T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
İSTİNAF KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Yukarıda bilgileri yazılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun incelenmesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile davalı ..... şirketi arasında genel kredi sözleşmesi bulunduğunu, diğer davalıların müteselsil kefaleti ile kullandırılan kredilerin ödenmemesi sebebiyle hesabın kat edildiğini, davalılar aleyhine yapılan takibe haksız itiraz edildiğini belirterek ....İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe yönelik davalıların itirazın iptali ile davalıların icra inkar tazminatı ödemelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar adına çıkarılan davetiyelerin tebliğine rağmen davalılar süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, davalılar vekili tebligatın takibe itiraz eden vekile yapılması gerektiği usulsüz tebligat iddiası ile birlikte arabuluculuk sürecinin usulünce yapılmadığını, hesap kat ihtarnamesinin müvekkillerine tebliğ edilmediğini, faiz oranlarının fahiş olduğunu, icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine, davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, dosya kapsamı deliller ve alınan bilirkişi raporu uyarınca; takip tarihi itibariyle 39.330,16TL asıl alacak , 907,71TL işlemiş faiz , 45,39TL %5 BSMV, 497,25TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 40.780,51TL borcun bulunduğu, asıl alacak tutarına takip tarihinden tamamen ödeninceye kadar yıllık %39 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, alacak muayyen ve davalı tarafından bilinebilir olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilerek icra takibine vekaleten itiraz edilse de (avukat aracılığı ile) itirazın iptali davasında dava dilekçesi asile tebliğ edilmesi gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı; davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; mahkemece icra takibine konu edilen alacak miktarı üzerinden davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabule karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile; konu icra takibine vekil olarak itiraz etmeleri sebebiyle dava dilekçesinin vekil yerine asillere tebliğinin usulsüz olduğunu, temerrüt faiz başlangıcına esas alınan tarihe yönelik belge bulunmadığını, fahiş faiz oranının genel işlem koşulu kapsamında yazılmamış sayılmasının kabul edilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı koşullarının gerçekleşmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmesine dayalı alacağın tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
1-Davacı istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme de;
6100 sayılı HMK'nın 341-(2) maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca; Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.
Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2020 yılı için HMK'nın 341-(2) maddesindeki kesinlik sınırı 5.390,00TL olmuştur.
Eldeki davaya ve icra takibine konu edilen miktara göre mahkemece reddedilen miktar 1.837,43-TL karar tarihi itibarı ile HMK'nın 341-(2) maddesinde düzenlenen kesinlik. sınırının altındadır. Bu nedenle, davacı yönünden karar kesin niteliktedir.
Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.
Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davacı vekilinin reddedilen miktara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
2-Davalılar istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme de;
Somut olayda; ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe konu edilen alacağın, davacı banka ile asıl borçlu arasında yapılan genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, diğer davalıların söz konusu kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldıkları, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine kat edilen hesaba ilişkin ihtarnamenin davalıların sözleşmedeki adreslerine tebliğe çıkarıldığı, ancak muhatap davalıların adreslerinden ayrılmaları sebebiyle bila tebliğ iade edildiği, davacı tarafından davalılar aleyhine yapılan takibe davalılar vekilinin itirazı üzerine takibin durdurulduğu, itirazın iptali istemine yönelik açılan davada dava dilekçesinin davalılara tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda;
Davalılar tarafından dava dilekçesinin icra takibine itiraz eden vekile tebliğ edilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; İcra takibine maruz kalan borçlu, vekil aracılığı ile icra takibine itiraz etmiş olsa dahi itiraz üzerine duran icra takibine devam etmek için alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davası bakımından borçlunun itiraz aşamasında tayin ettiği avukatın itirazın iptali davası içinde yetkili olup olmadığı davanın açıldığı sırada belli olmadığından itirazın iptali davasına ilişkin dava dilekçesinin vekile değil usulüne uygun biçimde asile tebliği zorunludur. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 2021/1 Esas 2022/3 Karar sayılı kararı da aynı doğrultuda olup, dava dilekçesinin vekile değil asıla (borçluya) tebliğ edilmesi gerektiğinden bu yönlü istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, dosya kapsamında yer alan noter evrakı hesap kat ihtarnamesinin davalıların sözleşmedeki mevcut adreslerine tebliğe çıkarıldığı ve davalıların adreslerinden ayrılmaları sebebiyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme hükmüne göre adres değişikliğinin bildirilmediği durumlarda eski adrese yapılan tebligatın geçerli olacağı kabul edilmiş olup davalıların temerrüde düştüğünün kabulü yönündeki değerlendirme doğru görülmüştür.
6102 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı serbestçe belirlenebilir. Taraflar arasında akdedilen sözleşme ticari iş niteliğinde olduğuna göre sözleşmenin temerrüt faizine ilişkin hükmü taraflar bakımından bağlayıcıdır ve uygulanması gereken temerrüt faizinin bu hüküm gözetilerek belirlenmesi gerekir. Bu doğrultuda genel kredi sözleşmesinin temerrüt faiz hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde kabul edilemeyecek olması ve uygulanan temerrüt faiz oranın sözleşme hükmüne uygun olması karşısında bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, ayrıca genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacak likit nitelikte olduğundan itirazında haksız olan davalılar lehine icra inkar tazminatına karar verilmesinin isabetli olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca, dava şartı olarak arabuluculukta zorunlu olan unsur, arabuluculuğa başvurmaktır. Dolayısıyla arabulucunun taraflara ulaşma ve toplantıya davet etme sorumluluğunu usulünce yerine getirmeden arabuluculuk faaliyetini sonlandırması hâlinde dahi arabuluculuk dava şartının gerçekleşmiş sayılacağı ve davanın usulden reddine karar verilemeyeceğinden davalıların bu yönlü istinaf sebebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3-Davacı 6219 sayılı ... Kanunu'na 696 sayılı KHK ile eklenen geçici 5. maddesi gereğince harçtan muaf olduğundan alınan istinaf harçlarının istek halinde davacıya iadesine,
4-492 Sayılı Harçlar Kanununca alınması gereken 2.785,71TL istinaf karar harcından, peşin olarak yatırılan 696,43TL'nin mahsubu ile bakiye 2.089,28TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Taraflarca istinaf yargılama gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 11/06/2024
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır