun kötü olduğu bir dönemde bu bankada hesap açtığı ve hesaplarına para yatırdıkları tespit edilen, ancak silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt yöneticisi veya üyesi olduğuna ilişkin delil elde edilemeyen, bu yönde kanaatte oluşmayan sanıkların eylemlerinin, terör örgütü ile iltisak ve irtibatını gösterir verilerin elde edilmesi halinde Silahlı Terör Örgütü içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu oluşturacağı açıktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık ......'in, SGK kayıtlarına göre FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne ait şirket bünyesinde yer alan kurumlarda çalıştığı, her ne kadar 19/08/2016 tarihli kolluk ifadesi ve aynı tarihli savcılık ifadesinde 2004 yılından bu yana bu yapı içerisinde yer aldığını, etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini, bu anlamda örgütün yapısı ve işleyişi, örgüt içerisinde yer alan kişiler ile görev ve sorumluluklarını örgüt içerisindeki konumu ve kaldığı süre ile uyumlu biçimde belirtmiş ise de kovuşturma aşamasında baskı altında ifade verdiğini beyan ederek soruşturma ifadelerinden döndüğü,
Kovuşturma aşamasında da ifadelerine başvurulan tanık ......'ın, "sanığın Tavşanlı ilçesinde bu yapının ana unsurlarından biri olduğunu" beyan ettiği, tanık ......'nın, "sanığın küçük esnaf bölgecisi olduğu, 8-10 kişilik esnaf gurubundan sorumlu olduğunu" beyan ettiği, tanık ......'ın, "sanığın küçük esnaf sorumlusu olarak büyük bölgeci ......'ın hiyerarşik olarak altında bulunduğu, esnaflardan sorumlu olarak bu yapının içerisinde olduğunu, Bylock adlı uygulama üzerinden şüpheli ile de görüşmeler yaptığını" beyan ettiği, tanık ......'nin, "sanığın büyük bölgecilerin altında küçük bölgeci olarak ...... isimli sanığında bulunduğu, sanığın 5-6 kişilik esnaf gurubundan sorumlu olduğunu" beyan ettiği, tanık ......'ın, "sanığın küçük bölgeci pozisyonunda bulunduğunu, büyük bölgeci olarak ......'in altında yer aldığını, ...... ile aynı pozisyonda bulunduğunu" beyan ettiği, tanık ......'un, "sanığın esnaflardan sorumlu küçük bölgeci olduğunu, büyük bölgecilerin alt pozisyonunda görev yaptığını, sorumlu bulunduğu bir esnaf gurubunun bulunduğunu, sohbet yaptığını, himmet toplayıp toplamadığını bilmediğini" beyan ettiği, tanık ......'ın, "sanığın büyük bölgeci ......'in altında bulunduğunu, sanığın zaman zaman topladığı himmet paralarını kendisine getirdiğini, topladığı himmet parası üzerinde harcama yetkisinin bulunmadığını, himmeti kendisine vermek zorunda olduğunu, topladığı himmet parasını bazı durumlarda ......'e verdiğini, Bylock adlı uygulama üzerinden esnaf bölgecileri ile görüştüğünü" beyan ettiği, tanık ......'ın, "sanığın Balıkesir'den geldiğini, küçük bölgeci olduğunu, sorumlu olduğu bir esnaf gurubunun bulunduğunu, haftalık bu esnaf gurubuna sohbetlere gittiğini, büyük bölgecilerden birinin alt pozisyonunda bulunduğunu, 2016 yılı Mart ayına kadar bu görevine devam ettiğini, Bylock adlı program üzerinden sanıkla da görüşmeler yaptığını" beyan ettiği, tanık ......'ın, "sanığın büyük bölgecilerin alt pozisyonunda bulunduğunu, aktif bir şekilde örgüt yapılanması içerisinde bölgeci pozisyonunda 2016 yılı Temmuz ayına kadar faaliyetlerine devam ettiğini, esnaf gurubu sorumluluğu bulunduğunu, bu esnaf gurubunda ......, ......, ......, ...... isimli kişilerin bulunduğunu, 2016 yılı Temmuz ayına kadar bu görevlerine devam ettiğini" beyan ettiği,
MASAK tarafından hazırlanıp gönderilen CD içerisindeki banka kayıtlarının incelenmesinde, sanığın .......... Katılım Bankası Mecidiyeköy şubesinde 29/02/2008 açılış tarihli, Balıkesir Şubesinde 06/03/2009 açılış tarihli, 09/11/2014 kapanış tarihli, Edremit Şubesinde 19/11/2013 açılış tarihli, 15/12/2014 kapanış tarihli, Tavşanlı Şubesinde 09/08/2016 açılış tarihli hesaplarının bulunduğu, ..........bank'tan 25/09/2014 tarihinde 20.000,00TL bireysel ihtiyaç kredisi çektiği, mevduat işlemleri çalışma sayfasına göre 28/09/2014 tarihinde hesabında 22.000,00 TL para bulunduğunun tespit edildiği, sanığın söz konusu banka hesabını aktif şekilde kullandığı anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde yer alan maddi deliller ile tanık anlatımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın makul bir nedene dayanmaksızın soruşturma aşamasındaki ifadesinden kovuşturma aşamasında dönmüş olduğu, bu nedenle itibar edilen soruşturma ifadelerinden de anlaşılacağı üzere 2004 yılından bu yana FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde bulunduğu, örgüte ait şirketler bünyesinde yer alan kurum ve kuruluşlarda çalıştığı, örgüt içerisinde büyük bölgesi olarak tanımlanan ......'in alt pozisyonunda "küçük bölgeci" olarak görev ve sorumluluk taşıdığı, bu bağlamda ......, ......, ......, ...... isimli esnafların yer aldığı esnaf grubunun sorumlusu olduğu, bu esnaf grubunun sohbet adı verilen örgütsel toplantıları organize edip sohbet yaptığı, örgütün belirlemiş olduğu ve kendisine iletilen hedef ve amaçlar doğrultusunda himmet adı altında topladığı paraları ...... veya bazı durumlarda ......'e teslim ederek örgüt içerisinde para akışını sağladığı,
Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı kararında ve yine 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'un sanık tarafından …. numaralı GSM hattı üzerinden kullanıldığının dijital deliller üzerinde yapılan teknik araştırma neticesinde kesin olarak tespit edildiği, ByLock içeriklerinin sanığa ait olduğu, dosya içerisinde yer alan tespit ve değerlendirme tutanağında yer alan profil bilgileri ile yazışma içerikleri dikkate alındığında söz konusu uygulamayı tamamen örgütsel amaçlarla kullandığının belirlendiği,
Örgütün finans kuruluşu olan Bank..........'yı kalkındırmak amacıyla 25/09/2014 tarihinde bir başka bankadan çekmiş olduğu bireysel ihtiyaç kredisini BDDK tarafından düzenlenen 28/05/2015 tarihli tespit raporunda belirtilen tarih aralığı itibariyle Bank..........'da bulunan hesabına yatırması nedeniyle örgütsel talimat doğrultusunda banka hesabına nakit girişi yaptığı, sanığın 2004 yılından bu yana örgüt ile arasında sıkı bir organik bağ kurduğu, küçük bölgeci pozisyonu itibariyle örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının belirlendiği,
Böylelikle sanık ......'in, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşisi içerisinde eylem ve diğer faaliyetlerinin zamansal olarak süreklilik, çeşitlilik ve belirgin bir yoğunluğa ulaştığı, dış dünyaya kapalı, örgütün gizlilik, disiplin ve mutlak sadakat gibi kurallara uygun davranışlar sergilediği, gerçekleştirdiği eylemlerin örgütün varlığına ve güçlendirilmesine nedensel bağ taşıdığı, sanığın örgüt ile arasında organik bağ kurduğu anlaşıldığından, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülüp, örgüt üyeliği suçundan mahkumiyetine karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastının yoğunluğu, sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konumu nazara alınarak takdiren ve teşdiden alt ceza sınırından ayrılma yoluna gidilmiş; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 3. maddesi atfı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 5/1 maddesi uyarınca sanığın işlediği suçun terör suçu olarak düzenlenmesi nedeniyle sanığa verilen cezada yarı oranında arttırılmış, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki tutumu, fiilden sonraki davranışları, pişmanlık gösterdiğine dair kovuşturma aşamasında beyanının bulunmaması, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için yargılamada herhangi bir katkısının bulunmaması gözetilerek TCK'nun 62. maddesi uyarınca takdiren indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilerek sonuç ceza belirlenmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
