(5271 S. K. m. 279, 280) (5237 S. K. m. 220)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre; Dosya görüşüldü; CMK'nun 279. maddesi gereğince yapılan ön incelemesi sonunda İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nun 280. maddesi uyarınca işin esasına geçildi.
Sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Yardım Etme suçundan mahkumiyetine ilişkin hüküm kurulduğu anlaşılmakla,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanan deliller, gerekçe içeriği ve tüm dosya kapsamına göre, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin en son yardım eyleminin gerçekleştiği tarih olan 16/09/2014 yerine 28/03/2017 olarak yazılmasının düzeltilebilir yazım hatası olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede;
TCK 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat, 3. fıkra uyarınca suç işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır. Bu nedenle TCK 220/7. maddesinde belirtilen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem tipini teşkil etmektedir:
TCK md. 220 : (7) "Örgüt içindeki hiyerarşihi yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. "
TCK 220/7. maddede, örgüte yardım edenin 'örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Fakat, aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan 'örgüte yardım etme' suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, fakat cezalandırma yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK. 314/3, 220/7. maddeleri delaletiyle, 314/2. madde ile hükmedilir. Fail, örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla ayrıca 220/6. madde delaletiyle 314/2. madde ile cezalandırılır.
Kanunda örgüte silah temini yoluyla yapılan yardım suçu 315. maddede ayrıca düzenlenmiştir. Silah üretimi, teinini, ülkeye sokulması, saklanması gibi eylemler yalnızca özel nitelikli yardım suçu olan 315. madde ile cezalandırılır.
Yardım niteliğindeki eylemlerin müstakil suç oluşturmayan faaliyet veya fiiller olması gerekir. Örgüt adına işlenen suçlara iştirak edilmesi halinde 220/6. maddedeki suç oluşmaktadır. Bu konuya yukarıda değinilmişti.
765 sayılı yasa gibi 5237 sayılı yasadaki düzenlemede de eylemin iradi olması aranmıştır. 765 sayılı yasada bazı yardım eylemleri yasa metninde ifade edilmişken 5237 sayılı yasada böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş yardım eden ifadesi kullanılmıştır.
Yardım sayılabilecek eylemler çok farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Örneğin; örgüt üyelerine yiyecek verme, barınma ihtiyacını karşılama, yol gösterme, bilgi verme, çeşitli malzeme temini gibi ihtiyaçları karşılama vb. davranışlar yardın olarak kabul edilir. Dolayısıyla, silahlı örgütün faaliyetlerine yardım edilmesi onun faaliyetlerinin kolaylaştırılması amacına yönelik olarak birtakım davranışlarda bulunulmasıdır. Örgütün varlığının veya üyelerinin yaşantısını sürdürmesine yönelik eylemler bu suçun oluşması için yeterlidir.
Yargıtay kararlarında örgütün yayınlarını ve bildirilerini dağıtmak, örgüt üyelerini barındırmak, yer temini, kılavuzluk yapmak, kuryelik yapmak, örgüt üyelerine yiyecek vermek, giyecek ve eşya temin etmek, katılım aktarılmasına yardımcı olmak, askeri faaliyetler hakkında örgüt üyelerine bilgi vermek, para vermek gibi eylemler yardım eylemleri olarak kabul edilmektedir.
Ancak failin belirtilen fiillerden birini veya birden fazlasını sürekli ve yoğun olarak yapması, örgüt üyeliği suçunun kanıtı olarak değerlendirebilir. Yargıtay, yardım eylemlerinin belirli bir yoğunluğa ulaşması halinde failin örgüt üyesi olduğunu kabul etmektedir.
BDDK'nın ..... Bankası hakkında hazırladığı Mali Durum Tespit Raporlarında, ..... Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütlü olarak suç gelirlerinin elde edilmesi, himmet adı altında toplanan suç gelirlerinin bankacılık sisteminde aklanması, bankanın FETÖ/PDY ile bağlantılı ulusal/uluslararası kuruluşlara ..... Bankası AŞ tarafından yüksek miktarda kredi kullandırılması, ….. Bankası A.Ş'nin ortaklık yapısında bulunan yöneticilerin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğunun açıklandığı,
MASAK'ın hazırlamış olduğu analiz raporlarında da ..... Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kurucusu olan …..'in talimatlarıyla yönetildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin bankacılık işlemi adı altında toplanan himmet paralarını bu banka aracılığıyla akladığı,
Yine Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırlamış olduğu raporda da birçok ilde alınan bilgi alma tutanakları ile 17-25/Arahlık/2013 sürecinden sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütlerinde yöneticilik yapan kişilerin bu örgüte mensup kişilere malvarlıklarını satarak malvarlıkları yoksa başka bankalardan para çekerek ..... Bankası'na para yatırmalarını istediklerini beyan etmeleri, yine ..... Bankası A.Ş'de banka genel müdürü ve banka yönetim kurulu üyelerinin 06.01.2014 tarihinde gönderdiği e postada " bizim iklimimizden bir abim... Bankamız için seferberlik ilan ettik, aynen 2001 de olduğu gibi, neyimiz varsa namusumuz bildiğimiz bankamız için yarından tezi yok getireceğiz...arkadaşlar evini arabasını satacak, gerekirse başka bankadan kredi çekecek bankamıza mevduat koyacağız" dediği,
