(5271 S. K. m. 232, 279, 280, 303) (5237 S. K. m. 221)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre;
Dosya görüşüldü;
CMK'nun 279. Maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Sanıklar hakkında yukarıda karar başlığında belirtildiği biçimde hükümler kurulduğu anlaşılmakla,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
A-) Sanıklar ….. ve …yönünden:
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı; dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarih ve 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında, yine 14/07/2017 tarih ve 2017/1443-4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock'un sanıklar tarafından kullanıldığı, ayrıca karar yerinde tartışılan diğer somut deliller ile de sanıklarının anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır.
Bu hali ile;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanıklar ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde düzeltilen bölümler dışında usule ve esasa ilişkin olarak herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı;
Ne var ki;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 29/11/2018 tarihli 2018/3646 E. 2018/4686 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelikten hüküm kurulan sanıklar hakkında belirlenen temel cezada 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddesi gereğince artırım yapılması sırasında uygulama maddesi olan anılan yasanın 5. maddesinin ilgili fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması hukuka uygun bulunmamış olmakla birlikte; CMK'nın 280/1-a ve 303/1-c maddeleri gereğince bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla;
Hüküm fıkrasındaki sanıklar hakkındaki temel cezaya mahsus bentlerdeki " 3713 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca"ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine;
"3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi, suretiyle düzeltilen hükme karşı İstinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
B-) Sanıklar ..... yönünden:
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, karar yerinde tartışılan somut delillere göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kabul edilen sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, verilen hükümde aşağıda eleştirisi yapılan ve düzeltilen hususlar dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı;
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanmış olmakla bu hususta dairemizce yapılan değerlendirme ile ulaşılan sonuca göre;
Belirtmek gerekir ki;
Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak için failin, örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili elverişli bilgi vermesi gerekir. Bu bilginin elverişliliği, örgütün örgütlenme biçimi, failin örgüt yapılanmasındaki konumu ile örgütte geçirdiği süre ve katıldığı faaliyetler gibi kıstaslar göz önüne alınarak mahkemece takdir edilecektir. Tam bir gizlilik esasına ve hücre tipi yapılanmaya dayanan örgütlerde her örgüt mensubundan örgütü dağıtacak, yapılanma şemasını ortaya koyacak bilgiler vermesi beklenemez. Ancak konumu gereği bilmesi beklenen bilgileri de samimi olarak ortaya koymalıdır.
Her halükarda elverişli bilgi, örgütte zaafiyet yaratacak, örgüte önemli boyutta zarar verecek, örgüt faaliyetlerini belli ölçüde sekteye uğratacak boyutta olmalıdır.
Failin, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi gerekir. Örgüt mensuplarının işlediği suçlar hakkında bilgi vermelidir. Sadece örgüt üyelerinin isimlerini söylemesi yeterli değildir. Genel olarak örgütün yapısı, kurucusu, yöneticisi, örgütün büyüklüğü, amaçları, faaliyetleri gelir kaynakları, varsa silahları gibi bilgiler vermelidir. Örgütün genişliği ve ya gizliliği nedeniyle bilgileri sınırlı ise verilen bilgilerin samimiyeti çerçevesinde etkin pişmanlıktan yararlanabilir.
Bu kapsam ve bağlamda bakıldığında;
Yaşam deneyleri ile birlikte davaya konu örgütün mahiyeti ve işleyiş biçimi de gözetildiğinde, dosyaya yansıyan örgüt içerisindeki konumu dikkate alınan sanığın etkin pişmanlık kapsamında anlatması gerekeceği hususların önemli bir kısmını gizli tuttuğu, sanığın oldukça yüzeysel biçimde anlatımlarda bulunduğu ve TCK'nın 221. Maddesinin tatbikini gerektirir biçimde örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında samimi anlatımlarda bulunmadığı, bu hali ile anılan yasal düzenlemenin sanık hakkında uygulanması sonucunu doğuracak maddi ve hukuksal gerektirici nedenlerin bulunmadığı sonucuna varılmış ve mahkemenin aksi yöndeki takdir ve uygulaması dairemizce isabetli bulunmamış; ancak İstinaf edenin sıfatına göre bu husus davanın yeniden görülmesini gerektirir bir neden olarak kabul edilmemiştir.
Bununla birlikte;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 29/11/2018 tarihli 2018/3646 E. 2018/4686 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelikten hüküm kurulan sanık hakkında belirlenen temel cezada 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddesi gereğince artırım yapılması sırasında uygulama maddesi olan anılan yasanın 5. maddesinin ilgili fıkrasının gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması hukuka uygun bulunmamış olmakla birlikte; CMK'nın 280/1-a ve 303/1-c maddeleri gereğince bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla;
Hüküm fıkrasındaki sanık hakkındaki temel cezaya ilişkin mahsus bentteki " 3713 sayılı yasanın 5. maddesi uyarınca"ibarelerinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine;
"3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi uyarınca" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi, suretiyle düzeltilen hükme karşı İstinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Sanıklar .....ve .....hakkında verilen Esastan Red kararına karşı Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan yönünden ise kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1. madde ve fıkrası gereğinceTEMYİZkanun yolu açık olmak üzere,
Sanık .....hakkında verilen Esastan Red kararına karşı hükmün Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca görüldüsü yapıldıktan sonra hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 286/2 maddesi gereğince KESİN olmak üzere,02/04/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)