T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:
KARAR NO:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
TARİHİ:
NUMARASI:
DAVACI: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA: Alacak
KARAR TARİHİ:
KARAR YAZIM TARİHİ:
... Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih, .... Esas ve ...Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğunu, faturalara dayalı cari hesap alacağın tahsili için davalı aleyhine girişilen icra takibinin itiraz sonucu durduğunu, itirazın iptali davasını açma süresinin kaçırıldığını, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında davalıdan 22.214,54 TL alacaklı olduğunu ileri sürerek 22.214,54 TL’nin 05/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, davalı taraftan 33,590.00-TL alacaklı göründüğü, ancak davacı tarafın talebine bağlı kalınarak davalı taraftan 21.545,16 TL tutarında alacak talep edebileceği, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, HMK m. 220 gereği, davacı alacağını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, her ne kadar işbu davada davacının talebi alacak davası ise de kısa kararda sehven itirazın iptali davası şeklinde hüküm kurulduğu, kısa kararın icra edilebilirlik vasfına haiz olmaması, bu haliyle ticari hayatın sekteye uğraması ve telafi edilemez sonuçlara sebebiyet vermesi ihtimali değerlendirilerek esas usule feda edilemez ilkesi ışığında kısa kararda yapılan hata düzeltildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 21.545,16-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf sebeplerinde özetle; ilk derece mahkemesinin verdiği kısa kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle, satımdan kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş, kısa kararla gerekçeli karada çelişki oluşturulmuş, bu karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu tefhim edilen kısa kararda; “Davanın kabulü ile, Bursa.... İcra Müdürlüğünün ..sayılı dosyasında davalı borçluların ödeme emrine itirazlarının iptaline, takibin 22.545,16 -TL asıl alacak üzerinden devamına, 22.545,16 -TL'nin %20'si tutarındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,.." denilmişken, sonradan yazılan gerekçeli kararda ise; “Davanın kabulü ile 21.545,16-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,,.." denilmiştir.
HMK'nın 294 vd. maddesinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açık yargılamada belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça gösterilmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır (Yargıtay 11.HD 2017/4371 E 2019/4071 K 22.05.2019 T. Aynı dairenin 2019/639 E 2019/1537 K 25.02.2019 T.).
Açıklanan bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesinin açık yargılamada tefhim ettiği kısa kararla, sonradan yazdığı gerekçeli karar arasında farklılık bulunduğundan, ilk derece mahkemesinin kararı istinaf denetimine elverişli bir karar değildir.
Bu hal HMK'nın 294 vd. maddelerine aykırılık teşkil ettiğinden, 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın kaldırılması gerekmiştir.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca kaldırılarak dava dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile;
1-Bursa .. Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih, ... Esas ve ....Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
2-HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
3-Davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
5-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte değerlendirilmesine,
6-Kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 28/06/2024
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır