T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
TÜRKMİLLETİADINA
İSTİNAFKARARI
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 08/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/07/2024
Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2021 tarih, 2018/1744 Esas, 2021/22 sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; taraflar arasında 18/09/2015 tarihli "... Genel Müdürlüğü açık ihale usulü ile ihale edilen istisna kapsamında 154 Kv .iletim Trafo Merkezlerinin İşletmesinin (16.2-1grubu) Hizmet Alımı Yolu İle Yapılmasına Yönelik 16.etapbirim Fiyat Hizmet Alım Sözleşmesi " akdedildiğini, davalı kuruma 371.925,00 TL bedelli teminat mektuplarının verildiğini, hizmet alım ihalesinin niteliği itibariyle "personel çalıştırılmasına dayalı" hizmet alım ihalesi olduğunu, taraflar arasında alt işveren -asıl işveren ilişkisi bulunduğunu, 18/09/2015 tarihli ihale sözleşmesinin süresinin 30/11/2018 tarihinde sona erdiğini, ancak ihale edilen işin süreklilik arz etmesi nedeniyle, müvekkili ile akdedilen sözleşme süresi sona ermeden önce 31/10/2018 tarihinde yeni ihale gerçekleştirildiğini, bu kez 22/11/2018 tarihli ihale sözleşmesinin akdedildiğini, Eski ve yeni ihale sözleşmeleri kapsamında taraflar arasında işyeri devrine ilişkin protokol tutanakları imzalandığını, hali hazırda müvekkili firmanın aynı işyerinde faaliyetlerine kesintisiz şekilde devam ettiğini ve firma nezdinde çalışmakta olan (3 işçi haricindeki)tüm işçilerin tamamının SGK nezdinde işten kod 34 açıklaması ile çıkış bildirimlerinin yapıldığını, işçilerin tamamının imzalanan yeni ihale sözleşmesi kapsamında ertesi gün aynı işyerinde tekrar müvekkili firma nezdinde işe girişlerinin yapıldığını, işçilerin çalışmalarına kesintisiz bir şekilde devam ettiğini, Müvekkili firmanın sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle son hak ediş faturalarını 115.108,43 TL olarak tanzim ettiğini, davalının elinde hak edişin haksız yere bloke tutulduğunu, İlişiksiz Belgesinin verilmesi için elektronik sistem üzerinden SGK ya başvuruda bulunulduğunu, bilgi ve belgelerin SGK ya ulaştırılması için davalıya bildirimde bulunulduğunu, 6552 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi ve bu yasanın 4734 ve 4857 sayılı yasalarda değişiklik yapmasından sonra müvekkili firmanın, hem 6552 sayılı yasal düzenlemeler hem de "işyeri devri hükümleri" uyarınca, işçilerin kıdem tazminatlarından firmasının sorumluluğunun bulunmadığını, tazminatların ya davalı kurum tarafından ödenmesi gerektiği ya da zaten ödenmesinin gerekmediği yönünde sayısız kez yazılı ve sözlü taleplerde bulunduğunu ve hak ediş ve teminat mektuplarının iadesinin istenildiğini, davalı TEİAŞ tarafından her seferinde olumsuz yanıt verildiğini, 6552 sayılı yasayla değişik 4857 sayılı yasının 112. Md gereğince kıdem tazminatlarından davalının sorumlu olmasına rağmen teminat mektuplarının iade edilmediğini, ileri sürerek kıdem tazminatı sorumluluğunun davalıda olduğunun tespiti ile işyeri devri hükümleri kapsamında müvekkili firmanın kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığının tespitine, teminat mektuplarının iadesine, paraya çevrildiyse bedelinin ödenmesine, bakiye hak ediş bedelinden 15.000,00 TL hak ediş bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraf sıfatı, zamanaşımı, husumet, yetki ve görev yönünden ilk itirazlarını yaptıklarını, davacı ile yapılan iş ve sözleşmenin 30/11/2018 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin 36.4.5 hükmünde"Yüklenicinin en az 30 günlük son istihkakı ödenmeyecek olup, söz konusu istihkak çalıştırdığı personelin ücret, fazla mesai, her türlü hak ve alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatı, izin ücreti vs. haklarının karşılığı olarak ayrılacaktır."Yüklenici işin bitiminde sözleşme konusu işe ait çalıştırdığı tüm personelden, usulüne uygun olarak alınmış Noter Onaylı bir ibranameyi ve bu ibranamede belirtilen miktarın yine banka hesabı aracılığı ile ödendiğini gösteren belgeyi teşekküle verecektir." düzenlemesine göre işçilerin kıdem ve ihbar tazminatının davacı firma tarafından ödenmesi gerektiğini, ihale sözleşmesinin 4734 sayılı kanunun 62/1-e bendi kapsamında yapılan bir sözleşme olmadığını, 4734 sayılı Kanunun 3/g maddesi kapsamında yer alan mal ve hizmet alımları ve "...' nin 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 3/g maddesi uyarınca Yapacağı Mal ve Hizmet Alımlarında Uygulanacak Esas ve Usuller Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yapıldığını, işçilerin ödenmeyen ücretlerinin davacının son hak edişinden ödenmesinin İş Kanunu 36. madde gereğince kuruluş açısından bir zorunluluk olduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirildiğinde taraflar arasındaki ihale sözleşmesinin 36.1.4 maddesine 36.2.9 maddesine, 36,4.5 maddesine ve 36.9-2 maddesi hükümleri ile Ayrıca sözleşmenin 36,4.5 maddesine göre; Dava dilekçesinde işçilerin kıdem tazminatı haklarından sorumluluğun davalıya ait olduğu gerekçesiyle davacının yükümlülüğünün bulunmadığı iddia edilerek sözleşmenin 36.4.5 maddesindeki ibranamelerin alınmadığı, dolayısıyla yasal mevzuat hükümleri ile sözleşmedeki davalının sorumluluğuna ilişkin maddeler ve rücu maddesi dikkate alındığında; sözleşmedeki tüm yükümlülüklerin davalı tarafça yerine getirilmeden kesintisi yapılan son hakedişin davacıya ödenmesinin ve teminat mektuplarının iadesinin mümkün olmadığı, davalı tarafça son hakedişten kesinti yapılmasında ve teminat mektuplarının iade edilmemesinde yasaya ve sözleşme hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Dava dilekçesi içeriğini tekrarla, davalının kıdem tazminatı ile ilgili hukuka aykırı iş ve işlemleri/uygulamaları nedeniyle bir çok dava ikame edildiğini, dava konusu teminat mektuplarının nakde çevrilmemesi için, müvekkili firmanın davalı kurumun ihtarları üzerine davalı kurum tarafından ilk etapta bildirilen bedelin müvekkili firmanın kurum nezdinde bloke tutulan hak ediş alacağı olan 63.952,50 TL'ye ilaveten bakiye 91.075,54 TL'nin müvekkili firma tarafından davalı kurum hesabına 04/02/2019 tarihinde yatırıldığını, davalı kurumun bunun üzerine dava dışı işçilerin toplam 155.031,04 TL tutarındaki kıdem tazminatlarını ödediğini, yine kurumun ihtarı ile işçiler ..... kıdem tazminatlarının da davalı kurum tarafından hesaplanarak bildirildiği ve davacı firma tarafından 22.932,20 TL'nin davalı kurum hesabına aktarıldığı, dava konusu sözleşme kapsamında çalışan işçilerin kıdem tazminatlarının, davanın ikamesinden sonra davalı kurumun dava dışı işçilerin kıdem tazminatı bedellerinin yatırılması aksi takdirde teminat mektuplarını nakde çevireceği ihtarları üzerine müvekkili firmanın son hak ediş bedelinden kesilmek ve bakiye kısım açısından müvekkil firma tarafından davalı kurum hesabına gönderilen miktardan tahsil edilmek suretiyle davalı kurum tarafından dava dışı işçilere ödendiği, işçilerden noter onaylı ibranamelerin alınması akabinde 17/05/2019 tarihinde işbu davaya konu teminat mektuplarının davalı kurum tarafından bankaya iade edildiğini, bu hususun yerel mahkemeye 01/07/2020 tarihli dilekçe ile bildirildiğini ancak mahkemenin dosyayı hiç okumadan karar verdiğini, davacı tarafça toplam 177.963,24 TL tutarında kıdem tazminatı ödemesi yapılmış olduğu, işçilerden ibranameler alındığı ve teminat mektuplarının da iadesinin gerçekleştiği hususlarının kararın gerekçesinde yer almadığını, mahkemenin dava sürecindeki dilekçelerini, dilekçe ekinde sunulan evrakı, davalı kurumdan celp edilen evrakı incelemeksizin bir an evvel dosyayı sonuçlandırmak adına davanın reddine karar verdiğini, kararın eksik inceleme yapılarak hatta hiç inceleme yapılmayarak verildiğini, dava konusu ihalede, ihaleye ilişkin yaklaşık maliyet tablolarında, firmalarca verilmiş tekliflerde, işçilerin kıdem tazminatı ödemesi adı altında bir ödeme kalemi bulunmadığını, davalı tarafın Kamu İhale Kanuna tabi olacak işlerini bölerek ihale ettiğinden sözleşme öncesi bütün idari ve yargısal denetim yollarını engellemiş olduğunu, halbuki 4734 sayılı kanunun 3/g bendinin davalıya işlerini bölerek ihale etme hakkı vermediğini, davaya konu olayda "işyeri devri kuralları" gereği de işçilerin kıdem tazminatı talep hakkının doğmadığını, yasaya aykırı şekilde ve önceden bilinemeyen bir durum için sözleşmede hüküm ihdası sözleşmenin ruhuna hem de hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı sözleşme hükümleri yok hükmünde olacağından, kıdem tazminatı ödenmesine, kıdem tazminatı ödendiğine dair ibraname sunulmasına ve genel olarak ibranameye ilişkin sözleşme hükümlerinin de geçersiz olduğunu, müvekkili firmanın kıdem tazminatlarını ödememesi nedeniyle hak edişlerinin ve teminat mektuplarının bloke edilmesinin, işyeri devri hükümleri uyarınca da hukuka aykırı olduğunu, nitekim davalının ihtarları sonucu müvekkili firmanın son hak ediş bedelinden kesilmek ve bakiye kısım açısından müvekkil firma tarafından davalı kurum hesabına gönderilen miktardan tahsil edilmek suretiyle davalı kurum tarafından dava dışı işçilere ödendiğini, dava konusu teminat mektuplarının iade edildiğini, yerel mahkemece bu yönü ile inceleme yapılmadan davanın tümden reddine karar verildiğini, oysa ödenen bedelin iadesine ilişkin bir hüküm kurulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca verilen teminat mektubunun iadesi ile ihale konusu işte çalışan personelin kıdem tazminatını ödeme yükümlülüğün davalı kuruma ait olduğunun tespiti, hak ediş bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; davalı mülkiyetinde bulunan trafo merkezlerinin işletilmesine yönelik ... ihale kayıt numaralı ihale konusuna yönelik taraflar arasında 18/09/2015 tarihli "TEİAŞ Genel Müdürlüğü açık ihale usulü ile ihale edilen istisna kapsamında 154 kv. iletim trafo merkezlerinin işletmesinin (16.2-1 grubu) hizmet alımı yolu ile yapılmasına yönelik 16. etap birim fiyat hizmet alım sözleşmesi" imzalandığı ve sözleşmenin 30/11/2018 tarihinde süre bitimi sebebiyle sona erdiği, sözleşmenin 11.1.1 maddesi uyarınca davacı yüklenici tarafından davalı işverene 371.925,00 TL tutarlı dava konusu teminat mektubunun verildiği, sözleşmenin sona ermesine rağmen davacının son hak ediş miktarı olan 115.108,43 TL nin 15.000 TL'sinin sözleşmenin 36.4.4 maddesindeki belirtilen şekilde bir ibranamenin ibraz edilmemiş olması nedeniyle ödenmediği, eldeki davanın, hak ediş miktarı olan 15.000 TL'nin tahsili ile teminat mektubunun iadesi ve çalışan personelin kıdem tazminatını ödeme yükümlülüğün davalı kuruma ait olduğunun tespitinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı taraf, ihale konusu işte çalışan personelin kıdem tazminatına hak kazanmadığını, ayrıca 6552 sayılı Kanunun 8. maddesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde çalışan işçilerin kıdem tazminatı ödemelerinin asıl işveren olan kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin 36.4.4 hükmüne dayanılarak davalı tarafça hak edişinin ödenmemesinin, teminat mektubunun iade edilmemesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Her ne kadar kararın gerekçesinde belirtilen 4857 Sayılı Kanunun 112. maddesine 7166 sayılı Kanunun 11. maddesiyle eklenen 6.fıkradaki “4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere, 11/9/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/9/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverenlere rücu edilmez.” hükmünün, Anayasa Mahkemesi'nin 19/09/2019 tarihli ve E.2019/42 - K.2019/73 sayılı kararı ile iptal edildiği gözden kaçırılmış ise de ; 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, alt ve üst işveren, işçiye karşı dış ilişkide birlikte sorumlu olup, iç ilişkide tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi, tarafların birbirlerine karşı hak, borç ve yükümlülüklerini düzenlemekte olup, işçiye karşı yükümlülüklerin düzenlendiği İş Kanunu hükümlerine aykırılığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu nedenle taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin nazara alınması gerekmektedir.
Taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesinin 36.2.7 maddesinde "Yüklenici çalıştırdığı işçilerle 4857 sayılı İş Kanunu, sözleşme ve özel teknik şartnamede yer alan hükümlere aykırı olmamak üzere yazılı bir hizmet sözleşmesi yapacak ve işe başlamadan önce bu sözleşmenin bir suretini teşekküle verecektir." hükmüne 36.2.9. maddesinde ise, "Yüklenicinin çalıştırdığı personel ve kendi firmasıyla ilgili, İş Kanunu, İş Kanunu mevzuatı, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Hıfzısıhha Kanunu ile bu konudaki diğer yasa, tüzük ve yönetmeliklerde emredilen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası primleri, işsizlik sigortası, kıdem ve ihbar tazminatları ile ikramiye ve fazla mesai ödemeleri, vergi vb. Diğer bütün yasal yükümlülükler yükleniciye aittir." hükmüne yer verilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin belirtilen hükümleri uyarınca kıdem tazminatı da dahil olmak üzere, işçilerin iş kanunu ve diğer mevzuattan doğan sorumluluklarının yükleniciye ait olduğu açıktır.
Öte yandan, davalı tarafından bakiye hak ediş ödemesi ve teminat mektubunun iadesi davacı tarafından sözleşmenin 36.4.5 maddesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebiyle gerçekleştirilmemiş olup söz konusu sözleşmenin 36.4.5. maddesinde, yüklenicinin, işin bitiminde, davalı tarafa tüm işçilerden alınmış ibraname ibraz edeceği, alınacak bu ibranamede kıdem tazminatı da dahil tüm işçilik alacaklarının ödendiğinin gösterileceği, aksi takdirde son istihkakın ödenmeyeyeceği ve sözleşme ilişkisinin tasfiye edileceği, 11.4.2. ve 16.3. maddelerinde ise bu durumda teminat mektuplarının gelir kaydedileceği düzenlenmiştir.
Davacının kıdem tazminatından hakedişten kalan bakiyeyi de ödediğini 01/07/2020 tarihli dilekçesi ile karar tarihinden önce ( davadan sonra) bildirdiği, davalı idarenin 15/10/2020 tarihli yazı cevabı ile kıdem tazminatının ödendiği ve davacının müdürlükte herhangi bir hak edişinin kalmadığını bildirdikleri ve firmanın bünyesinde çalıştırdığı personelin noter onaylı ibranamelerinin müdürlüğe verildiğinin ve sözleşmenin bu maddesindeki koşulları sağladığı için teminat mektubunun iadesinin gerçekleştirildiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu halde teminat mektubuna yönelik istem yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır. Yine davacı tarafın, kıdem tazminatından sorumlu olduğunun tespitine karar verilmesi karşısında davadan önce, davacı tarafından, taraflar arasındaki sözleşme hükmünde (36.4.4) yer alan koşulların sağlanmaması sebebiyle hak ediş bedelinin tahsiline yönelik bu talebin reddinin doğru olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kısmen kabulüne, sair istinaf sebeplerinin reddine, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulü ile, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
A-Davacı vekilinin istinaf talebinin kısmen KABULÜ ile;
B-Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2021 tarih, ... sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırılan karar yerine geçmek üzere yeniden HÜKÜM TESİSİ İLE,
1-Davacının kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğünün bulunmadığının tespitine yönelik davanın REDDİNE,
2-Davacının bakiye hak ediş alacağının tahsiline yönelik davasının REDDİNE,
3-Davacının teminat mektubunun iadesine yönelik davası konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın başlangıçta alınan 6.607,72 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 6.180,12 TL'nin davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansının artan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 35.534,75 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,
İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;
1-İstinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 16,50 TL posta masrafının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, artan gider avansının talebi halinde iadesine,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
4-6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/07/2024
.....
Başkan
...
.....
Üye
...
.....
Üye
...
.....
Katip
...
Full & Egal Universal Law Academy