T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/10/2021
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALI :
İHBAR OLUNAN :
DAVA : Tazminat (Ayıptan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 04/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/06/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıdan 22/11/2016 tarihli toplam 186.640,00 TL bedelle 2016 model ............ tipli binek otomobil aldığını, aracın daha 10908 km'de iken ön-arka balata,28.393 km de iken arka fren balata,33.000 km de iken ön fren disk-balata, 44.265 km de iken ön fren balata-sağ-sol disk değiştiğini, 5 ay içinde balata ve disklerin defalarca değiştirilmesinin aracın ayıplı olduğuna dair delil olduğunu, ayrıca araçta motordan gelen vurma ve plastik sesler,hava akış borusunun arızası nedeni ile onarımı, araç içersinde sürekli tıkırdama şeklinde sesler gelmesi, direksiyon kutusunda yaşanan sıkıntı nedeni ile onarım görmesi, araç kumanda kollarının darbe olmaksızın kırılması, araç konsol kapağı/kol dayama ünitesinin darbe almaksızın hasar görmesi, sol ön A sütunu iç döşemesinin hatalı montajı gibi hususların araçta görünen diğer hatalı ve ayıplı olduğunu, müvekkilin almış olduğu araçtaki arızanın sık sık tekralanması ve devamında sık sık aynı arızayı vermesinin kaçınılmaz olduğu göz önüne alındığında artık beklenen faydanın ortadan kalktığını, dava konusu 2016 model ....şasi nolu aracın ayıplı olduğunun tespitine ve 0 km ayıpsız misli ile değiştirilmesine, aksi takdirde fatura bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, fren balatalarının kullanıcı kaynaklı değiştiğini, garanti kapsamında olmadığını, araçta ayıp bulunmadığını, davanın esastan da reddine karar verilmesini, aksi kanaatin hâsıl olması durumda semen tenziline, davacı şirketin aracı kullanması nedeniyle elde ettiği her türlü faydanın hesaplanarak araçta meydana gelen her türlü nedenden kaynaklanan değer kaybı tutarı ile birlikte semenden tenziline, davanın kabulü halinde de, aracın her türlü takyidattan ve kullanıcıdan kaynaklı ayıplardan ayrı olarak iade ve teslimine karar verilmesini, yargılama giderinin ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini vekâleten arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "Dosyaya sunulan iş emirlerinin incelenmesinde, dava tarihine kadarki süreçte araç turbosu ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadığının anlaşıldığı, dava tarihi itibariyle ileri sürülen ayıpların ise tamirinin mümkün olduğu, aracın değerine oranla %0,6 oranına tekabül ettiği ki bu durumda misli ile değişimin hakkaniyete aykırı olacağı, davacının ayıp oranında indirim talep etmediği terditli talepler ileri sürmediği, yalnızca misli ile değişim istediği, dolayısıyla misli ile değişimin de şartlarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; aracın ayıplı olduğunun mahkemece de tespit edildiğini, yenisi ile değişmeyecek olması halinde, ayıp oranında indirim yapılması gerektiğini ancak mahkemece çoğun içinde az vardır ilkesinin uygulanmayarak davanın tam reddine karar verildiğini, aracın aynı arıza nedeniyle defalarca servise gittiğini, araçtan beklenen faydanın sağlanamadığını, araçtaki sorunların aynı şekilde devam ettiğini, turbodaki arızanın kronik hale gelen bir arıza olduğunu, değişim yapıldığı halde motorda yağ kaçağı tespit edildiğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, kullanıcı kaynaklı bir hatanın olmadığını, aracın ayıplı olduğunu, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; daha önceki beyanlarını tekrarla, başvurunun reddini dilemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, ayıplı aracın misli ile değişimi, aksi halde araç bedelinin faizi ile tazmini talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK. 23. maddesinde ise; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Ticari satış, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olan satıştır. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbi olup, ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında 6102 sayılı TTK. 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.
6098 sayılı TBK. 222. maddesinde ise; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK. 23/1 maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK. 223/2 madde hükmüne göre; alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme seçimlik haklarına sahiptir.
Yine madde hükmüne göre; satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " hükümleri mevcuttur.
Mahkemece alınan bilirkişi kök raporunda; "Dava konusu aracın keşif tarihinde 105.369 km olduğu, dava dosyasında aracın 52.362 km'den sonraki servis bakım onarım kayıtlarının olmadığı, aracın motorundaki seyir halinde iken oluşan hava kaçağı sesinin hava emme plastik bağlantı borularından kaynaklandığı, bu boruların tamamının değişmesi ile hava sesinin giderilebileceği, aracın kaput izolasyonunun turbo bağlantısındaki yağ kaçağından dolayı zarar görmüş olduğu, kaput izolasyonunun değişimi ile giderilebileceği, aracın servis kayıtlarına göre yaklaşık 10.000 km aralıkla değişen fren balata ve disklerinin zamanla kullanıma bağlı olarak aşınmış olabileceği, aracın jantlardaki yamulmaların kullanıma bağlı olarak oluştuğu, aracın iç kısmında cam açma kapama düğmelerinin kullanıma bağlı olarak kırılabileceği, düğme çerçevelerinde nikelajın silinmesinin imalat hatasından kaynaklanabileceği, bununda servis tarafından garanti kapsamında değiştiği, aracın 105.236 km “de olması dikkate alındığında araçtaki şikâyet konusu arızaların nitelik olarak parça değişimi veya onarım ile giderilebilmesinin mümkün olan arızalar olduğu, aracın turbo bağlantısında yağ kaçağı olduğu, yağ kaçağının bağlantısından kaynaklandığı, dava dosyasında turbonun değişmesi ile ilgili servis kaydının olmaması nedeni ile araç turbosunda mevcut arızanın olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılamayacağı "şeklinde görüş bildirdiği görülmektedir.
Aynı bilirkişinin ek raporunda ise ; "Dava konusu aracın “turbo borusu ve bağlantılarının” ayıplı ve ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, bu arızaların tamir ve onarım ile giderilebilecek nitelikte olduğu gibi, tamir ve onarım tutarı araç bedelinin %0.6 oranında olduğu ve fiili olarak keşif esnasında devam ettiği, dava konusu araçtaki ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın, araç bedeli nazara alındığında azlığı, yani karşılıklı menfaatler dengesi ve hakkaniyet kuralları değerlendirilerek 6.640,00 TL ayıp oranında bedel indiriminin söz konusu olabileceği, aracın turbosundaki ifade edilen arıza ile ilgili dosyada değerlendirme yapacak kayıt olmadığı, bu bağlamda aracın turbosunun imalat hatalı olduğunun söylenemeyeceğini, bunların dışındaki şikayetlerin araçta zamanla kullanıma bağlı oluşan, bakım, onarımla giderilecek arızalardan olduğu" tespitleri mütalaa edilmiştir.
Somut olayda, dosyaya gelen servis kayıtlarına göre, dava konusu aracın henüz 10.908 ve 12.680 kilometrelerde iken yetkili servise gittiğinde aracın motorunda yağ kaçaklarının bulunduğunun tespit edildiği, alınan bilirkişi raporuna göre motorun turbo bağlantısındaki arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu, bu arızanın araçta değer düşüklüğüne yol açmayacağı, davacının araçtaki arızalar nedeniyle birçok kez yetkili servise gitmiş olması nedeniyle ayıp ihbarının süresinde olduğunun kabulünün gerektiği değerlendirilmiş olup, her ne kadar araçta tespit edilen ayıp aracın misli ile değişimini, bedel indirimi veya iadesini gerektirecek nitelikte olmasa da, araçtaki gizli ayıp nedeniyle Bk. 227. maddesine göre, "hâkim, satılanın onarılmasına" karar verebileceğinden, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup, bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılması gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;
Davanın KABULÜNE,
1-Dava konusu mercedes marka, 2016 model,.... şasi nolu, C200 D exclusive aracın motor turbo borusu ve bağlantılarının davalı tarafından ücretsiz onarılmasına,
2-Alınması gerekli olan 615,40 TL harcın davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 843,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayarak arta kalan kısmın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talebi halinde ilgili tarafa iadesine,
II-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının davacıya talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
III-) Davacı tarafından istinaf başvuru aşamasında yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 220,70 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
V-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 361/1 hükmü uyarınca Dairemiz kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 04/06/2025
...
Başkan ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Üye ...
¸(e-imzalıdır)
...
Katip ...
¸(e-imzalıdır)