Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmakla,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tüm askeri birliklerde "birim yapılanması" adıyla ülke genelinde olduğu gibi mahrem yapılanma anlamında bir yapılanmaya gittiği, bu yapılanma kapsamında her askeri birlik için sözde Müdürlükler oluşturulduğu, bu hiyerarşik yapıda Müdür, Müdür Yardımcısı, Öğretmen veya Asistan olarak isimlendirilen Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların askeri personel/öğrencilere yönelik örgütsel faaliyet yürüttükleri, yürütülen faaliyetler kapsamında örgüte mensup askeri personel/öğrencilerle Mahrem Yapı İmamı/Sivil İmamların dini sohbet toplantıları yaptıkları, bu toplantılarda örgüte eleman temin etme, mahrem yapı imamlarının ilgilendikleri askeri personel/öğrenciler vasıtasıyla ilgili askeri birlik hakkında bilgi toplama, çalışan askeri personelden himmet, kurban parası, gazete/dergi aboneliği ve promosyon parası vb. isimler adı altında para toplamak suretiyle örgüte gelir temin etme gibi örgütsel faaliyetlerin yürütüldüğü,
Ayrıca Mahrem Yapı İmamları/Sivil İmamların FETÖ/PDY terör örgütü üyesi askeri personel ile henüz muvazzaf olmadan askeri öğrenci oldukları zaman görüşmeye başladıkları, mezun olduklarında ise tayin oldukları ilde bulunan mahrem yapı sorumlusunun öğrencinin mezun olduğu askeri okulun bulunduğu il merkezine giderek, mezun olan bu askeri öğrencilerle yüz yüze görüştükleri, ardından mezun olan askeri personel ile atandıkları illerde tekrar buluşarak bulundukları illerde örgütsel faaliyet yürüten Mahrem Yapı Sorumluları/Sivil İmamlar ile askeri personelin tanıştırıldığı ve örgütsel faaliyetlere atandıkları illerde devam ettikleri,
Örgütsel faaliyetlerin deşifre olmaması adına ise yine örgütün kendi hiyerarşisinde belirlediği TEDBİR olarak adlandırılan gizlilik kurallarının uygulandığı, bu kurallar çerçevesinde örgüt üyesi olan askeri personel/öğrencilerle örgütsel faaliyetler kapsamında ilişki/irtibatlı olan ve Sivil İmam olarak tabir edilen şahısların Ankesörlü/Kontörlü telefon hatları üzerinden askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları, irtibat sonrası sivil imamların kendi ikametlerinde ya da askeri personel/öğrencilerin kaldıkları evlerde veyahut herhangi bir örgüt evinde buluşma gerçekleştirerek 3-4 kişilik gruplardan oluşan askeri personel/öğrencinin katılımı ile örgütsel toplantılar yaptıklarının anlaşıldığı,
Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda sürdürülen çalışmalarda FETÖ/PDY terör örgütünün Mahrem Yapı/Birim Yapılanması olarak adlandırdığı bu gizli yapı içerisinde faaliyet yürüten Sivil İmamların örgütsel faaliyetler kapsamında kullandıkları ve askeri personel/öğrencilerle irtibat kurdukları değerlendirilen sabit ankesörlü/kontörlü telefon hatlarından Çanakkale il merkezinde bulunan 286 ……., 286 ……., 286 ……., 286 ……. ve 850 ……. nolu kontörlü hatlar ile ankesörlü telefonlar yönünden (tamamı 24 adet) 01.01.2012-17.10.2017 tarihleri arasında yapılan tüm görüşmelere ait HTS kayıtlarının belirtilen tarihlerdeki örgütsel iletişimin tespiti amacıyla Çanakkale Sulh Ceza Hakimliğinin 23/10/2017 tarih ve 2017/3526 D.İş sayılı ve yine Çanakkale 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2017/3498 D.İş sayılı kararına istinaden Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumundan temin edildiği, temin edilen HTS kayıtları üzerinde gerekli analiz işlemlerinin yapıldığı,
Deniz Kuvvetleri Komutanlığında binbaşı rütbesi ile görev yapan sanık .....'ın, Çanakkale ilinde görev yaptığı dönemde ardışık aramalara ilişkin 16/03/2018 tarihli inceleme, tespit ve değerlendirme tutanağında belirtildiği üzere, 16/09/2012 tarihinde sabit hattan yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığından ihraç askeri personel olan ..... isimli şahısla birlikte, ardışık olarak mahrem imamları olan tanık ..... tarafından arandığı, Deniz Kuvvetleri askeri imam yapılanmasında öğretmen pozisyonunda bulunduğunu belirten tanık .....'ın, ''...sanık ile irtibatımı büfelerdeki kontorlü telefonlardan aramak sureti ile sağlıyordum, sanığın cep telefonunu arıyordum, ayrıca sanık ile yaptığımız her toplantıda bir sonraki toplantı gününü de kararlaştırıyorduk, sanık eğer toplantı gününü aksatmaz ise sanığı kontörlü telefondan arama ihtiyacı hissetmiyordum...''şeklindeki beyanı ve yine ''...Bu şahsı ..... olarak tanırım. FETÖ/PDY Askeri Mahrem Yapılanması içerisinde ..... (K) olarak Çanakkale ilinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığında çalışan benim öğrencim pozisyonunda olduğunu biliyorum.'' şeklindeki fotoğraf teşhis tutanağı ile ardışık aramalara ilişkin 16/03/2018 tarihli araştırma ve tespit tutanağı delillerinin birbirlerini desteklediği anlaşıldığından,
Bu hali ile;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, karar yerinde tartışılan somut delillere göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, incelenen dosyaya göre istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Dairemizce esastan red kararı verilmiş olmakla, tutuklamanın genel ilkelerini belirleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5-6 maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19. maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 02/07/2013 tarihli 2012/1137 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, CMK 100 ve devamı maddelerindeki tutuklama koşullarının bulunduğu, hükmedilen ceza miktarı ile sanığın tutuklu kaldığı süreye göre tutukluluk halinin devamı kararının ölçülü olduğu, sübut bulan suçun CMK-100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin de kesinleşen yargı kararları ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilmesine ve aynı örgüte üye olma suçundan yargılanan bazı sanıkların yurt dışına kaçtıklarının, bazılarının ise yasal olmayan yollardan kaçarken yakalandıklarının bilinmesine nazaran kaçma ihtimali bulunan sanık hakkında CMK-109/3 maddesinin a ve f bentlerinde düzenlenen adlî kontrol tedbirlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı hususunda dairemizde oluşan kanaate göre CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı CMK 101/5 maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere bulunulan yer Mahkemelerine verilecek dilekçe yada zabıt katibine verilecek beyanla tutulan tutanakla, ayrıca Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne tutanağa bağlanmak şartıyla bulunulacak beyan veya dilekçeyle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere,
Esastan Red kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 01/02//2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)