Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü. CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Sanık hakkında ilk derece mahkemesince Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmakla,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı; dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı kararında, yine 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'un sanık tarafından kullanıldığı, ayrıca karar yerinde tartışılan diğer somut deliller ile de sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır.
Bu hali ile;
Hiyerarşik yapıya dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
Ne var ki;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 29/11/2018 tarihli 2018/3646 E. 2018/4686 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelikten hüküm kurulan sanık hakkında belirlenen temel cezada 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddesi gereğince artırım yapılması sırasında uygulama maddesi olan anılan yasanın 5. maddesinin ilgili fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması hukuka uygun bulunmamış olmakla birlikte; CMK'nın 280/1-a ve 303/1-c maddeleri gereğince bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla;
Hüküm fıkrasında sanık hakkındaki temel cezaya ilişkin "3713 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak,
Yerine;
"3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi,
Yine ;
SEGBİS kaydının tutanağa aktarılması için yapılan yargılama giderinin sanığa yükletilmesinin hukuksal dayanağının bulunmadığı gözetilerek hatalı biçimde sanığa yükletilmesi isabetsiz bulunmakla birlikte bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla;
Hüküm fıkrasının 10. bendinde yer alan "CMK'nun 324/4. maddesindeki düzenleme gözetilerek re'sen yapılan 22,50 TL posta ve tebligat masrafı, 637,20 TL teknik bilirkişi masrafı, 380 TL bilirkişi masrafı, 50 TL SEGBİS çözümleme tutanağı msarafı toplamı olan 1.089,70 TL'nin karar tebliği için yapılacak masraflarla birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan fazla olması halinde sanıktan alınarak Hazineye irad kaydına, Terkin edilmesi gereken tutardan az olması halinde ise Hazine üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak,
Yerine ;
"CMK'nun 324/4. maddesindeki düzenleme gözetilerek re'sen yapılan 22,50 TL posta ve tebligat masrafı, 637,20 TL teknik bilirkişi masrafı, 380 TL bilirkişi masrafı toplamı olan 1.039,70 TL'nin karar tebliği için yapılacak masraflarla birlikte 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan fazla olması halinde sanıktan alınarak Hazineye irad kaydına, Terkin edilmesi gereken tutardan az olması halinde ise Hazine üzerinde bırakılmasına" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi suretiyle
Düzeltilen hükme karşı istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Esastan Red kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere, 23/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)