T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
...HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ...
ÜYE :...
ÜYE : ...
KATİP :...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2023
NUMARASI :...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 3. Şahıs Tarafından Açılan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 25/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 01/04/2024
... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Karar ve 06/07/2023 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TALEP :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından borçlu ... ... aleyhine ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinden müvekkili bankaya gönderilen iki adet 89/3 haciz ihbarnamelerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı bankanın icra dosyası borçlusu... borcu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, davanın yasal sürede açıldığını, ... 20. İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenen 25.08.2022 tarihli birinci haciz ihbarnamesinin müvekkili bankaya aynı tarihte UETS E-Posta kanalı ile tebliğ olunduğunu, banka tarafından düzenlenen 26.08.2022 tarihli, ... sayılı cevap yazısında; borçlu ...adına ... Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabın 7.71TL bakiyesine, ... Şubesi nezdinde bulunan ... EUR numaralı hesabın 5001.71 EUR bakiyesine, B... Şubesi nezdinde bulunan ... USD numaralı hesabın 11000.45 USD bakiyesine, ... Şubesi nezdinde bulunan... numaralı hesabın ... bakiyesine (dosya borcu kadar) kurumunuz adına haciz tatbik edilmiştir" şeklinde cevap verildiğini, bunun üzerine ... 20. İcra İcra Müdürlüğü tarafından 06.09.2022 tarihli ikinci haciz ihbarnamesi düzenlenerek 07.09.2022 tarihte UETS E-Posta kanalı ile müvekkil bankaya tebliğ edildiğini, müvekkili banka tarafından verilen 08.09.2022 tarihli ve ...sayılı cevap yazısında; daha önce İcra Müdürlüğü tarafından bankaya tebliğ edilen birinci haciz ihbarnamesine karşı cevap yazısında da cevap verildiği ve "dosyanız borçlusu Nüket Sevginer adına Setbaşı Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabın 7.71TL bakiyesine, Bursa Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabın 5001.71EUR bakiyesine,... Caddesi Şubesi nezdinde bulunan 22024816 USD numaralı hesabiın 11000.45 USD bakiyesine ... Şubesi nezdinde bulunan ... numaralı hesabın ... bakiyesine (dosya borcu kadar) Kurumunuz adına haciz tatbik edildiği bildirildiğini, her ne kadar, müvekkil banka süresi içerisinde İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine cevabını sunmuş ve ilgili tutarı İcra Müdürlüğü hesabına yatırmış olsa da, ekte sunulu 16.09.2022 tarihli müzekkere iledosya borçlusunun "haciz konulan meblağ üzerinde başkaca haciz, ihtiyati haciz, tedbir, rehin şerhi... vs şerh olup olmadığı ile başkaca şerhler varsa koyan birimlerin de liste halinde" bildirilmesi talep edildiğini, işbu müzekkerenin 20.09.2022 tarihinde UETS E-Posta kanalı ile müvekkil bankaya tebliği üzerine 21.09.2022 tarihli ... sayılı müzekkere cevap yazısı ile müvekkil bankanın "İlgide kayıtlı yazınızda adı geçen ...t ... adına tüm şubelerimiz nezdinde 21/09/2022 tarih, 09:53 saat itibariyle herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından hacziniz tatbik edilememiştir." şeklinde cevabını sunduğunu, müvekkil bankanın hem 89/1 haciz ihbarnamesine hem de 89/2 haciz ihbarnamesine ve bunun yanı sıra müzekkereye süresinde cevap verdiğini ve haciz ihbarnameninde belirilen tutarın da 08.09.2022 tarihli ödeme dekontu ile 364.971,92TL olarak Bursa 20. İcra Dairesi Vakıfbank hesabına EFT ile gönderdiğini, dolayısıyla İcra Müdürlüğü tarafından gönderilen 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnameleri usulsüz ve hükümsüz olduğunu, müvekkili bankanın takip dosyasındaki alacağa ilişkin sorumluluğunun bulunmadığını, bankaya tebliğ edilen usulsüz ve hükümsüz 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerine karşı dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydı ile; müvekkili bankanın her ne ad ve nam altında olursa olsun icra dosyasında yer alan borçlu ... ... karşı borcu bulunmadığını, Dava konusu 89/3 ihbarnamelerininin her ikisinin ayrı ayrı tarihlerde ve farklı tutarlara ilişkin olmasına rağmen aynı icra dosyasından ve aynı borçlu ...ket ... ilişkin olduğunu, belirterek kendisine 07.10.2022 ve 13.10.2022 tarihli üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edilen ...rsa 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası borçlusu Nüket Sevginer'e borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili 25/11/2022 tarihli davayı kabul başlıklı dilekçesi ile; ... 20.İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına üçüncü şahıs bankaca ikinci haciz ihbarnamesi sonrası para gönderilmiş ise de ... 20.İcra Müdürlüğü'nün bu halde de İcra İflas Kanunu madde 89'daki prosedürün tamamlanmasını istemesi ve üçüncü haciz ihbarnamesinin de gönderilmiş olmasını arayacağı istemleri dolayısıyla ... E. Sayılı dosyasında, 04/10/2022 tarihli talep ile üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiklerini, 07/10/2022 tarihli 66.026.41TL miktarlı 89/3-üçüncü haciz ihbarnamesinin gönderildiğini, İcra Müdürlüğünün haksız uygulaması neticesinde davanın açıldığını, açılan davayı kabul ettiklerini, Ancak, işbu dosyadan 89/3-üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmesi taleplerinin 04/10/2022 tarihli ve TEK olmasına rağmen Bursa 20. İcra Müdürlüğü söz konusu icra dosyasından, 07.10.2022 tarihli 66.026.41TL miktarında ve 13.10.2022 tarihli 253.701.98TL miktarında iki adet üçüncü haciz ihbarnamesi gönderildiğini bu dava ile öğrendiklerini, İşbu icra dosyasında ikinci kez 3.haciz ihbarnamesi gönderilmesine yönelik taleplerinin bulunmadığını, ikinci kez gönderilen 13.10.2022 tarihli 253.701.98TL miktarındaki 89/3-üçüncü haciz ihbarnamesi bakımından dava açılmasına kusurları ile sebebiyet vermediklerinden aleyhlerine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, aksi halde kabul beyanı hemen cevap süresi içerisinde ön inceleme tutanağı imzalanmadan verildiği dikkate alınarak müvekkiline yükletilecek harç, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinde indirim yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit istemli davada, davalı vekili tarafından davayı kabul ettiklerine dair kabul dilekçesi sunduklarını, kabul dilekçesi kapsamında; açılan davayı kabul ettiklerini, ... 20. İcra Müdürlüğünce ... Sayılı dosyasından haberimiz ve talebimiz olmadan ikinci kez gönderilen 13.10.2022 tarihli 253.701.98TL miktarındaki 89/3-üçüncü haciz ihbarnamesi bakımından dava açılmasına kusuru ile sebebiyet verilmediği için aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, aksi halde kabul beyanı hemen cevap süresi içerisinde ön inceleme tutanağı imzalanmadan verildiği dikkate alınarak davalıya yükletilecek harç, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinde indirim yapılmasına karar verilmesini talep ettiklerini belirterek "Davalının davayı kabul beyanı karşısında davanın Kabulü ile ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosya da davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine" karar verilmiştir.
Davalı vekili 22/08/2023 tarihli tavzih dilekçesi ile ; kabul beyanı doğrultusunda karar verilmesine rağmen harç, masraf ve vekalet ücretlerinde maddi hataya düşüldüğünü, icra dosyası tüm borcu üzerinden ve A.A.Ü.T. Madde 6 uygulanmadan tamamı üzerinden karar verildiğinden bu hususun tavzih yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 11/09/2023 tarihli tashih şerhi ile; Mahkemenin 06/07/2023 tarih ve ... sayılı gerekçeli kararının, hüküm kısmının (5) nolu maddesinde sehven; "Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 54.456,55 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde yazılmış ise de; gerekçeli kararın yazım aşamasında bu durumun sehven yazıldığı anlaşıldığından, Mahkeme hükmünün (5) nolu maddesinin çıkartılarak yerine; "Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen maktu vekalet ücretinin 1/2'si olan 4.600,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde HMK 304.mad.gereğince düzeltildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 18/09/2023 tarihli dilekçesi ile; Mahkemece tashih şerhinde her ne kadar maktu vekalet ücretinin HMK 6.maddesi gereği 1/2'sine hükmedilmiş ise de bu hesaplamaya da itiraz ettiklerini, itiraz kabul olmaz ise; yürürlükte olan AAÜT'nin üçüncü kısmına göre lehine nisbi vekalet ücretinin HMK'nın 6.maddesi gereği 1/2'sine hükmedilmesi gerektiğini belirterek 06.07.2023 tarihli kararın (5) numaralı bendinde yer alan vekalet ücretine ilişkin kısmın tashihine dair 11.09.2023 tarihinde verilen tashih şerhinin kaldırılmasını ve lehilerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 20/10/2023 tarihli ara karar ile; davacı vekilinin tashih şerhinin kaldırılması talebinin değerlendirildiği ve davacının tashihini talep ettiği hususların maddi hata olmayıp hükümle verilen hakların genişletilmesi niteliğinde olduğu itiraz edenin iddiaları doğru ise ancak kanun yoluyla itirazı mümkün olduğu, mahkeme verdiği hüküm ile bağlı olup sonradan hükmün yanlış olduğu kanısına varsa dahi, hüküm kanun yoluna başvurulup bozulmadıkça veya yargılamanın iadesine karar verilmedikçe değiştirilemeyeceği gibi, unutulan bir hususun tefhimden sonra tamamlanmasının da mümkün olmadığı Bu nedenle tashih talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kabul kararının onanmasını, talep ettiklerini ancak yine kararın (5) numaralı bendinde; "...5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 54.456,55-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verildiğini, davalı vekilinin 22.08.2023 tarihli dilekçesi ile tahsis talebinin mahkemenin kabul ettiğini ve 11.09.2023 tarihli tashih şerhi ile "... hükmün (5) nolu maddesinin çıkartılarak yerine; "Davacı vekil ile temsil edildiğinden A.A.Ü.T'ye göre belirlenen maktu vekalet ücretinin 1/2'si olan 4.600,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde HMK 304.maddesi gereğince düzeltildiğini, İİK 89/3.maddesi gereği açılan menfi tespit davalarında harç her ne kadar maktu olsa da davasının haklılığı ispatlanmış davacı, kendisini vekil ile temsil ettiriyor ise davacı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının söz konusu tashih şerhinin kaldırılmasını talep ettiklerini ,davanın konusu bedele ilişkin olduğundan mahkemece hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin üçüncü kısmına göre takdir edilmesi gereken nisbi vekalet ücreti olduğunu , Ayrıca yerel mahkeme tarafından verilen tashih şerhinde her ne kadar maktu vekalet ücretinin HMK 6.maddesi gereği 1/2'sine hükmedilmiş ise de bu hesaplamaya da itiraz ettiklerini, itiraz kabul olmaz ise; yürürlükte olan AAÜT'nin üçüncü kısmına göre lehe takdir edilmesi gereken nisbi vekalet ücretinin HMK'nın 6.maddesi gereği 1/2'sine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin 06.07.2023 tarihli kararının ve karara ilişkin mahkeme tarafından verilen 11.09.2023 tarihli tashih şerhinin istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, lehe nisbi oran üzerinden vekalet ücretine hükmedilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Vekili 24/10/2023 tarihli istinaf dilekçesi ile: Asıl karar karşı sundukları istinaf dilekçesini tekrarla hükümden sonra mahkemece verilen tashih kararının kaldırılması ve tashih şerhinde her ne kadar maktu vekalet ücreti HMK 6.maddesi gereği 1/2'sine hükmedilmiş ise de bu hesaplamaya ilişkin itirazlarının ve lehlerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesine dair tashih taleplerinin reddine dair Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/1212 Esas sayılı dosyasından verilen 20.10.2023 tarihli ara kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, tashih talebi doğrultusunda lehlerine nispi oran üzerinden vekalet ücretine hükmedilerek yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararına karşı 22.08.2023 tarihli tavzih dilekçesi ile dosyaya konu icra dosyasından tek taleplerine istinaden 07.10.2022 tarihli 66.026.41-TL miktarında 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, bundan başka talepleri olmadığı halde, buna göre 66.026.41-TL üzerinden ve kabul beyanımız doğrultusunda karar verilmesine rağmen harç ve vekalet ücretlerinde maddi hataya düşülerek ve sehven icra dosyasının tüm borcu üzerinden ve Harçlar Kanunu maadde 22 ile A.A.Ü.T. Madde 6 uygulanmadan tamamı üzerinden nispi harç ve vekalet ücretine karar verildiğinden bu hususun tavzih yoluyla giderilmesini mahkemeden talep ettiklerini, mahkemece vekalet ücretinin maktu ücret ve 1/2 oranında olmak üzere tashih kararının doğru olduğunu ancak harçlar yönünden taleplerinin dikkate alınmadığını, harçlar yönünden kararı istinaf ettiklerini, İcra ve İflas Kanunu 89/3 maddesine göre açılacak menfi tespit davalarının maktu harca tabi olduğunun düzenlendiğini ve Harçlar Kanunu madde 22'nin dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, nispi oran üzerinden hesaplamada dahi; Mahkemece karar verilen 66.026.41TL'nin karar ve ilam harcı bu miktarın binde 68.31'i olan 4.510.26TL olup; dosyaya kabul beyanımız öninceleme duruşmasından önce verildiğinden Harçlar Kanunu madde 22. gereği bunun 3'te 1'i olan 1.503.42TL yazılması ve bundan 80.70TL peşin harç düşülerek bakiye 1.422.72TL karar ve ilam harcına karar verilmesi gerekirken; 25.026,42TL nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, İİK .89.maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, Davalının davayı kabul beyanı karşısında davanın Kabulü ile Bursa 20. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12734 Esas sayılı dosya da davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Görev kamu düzeni ile ilgili olup, öncelikle ve mahkemece re’sen yargılamanın her aşamasında göz önüne alınması gerekir.
2004 sayılı İİK m. 89/3 hükmünde takip hukukuna özgü ayrı bir menfî tespit davası düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 89. maddesi uyarınca, borçlunun üçüncü şahıs nezdinde bulunan para alacaklarının haczi halinde borçluya, alacağı karşılayacak kadar borcunu alacaklıya ödeyemeyeceği ve ancak icra dairesine ödeyebileceği duyurusunu içeren haciz ihbarnamesi (birinci haciz ihbarnamesi) gönderilir. Haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişinin tebliğden itibaren 7 gün içerisinde borçlu olmadığına veya borcun tebliğden önce ödendiğine dair yazılı veya sözlü olarak itirazda bulunmadığı takdirde kendisine, kendisine gönderilen birinci haciz ihbarnamesine 7 gün içerisinde itiraz etmediği ve bu nedenle borcun zimmetinde sayıldığına ilişkin yeni bir haciz ihbarnamesi (ikinci haciz ihbarnamesi) gönderilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, tebliğden itibaren 7 gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci haciz ihbarnamesine de süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen üçüncü şahsa, onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Doktrinde, 01/10/2011 tarihinden sonra 2004 sayılı İİK m. 89 hükmü uyarınca üçüncü kişi tarafından açılan menfî tespit davaları için görevli mahkemenin, 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğu ifade edilmiştir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, 2. Bası, Ankara: Adalet Yayınevi, 2013, s. 476). 2004 sayılı İİK'nın m. 89/3 hükmü açılan menfi tespit davasında maddenin yer aldığı 2004 sayılı İİK'da görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Başka bir anlatımla, 2004 sayılı İİK m. 89 hükmünde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte, aynı Kanun'un 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflâs davaları için ticaret mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki gibi açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK m. 2/1 hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır.
2004 sayılı İİK'nın m. 89/3 hükmü uyarınca açılan menfi tespit davasında, davacı ile davalı takip alacaklısı arasında doğrudan ticari ilişki bulunmadığından ve kanunda da görevli mahkeme konusunda özel bir düzenleme bulunmadığından, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispî ticarî davadan söz edilemez. Bu itibarla davanın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince genel görevli asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerekir (Bkz. Yargıtay 19. HD'nin, 12/04/2016, E. 2016/3568, K. 2016/6425; 26/02/2016, E. 2015/15365, K. 2016/3253 tarih ve sayılı kararları).
Dava konusu edilen takip dosyasında, davacı üçüncü kişi konumunda olup, eldeki dava ile İİK'nın 89/3 maddelerine dayalı olarak takip borçlusuna borcunun bulunmadığını talep etmektedir. Davanın belirlenen bu niteliği itibariyle taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Davanın takip hukukuna özgü bir dava olması nedeniyle ticarî dava olduğundan söz edilemez. Bununla birlikte bu davaların Yargıtay 11. Hukuk Dairesinde bakılmasının işbölümü ilişkisinden kaynaklandığı, Bu nedenle somut uyuşmazlıkta, asliye hukuk mahkemesinin davaya bakmakta görevli olduğu yönünde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3 ve m. 355 hükümleri uyarınca esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun şu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, dosyanın görevsizlik kararı verilmek üzere kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2... Karar ve 06/07/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
2-HMK 353/1-a-3 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
4-Davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının, istek halinde davacı ve davalıya iadesine,
5-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından verilecek olan esas kararda dikkate alınmasına,
5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi.25/03/2024
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır