(5237 S. K. m. 39, 53, 58, 62, 63, 220, 314) (5271 S. K. m. 223, 279, 280, 303) (3713 S. K. m. 5, 7) (YCGK 11.11.1991 T. 1991/9-242 E. 1991/305 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
İstinaf İncelemesinin Duruşma Açılmaksızın Yapılabileceğine Dair Yasal Mevzuatın İncelenip-Değerlendirilmesi; (CMK 280. madde)
5271 sayılı CMK'nın "Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma" başlıklı 280. maddesi 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanunun 15. maddesiyle, "bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “(c)” ibaresi “(a), (c), (d)” şeklinde değiştirilmiş, aynı fıkraya (a) bendinden sonra gelmek üzere (b) ve (c) bentleri eklenmiş, mevcut (b) ve (c) bentleri (d) ve (e) bentleri olarak teselsül ettirilmiştir." şeklinde değiştirilmiş, yapılan değişiklik sonucu,
5271 sayılı CMK'nın 280. maddesi;
Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, (…) (1) dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra;
a) İlk Derece Mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, şeklinde değiştirilmiştir.
Atıf yapılan 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a maddesi ise;
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse... şeklindedir.
Değişikliğe konu yasal mevzuat dosyamıza uyarlandığında, yukarıda da izah edildiği üzere, dosyada olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, mevcut deliller ve dosya içeriğinin karar vermeye yeterli olduğu kanaatine varılmakla duruşma açılmasına gerek görülmemiştir.
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/12/2017 tarih 2017/94746 soruşturma 2017/24307 esas sayılı iddianamesi ile sanık M. K. hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan 314/2, 3713 Sayılı TMK'nın 5. Maddesi, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/7 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda,
"Sanık hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/12/2017 tarih ve 2017/24307 esas sayılı iddianamesi ile Şüpheli M. K.'nın FETÖ PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu için kapatılan Uludağ Eğitim ve Kültür Vakfına 25/12/2013 tarihinden sonra; bağışta bulunarak örgüte yardımda bulunmak suretiyle finans sağladığı, şüphelinin bu hususa ilişkin savunmasında, yukarıda belirtilen çekleri ileri tarihli olarak 2013 yılı Ağustos ayında keşide ederek verdiğini belirtiği ve şüpheli tarafından soruşturmaya konu çeklerin firmadan çıkış tarihin 16/08/2013 olduğuna ilişkin muhasebe kaydının dosyaya delil olarak sunulduğu, Şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu için kapatılan Bursa Girişimci İş Adamları Derneğine (BUGİAD) 26/04/2012 tarihinde üye olduğu, 04/06/2016 tarihinde üyelikten ayrıldığı, Şüphelinin ikametinde yapılan aramada, emanetin 2017/10109 sırasına kayıtlı örgüt lideri Fethullah GÜLEN'e ait kitapların ve 11 adet 1 Doların ele geçirildiği, FETÖ terör örgütü üyeliği suçundan 3713 sayılı TMK' nın 7/1 md. Delaletiyle TCK 314/2, 3713 sayılı kanun 5/1.maddeleri, TCK 58/9, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmaları amacıyla kamu davası açılmıştır.
Sanık mahkememizde alınan savunmalarında; Üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, Bank Asya'ya talimatla para yatırmadığını, silahlı terör örgütü üyesi olmadığını beyan etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, Bank Asya bilirkişi raporu, FETÖ PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu için kapatılan Uludağ Eğitim ve Kültür Vakfına 25/12/2013 tarihinden sonra; bağışta bulunması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu için kapatılan Bursa Girişimci İş Adamları Derneğine (BUGİAD) 26/04/2012 tarihinde üye olduğu, 04/06/2016 tarihinde üyelikten ayrıldığı, ikametinde yapılan aramada, emanetin 2017/10109 sırasına kayıtlı örgüt lideri Fethullah GÜLEN'e ait kitapların ve 11 adet 1 Doların ele geçirildiği, SGK kayıtları, sanık savunması, tüm dosya kapsamına göre; Her ne kadar sanık hakkında FETÖ terör örgütü üyeliği suçundan kamu davası açılmış ise de; Yargıtay 16 Ceza Dairesi'nin 15/02/2018 tarih, 2017/1861 Esas ve 2018/294 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emri ne girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
FETÖ PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu için kapatılan Uludağ Eğitim ve Kültür Vakfına 25/12/2013 tarihinden sonra; 31/08/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı, 31/12/2015 keşide tarihli 20.000TL meblağlı, 31/03/2015 keşide tarihli 14.700TL meblağlı, 30/11/2014 keşide tarihli 32.400TLmeblağlı, 31/10/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı ve 30/09/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı çekleri vererek toplam 164.300TL bağışta bulunarak örgüte yardımda bulunmak suretiyle finans sağladığı, yine sanığın Bankasya hesabı olduğu ancak talimat dönemine ilişkin hesaba yatırılan yüksek meblağlarla aynı gün çek ödemeleri yapıldığı ve yatırım amaçlı hesaba rastlanmadığı anlaşıldığından Bankasya bilirkişi raporu hükme esas alınmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu için kapatılan Bursa Girişimci İş Adamları Derneğine (BUGİAD) 26/04/2012 tarihinde üye olduğu, 04/06/2016 tarihinde üyelikten ayrıldığı, ikametinde yapılan aramada, emanetin 2017/10109 sırasına kayıtlı örgüt lideri Fethullah GÜLEN'e ait kitapların ve 11 adet 1 Doların ele geçirildiği, SGK kayıtları, sanık savunması, tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı ancak yukarıda açıklanın deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın Uludağ Eğitim ve Kültür Vakfına 25/12/2013 tarihinden sonra; 31/08/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı, 31/12/2015 keşide tarihli 20.000TL meblağlı, 31/03/2015 keşide tarihli 14.700TL meblağlı, 30/11/2014 keşide tarihli 32.400TLmeblağlı, 31/10/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı ve 30/09/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı çekleri vererek toplam 164.300TL bağışta bulunarak örgüte yardımda bulunmak suretiyle finans sağlaması ve diğer yan deliller birlikte dikkate alındığında konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetinin yardım suçunu oluşturduğu kanatine varıldığından sanığın 5237 sayılı TCK'nun 314/3. ve 220/7. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 314/2. maddesi maddesi gereği cezalandırılmasına, sanığa verilen ceza 6352 sayılı yasanın 85. maddesi ile değişik TCK'nun 220/7 maddesinin ikinci cümlesi uyarınca, yardımın niteliği dikkate alınarak verilen cezanın taktiren 1/2 oranında indirilmesine, müsnet suçun 3713 sayılı kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle sanığa verilen cezanın aynı kanunun 5/1 maddesi gereğince ½ oranında artırılmasına, duruşmadaki olumlu tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi kabul olunarak cezasını TCK’nun 62/1 maddesi uyarınca verilen cezadan indirim yapılmasına karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
SUÇUN UNSURLARI-DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
TCK 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat 3. fıkra uyarınca suç işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır. Bu nedenle TCK 220/7. maddesinde belirtilen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem tipini teşkil etmektedir.
TCK md. 220 : (7) "Örgüt içindeki hiyerarşih yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. "
TCK 220/7. maddede, örgüte yardım edenin 'örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Fakat, aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan 'örgüte yardım etme' suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, fakat cezalandırma yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK. 314/3, 220/7. maddeleri delaletiyle, 314/2. madde ile hükmedilir. Fail, örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla ayrıca 220/6. madde delaletiyle 314/2. madde ile cezalandırılır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yargıtay 16. C.D.'nin yerleşik kararları ve kanuni düzenleme dikkate alındığında, TCK'nın 39. maddesinde düzenlenen suça iştirak kapsamındaki yardım etme ile aynı kanunun 220/7 maddesinde tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemleri nitelik itibariyle birbirlerinden farklıdır. Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teşkil eden eyleminin, hem yardım edilen suç bakımından şeriklik kapsamında hem de şartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında değerlendirilmesi gerekirken somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/değerlendirilmek üzere gerçekleştirilen yardımların TCK’nın 220/7 maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı açıktır.
Tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama sonunda, sanık M. K.'nın örgütün hiyerarşisine girdiğine ilişkin herhangi bir maddi somut delil bulunmadığı,
Buradan hareketle,
Sanığın Uludağ Eğitim ve Kültür Vakfına 31/08/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı, 31/12/2015 keşide tarihli 20.000TL meblağlı, 31/03/2015 keşide tarihli 14.700TL meblağlı, 30/11/2014 keşide tarihli 32.400TLmeblağlı, 31/10/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı ve 30/09/2014 keşide tarihli 32.400TL meblağlı çekleri vererek toplam 164.300TL bağışta bulunduğu, yine sanığın Bankasya'da hesabı olduğu, ancak talimat dönemine ilişkin hesaba yatırılan yüksek meblağlarla aynı gün çek ödemeleri yapıldığı ve yatırım amaçlı hesaba rastlanmadığı belirlenmiş olup, dosya kapsamından söz konusu vakıf lehine keşide edilen çeklerin 18/08/2013 tarihinde firmadan çıkışının yapıldığı, sanığın belirlenen bu tarihte düzenlediği çeklerin terör örgütüne finansman olarak değerlendirilemeyeceği, yine rutin bankacılık işlemleri olan banka hesap hareketlerinin de örgüt liderinin talimatı üzerine bankayı zordan kurtarmaya yönelik bir eylem olduğuna ilişkin sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, sanığın mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak, müsnet suçlardan sanığın CMK'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
20/07/2017 tarihli 7035 sayılı Kanunun 15. Maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nun "Bölge Adliye Mahkemesinde İnceleme ve Kovuşturma" başlıklı 280/1-a maddesinde yapılan atfa göre CMK'nun 303/1-a maddesi uyarınca, dosya içeriğinin ve mevcut delillerin karar vermeye yeterli olması, olayın daha ziyade aydınlanmasını gerektiren bir durum bulunmaması itibariyle duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu,
1-Bursa 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 24/09/2019 tarih, 2018/7 esas ve 2019/140 karar sayılı kararı ile sanık M. K. hakkında "Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme" suçundan TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 Sayılı TMK'nın 5/1, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 63 maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-a-)Her ne kadar sanık M. K. hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçunu işlediğinden bahisle 314/2, 3713 Sayılı TMK'nın 5. Maddesi, TCK'nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; Sanığın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ya da silahlı terör örgütüne yardım suçunu işlediğine dair savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
b-)Beraat eden sanık kendisini atadığı müdafii ile temsil ettirdiğinden, müdafiinin emek ve mesaisi karşılığında ilk derece mahkemesi aşaması için, ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden belirlenen 5.450,00 TL, ücreti vekaletin Maliye Hazinesinden alınarak sanığa verilmesine,
c-)CMK’nin 324/4. maddesi gereğince, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
3-Sanığın göz altında kaldığı günler için CMK 141 maddesi uyarınca, beraat kararına ilişkin kesinleşmenin tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde tazminat isteme hakkı olduğu hususunun bildirilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde sanık hakkında yurt dışına çıkmama şeklinde verilen adli kontrol kararının KALDIRILMASINA,
5-Kararın sanık müdafiine tebliğine,
Sanık hakkında verilen beraat kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 04/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)