T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 11/02/2025 (Ek Karar)
NUMARASI:
TALEP EDEN: ... - [...]
VEKİLİ: Av. ... -
İTİRAZ EDEN: ..
TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz
TALEP TARİHİ: 31/01/2025
KARAR TARİHİ: 04/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/06/2025
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2025 tarih, 2025/121 D.İş, 2025/121 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Talep eden borçlu vekili dilekçesi ile; Bursa 4. Genel İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyası üzerinden karşı taraf alacaklı tarafından müvekkili aleyhine ortaklıktan çıkma ve mirastan feragat nedenli gerçekte mevcut olmayan ve hukuken geçersiz bir alacağın cebri icra yoluyla tahsili girişiminde bulunulduğunu, pay devir ve mirastan feragat sözleşmelerinde devir bedellerini aldığını ve alacağının kalmadığının beyan edildiğini, fark edilmeyen tebligat sonrası kesinleşen takip kapsamında dosya borcunun ihtiraz-i kayıtla icra dosyasına yatırıldığını, borca ve yatırılan paraya yönelik açılacak menfi tespit, istidat ve arabuluculuk başvurusu öncesinde yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 03/02/2025 tarihli karar ile; tedbir talebinin %20 teminat mukabilinde kabulüne; İİK 72/3. maddesi uyarınca, Bursa 4. Genel İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyasına borçlu .... Tic. Ltd. Şti tarafından icra veznesine yatan paranın alacaklı yana ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
Tedbire itiraz eden vekili itiraz dilekçesi ile; yasal süre içerisinde itiraz edilmeyen takibin kesinleştiğini, müvekkilinin aile şirketi olan borçlunun eski ortağı olduğunu, ortaklıktan çıkma ve mirastan feragat sebebiyle kendisine 2.900.000,00 TL ödeme yapılacağını, şirketin bu bedeli ödeyecek nakit parası olmadığı için bir makine satarak ödeme yoluna gittiğini, şirketin eski müdürü olan müvekkilinin makineye bir alıcı bulduğunu ve ödemenin alıcı ..... tarafından müvekkiline yapıldığını, makinenin gerçekte yüksek bedele satılmasına rağmen şirketin resmi faturayı 316.067,24 TL olarak kestiğini, faturanın ödeme günü geldiğinde müvekkiline "sen zaten paranı aldın ....'a parayı gönder, o fatura bedelini şirkete göndersin biz sana tekrar göndeririz" şeklinde beyanda bulunulduğunu, müvekkilinin de aile bağlarının daha fazla zedelenmemesi için bunu kabul ederek şirketin de telkiniyle 320.000,00 TL'yi makine alıcısına gönderdiğini, ancak sonrasında şirketin müvekkilinin gönderdiği parayla fatura alacağını tahsil etmiş olmasına rağmen müvekkiline bu parayı göndermediğini, böylelikle müvekkiline imzalatılan sözleşmelerden sonra müvekkilinin gönderdiği paranın kendisine ödenmediğini, yani söz konusu alacağın müvekkilinin hisse devri ve şirkete ilişkin mirastan feragatle ilgili evrakları imzalamasından sonra ortaya çıktığını, bu süreçte müvekkilinin babasının sadece şirketle ilgili değil tüm mirasından feragat ettiğine ilişkin sözleşme imzalamaya zorlandığını, bunu kabul etmeyince müvekkilinin kalan alacağının ödenmediğini, sunulan noter sözleşmesinden sonra taraflar arasında makine satışından kaynaklı bir alacak doğduğunu, icra takibine konu yapılan alacağın sonradan ödeneceği taahhüt edilerek müvekkilinden alındığını ancak ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin haklı olarak icra takibi ikame ettiğini, karşı tarafça bir dava açılacaksa para icra dosyasına ödendiği için artık istirdat davası açabileceğini, yargılamayı gerektiren hususlarda ihtiyati tedbir kararı verilerek bedelin ödenmesinin engellenmesinin müvekkilini zarara uğratacağını belirterek davacı borçlu tarafın Bursa 4. Genel İcra Dairesinin ....... Esas sayılı dosyasına ödediği paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde; HMK 390. maddesi gereğince ihtiyati tedbir için yaklaşık ispat kuralının yeterli kabul edileceği, tam bir ispatın aranmadığı dosya içerisinde mevcut ve ibraz edilen delillere göre ise yaklaşık ispat kuralının gerçekleştiği, yaklaşık ispat kuralı gereğince deliller kapsamında mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararında ve HMK 392. madde gereğince hükmolunan teminat bedelinde değişiklik olmayıp, ihtiyati tedbire itirazların ise yerinde olmadığı sonucuna varılarak ihtiyati tedbire itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
