(5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 314) (3713 S. K. m. 1, 3, 5) (5271 S. K. m. 135) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.) (16. CD. 14.07.2017 T. 2017/1443 E. 2017/4758 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık ........ hakkında, Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarih, 2017/35 Esas ve 2017/179 Karar sayılı dosyasında sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedildiği,
Söz konusu kararın istinafı üzerine, Dairemizin 11/01/2018 tarih, 2018/32 Esas- 2018/53 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın temyizi nedeniyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22/11/2018 tarih, 2018/1813 Esas- 2018/4471 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararı bozularak, dosya Dairemize iade olunmakla ve bozmanın mahiyetine göre Dairemizce duruşma açılması zorunlu olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Kütahya C. Başsavcılığının 03/01/2017 tarih ve 2017/70 sayılı iddianamesi ile sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlunu işlediği iddia olunarak TCK 314/2, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/1, TCK 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/35 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda,
"Sanık ........'nin Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosunda öğretmen olarak görev yapaktayken dosya kapsamında yer alan kayıt ve belgelerden görüleceği üzere 672 sayılı OHAL KHK'sı ile kamu görevinden çıkarıldığı, Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğünden gönderilen MEBBİS sonucuna göre 26/06/2012-31/03/2013 ile 05/01/2014-23/07/2017 (KHK ile sendikanın kapatılma tarihi) tarihleri arasında ........ isimli sendikaya üye olduğu, Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünden gönderilen rapor sonucuna göre sanığın abonelik kaydı adına bulunan ........ numaralı GSM hattı ile ........; İMEİ numarasına sahip mobil cihazda ........ tespiti yapıldığı, dosya içerisinde yer alan 09/11/2016 tarihli yakalama, üst arama ve el koyma tutanağından görüleceği üzere 09/11/2016 tarihinde sanığın yapılan üst aramasında ........ tespiti yapılan ........ numaralı GSM hattı ile ........; İMEİ numarasına sahip ........ marka ve model mobil cihaza el koyma işlemi yapıldığı, MASAK'tan CD içerisinde gönderilen verilerin rapor haline getirilmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporuna göre sanığın ........ Bankası nezdinde 12 adet hesabının bulunduğu, sanığın 10/09/2014 tarihinde ........ Bankasından 10.000 TL bireysel ihtiyaç kredisi çekildiği, aynı tarihte sanığın ........ İBAN numaralı hesabının gün sonu bakiyesinin 10.000.31 TL olduğu, kovuşturma aşamasında BTK'ya ........ programı için kiralanan IP adresi sunucularına hangi gün ve saatlerde erişim sağlandığına dair "karşı IP bilgilerini" gösterir şekilde CMK'nın 135. maddesi uyarınca iletişimin tespiti ile ilgili kayıtların gönderilmesi istenmiş olup gelen yazı cevabına göre söz konusu IP adresi sunucularına erişim sağlandığı, sinyal alınan baz istasyonlarının ise sanığın iş ve yaşam çevresi ile uyum gösterdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanık savunmalarında ........ uygulamasını kullanmadığını beyan etmiş ise de; dosya içerisinde yer alan 09/11/2016 tarihli yakalama, üst arama ve el koyma tutanağından görüleceği üzere 09/11/2016 tarihinde sanığın yapılan üst aramasında ........ tespiti yapılan ........ numaralı GSM hattı ile ........; İMEİ numarasına sahip ........ marka ve model mobil cihaza el koyma işlemi yapıldığı, BTK'dan gelen yazı cevabına göre söz konusu IP adresi sunucularına erişim sağlandığı, sinyal alınan baz istasyonlarının ise sanığın iş ve yaşam çevresi ile uyum gösterdiği anlaşılmakla sanığın maddi, somut deliller ile örtüşmeyen savunmalarına itibar edilmeyerek heyetimizce sanığın ........ uygulamasını örgütsel amaçlarla kullandığı kesinlik derecesinde, her türlü şüpheden uzak şekilde sabit kabul edilmiştir.
Sanığın yukarıda açıklandığı üzere örgütün finans kurumu olan Bank........ isimli bankada farklı tarihlerde çok sayıda hesap açtırıp aktif olarak kullandığı, örgüt üyelerince iletişim sağlamak amacıyla kullanılan ........ isimli gizli haberleşme programını tamamen örgütsel amaçlarla kullandığı, örgütün meşru ve seçilmiş hükumeti üzerinde baskı unsuru oluşturmak, yasal görünümü altında örgütsel faaliyetlerini sürdürmek amacıyla kurdurduğu sendikaya üye olduğu anlaşılmakla sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile arasında güçlü bir organik bağ kurduğu, bireysel iradesini körleştirerek tam bir teslimiyet duygusu ve örgütsel disiplin ile hareket ettiği, inkara yönelik dosya içerisinde yer alan maddi deliller ile örtüşmeyen savunmalarının sanığın belirtilen bu örgütsel tavrına işaret ettiği, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldığı, anılan eylemlerinin örgüt üyeliği suçu bakımından aranan eylem çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu unsurlarını karşıladığı sabit kabul edilerek sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ceza mahkumiyetine dair sanık hakkında TCK 62. maddesinin uygulanmasına binaen "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan 5237 Sayılı TCK 314/2, TMK 5/1, TCK 62, 53/1-2-3, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin kararına karşı sanık ve müdafiinin süresindeki istinaf dilekçeleri ile; Hükme esas alınan deliller suç teşkil etmediğinden beraat kararı verilmesi istemiyle istinafta bulunarak yerel mahkeme kararının bozulmasını talep ettikleri,
Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; Dairemizin 11/01/2018 tarih, 2018/32 Esas- 2018/53 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
Bu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22/11/2018 tarih, 2018/1813 Esas- 2018/4471 Karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararı "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E. 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “........ iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil” olacağının kabul edildiği gözetilerek; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ........ uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bu delilin suçun vasfının tespiti açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; İlgili birimlerden talep edilen ayrıntılı ........ tespit ve değerlendirme tutanağının dönüşü beklenerek duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi," gerekçesine binaen bozularak, dosya Dairemize iade olunmakla, duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
BOZMA SONRASI DAİREMİZDE YAPILAN YARGILAMA AŞAMASINDA:
SAVUNMA:
Sanık ........'nin Dairemizce yapılan yargılama sırasında alınan savunmasında; "Daha önceki savunmalarım geçerlidir. Log kayıtları ile daha önce giriş çıkış yaptığım tarih olarak belirtilen tarihler birbirini tutmamaktadır. Ben bylock kullanmadığımı daha önce de belirttim. Tespit ve değerlendirme tutanağı da bana ait değildir. Kullanıcı adı ve şifre de bana ait değildir. ........ veya soyismi ........ olan yakınen tanıdığım biri yoktur, Sendika üyeliğim ve Bank ........ ile ilgili hesap hareketlerim kesinlikle talimat ile değildir. Bu savunmalarımı daha önce belgeleri ile birlikte yaptım, aynen geçerlidir. ........ ile ilgili log kayıtları ve BTK'dan gelen kayıtlar birbirini tutmamaktadır. ........ kullanmadım, tespit ve değerlendirme tutanağı bana ait değildir" şeklinde savunmada bulunduğu.
Sanık müdafii Av. ........ savunmasında; "Müvekkilim hakkında tespit ve değerlendirme tutanağı kullandığı hat veya telefon üzerinden yapılmış değildir, kapan projesi diye bir çalışma kapsamında nasıl yapıldığı belli olmayan bir tespittir. Ayrıca MİT'den gelen log kayıtları ile BTK'dan gelen CGNAT kayıtları arasında uyuşmazlık vardır. Yine tespit ve değerlendirme tutanağında mesaj ve arama bulunmamaktadır. Haberleşme amaçlı kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamalarına göre gizliliği sağlamak için bu programın kullanıldığının kesin olarak tespit edilmesi gerekir; ancak müvekkilim ile ilgili bu tespitler yoktur, bu tespitin nasıl yapıldığı, ayrıca bu programına haberleşmede kullanılıp kullanılmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, Müvekkilim hakkında sendika üyeliği, örgüt üyeliğinin delili olarak esas alınamaz. Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir. Örgütsel amaç ile sendikaya üye olmamıştır. ........ ile ilgili çelişkileri ve delil olarak esas alınamayacağını, bu hususta haberleşme maksadı ile kullanılmadığını ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği yönündeki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, Bank ........ hesabı 2006 yılında açılmış olup dosya içinde bulunan bilirkişi raporuna göre de 2012-2016 yılları arasında yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Bilirkişi şüpheli hesap hareketlerine rastlanmadığını, bir tek 10/09/2014 tarihindeki 10.000 TL miktarlı hesap hareketinin şüpheli olduğunu belirtmiş; ancak müvekkilimin önceki yıllardaki kullanımı da gözetildiğinde Yargıtay'ın son kararlarına göre rutin bankacılık işlemidir. Bu nedenle örgütsel eylem olarak kabul edilemez. Müvekkilim hakkında suçun maddi-manevi unsurları, tipiklik unsuru oluşmamıştır. Öncelikle beraatine, aksi halde lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz" dediği görülmüştür.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, Sanık ........'nin 26/06/2012-31/03/2013 ile 05/01/2014-23/07/2017 tarihleri arasında ........ isimli sendikaya üye olduğu, abonelik kaydı adına bulunan ........ numaralı GSM hattı ile ........ kullandığı, bilirkişi raporuna göre sanığın ........ Bankası nezdinde 12 adet hesabının bulunduğu, örgüt liderinin çağrısı üzerine 10/09/2014 tarihinde ........ Bankasından 10.000 TL kredi çekerek söz konusu parayı ........ Bankasındaki hesabına yatırdığı, böylece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hiyerarşisi içerisinde bulunduğu ve bu şekilde üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmakla, sabit olan suçundan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK.nun 314/2, 3713 Sayılı TMK.nun 5/1, TCK.nun 53, 58/9, 63. Maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLER:
Adli muayene raporları, Kolluk araştırma tutanakları, Arama yakalama el koyma tutanakları, Kütahya Valiliği cevapları, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından gelen CD'nin çözümüne ilişkin bilirkişi raporu, Sanığın bylock kullanıcısı olduğuna ilişkin Kütahya İl Emniyet Müd.KOM Şube Müd.tespit tutanağı, ........ Tespit ve Değerlendirme tutanağı ve ........ mesajlaşma dökümleri, Adli Sicil ve Nüfus Kayıtları,
SUÇ UNSURLARININ VE DELİLLERİN TARTIŞILMASI İLE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde; "(Değişik fıkra: 15/07/2003 - 4928 S.K./20. md.) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." hükmü yer almaktadır.
Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde gösterilmiştir.
5237 sayılı yasanın 314. maddesinde;"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. " silahlı örgüt kuran, yöneten ve üyeliği suçlarına ilişkin yasal hüküm yer almaktadır.
5237 sayılı TCK'nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun veya yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için;
a-Hiyerarşik yapıya, sıkı bir disipline, eylemli bir işbirliğine sahip olan ve en az üç kişiden oluşan, yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli bir örgüt mevcut olmalıdır.
b-Bu örgüt, Türk Ceza Kanununun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş olmalıdır,
c-Bu örgüt silahlı olmalıdır.
Bu tanımlamalar ışığı altında;
Silahlı terör örgütünü yönetmek suçu,
Örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgütün amacına uygun biçimde işleyişini sağlayan, örgüt üyelerine görev veren ve genel stratejiyi belirleyen kimselerdir. Örgüt yöneticisi olmak için örgütün kurucusu olmak gerekmez. Yöneten kavramı içerisine sadece lider girmez. Örgütün bir lideri fakat birden fazla yöneteni olabilir. Yöneteni tespitte örgütün hiyerarşik yapısı, organizasyon şeması ve kişilerin yüklendikleri görevler önemlidir. Fail hiyerarşik olarak örgüt mensuplarının üzerinde bulunuyor, geniş bir coğrafi alanda; iş bölümü yapabiliyor, örgütün üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunuyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol oynayabiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise, yönetici olarak kabul edilmelidir.(Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2015/7734 esas ve 2017/5200 sayılı kararı)
Yine örgütün il sorumlularına talimat veren, rapor alan, altında bulunan il sorumlularının yerlerini değiştiren failin, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgüt amacına uygun biçimde işleyişini sağladığı gözetilerek yönetici olduğu kabul edilmelidir.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu,
Silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
Örgüte üye olmak; örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda verilmiş Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adlı silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2. maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı kararında, yine 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ........'un sanık tarafından kullanıldığının dijital deliller olan ........ Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, HIS (CGNAT) kayıtları, HTS kayıtları, numara kullanan IMEİ kayıtları üzerinde yapılan teknik araştırma neticesinde kesin olarak tespit edildiği, ayrıca karar yerinde tartışılan diğer somut deliller ile de sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır.
Sanığın örgütün talimatı doğrultusunda kendisi tarafından kullanılan GSM hattı üzerinden cep telefonuna bylock programını indirerek bu programı kullandığı, ayrıca sanığın Bank........'da örgüt yöneticilerinin talimatı doğrultusunda hareket ederek bakiye artırıcı işlemler yaptığı, örgütle bağlantısı nedeniyle kapatılan ........ sendikasına aidiyet duygusuyla üye olduğu, sanığın bu eylem ve faaliyetlerinin zamansal olarak süreklilik, çeşitlilik ve belirgin bir yoğunluğa ulaştığı, sanığın gerek ilk derece mahkemesindeki yargılamada ve gerekse Dairemizdeki yargılama sırasında sadece inkara yönelik savunmalarda bulunmasının dosya kapsamında mevcut ve mahkumiyete esas teşkil eden deliler karşısında cezalandırılmaktan kurtulmaya yönelik itibar edilemeyecek mahiyette olduğunun kabulü ile, sanığın Silahlı Terör Örgütü olduğu hususu yargı kararları ile kesinleşen FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşisi içerisinde dış dünyaya kapalı, örgütün gizlilik, disiplin ve mutlak sadakat gibi kurallara uygun davranışlar sergilediği, gerçekleştirdiği eylemlerin örgütün varlığına ve güçlendirilmesine nedensel bağ taşıdığı, sanığın örgüt ile arasında organik bağ kurduğu anlaşıldığından, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülüp, ceza mahkumiyetine karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır.
Sanık hakkında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığın kastının ağırlığı, eylemlerinin yoğunluk ve sürekliliği, sanığın örgüt içerisindeki hiyerarşik konumu, amaç ve saiki dikkate alınarak alt ceza sınırından ayrılma yoluna gidilmemiş; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 3. maddesi atfı ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 5/1 maddesi uyarınca sanığın işlediği suçun terör suçu olarak düzenlenmesi nedeniyle sanığa verilen cezada yarı oranında arttırım yoluna gidilmiş, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesi uyarınca sanığın eylemden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, suçun işlendiği tarihteki durumu göz önüne alındığında sabıkasız geçmişi de dikkate alınarak takdiren ceza indirimi yapılarak sonuç ceza belirlenmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Kütahya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2017 tarih, 2017/35 Esas ve 2017/179 sayılı kararının CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Sanık ........'nin sübut bulan eylemine uyan "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 5237 sayılı TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi , suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak takdiren 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezanın, müsnet suçun 3713 sayılı kanunun 3.maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılarak sanığın 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Yasal koşullar oluşmadığından sanık hakkında TCK'nın 221/4 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Cezayı hafifletecek taktiri nedenlerin varlığının somut olayda sanıkla ilgili bulunduğu kabul edilmekle, TCK'nun 62. maddesi uyarınca verilen ceza takdiren 1/6 oranında indirilerek 6 YIL 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
5237 Sayılı TCK 58/9. maddesi gereğince; sanığa verilen cezanın MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNE göre çektirilmesine, Sanık hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİ uygulanmasına,
Sanığın tutuklulukta ve gözaltında kaldığı günlerin TCK'nın 63 maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
3-CMK.nun 330/2. maddesi uyarınca sanığın kanun yolu başvurusu üzerine hükmün bozulması nedeniyle kanun yolu başvuru sürecinde yapılan yargılama giderlerinin takdiren kamu üzerinde bırakılmasına,
CMK'nun 324. maddesindeki düzenleme gözetilerek ilk derece mahkemesi aşamasında tebligat gideri 55,00 TL, posta gideri 16,70 TL olmak üzere toplam 71,70 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Sanık ........ hakkında CMK 109/3-a maddesi uyarınca YURT DIŞINA ÇIKAMAMAK yönünde verilen adli kontrolün DEVAMINA,
Dair, sanığın ve müdafiinin (segbis marifetiyle) yüzüne karşı, iddia makamının huzurunda “tefhimden itibaren 15 gün içerisinde"; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olarak, "süresinde temyiz edilmemesi halinde başka bir karara, ihtara, tebliğe ve işleme gerek kalmaksızın kesinleşeceği ve karar gereğinin uygulanacağı bildirilerek” mütaalaya uygun ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2019 (¤¤)