(5237 S. K. m. 3, 50, 52, 61)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Mahkumiyet hükmü kurulurken maddede yer alan cezanın alt ve üst sınır arasında temel ceza tayin edilirken suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, sanığa atfedilen kusur durumu nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği, buna göre sanık S. D.'nin kullandığı 16 NBY .. plakalı aracı ile Aras sokak üzerinden Çağdaş sokak istikametine doğru seyir halinde iken kontrolsüz dörtlü kavşağa geldiğinde Aras sokak ile kavşağın birleşme noktasında sağ tarafta açık şekilde görünen DUR levhasına göre aracını durdurarak sağından solundan ve karşıdan gelen trafiği kontrol ettikten sonra yoluna devam etmesi gerekirken bu kurala uymayarak DUR levhasına göre tali yoldan ana yol konumundaki Zaman sokak üzerindeki kavşağa hızını azaltmadan girerek diğer sanığın aracına çarpması ve çarpmanın etkisi ile sanık S.'in aracının 20 metre kadar yolun sağına doğru savrularak yaya kaldırımının kenarında bekleyen A. O.'a çarpması sonucu ölümüne sebebiyet verdiği olayda sanık S. D. hakkında ceza tayin edilirken 5237 sayılı TCK'nın 3 ve 61/1. maddeleri uyarınca, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde ceza tayini aleyhe istinaf bulunmadığından eleştirmekle yetinilmiştir.
Cumhuriyet Mahallesi Aras Sokak ile Zaman Sokağın kesiştiği yerde sanık E. Y.'in kullandığı otomobil ile sanık S. D.'nin kullandığı minibüsün çarpışması neticesinde çarpışmanın etkisi ile sanık S. D.'nin kullandığı minibüsün savrularak kaldırımda yaya olarak bulunan Ali Olkun'a çarptığı ve taksirle ölümüne neden oldukları, gerek trafik kazası tespit tutanağına gerekse dosyada mevcut bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde S. D.'nin asli, E. Y.'in ise tali kusurlu olduğunun anlaşıldığı, sanık S. D. yönünden her ne kadar olayda Dairemizce yapılan değerlendirmede bilinçli taksir koşullarının bulunmadığı kabul edilip buna göre sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK'nın 50/4 maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesinde yasal bir engel bulunmamakta ise de, olayın meydana geliş şekli, oluşan ağır netice ve sanığa atfedilen kusur durumuna göre hürriyeti bağlayıcı cezasının adli para cezasına çevrilmemesinin orantılılık ve hakkaniyet ilkelerine uygun olacağı, yukarıda eleştirilen husus dışında Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Mahkeme kararının usulüne uygun ehliyetli bilirkişilerden oluşturulan ve hem soruşturma aşamasında hem de kovuşturma aşamasında birbiriyle uyumlu olan bilirkişi raporlarına ve raporlarda tespit edilen kusur durumlarına dayandırıldığı, buna göre istinaf başvurusunda bulunan sanık E. Y.müdafiinin "ATK raporunun bilimsel ve yeterli olmadığı, kusur durumunun tam olarak tespit edilemediği, olayda E. Y.'in kusurunun bulunmadığı, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiği", sanık S. D.'nin "kazaya diğer sanığın aracının çarpmasının neden olduğu, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiği" şeklinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine,
Ancak,
Olayın oluş şekli göz önüne alındığında geldiği güzergahta kavşağa giriş noktasında bulunan DUR işaretine uymamak suretiyle asli kusurlu olarak kazaya sebebiyet vermesinin sanık S. D.'nin kazaya sebebiyet veren kusurlu davranışını oluşturacağı, bilirkişilerin hazırladığı raporda da bu nedenle sanık S. D.'nin olayda asli kusurlu olduğunun tespit edildiği, DUR levhasına rağmen durmayarak kavşağa girip kavşak içerisinde kazaya sebebiyet verilmesi halinin ayrıca bilinçli taksir koşullarını oluşturmayacağı, bu nedenle Mahkemenin "sanık S. D.'nin DUR işaretine rağmen durmayıp hızını azaltmayıp kavşağa kontrolsüz girmesi nedeniyle eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği" yönündeki kabulünün olay ve dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirmediği halde hakkında TCK'nın 22/3 maddesi gereğince cezasında arttırım yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu,
Taksirli suçlarda sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, TCK'nın 53/6. Maddesi gereğince kusur durumu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığının dikkate alınması esas olup, dosya kapsamına göre, ikinci derecede tali kusurlu olan sanık E. Y.hakkında sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu,
Sanık E. Y.hakkında verilen hükümde sanığın neticeten 1 yıl 8 ay olarak belirlenen hürriyeti bağlayıcı cezasının adli para cezasına çevrilirken TCK'nın 52/3 maddesine aykırı olarak adli para cezasının gün olarak belirtilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, istinaf taleplerinin bu nedenle yerinde olduğu, ancak Anayasanın 141/son, 5271 sayılı CMK'nun 303. maddeleri gereğince yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılıkların CMK'nın 280/1-a ve 303/1 maddeleri uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,
Sanık S. D. hakkındaki hüküm fıkrasının B bölümünün bilinçli taksir uygulanmasına ilişkin 2 numaralı bendinin tamamen hüküm fıkrasından çıkartılmasına, aynı bölümde diğer bentler silsileyle takip etmek suretiyle 3 nolu bendinin 2 numaralı bent olarak "....... TCK'nın 62. Maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak SANIĞIN 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Olayın meydana geliş şekli, oluşan ağır netice ve sanığa atfedilen kusur durumuna orantılılık ve hakkaniyet ilkelerine göre sanığın hürriyeti bağlayıcı cezasının adli para cezasına çevrilmesine yer olmadığına, " şeklinde yazılmak suretiyle,
Sanık E. Y. hakkındaki hüküm fıkrasının A bölümünün 3. Bendinin tamamen hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine yine 3. Bent olacak şekilde "Sanığa verilen hapis cezasının sanığın kişiliği ve suçun işleniş şekli dikkate alınarak TCK'nın 50/1-a ve 52/3 maddesi gereğince adli para cezasına çevrilerek sanığın 605 tam gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının günlüğü sanığın ekonomik durumu ve paranın alım gücü dikkate alınarak TCK'nın 52/2 maddesi uyarınca 30 TL'den hesaplanarak SANIĞIN NETİCETEN 18.150 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," şeklinde yazılmak suretiyle,
Sanık E. Y. hakkındaki hüküm fıkrasının A bölümünün sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin 5. Bendinin tamamen hüküm fıkrasından çıkartılmak sureti ile DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine İADESİNE,
Dair CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19.04.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)