(5237 S. K. m. 39, 53, 58, 220, 314, 315) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 223) (16. CD. 26.10.2017 T. 2017/1809 E. 2017/5155 K.)
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
YARGILAMAYA KONU İDDİA:
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 25/04/2017 tarih ve 2017/8613 Esas sayılı iddianamesi ile; "Şüphelinin İznik SGK'da memur olarak görev yaptığı, 23/07/2016 tarihli 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında açığa alındığı, şüphelinin …. Büro Sen sendikasına 2014 yılında üye olduğu, öğrencilik yıllarında ABD'ye gittiği, 2014 yılında Bank …'ya 10.000 TL para yatırdığı, şüphelinin ….simli programın kullanıcısı olmadığı, şüphelinin görevinden ihraç edildiği iddiasıyla"; sanığın sabit olan eylemine uyan TCK 314/2, 53, 58/9, Terörle Mücadele Kanunu 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABULÜ VE UYGULAMASI;
Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/40 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonunda, "Sanığın İznik SGK'da memur olarak görev yaptığı, 23/07/2016 tarihli 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında açığa alındığı ve sonrasına ihraç olduğu, sanığın .... Büro Sen sendikasına 2014 yılında üye olduğu, 2014 yılında Bank ....'ya 10.000 TL para yatırdığı, sanığın .... isimli programın kullanıcısı olmadığı,
Sanık müdafii huzurundaki ifadesinde; Suçlamaları kabul etmediğini, Amerika'ya çalışmak ve gezi amaçlı gittiğini, Bank….ya 2014 yılında 10.000 TL yatırdığını, FETÖ/PDY Terör Örgütü lideri …….'in "tüm mal varlığınızı satın Bank…..ya yatırın" şeklindeki talimatının bu parayı yatırmada etkili olmadığını, ….. Büro Sen sendikasına 2014 yılında üye olduğunu beyan ettiği,
Sanık hakkında yukarıda belirtilen iddialar ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçunda kamu davası açılmış ise de;
Digital meteryal inceleme sonucununa ilişkin raporda; kakao kalk ve falcon uygulamalarına ilişkin kalıntıların tespit edildiği ve ayrıca sanığın telefonunda Fetö iltisaklı internet sitelerine giriş yapıldığının tespit edildiği, Fetö iltisaklı kişilerin telefon numaralarının kayıtlı oluduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Sanık savunmasında özetle silahlı terör örgütü ile herhangi bir irtibatının olmadığını, bank.... hesabının faizsiz olduğu için 2009 yılında kredi kartı aldığını, bireysel emeklilik üyesi olduğu için eft işlemlerinin ücretsiz olduğunu ve 2014 sonrası ücretsiz eft olduğu için ödemelerini bu hesaptan yaptığınıbeyan ettiği, bank.... hesabına ilişkin kayıtlar getirtilerek bilirkişi incelemesi yaptırılmış, raporda;hesaba en yüksek 2014 haziran, ağustos ve eylül ayında 8.000, 6.600 ve 3.000TL yatırılmış olduğu, bu tutarların 2 adetinin 3. kişi taragında hesaba yatırıldığı, sadece birinin hesap sahibi tarafından yatırıldığı, 2014 ocak ayından itibaren 2015 aralık ayına kadar hesabında sürekli artış ve azalış bulunduğu, hesabına çoğunlukla eşi ....'in hesabından eft işlemi ile paraların yattığı, gelen paraların da çoğunlukla kısa süre içinde başka ödemelere gittiği veya hesaptan çekildiği, sanık tarafından sadece eylül ayında 8.000TL paranın yatırıldığı ancak kısa süre içerisinde(5-10 gün içerisinde) bu paranın da başka banka hesaplarına aktarıldığı veya sanık tarafından çekildiğinin görüldüğü, sanığın örgütün talimat dönemi olan 2015 mayıs ayında da hesabından parasını tamamen çekmeyip 2015 aralık ayına kadar kullandığı görülmekle sanığın örgütün talimatı ile banka.... hesabına para yatırmadığı ve olağan bankacılık işlemleri yaptığı, bu haliyle sanığın savunmasının doğrulandığı anlaşılmıştır.Sanığın örgüt içerisinde faal bulunduğu veya ne yaptığı konusunda tanık beyanının bulunmadığı görülmüştür.Sanığın FETÖ iltisaklı ....-sen isimli derneğe üye olduğu, KHK ile görevinden ihraç olduğu ve digital inceleme sonucunda elkonulan meteryallerde FETÖ iltisaklı tespitler yapılmış ise de örgütsel faaliyet kapsamında konumu, hiyerarşik ilişkisi dahilinde somut ve mahkumiyetine yeter deliller olarak kabul edilmeyerek bu tespitler ve sanığın eylemlerin sempati dışında suç örgütü üyelerinde var olması gereken hiyerarşik gücün emrine girme bilinci içinde anlaşılamayacağı ve bank....'ya yatırılan paranın örgüt talimatı doğrultusunda yapıldığı şeklinde kabul edilemeyeceği, sanığınterör örgütünün şifreli haberleşme programı olan bylock isimli programı kullanmamış oluşu, yine Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809E, 2017/5155K sayılı ilamında da belirtildiği üzere "...2013 yılı öncesinde olmak üzere birkaç kez de bu tarihten sonra örgütün dini sohbet toplantılarına katılmak, örgüt tarafından çıkarılan gazetelere gerçek ismiyle abone olmak ve çocuğunu örgüte müzahir olması nedeniyle kapatılan Altınbaşak isimli okula göndermekten ibaret eylemlerinin, sanığın konum ve kişisel özellikleri de nazara alındığında sempati ve iltisak boyutunu aşan, örgüt üyesi olduğunu ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyetler kapsamında değerlendirilemeyeceği..." şeklindeki eylemlerin sempati dışında suç örgütü üyelerinde var olması gereken hiyerarşik gücün emrine girme bilinci içinde anlaşılamayacağına ilişkin kararı, bu kapsamda da sanığın suç kastı ile hareket ettiğine dair somut delil bulunmadığı anlaşıldığından sanık hakkında “ Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak ” suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması için kamu davası açılmışsa da, sanığın suç kastı ile örgüte üye olma veya örgüt üyesi olmamakla birlikte suç örgütüne yardım ettiğine dair mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden CMK-223/2-c maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatine" karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
Bursa Cumhuriyet Savcısı süresindeki istinaf dilekçesi ile; Sanık ....'in örgüt lideri ....'in Aralık 2013 ve Eylül 2014'e denk gelen ve ulusal basına yansıyan talimatları sonrası 11/09/2014 tarihinde hesabına 8000 TL yatırarak destek anlamında örgütüna finans kaynağı Bank ....'ya yardımda bulunduğu, sanığın örgüt üyesi olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etmek suçunu işlediği sabit iken mahkemece sanığın mahkumiyeti yerine beraatına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; dosya kapsamı, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile istinaf dilekçe içeriklerine göre yeniden yargılama yapılması ve sonucuna göre karar tesisi için duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
SANIK DAİREMİZCE 18/10/2018 TARİHİNDE SAPTANAN SAVUNMASINDA;"yazılı ve sözlü tüm beyanlarımı aynen tekrar ediyorum, 2014 eylül ayındaki 8000 TL parayı EFT ile ödemelerim olduğundan dolayı yatırmıştım, söz konusu bu paradan ödemelerimi yapmak amacımdaydım, destek amacım olsaydı eşimin garanti bankasından işten ayrılırken aldığı tazminatı vardı o parayı yatırırdım, kesinlikle destek amacım yoktur, aleyhime olan itirazı kabul etmiyorum, ben Üniversiteyi Uludağ Üniversitesinde okudum, Konya da bulunmadım .... adında birini tanımıyorum, ....'yı tanımıyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
SANIK DAİREMİZCE SAPTANAN SAVUNMALARINDA; "Önceki beyanlarımı tekrar ederim, ben 2010 ile 2014 yılları arası hesaba genelde kredi kartı, fatura ödemeleri bazende EFT ücretsiz olduğu için Türkiye ....tan kullandığım kredi ödemeleri ile ilgili kullandığımı hatırlıyorum"
"Ben 2009 yılında Bank ....'dan kredi kartı almıştım, bu kredi kartı ile ilgili 2011 yılında da hesap açtırdım. Hesaba sürekli para yatırmışlığım vardır. Benim amacım burada kredi kartı ödemelerimi yapmak idi, ayrıca başka bir hesap açtırmadım, katılım hesabı ya da altın hesabı da açtırmadım"şeklinde anlatımlarda bulunmuştur.
SANIK MÜDAFİİ AV. .... DAİREMİZDE SAPTANAN BEYANINDA: "müvekkilimin savunmalarına ve önceki beyanlarımızı tekrar ediyoruz, müvekkilimin bankasyadaki para hareketlerinin örgüte destek amacı yoktur, savunmasında da belirttiği gibi öyle bir amacı olsaydı eşinin garanti bankasından aldığı 55, 000 TL tutarındaki tazminatı garanti bankasında tutmayıp bank.... ya yatırırdı. Savunmalarımız doğrultusunda beraatini talep ediyoruz" şeklinde anlatımda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
"Bursa 9 . Ağır Ceza Mahkemesinin, İstinaf edilen 11.04.2018 tarihli kararında usule ve esasa ilişkin her hangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde her hangi bir eksiklik olmadığı, mahkemece yapılan değerlendirmenin vetatbik olunan kanun maddelerinin isabetli olduğu sonuçlarına varılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLER:
İddia ve Savunma, Nüfus ve adli sicil kaydı, Arama, araştırma, el koyma, yakalama tutanakları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
SUÇUN UNSURLARI-DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE MAHKEMEMİZİN KABULÜ:
HUKUKİ NİTELENDİRME:
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yönetetiçileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
TCK 314. maddede örgüte yardım suçu özel olarak düzenlenmemiştir. Fakat, 3. fıkra uyarınca suç işleme amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından da aynen uygulanır. Bu nedenle TCK 220/7. maddesinde belirtilen örgüte yardım suçu, 314. maddedeki silahlı örgüte yardım suçu olarak cezalandırılması gereken bir eylem tipini teşkil etmektedir.
TCK md. 220 : (7) "Örgüt içindeki hiyerarşih yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. "
TCK 220/7. maddede, örgüte yardım edenin 'örgüt üyesi olarak' cezalandırılacağı ifade edilmiştir. Fakat, aynı cümle içerisinde örgüt üyeliğinin, örgüt içerisinde hiyerarşik yapıya dahil olmayı zorunlu kıldığı belirtilmiştir. Örgüt üyesi, örgütün amaçlan içerisindeki suçları işlemek için sürekli birliktelik iradesiyle örgüt disiplini ve hiyerarşisine katılmaktadır. Buna karşın, sürekli birliktelik ve hiyerarşik yapıya dahil olma iradesi bulunmadığı halde, örgütün kimi faaliyet veya eylemlerine iştirak eden kimse, suça iştirak etmekte olup, özel bir iştirak kuralı olarak düzenlenmiş bulunan 'örgüte yardım etme' suçunu işlemesi nedeniyle ceza sorumluluğuna tabi kılınmış, fakat cezalandırma yönünden örgüt üyesi gibi kabul edilmiştir. Bu nedenle, örgüte yardım edenin hukuki sıfatının üyelik olmayıp, yardım eden (suça iştirak) olduğuna dikkat edilmesi ve kanun koyucunun bu ayrımı bilinçli olarak yaptığının gözetilmesi yerinde olacaktır.
Suç örgütüne yardım fiilinin oluşması için, failin örgüt üyeleriyle önceden bir anlaşma yapması veya yapılan planlara dahil olması zorunlu değildir. Ayrıca, yardım fiilinin örgüt üyelerinin tamamına veya üyelerden birine yapılması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, örgütün amacı ve kolektif faaliyetleri bilinerek ve istenerek yardım edilmesi zorunludur. Buna karşın, örgüt üyelerinin baskı ve tehditleri sonucu yardım etmeye mecbur bırakılan kişilerin suça iştirak iradeleri bulunmadığından, manevi öğesinin yokluğu nedeniyle suçun oluşmadığı düşünülmelidir.
Yardım suçunda ceza, TCK. 314/3, 220/7. maddeleri delaletiyle, 314/2. madde ile hükmedilir. Fail, örgüte yardım fiilinden başka bir suç da işlemişse, bu takdirde örgüt adına suç işleme dolayısıyla ayrıca 220/6. madde delaletiyle 314/2. madde ile cezalandırılır.
Kanunda örgüte silah temini yoluyla yapılan yardım suçu 315. maddede ayrıca düzenlenmiştir. Silah üretimi, teinini, ülkeye sokulması, saklanması gibi eylemler yalnızca özel nitelikli yardım suçu olan 315. madde ile cezalandırılır.
Yardım niteliğindeki eylemlerin müstakil suç oluşturmayan faaliyet veya fiiller olması gerekir. Örgüt adına işlenen suçlara iştirak edilmesi halinde 220/6. maddedeki suç oluşmaktadır.
765 sayılı yasa gibi 5237 sayılı yasadaki düzenlemede de eylemin iradi olması aranmıştır. 765 sayılı yasada bazı yardım eylemleri yasa metninde ifade edilmişken 5237 sayılı yasada böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş yardım eden ifadesi kullanılmıştır.
Yardım sayılabilecek eylemler çok farklı biçimlerde gerçekleşebilir. Örneğin; örgüt üyelerine yiyecek verme, barınma ihtiyacını karşılama, yol gösterme, bilgi verme, çeşitli malzeme temini gibi ihtiyaçları karşılama vb. davranışlar yardın olarak kabul edilir. Dolayısıyla, silahlı örgütün faaliyetlerine yardım edilmesi onun faaliyetlerinin kolaylaştırılması amacına yönelik olarak birtakım davranışlarda bulunulmasıdır. Örgütün varlığının veya üyelerinin yaşantısını sürdürmesine yönelik eylemler bu suçun oluşması için yeterlidir.
Yargıtay kararlarında örgütün yayınlarını ve bildirilerini dağıtmak, örgüt üyelerini barındırmak, yer temini, kılavuzluk yapmak, kuryelik yapmak, örgüt üyelerine yiyecek vermek, giyecek ve eşya temin etmek, katılım aktarılmasına yardımcı olmak, askeri faaliyetler hakkında örgüt üyelerine bilgi vermek, para vermek gibi eylemler yardım eylemleri olarak kabul edilmektedir.
Ancak failin belirtilen fiillerden birini veya birden fazlasını sürekli ve yoğun olarak yapması, örgüt üyeliği suçunun kanıtı olarak değerlendirebilir. Yargıtay, yardım eylemlerinin belirli bir yoğunluğa ulaşması halinde failin örgüt üyesi olduğunu kabul etmektedir.
BDDK'nın .... Katılım Bankası hakkında hazırladığı Mali Durum Tespit Raporlarında, .... Katılım Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütlü olarak suç gelirlerinin elde edilmesi, himmet adı altında toplanan suç gelirlerinin bankacılık sisteminde aklanması, bankanın FETÖ/PDY ile bağlantılı ulusal/uluslararası kuruluşlara .... Katılım Bankası AŞ tarafından yüksek miktarda kredi kullandırılması, .... Katılım Bankası A.Ş'nin ortaklık yapısında bulunan yöneticilerin FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğunun açıklandığı,
MASAK'ın hazırlamış olduğu analiz raporlarında da .... Katılım Bankası'nın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kurucusu olan ....'in talimatlarıyla yönetildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne mensup gerçek kişi ve özel hukuk tüzel kişilerinin bankacılık işlemi adı altında toplanan himmet paralarını bu banka aracılığıyla akladığı,
Yine Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırlamış olduğu raporda da birçok ilde alınan bilgi alma tutanakları ile 17-25/Aralık/2013 sürecinden sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütlerinde yöneticilik yapan kişilerin bu örgüte mensup kişilere malvarlıklarını satarak malvarlıkları yoksa başka bankalardan para çekerek .... Katılım Bankası'na para yatırmalarını istediklerini beyan etmeleri, yine .... Katılım Bankası A.Ş'de banka genel müdürü ve banka yönetim kurulu üyelerinin 06.01.2014 tarihinde gönderdiği e postada " bizim iklimimizden bir abim... Bankamız için seferberlik ilan ettik, aynen 2001 de olduğu gibi, neyimiz varsa namusumuz bildiğimiz bankamız için yarından tezi yok getireceğiz...arkadaşlar evini arabasını satacak, gerekirse başka bankadan kredi çekecek bankamıza mevduat koyacağız" dediği,
BDDK'nın 28/05/2015 tarihli .... Katılım Bankası Mali Durum Tespit Raporu'nda 2013 Aralık - 06/01/2014 döneminde .... Katılım Bankası'nın mevduatı 1.684.368 TL azalırken 06.01.2014- 10.01.2014 döneminde 227.240 TL arttığı, 01.12.2013- 30.06.2014 tarihleri arasındaki dönemde .... Katılım Bankası A.Ş nezdinde 334.123 adet hesabın açıldığı, hesap açılışlarının 06.01.2014 tarihinden itibaren artış gösterdiği, en fazla hesap açılışının 30.01.2014 tarihinde 6.069 adet olarak gerçekleştiği, 29.05.2015 tarihine kadar mevduat girişinin yoğun olarak yapıldığının ayrıntılı olarak anlatıldığı,
FETÖ/PDY Terör örgütü elebaşısı ....'in 17/25 Aralık 2013 sürecinde örgüt üyelerine zor durumda olan Bank ....'yı uhud harbindeki "okçular tepesi" olarak nitelendirerek terk edilmemesi gerektiğini belirtip, para yatırmalarına yönelik talimat verdiği belirlenmiş olmakla;
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yargıtay 16. C.D.'nin yerleşik kararları ve kanuni düzenleme dikkate alındığında, TCK'nın 39. maddesinde düzenlenen suça iştirak kapsamındaki yardım etme ile aynı kanunun 220/7 maddesinde tanımlanan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemleri nitelik itibariyle birbirlerinden farklıdır. Sanığın örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenecek somut bir suça dair kasta dayanan ve yardım teşkil eden eyleminin, hem yardım edilen suç bakımından şeriklik kapsamında hem de şartları varsa amaç suç yönünden faillik kapsamında değerlendirilmesi gerekirken somut bir olaya dayanmayan ancak örgüt faaliyeti kapsamında kullanılmak/değerlendirilmek üzere gerçekleştirilen yardımların TCK’nın 220/7 maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı açıktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki;
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; " suçsuzluk" ya da " masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; " in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulanan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza mahkemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Bu kapsamda bakıldığında;
Sanığın İznik SGK'da memur olarak görev yaptığı, 23/07/2016 tarihli 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapasmında açığa alındığı ve sonrasına ihraç olduğu, iltisaklı .... Büro Sen sendikasına 2014 yılında üye olduğu, 2014 yılında Bank .... hesabına para yatırdığı Eylül 2014 yılı sonu itibariyle bakiyesinin 8.174TL ye ulaştığı anlaşılmaktadır.
Digital meteryal inceleme sonucununa ilişkin raporda; kakao kalk ve falcon uygulamalarına ilişkin kalıntıların tespit edildiği ve ayrıca sanığın telefonunda Fetö iltisaklı internet sitelerine giriş yapıldığının tespit edildiği, Fetö iltisaklı kişilerin telefon numaralarının kayıtlı oluduğunun tespit edildiği de anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı ve yapılan yargılama sonunda, sanığın örgütün faaliyetlerine katılım gösterdiğine ilişkin herhangi bir maddi somut delil bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin, tam bir vicdani kanıya ulaşılamamıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü de bu doğrultuda olup, bu kabul biçimine yönelik de bir istinaf talebi de söz konusu değildir. İstinafın kapsamı sanığın eylemlerinin yardım suçu kapsamında değerlendirilmesine ilişkindir.
Bu yönüyle olay değerlendirildiğinde;
Sanığın, örgüt yönetiminin Bank....'nın kalkındırılması amacıyla çağrıda bulunduğu tarihlere karşılık gelecek dönemleride kapsayacak biçimde Bank ....'da hesap işlemleri bulunmakta ise de; dosyada mevcut hesap hareketleri ve bilirkişi raporu da dikkate alındığında, 2014 yılı ve sonrasında açılmış bir katılım hesabı ve toplu para girişinin söz konusu olmadığı, hesabın önceye dayalı olduğu ve işlemler arasında kredi kartı ödemeleri ve diğer ödemelerin de bulunduğu, az yukarıda belirtilen örgüt üyeliği suçunu ispata elvirişli örgütsel eylem olarak yorumlanmayan çeşitli iltisak verilerinin (dernek üyeliği, dijital veriler, v.s) sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne belli düzeyde bir sempatisini göstermekle birlikte salt bu sempati ilişkisinin yardım suçunun sübutu açısından yeterli görülemeyeceği, örgüt talimatı ile hareket edildiğini yada örgüte destek amacıyla işlem yapıldığını kabul etmeyi gerektirecek düzeyde özellik arz eden bir hesap işlemi bulunmadığı gibi başkaca bir somut kanıtta bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yüklenen suç/suçlar açısından kuşku sınırının aşılamamaktadır.
Yukarıdan beri sıralanan maddi ve hukuksal gerektirici nedenlere dayalı olarak sanığın TCK'nun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine ilişkin aşağıdaki karar tespit olunmuş, olayda uygulama yeri bulması mümkün olmayan CMK'nun 223/2-c maddesine dayalı ilk derece mahkemesinin beraat hükmünün kaldırılması gerektiği neticesine ulaşılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ilişkin karara istinaden, Mahkememizce yapılan yargılama sonunda;
1-Sanık ARİF ŞEN hakkında Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/04/2018 tarihli 2017/40 esas ve 2018/78 sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üye olma ve terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından suç kastı bulunduğuna dair mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatine ilişkin kararının CMK'nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Her ne kadar sanık Hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet" suçlarını işlediğinden bahisle TCK'nun 314/2, 3713 sayılı kanun 3, 5/1, 6415 sayılı Kanun'un 4/1, TCK'nun 53, 54, 58/9, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; Dosya kapsamındaki mevcut delil durumuna göre, sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, anılan örgüte yardım ettiği ya da terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet ettiği hususlarında savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, dolayısıyla yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
Beraat eden sanık kendisini istinaf aşamasında da atadığı müdafii ile temsil ettirdiğinden, müdafiinin emek ve mesaisi karşılığında Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hüküm tarihi itibarı istinaf aşaması için belirlenen 2.725, 00 TL ücreti vekaletin Maliye Hazinesinden alınarak sanığa verilmesine,
CMK’nin 330/1. maddesi gereğince, yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
3-Sanığın göz altında ve tutuklu kaldığı günler için CMK 141 maddesi uyarınca tazminat hakkı olduğu hususunun bildirilmesine, (anlatılıp ihtarat yapıldı)
4- Sanık hakkında CMK 109/1-3a maddesi uyarınca Yurt Dışına Çıkmamak şeklinde verilen adli kontrol kararının KALDIRILMASINA,
Dair, sanığın ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, iddia makamının huzurunda “tefhimden itibaren 15 gün içerisinde"; hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi gereğince TEMYİZ kanun yolu açık olarak, "süresinde temyiz edilmemesi halinde başka bir karara, ihtara, tebliğe ve işleme gerek kalmaksızın kesinleşeceği ve karar gereğinin uygulanacağı bildirilerek” mütaalaya uygun ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/03/2019 (¤¤)