T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:..
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ...
KARAR TARİHİ :...
NUMARASI :..
DAVACI :.
DAVALI : .
DAVANIN KONUSU : Tespit İstemli (Ortaklık Pay Durumuna İlişkin)
DAVA TARİHİ .
KARAR TARİHİ : 18/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2025
Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesinin.... tarih, .... Esas, ...sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin %99,84 payına sahip iken 30/03/2014 tarihinde vefat eden... 'nun şirket hisselerinin miras hukuku hükümlerine göre intikal etmesi gerektiği halde şirketçe usulsüz işlemler yapılarak payların ...nun sağ eşi ve davacının babaannesi ... adına pay defterine işlendiğini, payların devrine ilişkin hukuki işlem halbuki payların miras sebebiyle el birliği ortaklığına ait olduğunu ileri sürerek... paylarının mirasçıların miras ortaklığına aidiyetinin tespitine ve bu durumun pay defterine tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, akabinde Dairenin kaldırma kararı sonrası davanın tam ıslahıyla muris ...'nun vefat tarihi olan 30/03/2014 tarihinde davalı şirketteki hisse miktarının ve değerinin; bu hisselerin devredilmediğinin; devre ilişkin belge varsa, gerçeğe uygun olup olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalı taraf davanın reddi gerektiğini savunmuş, ayrıca davacının miras paylarına isabet edecek kısmın ... tarafından kendisine devredildiğini, pay sahipliğinden kaynaklı haklarıyla ilgili bir tehlikenin bulunmadığını, tehlikenin bu sebeple dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını,.... Ticaret Mahkemesinde görülen davada da aynı taleplerin ileri sürüldüğünü, hisselerin kendisine de ait olmadığı anlamına gelen iddialar ileri süren davacının bu çelişkili davrandığını ileri sürmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ VE KALDIRMA KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davacının babasından ve dedesinden intikal eden paylarını tam ve eksiksiz biçimde aldığı, payları almak ve bunlardan doğan hakları kullanmak için ilave bir dava açma yükümlülüğünden kurtulduğu, miras payını tam olarak almış bir kişinin "Yine de miras hukukuna göre taksim yapılması gerekirdi" iddiasını ileri sürmesinde yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş Dairenin ... tarih, ....Karar sayılı ilamı ile; miras şirketine (tereke) bir kısım hisselerinin dönmesini talep etmişse de, dosyada terekeye temsilci atandığına dair bir belgenin bulunmadığı, eğer davacı diğer mirasçılara fazla hisse verildiğine yönelik talep içeriyorsa, yani diğer mirasçılara fazla pay verilip kendisine düşen hissenin az olduğu iddia ediyorsa bu durumda da kendisine düşecek hissenin ne miktarda olduğu ve bu hisselerin kimin uhdesinde olduğunu açıklaması ve bu şahıslara da dava açılarak, açılacak bu davanın da eldeki bu dava ile birleştirilmesi, davacıya talebi açıklattırıldıktan sonra dava konusu olan hisse miktarı ve dava tarihi itibariyle değeri tespit edilip, harç tamamlatılarak davaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, kaldırma sonrası davanın ıslah edilerek istemin "Muris Ahmet Kuruoğlu'nun vefat tarihi olan 30/03/2014 tarihinde davalı şirketteki hisse miktarının ve değerinin; bu hisselerin devredilmediğinin; devre ilişkin belge varsa, gerçeğe uygun olup olmadığının tespiti talebine dönüştürüldüğünü, davanın tespit davası haline geldiğini, hali hazırda davacının muristen gelen miras hissesini hisse devir sözleşmesi ile Pakize Kuruoğlu'ndan devraldığı, bu devrin pay defterine işlendiği ve tescil ve ilan edildiğini, davacı payı ile diğer mirasçı payının eşit olduğunu, davacının pay edinim 3 aylık süreden önce 10/04/2014 tarihinde gerçekleştiğini, el birliği ortaklığında geçmesi gerektiği iddia olunan 11 günlük süreye murisin vefatından sonra şirketin fiili işleyiş ve karar alma sürecini feda etmeye çalışmayı hukuk düzeninin korumayacağını, kaldı ki davacı bu devirler sonrası oluşan ortaklıktaki pay durumu sonrası 10/04/2014 tarihindeki davalı şirkete ait genel kurula katıldığını, bu paylardan kaynaklı paydaşlık haklarını Genel Kurul toplantısında kullandığını, ıslah sonrası talebin tespit istemine çevrilmesi sebebiyle maktu harcın yeterli olduğunu, tespit isteminin tek başına yapılabilecek olması sebebiyle tereke temsilcisi atanma halinin bulunmadığını, davacının eldeki dava ve diğer davalarla bu güne kadar şirket faaliyeti sırasında alınan kararlar ve yapılan işlemlerin sakatlık müeyyidesine tabi olduğunu ortaya koymak istediğini, davacı şirket faaliyetine sahip olduğu hisse tutarınca katılmak yerine, kendisine yapılan ve işlemin tarafı olarak yer aldığı devri de etkileyecek biçimde eldeki davaya konu istemde bulunduğunu ancak bunda hiçbir hukuki yarar bulunmadığı gibi bu durum TMK m.2 ye de aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; ıslah sonrası taleplerinin sadece murisin vefat tarihi olan 30/04/2014 tarihinde davalı şirketteki hisse miktarının ve değerinin olmadığını, bunun yanında bu hisselerin devredilmediğinin ve devre ilişkin belge varsa bu belgenin gerçeğe uygun olup olmadığı ile ilgili eda niteliğinde talepleri de içerdiğini, muris ...'nun paylarının Pakize Kuruoğlu'na devrine ilişkin devir sözleşmesinin varlığının belirlenmesi halinde bu belgenin iptaliyle ilgili dava açmanın öncüsü niteliğindeki bu davayı reddetmenin hukuki dayanağının bulunmadığını, diğer davalarda alınan bilirkişi raporlarında pay defterindeki devir kaydının dayanağı olan devir sözleşmesinin bulunmadığının belirtildiğini, dolayısıyla müvekkilin dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, ayrıca ölümle ortaya çıkan el birliği mülkiyet hakkının yok sayılamayacağını, el birliği mülkiyet halinde üç mirasçının birlikte karar vermek zorunda olduklarını ve bu hakkın müvekkilinin çıkarlarına uygun hukuki yol olduğunu, bu durumun mahkemece şirketin fiili işleyiş ve karar alma süreçleri gerekçesiyle feda etmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin genel kurula katılmasının da bu durumu değiştirmeyeceğini, muris Ahmet Kuruoğlu paylarının devredilmediğini, devrin varlığının araştırılmasını adeta gereksiz görerek kamu düzeni kurallarına ve ahlaki değerlere aykırılık teşkil eden bu suç niteliğindeki eylemi meşru görmek anlamına geldiğini,...nun muris terekesindeki hissenin sahibi olmadığını kendi hissesi dışında tasarrufta bulunamayacağını terekeye ait olan bir varlığa ait satış sözleşmesi yapamayacağını, bu sebeple mahkemenin ...'ye tasarruf yetkisi tanımasının emredici hukuk kurallarına aykırı olduğunu, muristen gelen hissenin mirasçıya geçişinin yasada düzenlendiğini, yasada yer alan yöntem dışında miras hissesinin geçemeyeceğini, dolayısıyla ... ile müvekkili arasındaki satış sözleşmesinin muristen intikal eden hisse devri olarak kabul edilemeyeceğini, satış sözleşmesinin Pakize'nin şirketteki paylarının devir sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin hukuk dışı eylemlere yönelik direnmesi ve hukuka sığınmasının dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceğini, hukuki yarar yokluğu ve dürüstlük kuralına aykırılık gerekçelerinin dosyadaki maddi vakıalara göre yerinde olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; davacının ıslah ile birlikte ileri sürdüğü talebinin eda davası niteliğinde olmadığını taleplerin tespit davasının konusu oluşturabileceğini, ıslah dilekçesindeki açıklanan konular hakkında tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının miras payını Pakize Kurtoğlu'ndan devralması ve sonrasındaki paya bağlı haklarını kullanması sonrası taleplerinin çelişkili davranış niteliğinde olduğunu, davacının güncel menfaatinin bulunmadığını belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Islahla birlikte dava, muris Ahmet Kuruoğlu'nun vefat tarihi olan 30/03/2014 tarihinde davalı şirketteki hisse miktarının ve değerinin; bu hisselerin devredilmediğinin, devre ilişkin belge varsa, gerçeğe uygun olup olmadığının tespiti istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; davacı, kök murisi Ahmet Kuruoğlu'nun vefat öncesi davalı şirkette %99,84 oranında pay sahibi olduğunu, bu payların hukuki devir gerçekleşmeden murisin sağ eşi ve aynı zamanda babaannesi olan...adına pay defterine işlendiğini, bu durumun miras hakkının intikalinden kaynaklı yasal durumu ortadan kaldırdığını belirterek muris adına kayıtlı payların devredilmediğinin ve varsa devrine ilişkin belgenin gerçekliğinin tespitini talep etmiştir.
Davacı ile muris ...arasında 10/04/2014 tarihinde hisse devir sözleşmesinin yapıldığı, davacının mevcut hisse miktarının muristen intikal edecek pay miktarı dahil olmak üzere sahip olması gereken paya tekabül ettiği, davacının hisse miktarının daha fazla olması gerektiğine yönelik bir iddia da bulunmadığı gibi davaya konu isteminde bu amaçlı olmadığı anlaşılmaktadır.
Muris tarafından dava dışı eş ...na adına kayıtlı payların devrine yönelik devir sözleşmesi dosya kapsamında mevcut değildir. Esasında bu yönde bir belgenin mevcut olduğu taraflarca da ileri sürülmemiştir. Hal böyle olunca, miras hükümlerine göre intikal etmesi gereken payların önce yasal devir şartları sağlanmadan Pakize Kuruloğlu'na devredilmesi, sonrasında da bu kişinin davacı miras payına tekabül eden miktarı devretmesi sonrası ortaya çıkan hukuki durumun davacının güncel hukuki menfaatine halel getirip getirmediğinin tespiti ile sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Dava konusu payların tereke hükümlerine göre intikal etmesi suretiyle ortaya çıkan hukuki durum ile mevcuttaki hukuki durum arasında davacının menfaatine aykırı bir durumun bulunduğu ve bu tespit davasının bu amaçla açıldığına yönelik iddia ve maddi vakıa ileri sürülmemiştir. Bir başka anlatımla, dava neticesinde elde edilecek hükmün davacının ortaklık paylarında veya ihlal edilen bir hakkının yerine getirilmesini sağlayacak pay değişikliğine sebep olmayacaktır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki; tespit davası yolu ile mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilebilir, dolayısıyla konusunu yalnız hak veya hukuki ilişkiler oluşturur. Bir hukuki ilişki için önemli olsalar bile maddi vakıalar (olaylar ve olgular) yalnız başına tespit davasının konusunu oluşturamazlar (HMK m. 106/3).
Tespit davalarında davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hak veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup, hak veya hukuki ilişkinin varlığı yahut yokluğu tespit davası açılabilmesi için yalnız başına yeterli değildir. Bundan başka, tespit davasının dinlenebilmesi (esasına girilebilmesi için), konusunu oluşturan hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunması gerekir.
Hal böyle olunca, ıslah suretiyle yapılan istem yönünden davacının korunmaya değer güncel bir hukuki yararının bulunmadığı, davacının pay sahipliğinin bulunmadığı dönemde varsa maddi zararını eda istemli bir dava ile ileri sürebileceği, miras hakkına dayalı menfaatin davadan önce elde edildiği, dolayısıyla hukuki yararın bulunmadığı gerekçesinin doğru olduğu değerlendirilmiştir.
Ancak, mahkemece davacının hukuki yararının bulunmadığına dair belirleme sonrası usule ilişkin karar niteliğini değiştirerek esasa yönelik sonuç doğuracak şekilde dürüstlük kuralına aykırılığa gerekçede yer verilmesi doğru görülmemiş, kararın gerekçedeki bu yönlü hata sebebiyle kaldırılması ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine yönelik gerekçe değiştirilerek Dairemizce HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle KABULÜNE,
2-Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin... sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereği dava hakkında yeniden hüküm kurulmasına;
Buna göre;
a-Davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin ve ıslah ile birlikte alınan toplam 270,78 TL'nin mahsubu ile bakiye 344,62 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
c-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına,
d-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
e-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
3-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları
a-Davacı tarafından yatırılan istinaf yoluna başvurma harcının hazineye irat kaydına, istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-HMK'nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avanstan kullanılmayan kısmının, yatıran tarafa iadesine,
d-6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
.....
Başkan
...
¸e-imzalıdır
.....
Üye
...
¸e-imzalıdır
.....
Üye
...
¸e-imzalıdır
.....
Katip
...
¸e-imzalıdır