(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 223) (6100 S. K. m. 353)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tazminat davasının dayanağı olan Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/307 Esas 2018/21 Karar sayılı dosyasında; sanık olan davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan dava kapsamında davacının 16.08.2016 - 19.08.2016 tarihleri arasında gözaltında kaldığı 19.08.2016 - 17.10.2017 tarihleri arasında ise tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucu aynı mahkemenin 24.01.2018 tarihli kararı ile CMK 223/2-e maddesi gereğince davacı sanığın beraatine karar verdiği, kararın istinaf edilmeksizin 01.02.2018 tarihinde kesinleştiği, davacının 02.05.2018 tarihli dilekçesinde gözaltında ve tutuklu kalınan süreler sebebiyle 75.000 TL maddi ve 500.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebinde bulunarak incelemeye konu davayı açtığı, mahkemenin yapılan yargılama sonucunda davacının maddi ve manevi tazminat talebinin ise kısmen kabul ederek 31.397,25 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine ve davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verdiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın dairemize gönderildiği görülmüş olmakla;
Gerekçeli karar başlığında "Koruma Tedbirleri Nedeni İle Tazminat" olan dava adı yerine "Maddi-Manevi Tazminat Davası" yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün bir eksiklik olduğu değerlendirilmiştir.
Manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf incelemesinde; Hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak şekilde hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği halde, mahkemece bu ölçülere uymayacak şekilde az miktarda manevi tazminata hükmolunması aleyhe istinaf başvurusu olmadığından eleştirilmekle yetinilmesine karar verilmiştir.
Hukuka aykırı koruma tedbiri uygulanması sebebiyle açılan manevi tazminat davasında; yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, davacı ve davalı vekili tarafından ileri sürülen ve re'sen dikkate alınan esasa ilişkin tüm delillerin hukuka uygun yöntemler ile toplandığı, toplanan deliller ile davacı ve davalı vekilinin beyan ve iddiaların gerekçeli kararda tartışıldığı, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde yukarıda eleştiri konusu yapılan hususu dışında herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşıldığından, davalı hazine vekilinin manevi tazminata yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Maddi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf incelemesinde; Hukuka aykırı koruma tedbiri uygulanması sebebiyle açılan maddi tazminat davasında; yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, davacı ve davalı vekili tarafından ileri sürülen ve re'sen dikkate alınan esasa ilişkin tüm delillerin hukuka uygun yöntemler ile toplandığı, toplanan deliller ile davacı ve davalı vekilinin beyan ve iddiaların gerekçeli kararda tartışıldığı, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde aşağıda belirtilen hususlar dışında herhangi bir eksiklik olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmediğinden reddine, ancak;
Kamu görevlisi olarak çalışan davacının 22.11.2016 tarihli KHK ile ihraç edildiği, dolayısıyla ihraç edildiği tarihe kadar kamu görevlisi olan ve ücretini kamudan alan davacının gözaltına alındığı tarihten ihraç edildiği tarihe kadar maddi bir kaybının olmadığı, davacının maddi kaybının ihraç edildiği tarih ile tahliye olduğu tarihler arasındaki dönemi kapsadığı, nitekim bilirkişinin de bu dönemi esas alarak hesaplama yaptığı, ancak ihraç edildiği tarihten sonra kamu görevlisi sıfatı kalmayan davacının maddi kaybının asgari ücretin net miktarı üzerinden hesaplanması gerekirken, kamu görevlisi olduğu dönemdeki ücretinin, asgari ücrete oranlamak suretiyle hesaplama yapılmak suretiyle fazla miktarda maddi tazminata hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, davalı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde ise de; bu aykırılık yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen Anayasa'nın 141/son. ve 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu anlaşılmakla;
22.11.2016 - 31.12.2106 tarihleri arasında asgari ücretin aylık net miktarının 1.300,99 TL olması ve davacının bu tarihler arasında 40 gün tutuklu kalması (40x43,36 = 1.734,40 TL) yine 01.01.2017 -17.10.2107 tarihleri arasında asgari ücretin aylık net miktarının 1.404,06 TL olması ve davacının bu tarihler arasında da 290 gün tutuklu kalması (290x46,80=13.572,00 TL) dikkate alındığında davacının maddi kaybının 15.306,40 TL olduğu anlaşılmakla, hükmün maddi tazminata ilişkin 1. paragrafında yer alan "31.397,25 TL" çıkarılarak yerine "15.306,40 TL" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesince istinaf başvurusunda bulunan tarafa tebliğine,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine iadesine,
Maddi ve manevi tazminatın hüküm altına alınan ve red edilen kısmı nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/01/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)