Yerel Mahkemece verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Tazminat davasının dayanağı olan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/12652 soruşturma ve 2018/50118 karar numaralı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının tetkikinde; sanık olan davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma ve Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs suçundan yapılan soruşturma kapsamında davacının 17/07/2016 - 20/07/2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 20/07/2016 - 20/02/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, daha sonra hakkında 08/10/2018 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği ve davacı vekilinin 29/11/2018 tarihli dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, davacının gözaltında kaldığı süreler nedeniyle 200.000 TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 17/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinde bulunarak incelemeye konu davayı açtığı, mahkemenin yapılan yargılama sonucunda davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine karar verdiği, kararın davacı vekili ve davalı vekilinin tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği görülmüş olmakla;
Maddi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf incelemesinde; Mahkemece görevlendirilen bilirkişi tarafından davacının son maaşı esas alınarak hesaplanan maddi tazminat miktarının mahkemece hüküm altına alındığı, oysaki tutuklandığı tarihte hakim olan davacının daha sonra açığa alındığı, davacının 2016 yılı Temmuz maaşını tam olarak aldığı, daha sonra yarsı olan 3.611,35 TL'yi faizi ile birlikte 08/08/2016 tarihinde 4.056,20 TL olarak iade ettiği, 2016 yılı Ağustos ayı maaşının ise yarısını (3.389,63 TL) aldığı anlaşılmakla,
Davacının açığa alındığı ve ihraç edildiği tarih ile, 2016 yılı Ağustos ayından sonraki aylara ait maaşını alıp almadığı hususu araştırılmadan ve buna ilişkin belge ve bilgiler dosyaya celp edilmeden dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek yapılan hesaplama üzerinden hüküm kurulması, ayrıca davacının gözaltına alındığı tarihten ihraç edildiği tarihe kadar ki maddi kaybının, açığa alınmış olması ve tutuklanmış olması da göz önünde bulundurularak aldığı maaş esas alınarak hesaplanması, ihraç edildiği tarihten tahliye edildiği tarihe kadar ki maddi kaybının ise asgari ücretin net miktarı üzerinden hesaplanması gerekirken, tüm sürenin son alınan maaş üzerinden hesaplanmak suretiyle hüküm kurulması,
Yine nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği halde, mahkemece bu ölçülere uymayacak şekilde fazla miktarda manevi tazminata hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri bu nedenle yerinde görüldüğünden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a-6. maddesi gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere 23/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)