BDDK'nın 28/05/2015 tarihli ..... Bankası Mali Durum Tespit Raporu'nda 2013 Aralık - 06/01/2014 döneminde ..... Bankası'nın mevduatı 1.684.368 TL azalırken 06.01.2014- 10.01.2014 döneminde 227.240 TL arttığı, 01.12.2013- 30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde ..... Bankası A.Ş nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06.01.2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30.01.2014 tarihinde 6.069 adet olarak gerçekleştiği, 29.05.2015 tarihine kadar mevduat girişinin yoğun olarak yapıldığı ayrıntılı olarak anlatıldığı,
FETÖ/PDY Terör örgütü elebaşısı .....'in 17/25 Aralık 2013 sürecinde örgüt üyelerine zor durumda olan Bank .....'yı uhud harbindeki "okçular tepesi" olarak nitelendirerek terk edilmemesi gerektiğini belirtip, para yatırmalarına yönelik talimat verdiği,
BDDK, MASAK ve EGM'nin ayrıntılı raporlarından da anlaşılacağı üzere, ..... Bankasının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca yönetildiği, bankanın siyasi gelişmeler üzerine likidite sorunu yaşaması sebebiyle bizzat başta ..... ve diğer FETÖ/PDY terör örgütü yöneticileri tarafından mensuplarına verilen talimatlarla FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarından malvarlıklarını satıp ..... Bankasına yatırmalarını istemesi üzerine, bu talimatı alan örgüt mensuplarının 06/01/2014 ile 29/05/2015 tarihleri arasında hayatın olağan akışına aykırı olarak raporlarla teyit edildiği üzere ..... Bankasının mali olarak durumunun kötü olduğu bir dönemde bu bankada hesap açtığı ve mevduat girişi yaptığı, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve örgüt üyesi olduğuna ilişkin kanaat oluşmayan Bank ..... tarafından gönderilen sanık ve aile bireylerinin hesap hareketlerine ilişkin CD üzerinde Bilirkişi ..... tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 03/08/2018 havale tarihli Bilirkişi Raporundan da anlaşılacağı üzere, sanığın 16/09/2014 tarihinde 1.123,21 TL karşılığında 12,74 birim hurda altın aldığı, 05/03/2014 tarihinde 1.272,20 TL karlığında altını dövize çevirdiği, böylelikle sanığın para yatırma ve destek işlemlerine rastlanmış olduğu, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda katılım hesapları açmak suretiyle silahlı terör örgütüne yardım etmek suçunu işlediği dairemizce de sabit görülmüştür.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller, karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutunun kabul edildiği, eylemlerinin olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde nitelendirilerek vasfının tayin edildiği, cezayı azaltıcı sebebin niteliğinin takdir kılındığı, savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği, incelenen dosyaya göre verilen hükümde düzeltilen kısım dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
Ne var ki;
Hüküm oluşturulurken TCK'nın 62. Maddesi uygulandığında 1 yıl 13 ay olarak netice cezanın belirlenmesi gerekirken; mahkemesince yanılgılı değerlendirme ve uygulama sonucunda netice cezanın 2 yıl 1 ay hapis cezası olarak belirlenip fazla ceza tayini yapıldığı ancak CMK'nın 280/1-a ve 303/1-f maddeleri gereğince bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla;
Hüküm fıkrasındaki sanık hakkındaki sonuç cezaya ilişkin 1-e. bentteki "2 Yıl 1 Ay Hapis Cezasıyla Cezalandırılmasına" ibarelerinin hüküm fıksasından çıkartılarak yerine "1 YIL 13 AY HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin hüküm fıkrasına eklenmesi,
Yine;
Mahkemece her ne kadar sanık hakkında TCK 58/9 maddesi gereğince mükerrerlere özgü infaz rejimine uygulanmasına karar verilmiş ise de ;Sanık hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107. maddesinin dördüncü fıkrası ile 108. maddesi hükümleri yerine olayda koşulları oluşmayan TCK'nın 58/9. maddesinin uygulanmasının Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 06/06/2016 tarih 2015/6354- 2016/3725 E.K sayılı kararında da belirtildiği üzere hatalı olduğu bu nedenle sanık ile ilgili hükümdeki "Sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararındaki iptal edilen hususlar gözetilerek, 5237 Sayılı TCK'nın 53/1-2-3 maddelerinin tatbikine,
- 5237 Sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince sanık hakkında MÜKERRİRLERE ÖZGÜ İNFAZ REJİMİNİN ve hükmün infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına," ilişkin kısmın BÜTÜNÜYLE ÇIKARILMASI,
Ayrıca,
Suç tarihinin karar başlığında yanlış belirtildiği ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği sonucuna varılmakla; karar başlığındaki suç tarihinin"16/09/2014" olarak değiştirilmesi şeklinde düzeltilen hükme karşı; istinaf başvurusunda bulunanın ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca görüldüsü yapıldıktan sonra hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nın 286/2 maddesi gereğince kesin olmak üzere 12/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)