1-Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2017 tarih, 2017/285 esas ve 2017/93 sayılı kararının CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Sanık ......'in sübut bulan eylemine uyan "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 5237 sayılı TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi , suçun işlenmesindeki özellikler, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastının yoğunluğu, sanığın örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konumu nazara alınarak takdiren ve teşdiden6YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Yasal koşullar oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 221/4 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığa verilen cezanın, müsnet suçun 3713 sayılı kanunun 3.maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak sanığın9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki tutumu, fiilden sonraki davranışları, pişmanlık gösterdiğine dair kovuşturma aşamasında beyanının bulunmaması, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için yargılamada herhangi bir katkısının bulunmaması gözetilerek TCK'nun 62. maddesi uyarınca takdiren indirim yapılmasına yer olmadığına,
Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
5237 Sayılı TCK 58/9. maddesi gereğince; sanığa verilen cezanın MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE göre çektirilmesine, Sanık hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ uygulanmasına,
Sanığın tutuklulukta ve gözaltında kaldığı günlerin TCK'nın 63 maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
3-CMK.nun 330/2. maddesi uyarınca sanığın kanun yolu başvurusu üzerine hükmün bozulması nedeniyle kanun yolu başvuru sürecinde yapılan yargılama giderlerinin takdiren kamu üzerinde bırakılmasına,
CMK'nun 324. maddesindeki düzenleme gözetilerek ilk derece mahkemesi aşamasında 32,04 TL posta gideri, 68,44 TL sarf kararı, 200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 300,48 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Tutuklamanın genel ilkelerini belirleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5-6 maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19. maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 02/07/2013 tarihli 2012/1137 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, CMK 100 ve devamı maddelerindeki tutuklama koşullarının bulunduğu, hükmedilen ceza miktarı ile sanığın tutuklu kaldığı süreye göre tutukluluk halinin devamı kararının ölçülü olduğu, sübut bulan suçun CMK-100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin de kesinleşen yargı kararları ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilmesine ve aynı örgüte üye olma suçundan yargılanan bazı sanıkların yurt dışına kaçtıklarının, bazılarının ise yasal olmayan yollardan kaçarken yakalandıklarının bilinmesine nazaran kaçma ihtimali bulunan sanık hakkında CMK-109/3 maddesinin a ve f bentlerinde düzenlenen adlî kontrol tedbirlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı hususunda dairemizde oluşan kanaate göre CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı CMK 101/5 maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere bulunulan yer Mahkemelerine verilecek dilekçe yada zabıt katibine verilecek beyanla tutulan tutanakla, ayrıca Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne tutanağa bağlanmak şartıyla bulunulacak beyan veya dilekçeyle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'ne itiraz yolu açık olarak, (ihtar edildi)
5-Sanık hakkında hüküm özeti düzenlenerek ceza infaz kurumuna gönderilmesine,
Dair, sanığın ve sanık müdafiinin segbis marifeti ile yüzüne karşı, iddia makamının huzurunda “tefhimden itibaren 15 gün içerisinde"; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olarak, "süresinde temyiz edilmemesi halinde başka bir karara, ihtara, tebliğe ve işleme gerek kalmaksızın kesinleşeceği ve karar gereğinin uygulanacağı bildirilerek” mütaalaya uygun ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/10/2018 (¤¤)