T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
TÜRKMİLLETİADINA
İSTİNAFKARARI
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
DAVALI :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında yapılan ticari mal alışverişi sonucunda müvekkili şirket, borçlu şirkete mal karşılığı olan ücreti ödemesine rağmen borçlu şirket müvekkile malları teslim etmediğini, bunun üzerine borçlu şirket aleyhine ........Dairesi'nin ........Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, borçlu tarafından yapılan yetki itirazı sonucu takip ... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile devam etmiş ve borçlunun aleyhine başlatılan, icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu, borçlu şirket, dosyanın Bursa'ya gönderilmesi sonrası müvekkili şirkete ana para olan 64.000,00 TL'yi 13.01.2020 tarihinde havale ettiğini, takibe konu işlemiş faiz alacağına yönelik davalı itirazının haksız olduğunu belirterek borçlunun icra takibine yaptığını itirazın iptaline, borçlunun takip konusu borcu, takip dosyasında belirtilen faiz ile ödemesine, takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafından 08/03/2016 tarihinde "hammadde bedelidir." açıklaması ile para gönderimi yapılmış ise de; taraflar arasında buna ilişkin akdi ilişki bulunmadığını, davacının 3 yılı aşkın zamanda bedel veya malın talep edildiğine yönelik ihtar veya bildirim yapılmadığını, bu durumun paranın sehven gönderildiğini gösterdiğini müvekkilinin haberi olmadığı paranın ilk talep sayılacak yetkisiz icra dairesi ödeme emri ile ödediğini, tüm bu nedenlerle davacının alacağının sebepsiz zenginleşme kapsamında olması sebebiyle tamamının zamanaşımına uğradığını, iyi niyetli müvekkile herhangi bir ihtar ve bildirimde bulunulmadığından temerrüt oluşmamış olup faiz talebinde bulunulamayacağını, kabul etmemekle birlikte arada sözleşme bulunduğu düşünülse bile karşılıklı iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde yine TBK 117. madde gereği temerrüt oluşmadığından ve madde 123 gereği süre verilmeyerek geçerli bir sözleşmeden dönme olmadığından müvekkilin faiz ödeme yükümlülüğü bulunmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece dosya kapsamı deliller uyarınca; davacı ile davalı arasında 64.000 TL'lik ödemeye ilişkin herhangi bir husumet bulunmamakta olup, davacının iddiasının temelini davalıdan almış oldukları ham madde uyarınca yapılan 64.000 TL'lik ödemeye karşın ham maddenin gönderilmemesine ilişkin olduğu, davalı tarafın taraflar arasında sözleşme bulunduğu iddiasını inkar ettiği, taraflar arasında ticari alım satım ilişkinin bulunduğuna ilişkin ispat külfetinin davacı tarafta bulunduğu, miktar itibariyle hukuki işlemin kesin deliller ile ispat edilebileceği, davacı tarafın sunmuş olduğu havale dekontunun davalı tarafa ödeme yapıldığını ispatlamakla birlikte hukuki ilişkiyi ispat etmediği, davacı tarafın ticari alım satım ilişkisini kesin deliller ile ispat edemediği, dava dilekçesinde ticari defterlere de dayanmadığı bu sebeple aradaki ilişkinin temelinin akdi ilişkiye dayandığına ilişkin iddiası mahkememizce kabul görmemiş olup, icra dosyası incelendiğinde davacının........ Dairesi'nde 27/12/2019’da takip başlattığı, ödeme emrinin 10/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 14/01/2020 takibe faiz ve yetki açısından itiraz ettiği, itirazdan 1 gün önce 13/01/2020 tarihinde davacıya 64.000 TL'yi iade ettiği davalının savunması, banka dekontu ve tüm dosya kapsamından davalının sebepsiz zenginleştiğinin sabit olduğu burada çözülmesi gereken hususun ise davacının icra takibinde talep ettiği faize hak kazanıp kazanmadığı olup, Türk Borçlar Kanunu'nun Borçların temerrüdünü düzenlediği 117/2 inci fıkrasında "......sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirimde bulunmadığı göz önüne alındığında davalının iyi niyetli olduğunun kabulünün gerekeceği, bu sebeple de faize hak kazanamayacağı değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş niteliğinde olduğunu, 3 yıl boyunca basiretli olması gereken tacir tarafından iadesi gerektiği halde herhangi bir aksiyonunun alınmamasının kötüniyeti gösterdiğini, hammadde bedeli açıklamasının mahkemece değerlendirilmediğini TTK'nın 1530 maddesinin uygulanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, sözleşmeye aykırılık iddiasına dayalı ödenen bedelin takipten önce işlemiş faiz miktarına yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; davacı tarafından 08/03/2016 tarihinde "Ham Madde Bedelidir" açıklaması ile davalı banka hesabına 64.000,00 TL gönderildiğinden bahisle bu miktar ve gönderim tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz olarak 33.208,12 TL'nin takibe konu edildiği, davalının yetkisiz icra dairesinde yapılan takip sonrası 13/01/2020 tarihinde asıl alacak miktarı olan 64.000,00 TL'yi davacıya iade ettiği, akabinde yetkiye yönelik itiraz üzerine Bursa 9. İcra Müdürlüğünün 2020/1036 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe yönelik süresi içerisindeki itiraz üzerine eldeki davanın işlemiş faiz alacağına yönelik itirazın iptali nedenli açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık; taraflar arasındaki para gönderimine dayanak olan hukuki ilişki ile bu hukuki ilişkinin sonucuna göre temerrüdün başlangıç tarihi ve takipten önce temerrüt faizi talep edilip edilemeyeceği üzerinedir.
Davacı tarafından para gönderim dekontunda sadece "Ham Madde bedelidir." açıklaması yer almakta olup, söz konusu para gönderimi ile yapılan irade açıklaması tek başına icaba davet niteliğindedir. Bir başka anlatımla, gönderilen bedel ile talep edilen hammadde cins ve miktarı yer almadığından irade açıklaması icap değildir. Bu halde, icaba davet sonrası davalı tarafından icapta bulunulmadığından taraflar arasında akdi ilişkinin ve bu akdi ilişki kapsamında davalının teslim borcu ile yükümlü hale geldiğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca, davacı tarafından sözleşme ilişkisinin ispat edilemediği durumda söz konusu miktar kadar davalı sebepsiz zenginleştiğinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre gönderilen miktarın talep edilmesi mümkündür.
Öte yandan, sebepsiz zenginleşme halinin bulunduğu durumda zenginleşme tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun kötü niyetli olması gerekir. Bir başka anlatımla, iyi niyetli borçlunun temerrüt faizinden sorumlu tutulabilmesi için ihtar ile temerrüde düşürülmesi gerekir (TBK 117/2)
Eldeki davada, davacı para gönderimini gerçekleştiren ve bu sebeple alacaklı olan taraf olması sebebiyle iyiniyet karinesi davalı lehinedir. Davacı tarafından davalının iyiniyetli olmadığı ispat edilemediğinden takipten önce temerrüt faizi talep edilmesi için ihtar gerekir. Ayrıca TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olup somut olayda davacı tarafça, taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğu ve kendisinin de tedarikçi olduğu iddia ve ispat edilmediğinden söz konusu maddenin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu haliyle takipten önce davalı yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden yerel mahkeme kararının isabetli olduğu değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereken alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, peşin olarak alınan 567,12-TL harçtan mahsubu ile bakiye 139,52 TL'nin davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.28/06/2024
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy