Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
İstinaf İncelemesinin Duruşma Açılmaksızın Yapılabileceğine Dair Yasal Mevzuatın İncelenip-Değerlendirilmesi; (CMK 280. madde )
5271 sayılı CMK'nın "Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma" başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15. maddesiyle, "bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir." şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi ;
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.
Atıf yapılan 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a maddesi ise;
Madde 303 - (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse...şeklindedir.
Değişikliğe konu yasal mevzuat dosyamıza uyarlandığında, yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine varılmakla duruşma açılmasına gerek görülmemiştir.
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23/10/2017 tarih 2017/422 soruşturma 2017/2900 esas sayılı iddianamesi ile sanık .... hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan Türk Ceza Kanunu 314/2, Terörle Mücadele Kanunu 5, Türk Ceza Kanunu 53/1, Türk Ceza Kanunu 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Yalova Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/791 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda,
"Mobilya ticareti işiyle uğraşıp emekli olan sanık ....'in;
HTS Kayıtlarına göre,
Sanığın kendi kullanımında olan N1 nolu GSM hattıyla fetö/pdy silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan haklarında soruşturma yürütülen ...., ...., .... ile ve örgütle irtibatlı ve iltisaklı kuruluşlarla telefonla irtibatının bulunduğunun tespit edildiği,
Yalova İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün cevabi yazısı ile sanığın Bylock kullanıcısı olmadığının bildirildiği,
Bank Asya Hesap Hareketleri ve buna ilişkin hazırlanan bilirkişi raporuna göre;
Sanığın 05/12/2016 tarihine kadar Bank Asya hesabını aktif olarak kullandığı, fetö pdy silahlı terör örgütü lideri ve yöneticilerinin Bank Asya'nın TMSF'ye devrini engellemek amacıyla bankaya para yatırılması çağrısından sonra sanığın;
-15/01/2014 tarihinde 6.000 TL'nin kendisi tarafından yatırıldığı,
-03/02/2014 tarihinde 4.000 TL'lik iki adet çekin tahsili ile toplam 8.000 TL'nin hesabına yattığı,
-05/02/2014 tarihinde 1.750 TL .... Bankası'ndan .... hesabından gelen EFT olduğu,
-10/02/2014 tarihinde 360 TL .... tarafından kira bedeli açıklaması ile gelen havale olduğu,
-05/06/2014 tarihinde 1.750 TL Mağaza Kira Ödemesi açıklamasıyla .... Bankasından .... tarafından gönderilen EFT olduğu,
-11/07/2014 tarihinde 6.000 TL ve 08/09/2014 tarihinde 7.500 TL'nin kendisi tarafından yatırıldığı,
-03/11/2014 tarihinde 5.000 TL + 7.000 TL 'lik çeklerin tahsili ile hesaba alacak geçtiği,
-07/11/2014 tarihinde kendisi tarafından 6.750 TL yatırıldığı, 22.750 TL karşılığı 10.000 USD 'nin hesaba alacak geçtiği, aynı tarihte 10.000 USD'nin nakit çekildiği,
-07/11/2014 tarihinde 151.431,13 TL 'lik katılım hesabının vadesinden önce kapatılıp, aynı tarihte 163.957,33 TL karşılığı hesabına 72.148,44 USD olarak aktarılıp, vadeli katılım hesabı açıldığı,
-07/11/2014 tarihinde 53.974,77 TL'lik katılım hesabının vadesinden önce kapatılıp, aynı tarihte 55.994,40 TL karşılığı 24.640 USD olarak hesabına virman yapıldığı,
-21/05/2015 tarihinde 40.000 TL kendisi tarafından yatırılıp, 51.380 TL karşılığı 20.000 USD olarak hesabına alacak geçtiği, daha sonra 20.000 USD'lik vadeli katılım hesabı açıldığı,
-27/07/2015 tarihinde 50.000 USD 'lik ....'e giden havale olduğu,
-04/08/2015 tarihinde 19.877,10 USD ve 6.000 TL kendisi tarafından yatırılıp, aynı tarihte 19.877,10 USD 'nin nakit çekildiği, yine 70.000 TL' nin de (.... plakalı araç alım bedeli) açıklaması ile çekildiği,
-20/08/2015 tarihinde 25.000 USD 'lik .... hesabına giden havale olduğu,
-21/09/2015 tarihinde 2.700 USD, 09/10/2015 tarihinde de 20.000 TL'nin kendisi tarafından yatırıldığı, aynı tarihte 20.293 TL karşılığı 7.000 USD olarak hesabına alacak geçtiği,
-15/04/2016 tarihinde 10.000 USD karşılığı 28.500 TL geçip, aynı tarihte 34.000 TL olarak nakit çekildiği,
-20/04/2016 tarihinde 14.500 USD karşılığı 41.035 TL hesabına geçip, aynı tarihte 42.000 TL'nin ....1 adına (Eski Ahşap Ev ve Arsa Bedeli) açıklamasıyla giden EFT olduğu,
-27/06/2016 tarihinde 3.000 TL'nin nakit çekildiği,
-05/12/2016 tarihinde hesabından 291,24 TL TMSF Prim Ödemesi olduğu tespit edilmiştir.
SGK kayıtlarına göre;
Sanığın fetö pdy bağlantılı herhangi bir kurumda çalışma kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yalova Valiliği İl Dernekler Müdürlüğünün, Defterdarlık KHK İşlemler İl Bürosunun ve Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğünün cevabi yazıları içeriğine göre;
Sanığın ilimizde faaliyet göstermekte iken kapatılan dernek ve vakıfların yönetim ve denetim kurulları ile üyelik kaydına, ayrıca sendika temsilciliği kaydına rastlanmadığı tespit edilmiştir.
Dijital materyal inceleme raporuna göre;
Sanığın dijital materyalleri üzerinde yapılmış olan inceleme neticesinde soruşturma ile alakalı suç ve suç unsuru içeriğine rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Haklarında FETÖ/PDY Örgüt üyeliği suçlaması ile ayrı soruşturma yürütülen kişilerin beyanları.
Şüpheli ....0 beyanında özetle: İnegöl'de kuyumculuk yaptığını, Boğazova yaylasında yazlık evinin bulunduğunu, ....'in de aynı yerde evinin bulunduğunu, ....'in yayla da Cumhurbaşkanı aleyhine konuşmalar yaptığını, Fetö örgütünün yapmış olduğu eylemleri savunduğunu, her yıl Amerika'ya gidip geldiğini beyan ettiği hususları, bank asya bilirkişi raporu, tanık anlatımı ve dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde;
Her ne kadar sanık hakkında silahlı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan kamu davası açılmış ise de;
Sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulunduğuna, örgüte hiyeraşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı olduğuna ilişkin kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilememiş olmakla birlikte;
Sanığın örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgütü lideri ve yöneticilerinin Bank Asya'nın TMSF'ye devrini engellemek amacıyla bankaya para yatırılması çağrısından sonra hesabına para yatırmak suretiyle ve hesabındaki para hareketliliğini arttırarak örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği sabit olmakla; inkâr yollu savunmalarının dolaylı anlatım niteliğinde olduğu kabul edilmiş, suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın güttüğü amaç ve saik, kasta dayalı kusurun ağırlığı gözetilerek, eylemlerine uyan TCK 220/7, 314/3 maddeleri delaletiyle 314/2 maddesi uyarınca yasada öngörülen cezanın alt sınırdan ceza tayin edilmek suretiyle mahkumiyetine dair hüküm tesis etmek gerekmiştir.
Sanığın sosyo-ekonomik durumu itibariyle yapılan yardımın niteliği itibariyle 5237 Sayılı TCK 220/7 maddesinin 2.cümlesi uyarınca verilen cezadan 2/3 oranında indirim yapılması yoluna gidilmiştir.
Sanığın işlediği suçun terör suçu olması nedeniyle 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. ve 5/1. maddeleri gereğince cezasında 1/2 oranında artırım yapılmıştır.
Sanığın geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak TCK.nun 62. maddesi gereğince cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılmıştır." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
SUÇUN UNSURLARI-DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
TCK 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat 3. fıkra uyarınca suç işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır. Bu nedenle TCK 220/7. maddesinde belirtilen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem tipini teşkil etmektedir.
TCK md. 220 : (7) "Örgüt içindeki hiyerarşih yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. "
TCK 220/7. maddede, örgüte yardım edenin 'örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Fakat, aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan 'örgüte yardım etme' suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, fakat cezalandırma yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK. 314/3, 220/7. maddeleri delaletiyle, 314/2. madde ile hükmedilir. Fail, örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla ayrıca 220/6. madde delaletiyle 314/2. madde ile cezalandırılır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yargıtay 16. C.D.'nin yerleşik kararları ve kanuni düzenleme dikkate alındığında, TCK'nın 39. maddesinde düzenlenen suça iştirak kapsamındaki yardım etme ile aynı kanunun 220/7 maddesinde tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemleri nitelik itibariyle birbirlerinden farklıdır. Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teşkil eden eyleminin, hem yardım edilen suç bakımından şeriklik kapsamında hem de şartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında değerlendirilmesi gerekirken somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/değerlendirilmek üzere gerçekleştirilen yardımların TCK’nın 220/7 maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı açıktır.
Tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama sonunda, sanık ....'in örgütün hiyerarşisine girdiğine ilişkin herhangi bir maddi somut delil bulunmadığı,
Buradan hareketle,
15/01/2014 tarihinde 6.000 TL'nin kendisi tarafından yatırıldığı, 03/02/2014 tarihinde 4.000 TL'lik iki adet çekin tahsili ile toplam 8.000 TL'nin hesabına yattığı, 05/02/2014 tarihinde 1.750 TL .... Bankası'ndan .... hesabından gelen EFT, 10/02/2014 tarihinde 360 TL .... tarafından kira bedeli açıklaması ile gelen havale, 05/06/2014 tarihinde 1.750 TL Mağaza Kira Ödemesi açıklamasıyla .... Bankasından .... tarafından gönderilen EFT, 11/07/2014 tarihinde 6.000 TL ve 08/09/2014 tarihinde 7.500 TL'nin kendisi tarafından yatıran para, 03/11/2014 tarihinde 5.000 TL + 7.000 TL 'lik çeklerin tahsili ile hesaba alacak geçmesi, 07/11/2014 tarihinde kendisi tarafından 6.750 TL yatırıldığı, 22.750 TL karşılığı 10.000 USD 'nin hesaba alacak geçmesi, 07/11/2014 tarihinde 151.431,13 TL 'lik katılım hesabının vadesinden önce kapatılıp, aynı tarihte 163.957,33 TL karşılığı hesabına 72.148,44 USD olarak aktarılıp, vadeli katılım hesabı açılması, 07/11/2014 tarihinde 53.974,77 TL'lik katılım hesabının vadesinden önce kapatılıp, aynı tarihte 55.994,40 TL karşılığı 24.640 USD olarak hesabına virman yapılması, 21/05/2015 tarihinde 40.000 TL kendisi tarafından yatırılıp, 51.380 TL karşılığı 20.000 USD olarak hesabına alacak geçtiği, daha sonra 20.000 USD'lik vadeli katılım hesabı açılması, 27/07/2015 tarihinde 50.000 USD 'lik ....'e giden havale, 04/08/2015 tarihinde 19.877,10 USD ve 6.000 TL kendisi tarafından yatırılıp, aynı tarihte 19.877,10 USD 'nin nakit çekildiği, yine 70.000 TL' nin de (.... plakalı araç alım bedeli) açıklaması ile çekilmesi, 20/08/2015 tarihinde 25.000 USD 'lik .... hesabına giden havale, 21/09/2015 tarihinde 2.700 USD, 09/10/2015 tarihinde de 20.000 TL'nin kendisi tarafından yatırıldığı, aynı tarihte 20.293 TL karşılığı 7.000 USD olarak hesabına alacak geçmesi, 15/04/2016 tarihinde 10.000 USD karşılığı 28.500 TL geçip, aynı tarihte 34.000 TL olarak nakit çekilmesi, 20/04/2016 tarihinde 14.500 USD karşılığı 41.035 TL hesabına geçip, aynı tarihte 42.000 TL'nin ....1 adına (Eski Ahşap Ev ve Arsa Bedeli) açıklamasıyla giden EFT olması, 27/06/2016 tarihinde 3.000 TL'nin nakit çekilmesi, 05/12/2016 tarihinde hesabından 291,24 TL TMSF Prim ödemesi yaptığı belirlenmiş ise de, dosya kapsamından sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatının gösterir hususların tespit edilememesi karşısında rutin bankacılık işlemi olan bu hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatı üzerine bankayı zordan kurtarmaya yönelik bir eylem olduğuna ilişkin sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, sanığın mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak, müsnet suçtan sanığın CMK.nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
20/07/2017 tarihli 7035 sayılı Kanunun 15. Maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun "Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma" başlıklı 280/1-a maddesinde yapılan atfa göre CMK'nun 303/1-a maddesi uyarınca, dosya içeriğinin ve mevcut delillerin karar vermeye yeterli olması, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durum bulunmaması itibariyle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu,
1-Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 30/04/2019 tarih, 2017/791 esas ve 2019/308 karar sayılı kararı ile sanık ….. hakkında "Örgüt İçerisindeki Hiyerarşik Yapıya Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etmek" suçundan TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 Sayılı TMK'nın 3 ve 5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-a-)Her ne kadar sanık ....hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunu işlediğinden bahisle Türk Ceza Kanunu 314/2, Terörle Mücadele Kanunu 5, Türk Ceza Kanunu 53/1, Türk Ceza Kanunu 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; Sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ya da silahlı terör örgütüne yardım suçunu işlediğine dair savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
b-)Beraat eden sanık kendisini atadığı müdafii ile temsil ettirdiğinden, müdafiinin emek ve mesaisi karşılığında ilk derece mahkemesi aşaması için, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden belirlenen 5.450,00 TL, ücreti vekaletin Maliye Hazinesinden alınarak sanığa verilmesine,
c-)CMK’nin 324/4. maddesi gereğince, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
3-Sanığın göz altında kaldığı günler için CMK 141 maddesi uyarınca beraat kararına ilişkin kesinleşmenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat isteme hakkı olduğu hususunun bildirilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde sanık hakkında yurt dışına çıkmama şeklinde verilen adli kontrol kararının KALDIRILMASINA,
5-Kararın sanık müdafiine tebliğine,
Sanık hakkında verilen beraat kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)