Karara karşı, itiraz eden vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İtiraz eden vekili istinaf dilekçesi ile; itiraz sebeplerini tekrarla sözleşmelerden kaynaklı alacağın tamamının müvekkili tarafından alınmadığını, tedbir kararının uygulanmasından itibaren HMK'nın 397 maddesinde belirtilen 2 haftalık süre içerisinde dava açıldığına veya arabuluculuk başvurusu yapıldığına yönelik belgenin uygulama dosyasına sunularak belge alınmaması sebebiyle ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığını belirterek usule aykırı verilen ve devam ettirilen tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Talep eden vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; talep dilekçesindeki olguları tekrarla tedbire yönelik itirazların usul ve yasaya aykırı olduğunu dava öncesi 03/02/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu, bu süreçte zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini, nitekim düzenlenen son tutanak sonrası dava açıldığını belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Talep, İİK'nın 72/3 maddesine dayalı takipten sonra açılacak menfi tespit davasına yönelik icra veznesine yatırılan paranın ödenmemesine ilişkin tedbir kararının itiraz sebebiyle kaldırılmasına ilişkindir.
İlk derece mahkemesince; duruşmalı yapılan inceleme ile itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı itiraz eden vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Takip borçlusu tarafından aleyhine başlatılan takibe yönelik ileride açılacak davaya yönelik tedbir istemi takipten sonra gerçekleştirilmiş olup, takip konusu borçtan dolayı borçlu olmadığından bahisle tedbir başvurusunda bulunmuştur. Bu hal üzere istemin, ihtiyati tedbire dair özel düzenleme içeren İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
İİK'nın 72/3 maddesinde; "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu belirlemelere göre, eldeki istem icra takibinden sonra açılacak menfi tespit davasına yönelik İİK'nın 72/3 maddesi kapsamında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine yönelik olup ileri sürülen vakıa ve delil durumu itibariyle ihtiyati tedbir koşulların oluştuğu, itiraz sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 397/1. maddesinde; "ihtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse tedbir talep eden bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi halde tedbir kendiliğinden kalkar." hükmü, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 16. bendinde ise " Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde 6100 sayılı Kanunun 397 nci maddesinin birinci fıkrasında, ihtiyati haciz kararı verilmesi hâlinde ise 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dava açma süresi, arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar işlemez" hükmü yer almaktadır.
Bu itibarla, tedbir talep eden tarafından 03/02/2025 tarihinde uygulaması yapılan tedbire konu uyuşmazlığa yönelik 03/02/2025 tarihinde arabuluculuğa başvuru yapıldığına dair bildirimin 07/02/2025 tarihinde tedbir dosyasına yapıldığı, 14/03/2025 tarihli arabulucuk son tutanağı sonrası 19/03/2025 tarihinde esas davanın açıldığı, arabuluculuk başvurusuna yönelik tedbir dosyasına yapılan bildirimin tedbirin devamı yönünden yasal koşulu sağladığı, dolayısıyla talep eden tarafından bildirim ve esas davanın süresi içerisinde yapılması sebebiyle ihtiyati tedbirin geçerliliğini koruduğu, itiraz edenin bu yöndeki istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-İtiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince karşı taraftan alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından, ayrıca alınmasına yer olmadığına,
3-İtiraz eden tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde istinaf eden tarafa iadesine,
4-Harç ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
HMK. 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza