Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
CMK'nın 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
1-Sanık .....hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53/1,2,3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hüküm kurulduğu,
2-Sanık .....hakkında Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme suçundan TCK'nın 314/2, 220/7-2, TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53/1,2,3, 58/9, 63 maddeleri uyarınca neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmakla,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
1) Sanık ..... hakkında yapılan değerlendirme sonucunda;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı; dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında, yine 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'un sanık tarafından kullanıldığı, ayrıca karar yerinde tartışılan diğer somut deliller ile de sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır.
Bu hali ile;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin olarak herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından,
Ne var ki;
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Antalya 3. Ceza Mahkemesinin 13/03/2014 tarih, 2013/500 Esas - 2014/97 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilamın kesinleşme tarihinin 05/04/2014 olduğu, bu tarih itibariyle denetim süresinin başladığı, beş yıllık denetim süresi içinde yargılamaya konu suçu işlediği, bu haliyle iş bu ilam ile ilgili olarak mahkemesine bildirimde bulunulması gerektiği halde bu hususun gözden kaçırıldığı anlaşılmakla, ancak CMK'nın 280/1-a maddesi kıyas ve yorum yoluyla olaya uygulanarak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla;
"Sanığın adli sicil kaydında yer alan Antalya 3. Ceza Mahkemesinin 13/03/2014 tarih, 2013/500 Esas - 2014/97 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilam ile ilgili olarak CMK 231/11 maddesi gereğince mahkemesine bildirimde bulunulmasına" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle,
Düzeltilen hükme karşı istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)Sanık ..... hakkında yapılan değerlendirme sonucunda;
TCK'nın 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat, 314/3. madde ve fıkra hükmü uyarınca suç işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır. Bu nedenle TCK'nın 220/7. madde ve fıkrasında düzenlenen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem haline gelmiştir.
TCK md. 220 : (7) "Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. "
TCK'nın 220/7. madde ve fıkrasında, örgüte yardım edenin 'örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Fakat aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan 'örgüte yardım etme' suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, sadece cezanın belirlenmesi yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK'nın 314/3., 220/7. madde ve fıkraları delaletiyle, 314/2. madde ve fıkrası ile belirlenir. Fail, örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla ayrıca 220/6. madde ve fıkrası delaletiyle 314/2. madde ve fıkrası ile cezalandırılır.
Kanunda örgüte silah temini yoluyla yapılan yardım suçu 315. maddede ayrıca düzenlenmiştir. Silah üretimi, teinini, ülkeye sokulması, saklanması gibi eylemler yalnızca özel nitelikli yardım suçu olan 315. madde ile cezalandırılır.
Yardım niteliğindeki eylemlerin müstakil suç oluşturmayan faaliyet veya fiiller olması gerekir. Örgüt adına işlenen suçlara iştirak edilmesi halinde 220/6. Madde ve fıkrasındaki suç oluşmaktadır. Bu konuya yukarıda değinilmişti.
765 sayılı yasa gibi 5237 sayılı yasadaki düzenlemede de eylemin iradi olması aranmıştır. 765 sayılı yasada bazı yardım eylemleri yasa metninde ifade edilmişken 5237 sayılı yasada böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş yardım eden ifadesi kullanılmıştır.
Yardım sayılabilecek eylemler çok farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Örneğin; örgüt üyelerine yiyecek verme, barınma ihtiyacını karşılama, yol gösterme, bilgi verme, çeşitli malzeme temini gibi ihtiyaçları karşılama vb. davranışlar yardın olarak kabul edilir. Dolayısıyla, silahlı örgütün faaliyetlerine yardım edilmesi onun faaliyetlerinin kolaylaştırılması amacına yönelik olarak birtakım davranışlarda bulunulmasıdır. Örgütün varlığının veya üyelerinin yaşantısını sürdürmesine yönelik eylemler bu suçun oluşması için yeterlidir.
Yargıtay kararlarında örgütün yayınlarını ve bildirilerini dağıtmak, örgüt üyelerini barındırmak, yer temini, kılavuzluk yapmak, kuryelik yapmak, örgüt üyelerine yiyecek vermek, giyecek ve eşya temin etmek, katılım aktarılmasına yardımcı olmak, askeri faaliyetler hakkında örgüt üyelerine bilgi vermek, para vermek gibi eylemler yardım eylemleri olarak kabul edilmektedir.
Ancak failin belirtilen fiillerden birini veya birden fazlasını sürekli ve yoğun olarak yapması, örgüt üyeliği suçunun kanıtı olarak değerlendirebilir. Yargıtay, yardım eylemlerinin belirli bir yoğunluğa ulaşması halinde failin örgüt üyesi olduğunu kabul etmektedir.
BDDK'nın ..... Bankası hakkında hazırladığı Mali Durum Tespit Raporlarında, ..... Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütlü olarak suç gelirlerinin elde edilmesi, himmet adı altında toplanan suç gelirlerinin bankacılık sisteminde aklanması, bankanın FETÖ/PDY ile bağlantılı ulusal/uluslararası kuruluşlara ..... Bankası AŞ tarafından yüksek miktarda kredi kullandırılması, ..... Bankası A.Ş'nin ortaklık yapısında bulunan yöneticilerin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğunun açıklandığı,
MASAK'ın hazırlamış olduğu analiz raporlarında da ..... Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kurucusu olan .....'in talimatlarıyla yönetildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin bankacılık işlemi adı altında toplanan himmet paralarını bu banka aracılığıyla akladığı,
Yine Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırlamış olduğu raporda da birçok ilde alınan bilgi alma tutanakları ile 17-25/Aralık/2013 sürecinden sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütlerinde yöneticilik yapan kişilerin bu örgüte mensup kişilere malvarlıklarını satarak malvarlıkları yoksa başka bankalardan para çekerek ..... Bankası'na para yatırmalarını istediklerini beyan etmeleri, yine ..... Bankası A.Ş'de banka genel müdürü ve banka yönetim kurulu üyelerinin 06.01.2014 tarihinde gönderdikleri e postada " bizim iklimimizden bir abim... Bankamız için seferberlik ilan ettik, aynen 2001 de olduğu gibi, neyimiz varsa namusumuz bildiğimiz bankamız için yarından tezi yok getireceğiz ... arkadaşlar evini arabasını satacak, gerekirse başka bankadan kredi çekecek bankamıza mevduat koyacağız" diyerek kişilerden destek istedikleri,
BDDK'nın 28/05/2015 tarihli ..... Bankası Mali Durum Tespit Raporu'nda 2013 Aralık - 06/01/2014 döneminde ..... Bankası'nın mevduatı 1.684.368 TL azalırken 06.01.2014- 10.01.2014 döneminde 227.240 TL arttığı, 01.12.2013- 30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde ..... Bankası A.Ş nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06.01.2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30.01.2014 tarihinde 6.069 adet olarak gerçekleştiği, 29.05.2015 tarihine kadar mevduat girişinin yoğun olarak yapıldığının ayrıntılı olarak anlatıldığı,
FETÖ/PDY Terör örgütü elebaşısı .....'in 17/25 Aralık 2013 sürecinde örgüt üyelerine zor durumda olan .....'yı uhud harbindeki "okçular tepesi" olarak nitelendirerek terk edilmemesi gerektiğini belirttiği, bankaya para yatırmalarına yönelik talimat verdiği,
BDDK, MASAK ve EGM'nin ayrıntılı raporlarından da anlaşılacağı üzere, ..... Bankasının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca yönetildiği, bankanın siyasi gelişmeler üzerine likidite sorunu yaşaması sebebiyle bizzat başta ..... ve diğer FETÖ/PDY terör örgütü yöneticileri tarafından mensuplarına verilen talimatlarla FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarından malvarlıklarını satıp ..... Bankasına yatırmalarını istemesi üzerine, bu talimatı alan örgüt mensuplarının 06/01/2014 ile 29/05/2015 tarihleri arasında hayatın olağan akışına aykırı olarak raporlarla teyit edildiği üzere ..... Bankasının mali olarak durumunun kötü olduğu bir dönemde bu bankada hesap açtığı ve mevduat girişi yaptığı,
Somut olayda da dosyaya giren ..... hesap hareketlerine ilişkin dökümanların ve bilirkişi raporunun incelenmesinde, Sanığın 2013 yılı Aralık ayında hesabında 30.993,90 TL para bulunduğu, 20/03/2014 tarihinde katılım hesabındaki paranın çekildiği, ancak aynı tarihte ve aynı bakiye ile yeni katılım hesabı açıldığı, bu tarihten sonra da okul taksidi ödeme ve ATM işlemleri gibi normal bankacılık işlemlerinin yanı sıra 04.08.2014 tarihinde döviz alım ve katılım hesabı açma işlemlerinin bulunduğu, 2015 yılı Mart ayında hesabında 25.206,75 TL para bulunmakta iken Haziran ayı itibariyle 346,57 TL bulunduğu ve Aralık ayında da hesabın sıfırlandığı, böylelikle sanığın para yatırma ve destek işlemlerine rastlandığı,
Mevcut delillere göre; silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt üyesi olduğuna ilişkin kanaat oluşmayan sanığın bu eylemi ile silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçunu işlediği dairemizce de sabit görülmüştür.
Bu hali ile;
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, incelenen dosyaya göre verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından,
Ne var ki;
1-Sanık hakkında sübut bulan "Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme" suçundan hüküm kurulduğu halde gerekçeli karar başlığında suç adının "Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma (FETÖ/PDY)" olarak yazıldığı, maddi hata niteliğinde olmakla birlikte hükmün infazında tereddütlere neden olabileceği düşünüldüğünden; gerekçeli karar başlığındaki "Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma (FETÖ/PDY)" olarak yazılan suç adının "Silahlı Terör Örgütüne Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme" olarak değiştirilmesine,
2-Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme suçunda suç tarihinin, yardımın konusu eylemin gerçekleştiği tarih olan 04/08/2014 günü olduğu gözetilmeden gerekçeli karar başlığında suç tarihinin farklı bir tarih olarak yazıldığı, maddi hata niteliğinde olmakla birlikte hükmün infazında tereddütlere neden olabileceği düşünüldüğünden; gerekçeli karar başlığında "02/11/2016ve öncesi" olarak yazılan suç tarihinin "04/08/2014" olarak değiştirilmesine,
3-Mahkemece her ne kadar TCK 58/9 maddesi gereğince mükerrerlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiş ise de; Sanık hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. madde ve fıkrası ile 108. maddesi hükümleri yerine; olayda koşulları oluşmayan TCK'nın 58/9. madde ve fıkrasının uygulanmasının Yargıtay CGK'nun 01.11.2018 gün ve 2016/6-1177 E.K sayılı ve 16. Ceza Dairesinin 06/06/2016 tarih 2015/6354- 2016/3725 E.K sayılı kararlarında da belirtildiği üzere hatalı olduğu, bu nedenle hükümdeki TCK'nın 58/9. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın bütünüyle çıkarılması suretiyle,
Düzeltilen hükme karşı istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Dairemizce esastan red kararı verilmiş olmakla, tutuklamanın genel ilkelerini belirleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5-6 maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19. maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 02/07/2013 tarihli 2012/1137 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde, CMK'nın 100. ve devamı maddelerindeki tutuklama koşullarının bulunduğu, hükmedilen ceza miktarı ile sanığın tutuklu kaldığı süreye göre tutukluluk halinin devamı kararının ölçülü olduğu, sübut bulan suçun CMK'nın 100/3. madde ve fıkrasında sayılan katalog suçlardan olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin de kesinleşen yargı kararları ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiğinin kabul edilmesine ve aynı örgüte üye olma suçundan yargılanan bazı sanıkların yurt dışına kaçtıklarının, bazılarının ise yasal olmayan yollardan kaçarken yakalandıklarının bilinmesine nazaran kaçma ihtimali bulunan sanık hakkında CMK'nın 109/3. madde ve fıkrasının (a) ve (f) bentlerinde düzenlenen adlî kontrol tedbirlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı hususunda dairemizde oluşan kanaate göre CMK'nın 100. ve devamı maddeleri gereğince sanık .....'in TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluk halinin devamı kararına karşı CMK'nın 101/5. madde ve fıkrası gereğince; kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere bulunulan yer Mahkemelerine verilecek dilekçe yada zabıt katibine verilecek beyanla tutulan tutanakla, ayrıca Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'ne tutanağa bağlanmak şartıyla bulunulacak beyan veya dilekçeyle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'ne itiraz yolu açık olmak üzere,
Sanık .....hakkında verilen Esastan Red kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunanlar yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere,
Sanık .....hakkında verilen Esastan Red kararına karşı hükmün Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca görüldüsü yapıldıktan sonra hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 286/2 maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 03/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)