T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
TÜRKMİLLETİADINA
İSTİNAFKARARI
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALILAR :
DAVA : Tazminat-Haksız Rekabetin Tespiti
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkemesi'nin 02/10/2020 tarih, .... Esas ve .. Karar sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili, davalı ...'ın müvekkil şirketin AR-GE merkezinde ileri Teknoloji ve İnovasyon şefi olarak çalışmakta iken .......... tarihinde istifa ederek ihbar önelinin sonun işten ayrıldığını, davalı ... ile müvekkil şirke arasında imzalanan iş sözleşmesinin 17. Maddesinde davalı iş akdi sona erdikten sonra TBK'nun 444, 445, 446 maddeleri gereğince 2 yıl süre ile rekabet etmemem borcu altına girmiş olup rekabet yasağı ihlali halinde 12 aylık ücret tutarında cezai şart belirlendiğini, davalı ...'ın Ar-Ge merkezinde ileri teknoloji ve inovasyon şefi olduğu da dikkate alındığında müvekkil şirketin üretim sırları ve yaptığı işler hakkında bilgi sahibi olduğunun açık olduğunu, davalının bu bilgileri ve ticari sırları aynı sektörde aynı işi aynı ana sanayi şirketlerine yapan diğer davalı şirket lehine kullandığını, haksız rekabet yasağının ihlal edildiğini ileri sürerek davalı ... açısından TBK 444, 445, 446. Maddeleri gereğince aynı sektörde faaliyet gösteren diğer davalı yanında araştırma geliştirme ve haksız rekabet ortamı yaratacak çalışmalarda bulunması nedeniyle haksız rekabetin önlenmesine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL cezai şartın ihbar tarihinden avans yasal faizi ile birlikte davalı .....'dan tahsiline, ihtara rağmen davalı Ş...'ın iş akdini fesih etmeyerek haksız rekabete katılan diğer davalı şirket açısından haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabet nedeniyle oluşan ve oluşacak zararların talep hakkını saklı tutulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı .... A.Ş vekili, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, iddiaların gerçeği yansıtmadığını, haksız rekabet koşulların bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı ........vekili, müvekkilinin davacı ile yapılan iş sözleşmesindeki görev tanımında analiz ve ileri ürün geliştirme uzmanı olarak yazılmış ise de müvekkilin ürünün geliştirilme sürecinde asla yer almadığını, sadece ürün analiz ve doğrulamalarını yaptığını, müvekkilin yaptığı iş sebebiyle davacı şirketin müşteri çevresi, üretim veya ticari sırları gibi davacı şirketi zarara uğratabilecek herhangi bir bilgiye asla sahip olmadığını ve olmasının da mümkün olmadığını, sözleşmede belirtilen rekabet yasağı kuralı geçersiz ve haksız şart niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucunda, davalı ...'in davacı iş yerinden ayrıldıktan bir gün sonra davalı iş yerinde çalışmaya başlamasının, davacı ve davalı şirketlerin benzer sektörde faaliyet göstermesine karşın, davalının yaptığı işin kapsamı gereği davacı şirket ile davalı ...arasında imzalanan 02.01.2014 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 17. Maddesinde düzenlenen rekabet yasağının ihlal edilmediğinin tespit edildiği, davacı tarafın, davalıların haksız rekabet koşullarına aykırı hareket ettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Ar-Ge merkezinde ileri teknoloji ve inovasyon şefi olarak çalışan davalının şirketin üretim sırları ve yaptığı işler hakkında bilgi sahibi olduğunun çok açık olduğunu, işten ayrıldıktan sonra müvekkiline rakip aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirkette benzer pozisyonda çalışmaya başladığını, rapora itirazları karşılanmadan karar verildiğini, hükme esas alınan rapordaki tespitler ile raporun sonuç kısmının çeliştiğini, ayrıca müvekkili ile davalı şirket Bursa’da aynı alanda faaliyet gösterdiğini, aynı ana firmalara parça ürettiklerini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, davalı Şevket Özcan yönünden; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444 ve devamı maddeleri uyarınca işçinin rekabet yasağına dayalı olarak açılan rekabetin önlenmesi ve cezai şart alacağının tahsili; davalı şirket yönünden ise; TTK.nun 55 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda, davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
HMK 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni nedenleri ile sınırlı olarak kararın istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı, davalılardan ...’ın davacı şirkette teknolojik ürünler analiz uzmanı olarak çalışmakta iken, kendi isteğiyle istifa ederek işten ayrıldığını, akabinde, davacı şirketin rakibi olan ve aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmaya başladığını, davalı işçinin davacı şirket ile aralarında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığından, rekabetin önlenmesini ve rekabet yasağına dayalı olarak cezai şart alacağının tahsilini istemiş, davalı şirket yönünden ise; davacı şirketin ticari sırlarına vakıf olan davalı işçiyi kendi bünyesinde istihdam etmek suretiyle haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek TTK.nun 55 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabetin tespiti ile menine hükmedilmesini talep etmiştir.
Davacı şirkette işe başlayan davalı ...’ın 02.01.2014 tarihinde sözleşme imzaladığı sözleşmenin Rekabet Yasağı Başlıklı 17. maddesinde; “İşçi iş akdi süresince ve akdin sonlanmasına müteakiben 2 sene içinde T.C sınırları içerisinde işverenin üretmekte olduğu ürünlerden biri veya bir kısmı ile benzer ürünler üretmek vasıtası ile faaliyet gösteren sektörde ticari rakip konumunda olan herhangi bir başka firmada direkt veya indirekt kendi ya da başkasının hesabına sigortalı ya da sigortasız çalışmamayı, keza kendi ismine ya da bir başka isme bu alanda herhangi bir firma kurmamayı veya ortak ya da aracı olmamayı, ya da bu nevi bir firma ile çalışmak suretiyle işveren ile rekabet yapmamayı kabul ve taahhüt eder. Tarafların bu rekabet yasağını ihlal etmesi durumunda çalışan, işverenin iş kaybı vs. kaynaklı tüm zararlarını karşılamak zorundas olduğu gibi ayrıca 12 aylık maaşı tutarında rekabet yasağı ihlal cezası ödemek durumundadır…” denilmiştir.
Olaya uygulanması gereken TBK.'nın 445/1.maddesi uyarınca, "Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğine hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde, yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz".
Aynı maddenin 2.fıkrasına göre ise "Hakim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve iş verenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir". TBK.'nın 445.maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez. Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 11.H.D.'nin 2015/12450 E - 2016/6672 K.sayılı, 16.06.2016 tarihli kararı).
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, davalı işçinin davacıya ait işyerinde analiz uzmanı olarak çalışmakta iken, işten ayrıldığı, akabinde davacı ile aynı konuda faaliyet gösteren diğer davalı şirkette aynı pozisyonda çalışmaya başladığı ihtilafsızdır. Rekabet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için coğrafi sınırlama yapılması zorunlu olmakla birlikte eğer sınırlama yapılmamışsa coğrafi sınır tüm Türkiye'dir. Dava konusu sözleşmede coğrafi sınırın kapsamı, tüm Türkiye sınırları olarak belirlenmiştir. Sözleşmede bulunan rekabet yasağı sınırının geniş bir coğrafyayı kapsamasının işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı şekilde tehlikeye düşüreceği ve bu sebeple geniş coğrafya için geçerli olmadığı, makul bir coğrafi alan yönünden geçerli, kalan alan yönünden ise geçersiz sayılması gerekmektedir. TBK.'nın 445/2.maddesi uyarınca hakim tarafından kapsam olarak yani coğrafi sınır yönünden sınırlandırılmalıdır. Sınırlandırma yapılırken davalının davacı nezdinde çalıştığı il sınırlarının esas alınması hakkaniyete uygun görülmüştür. Davalı, Bursa'da davacı iş yerinde çalışırken, rekabet yasağı sözleşmesini imzaladığına göre, rekabet yasağı hükmünün .... ili için geçerli olduğunun kabulü gerekir.
İlk derece mahkemesince dosyada alınan uzman bilirkişi heyet raporunda belirtildiği üzere, davalı işçinin hem davacı hem de davalı işverende analiz mühendisi olarak çalıştığı, her iki şirketin de otomotiv yan sanayii firmaları olduğu, bu sektörde çalışan analiz mühendisleri, tasarımlarını otomotiv ana sanayinin yaptığı ve yan sanayiler ile paylaştığı parçaların şartnamelerdeki gereklilikleri ne ölçüde karşıladığını kontrol amaçlı bilgisayar ortamında sonlu elemanlar metodu, similasyon ve analiz modülleri kullanarak sanal ortamda parçaların test ve analizlerini yaptıkları, davalının pozisyonu gereği daha önce çalıştığı davacı firmanın maliyet ve ticari bilgilere ulaşabileceği yönünde kanaat oluşmadığı belirtilmiş olmakla; davalı işçinin davacının iş yerinde, analiz mühendisi olarak, çalıştığı dönemde, davacı şirketin ticari sırlarına, gizli bilgilerine vakıf olduğunun ispat edilemediği gibi, davalı işçinin çalıştığı pozisyon gereğince, edindiği bilgileri kullanmasının önceki işveren davacı şirkete önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı olarak görülmediğinden davalı işçi yönünden rekabet yasağı koşulları gerçekleşmediğinden bu davalı yönünden davanın reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer davalı şirket yönünden ise, davalı şirketin davacı ile davalı işçi arasındaki rekabet yasağı sözleşmesine taraf olmadığı, davalı şirketin davalı işçinin davacı ile olan iş akdini feshe teşvik etmesinin ve davalı işçiyi ayartmasının ileri sürülmediği, davacı işveren nezdindeki iş akdini fesheden davalı işçinin davacı şirketle aynı sektörde faaliyet gösteren rakibi olan diğer davalı şirkette aynı pozisyonda işe alınmasının haksız rekabet olarak görülmediğinden bu davalı yönünden davanın reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer yandan, HMK'nın 282. Maddesi uyarınca, bilirkişi raporu takdiri delil olup, mahkemece gerekçesi yazılmak suretiyle bilirkişi raporundaki tespitlere de yer verilerek hüküm tesisinde isabetsizlik görülmediğinden davacının yerinde olmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde iadesine,
4-Karar harç ve tebliğ işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 28/06/2024
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye -...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza
Full & Egal Universal Law Academy