T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:... - ...
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :...
KARAR NO :...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE : ...
ÜYE :...
KATİP : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ... Esas, ...Karar
KARAR TARİHİ : 12/07/2021
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ....
.
VEKİLİ : Av. ...
İLİŞKİLİ KİŞİ : ...
DAVA : Ticari Satımdan Kaynaklanan
KARAR TARİHİ : 24/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/10/2024
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil şirket yukarıda açık adresi yazılı bulunan işyerinde toptan elektrik malzemesi satışı yaptığını, davalı şirkete icra takibine konu edilen 26.05.2018 tarihli ... sıra numaralı ve 28.05.2018 tarihli... sıra numaralı 2 adet fatura ile elektrik malzemesi sattığını ve fatura içeriğinde bulunan malları teslim ettiğini, müvekkil şirketin fatura muhteviyatında bulunan toptan elektrik malzemelerinin bir kısmını kendi imkan ve araçları ile bir kısmını da ambar marifetiyle davalının Mudanya'da bulunan işyeri adresine teslim ettiğini, taraflar arasındaki satış işlemi ile birlikte düzenlenen icra takibine konu faturalarda davalıya teslim edildiğini, davalı tarafça faturalar teslim alındıktan sonra yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda da bulunulmamış olması sebebiyle fatura muhteviyatı kesinleşmiş olup, müvekkil şirket davalıdan icra takibine konu edilen satış bedeli kadar alacaklı olduğunu, takibe konu alacağın ödenmesi hususunda davalı borçluya yapılan müracaatlar sonuçsuz kalması sebebiyle, davalı aleyhinde Bursa 19.İcra Müdürlüğü'nün 2018/10940 E. sayılı dosyasında icra takibi yapılmış, davalının itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlar yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çünkü takibe konu fatura içeriğindeki mallar davalıya teslim edildiğni ve bu güne kadar da bedelinin ödenmediğini, bu sebeplerle davalı borçlunun Bursa 19. İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20 oranında icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı tarafa borcu bulunmadığını, davacı ... Firması tarafından 26.05.2018 tarihli ... irsaliye numaralı 42.107,59 TL bedelli ve 28.05.2018 tarihli ... irsaliye numaralı 28.186,07 TL bedelli iki adet fatura düzenlenmiş olup işbu faturaların müvekkil tarafından kabulü mümkün olmadığını, davacı ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut olmadığı gibi sözleşme de bulunmadığını, işbu hususun da ötesinde müvekkilinin söz konusu faturaya konu mal ve hizmeti hiçbir suretle almadığını, takibe konu herhangi bir borcu da bulunmadığnı, ayrıca davacı tarafça davaya konu faturalara ilişkin malların teslim edildiği ancak karşılığının alınamadığı iddia edilmişse de bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, nitekim müvekkili adına düzenlenmiş olunan fatura, fatura konusu malların müvekkilimizce alındığını, ticari alışverişin gerçekleştiğini, ticari alışverişe konu malların müvekkilimiz şirkete teslim edilmiş olduğunu ve müvekkilimiz şirketin işbu suretle alacaklı tarafa borçlu olduğunu göstermediğini, davalı müvekkil ile davacı yan arasında dava konusu faturalarda belirtilen mallara ilişkin herhangi bir alışveriş ve teslimat söz konusu olmadığını, bu sebeple davacı yanın tek taraflı olarak düzenlemiş olduğu fatura sebebiyle müvekkil davalının hiç bir yükümlülüğü bulunmadığını, irsaliyeli faturaların üzerindeki eksiksiz teslim alan bölümünde herhangi bir isim bilgisi bulunmamakla birlikte var olan isimsiz imza müvekkilimiz ...'e ait olmadığını, bu sebeple dava konusu faturalara imza yönünden itiraz ettiklerini, faturada belirtilen ürünlerin davalı müvekkile teslim edilmediğini bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutularak şimdilik, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, müvekkil aleyhine başlatılan icra takibin kötüniyetli ve haksız olduğundan davacı tarafın kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, 12/07/2021 tarihli karar ile; davacının kendi defterlerine göre davalıdan 70.293,66 TL alacaklı olarak gözüktüğünü, davalı taraf ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde 2018 yılı defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süreler içerisinde yapıldığı ancak kapanış tasdiklerinin görülemediği, kanıt niteliği taşıyıp taşımadığı hususunun mahkemeye ait olduğunu, davacı tarafça davalıya kesilen iki adet faturanın davalı defter kayıtlarına işlendiği, dava konusu 26/05/2018 tarihli .... seri nolu faturaya karşılık 05/10/2018 tarihinde iade faturası düzenlendiği, iade faturasında teslim eden ve teslim alan kısmında imzaların olmadığı, davalının ticari defterlerine göre taraflar arasında borç-alacak olmadığı belirtilmiş ise de ilgili icra dosyası incelendiğinde ödeme emrinin düzenlenme tarihinin 27/09/2018 olduğu, ödeme emrinin davalıya 03/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 08/10/2018 tarihinde itiraz ettiğinin tespit edildiği, davalı tarafça ilgili icra dosyasından ödeme emri tebliğ alındıktan sonra 05/10/2018 tarihinde iade faturaları düzenlendiğinin tespit edildiği, davalının fatura içeriklerine-faturada belirtilen mallara TTK'nın 21/2. maddesi gereği 8 gün içinde itiraz etmediği, TTK'nın 18. maddesi uyarınca davalı tarafın basiretli tacir gibi davranıp faturaya ve içeriğine ilişkin yasal sürede itirazı olmadığı gibi, icra takibine konu faturanın düzenlenme tarihinden yaklaşık dört ay sonra iade faturalarının tanzim edildiğinin tespit edildiği, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporlarda davaya konu alacak gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklanmış, raporun hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılmakla birlikte (işlemiş faiz talebi yönünden; davacı tarafın davalı tarafı icra takibinden önce temerrüde düşürdüğü iddiası ispatlanamadığından) davanın kısmen kabulüne,buna göre davalı tarafın Bursa 19. İcra Dairesi’nin .... E. Sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 60.985,66 TL asıl alacak yönünden ksımen iptali ile takibin 60.985,66 TL asıl alacak,asıl alacağa işleyecek değişen oranlarda yasal faiziyle,icra masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ,İİK'nın 67 maddesi gereğince icra inkar tazminatının koşulları oluştuğundan asıl alacağın %20'si olan 12.197,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkilinin davalı tarafa borcu bulunmadığnı, davacı ile müvekkil arasında herhangi bir hukuki ilişki mevcut olmadığı gibi sözleşme de bulunmadığnı, işbu hususun da ötesinde müvekkilinin söz konusu faturaya konu mal ve hizmeti hiçbir suretle almadığnı, takibe konu herhangi bir borcu da bulunmadığını, davalı müvekkili ile davacı yan arasında dava konusu faturalarda belirtilen mallara ilişkin herhangi bir alışveriş ve teslimat söz konusu olmadığını, irsaliyeli faturaların üzerindeki eksiksiz teslim alan bölümünde herhangi bir isim bilgisi bulunmamakla birlikte var olan isimsiz imzanın müvekkili Nurten Tamer'e ait olmadığını, müvekkili davalı Bursa Ulaş Makina tarafından düzenlenen 05.10.2018 tarih ve A-30137 Nolu, 28.186,07 TL bedelli iade faturası ile yine 05.10.2018 tarihli, A-30136 Nolu, 42.107,59 TL bedelli iade faturasında belirtildiği üzere işbu iade faturaları, dava konusu irsaliyeli faturaların muhdeviyatında yer alan malların teslim edilmemesi sebebiyle düzenlendiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, satış sözleşmesi nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ispat yükü başlıklı 190. maddesinde;
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2)Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında; karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiş iken, senetle ispat zorunluluğunu düzenleyen 200. madde'de;
“(1)Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
(2)Bu madde uyarınca; senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak, karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir “ hükmüne yer vermiştir.
Diğer taraftan, bir faturayı alan kimse aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa, münderecatını kabul etmiş sayılır.
Fatura, TTK.'nda tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesi'nde; "fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" şeklinde tanımlanmıştır.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2003 Tarih ve E:2001/l, K:2003/l sayılı kararında ise fatura; "ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; 6102 Sayılı TTK.’nun 21/2 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre; faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davacının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani hizmet ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13).
Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde; tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK.’nun 23-(2) maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Bu nedenle, bir satış ilişkisinde davacı taraf sattığı ürünün alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Borçlunun faturayı kendi defterlerine kaydetmesi ve süresinde itiraz ve iade etmemesi halinde; alacaklının (mal/hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK.'nun 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; davalının, davacı tarafından düzenlenen faturayı ticari defterlerine davacıya alacak olarak kaydetmiş olduğu, davalı tarafından ödeme emrinin tebliğinden sonra 05/10/2018 tarihli iade faturası düzenlediği anlaşılmaktadır.
Fatura düzenlenmiş olması tek başına malın teslim edildiği anlamına gelmez ise de basiretli bir tacir gibi davranması gereken davalının faturaları defterlerine kaydetmiş olması karşısında artık fatura içeriği malların teslim edilmediği iddiasının dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Başka bir söyleyişle ticari defterlere kaydedilen fatura içeriği malların teslim edildiğine dair satıcı lehine karine oluşmuştur
Bu halde, davalı tarafından (8) günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade gerçekleştirilmediği ve faturanın ticari defterlere kayıt edildiği, teslim olgusunun karine olarak ispat edildiği, bunun aksinin davalı tarafından ispatının gerektiği, bu karinenin aksi ispat edilmediğinden imza incelemesine de gerek bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu suretle mahkemece davanın kısmen kabulüne dair kararda isabetsizliğin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.291,81 TL istinaf karar ve ilâm harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 918,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.373,63 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-) İstinaf eden davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
24/10/2024
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
....
¸e-imzalıdır