T.C. BURSA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
NUMARASI :
KARAR TARİHİ :
DAVACILAR : 1-
: 2-... -...
VEKİLİ : Av. ...,
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili, davalı tarafından Bursa ...İcra Müdürlüğü ...E. sayılı dosyasıyla müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibinin konusunun 45.000 TL bedelli, 20/08/2019 vade tarihli senet olduğunu ancak müvekkillerin böyle bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek davaya ve icra takibine konu senetten dolayı müvekkilerinin borçlu olmadıklarının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilermesini ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, senedin aksinin senetle ispat kuralı gereği davacı tarafın borçlu olmadığını yazılı delille ispatla mükellef olduğunu, ancak davacıların dava dosyasına senetle alakalı borçlu olmadığına ilişkin belge ibraz etmediğini, müvekkilinin davacılardan alacağına istinaden icra takibine konu senedi aldığını savunarak davanın reddini, davacılar aleyhine % 20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın, taraflar arasındaki 45.000 TL bedelli bono kaynaklı Bursa ...İcra Müdürlüğünün Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeni ile borçlu olunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu, 05/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirket tarafından, davalı şirkete mal alımından önce 26/02/2018 tarihinde 30/09/2018 vadeli 45.000 TL ve 31/10/2018 vadeli 45.000 TL toplam 90.000 TL çek verildiği bundan sonra 06/03/2018 tarihinde davalı şirket tarafından, davacı şirkete 90.000,72 TL tutarında mal verildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcının bu şekilde olduğu, tarafların ticari defter kayıtlarına göre bundan başka mal alış- satışı olmadığı, dava konusu olan 02/08/2019 düzenleme tarihli 20/08/2019 vadeli 45.000 TL bedelli senedin, davalı şirkete tohum alımı için avans verdiğini belirtmiş ise de senedi avans olarak verdiğine dair yazılı bir belge sunulmadığı, davacı şirketin senedin verildiği tarihte ticari defterlerine senedin davalı şirkete avans olarak verildiğine dair herhangi bir kayıt da yapmadığını bildirdiği, davacı ile davalı arasında tohum satış akdinin kurulduğu, davacı tarafından davalıya 45.000 TL tutarlı iki çek verildiği, bunlardan birinin ödendiği fakat diğerinin ödenmediği, dava konusu bono da 45.000 TL tutarlı olup, davacı tarafından davalıya verildiği ve davalı defterlerine işlendiği, davacının BA formları ile ilgili tohum alımını bildirdiği, dolayısıyla davacının davalıya ilgili tohum satışı nedeniyle çekin ödenmemesi kaynaklı 45.000 TL borçlu olduğu, davacının ilgili bononun avans olarak verildiğini iddia etmiş ise de bu hususu yazılı ve muteber delillerle ispatlayamadığı, davalının anlatımlarından ilgili bononun çekin ödenmemesi nedeniyle verildiği sonucu çıktığı, çekin tahsil edilmemesi, çek ve bono miktarının aynı olması ve tarihlerin birbirini doğrulaması hususları gözetildiğinde itibar edilebilir olduğu, dolayısıyla taraflar arasındaki tohum alımı nedeniyle ilgili çekin ödenmemesi karşılığında verilen bono nedeniyle davacının, davalıya borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İstinaf talebinde bulunan davacılar vekili, davalı şirketin dava konusu senede istinaden borçlu olduğu kabulünün davacılar tarafından ürün alımından önce davalı şirkete teslimi gerçekleştirilen çeklerden birinin iade edildiği varsayımına dayandığını, davalının kendisine teslim edilen 45.000 TL bedelli çeklerden birini bankaya hiç ibraz etmediğini, müvekkilinin bu çeklerin keşidecisi olmayıp ciranta olduğunu, davalıya bu çekle ilgili olarak elden ödeme yapıldığını, davalının bu çekle ilgili olarak takibe konu senedin verildiği iddiasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili tarafından ürün alınmadan önce teslim edilen çeklerden biri olan 31/10/2018 tarihli çekin davacı tarafa iade edildiğini iddia eden davalı tarafından bu iadeye ilişkin herhangi bir evrak sunulmadığını, davalı şirketten alınan mal bedellerinin peşinen 2 adet çek ile ödenmiş olup tekrar mal alımı hususunda davalı şirkete verilen senet nedeniyle bir mal teslimi yapılmadığının sabit olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davacı tarafın senedin avans olarak verildiğini ispat edemediğini, yine davacı defterlerinde kayıtlı olan ve ödeme olarak davalı tarafa verilen ancak ödemesi yapılmayan 31/07/2019 tarihli senet ile 31/10/2018 tarihli çekin ödendiğine dair belge ibraz edilmediğini, davacı tarafın müvekkilinden 90.000,72 TL bedelli mal aldığını ancak sadece 45.000 TL ödediğini, dava konusu senet nedeniyle davalının alacaklı olduğunu beyanla istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde;
Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup davacılar vekilince karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı taraf, icra takibine konu senedin avans olarak verildiğini, ancak davalı tarafça mal teslim edilmediğini, senedin bedelsiz kaldığını ileri sürmektedir.
Dava konusu bononun düzenleme tarihinin 02/08/2019, ödeme tarihin 20/08/2019 olduğu, 45.000 TL bedelli olup davalı şirketin senette lehtar, davacı şirketin borçlu, davalı ...'nun ise aval veren olarak yer aldığı anlaşılmaktadır.
Davalı taraf ise davacılardan alacağına istinaden icra takibine konu senedin alındığını, davalı tarafa 90.000,72 TL bedelinde mal teslim edildiğini, bu mal teslimine ilişkin davacı tarafça öncelikle 30/09/2018 keşide tarihli ... nolu 45.000 TL bedelli ve 31/10/2018 keşide tarihli, 0309441 nolu 45.000 TL bedelli çeklerin verildiğini, 31/10/2018 keşide tarihli çekin davacı tarafça ödettirilmediğini, 31/07/2019 tarihli senet ile değiştirildiğini, 31/07/2019 tarihli senedin de davacı şirket tarafından ödenmediğini ve yine aynı şekilde bu kez dava konusu senetle değiştirildiğini, ödenmeyen çek ve senedin davacı tarafça iade alınmadığını, davacıların takip konusu senet nedeniyle borçlu olduğunu savunmaktadır.
Mahkemece taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davalı şirketin ticari defterleri uyarınca davacı şirketten 26/02/2018 tarihinde 30/09/2018 keşide tarihli, .... nolu ve 31/10/2018 keşide tarihli 0309441 nolu 45.000 TL bedelli çeklerin alındığı, 06/03/2018 tarihinde davacı şirkete 90.000,72 TL bedelli mal teslim edildiği, 24/02/2019 tarihinde 31/10/2018 keşide tarihli çeke ilişkin davacı şirketin borçlandırıldığı, 24/02/2019 tarihinde davacı şirketten 31/07/2019 vadeli, 45.000 TL bedelli senet alındığının kaydedildiği, 02/08/2019 tarihinde davacı şirketin bu kez 31/07/2019 vadeli senet açıklaması altında 45.000 TL borçlandırıldığı, 02/08/2019 tarihinde davacı şirketten 20/08/2019 vade tarihli, 45.000 TL bedelli senet alındığına dair kayıt yapıldığı ve 02/09/2019 tarihinde 20/08/2019 vadeli senedin davacı şirkete borç yazıldığı, davalı şirket defterlerine göre davalı şirketin davacı şirketten 45.000 TL alacaklı gözüktüğü, ancak 31/10/2018 keşide tarihli çekin ve 31/07/2019 vadeli senedin davacı şirkete iade edildiğine dair belge ibraz edilmediği, davacı şirketin ticari defterleri uyarınca ise davalı şirketten 06/03/2019 tarihli fatura uyarınca 90.000,72 TL bedelli mal alındığı, davalı şirkete ödeme olarak 30/09/2018 keşide tarihli, .... nolu 45.000 TL bedelli ve 31/10/2018 keşide tarihli .... nolu 45.000 TL bedelli çeklerin verildiği, yine davalı şirkete verilen senet olarak 45.000 TL bedelli iki adet kayıt bulunduğu, davacı şirket defterleri uyarınca davacı şirketin davalı şirketten 89.999,28 TL alacaklı olduğu, dava konusu senedin avans olarak verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı tespit edilmiştir.
Somut olayda, davacı senedin avans senedi olduğunu iddia etmekte iken davalı, dava konusu senedin 31/10/2018 keşide tarihli çeke istinaden alınan 31/07/2019 tarihli senedin yerine alındığını ileri sürmekte olup davacı taraf davalının iddialarını inkar etmekte olup 31/10/2018 keşide tarihli çekin davalıya ödendiğini ileri sürmekte olup ispat yükü davacı tarafta bulunmaktadır. Taraflar arasında sadece 90.000,72 TL bedelinde mal alımının yapıldığına dair ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı tarafın, avans olarak verilen ve karşılığında davalı tarafça mal teslim edildiği sabit olan çeklerden 31/10/2018 keşide tarihli 0309441 nolu 45.000 TL bedelli çekin davalı tarafça tahsil edildiğini, bu suretle dava konusu senedin avans senedi olduğunu ispat etmesi gerekmekte olup dosya kapsamı uyarınca davacının ödemeye ilişkin herhangi bir belge sunmadığı, ödeme iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacılardan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
3-) Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 06/06/2024
...
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye -...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza