Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
.... Cumhuriyet Başsavcılığının 01/04/2016 tarih 2016/887 nolu iddianamesi ile; Mağdurlardan 'ın .... Cumhuriyet Başsavcısı, ....'ün Cumhuriyet Başsavcı Vekili, ...., ve ....'in .... Cumhuriyet savcıları, ...., ...., , ...., ...., ....'in .... Hakimleri, ....'ün ise .... Adliyesi'nde görevli polis memuru oldukları,
Şüpheli ....'ın polis memuru .... hakkında üstünü usulsüz aradığı ve kendisini aşağıladığı iddiasıyla şikayetçi olması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2015/10191 Soruşturma sayılı evrakıyla bu şikayetle ilgili olarak soruşturmaya başlandığı, soruşturmayı Cumhuriyet Savcısı ....'ın yürüttüğü,
Şüphelinin .... Cumhuriyet Başsavcılığı'na hitaben yazdığı 04.03.2016havale tarihli, konusu şüpheli tarafından “Dosyaya HSYK suç duyurum ve deliller beraberinde bildirimimdir” şeklinde belirtilmiş, 2015/10191 sayılı soruşturma numarası yazılı dilekçe verdiği, dilekçenin 3. sayfasında açıklamalar başlığı altında, .... alt başlığında: soruşturma Savcısı .... için; “Bu mal 2015/5711 sayılı soruşturma dosyasında ayrı ayrı iki kez mükerrer dosya oluşturup mahkemelere göndermiş ve Yargıtay'a giden (delil olarak) ilgili soruşturma dosyasında karar alacak kadar savcılıkla ve hukuk ile külliyen alakası olmayan bir rezil soytarıdır” ifadesinde bulunduğu, yine dilekçesinin aynı sayfasında “Pazara kıçını başını hazır düşürmüşken 'paralel' fitili yediği g.tünü dürttüre dürttüre 2015/10191 soruşturma dosyası olan şahsımın şikayetçiliğiyle açılmış örgütlü, taciz, tehdit, hakaret, anayasal hakları engelleme, yargı mahremiyetine ait bilgileri suç işleyerek ele geçirip deşifre etme, yalan tanıklık, iftira, yalan beyan suçlarının şahsıma adliye kapısında görevli polis ve başsavcı korumasıyla birlikte işlendiği soruşturmaya çökmüştür yazdığı, dilekçe içerisinde Cumhuriyet Savcısı .... için “Rezil, kapıkulluğu, bir varoş figüran, paralel örgüt süprüntülerinin amlarına suç ortağı olmuş IQ kısırı sahtekarlıkla şahsımın anayasal haklarını ve kişilik haklarını taciz etmiş” şeklinde hakaretlerde bulunduğu, “Bu soruşturma dosyasında imzası olan, ismi geçen tüm malların sülalesini kurutacağım. Devlet garantisidir.” diye tehdit ettiği,
Aynı dilekçede polis memuru .... için; “o kapı kulu orospu, randevu evinde mamalık yaptığını sanan fındık tarlası s.kiği” şeklinde ifadeler kullanarak hakaret ettiği, “Sülaleriyle AMK bırakmam” diyerek tehdit ettiği,
Cumhuriyet Başsavcısı için; “.... denen soytarı, adi spastik, paralal örgüt baş g.tvereni olan 'ın deli düdüğü dürttükçe adliyede yasal haklarımı kullanırken önüme atlayıp ve/veya zabıt katiplerini sapık bir tacizci takibiyle peşime düşürtüp tehdit, şantaj ve hileyle müştekisi olduğum 2015/10191 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli olarak ifademi alma spastik fantezisi için a.ını yırtıyor” yazdığı,
Dilekçenin devamında “İki tane müşteki savcılık ifadem var. g.tüne girmiş al!! bu a.ını yırttığın örgüt pestili ifade krizini yırta yırta dolduracak ifadem. Ayrıca vermiyorum. Örgüt orospusu baş g.tverenine giren (Dilekçenin bu kısmında soruşturma dosyasıyla ilgisi anlaşılamayan ...., .... ve .... ile ilgili hakaretler bulunmaktadır.) Şizofren hadım ağasıyla (Vekili .... yanındayken toplantı yapıp amı yiyorsa beni alsın. .... rezil soytarısı üstüne çöktüğü soruşturma dosyasına 24.12.2015 havale tarihli beyanı ve ekinde 20165/6352 sayılı BM HSYK suç duyurumla rezilliği ilanlı sokulmamış gibi 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/130 Esas dava dosyasını müşteki olarak temyiz ettiğim an adliye kapısında görevli polisleri arayarak talimatlı ifade zırvalığıyla tekerrüren sıçmıştır. Üstelik sıçarken mesai arkadaşı Savcı ....'ı kullanmış, 0-3 yaş grubuna ait …. kapasitesiyle zeka cevheri şahsıma rezil oluşlarının boklarını aldırmadan hile ve örgütlü taciz ile müştekisi olduğum dosyada şüpheli ifadesi alma ölümüne susamış yırtıklığını tekrarlamıştır. Tabi ki baş g.tveren paralel pestili düdük çaldığı için” yazdığı, dilekçenin içerisinde ....'a hitaben yazıldığı anlaşılan “İfade çağrı tebliği için araştırılması yazısı çıkartmıştı g.tveren. Vermiyorum a.cık. Gel alll. Godoş. Köy soytarısı, ciğerci kedisi” ifadeleri bulunduğu,
Hakim .... için; “....'ın tekerrüren a.ını yırttığı ciğerci kedisi turlarıyla ayağımın altında örgütlü dolandığı zamanlama ve adresin birinci sırada yer alan muhatabı” ifadesinin kullanıldığı,
Cumhuriyet Başsavcılığımızca daha önce şüpheliye vasi tayininde bulunulması üzerine Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/434 Esas sayılı dosyasında yargılama yapan hakimlerden ve .... için; “Gerekçeli kararı uydurana kadar topal gölgesiyle, tekmil savcılık ve baş g.tveren milli skandal rezillik ve tazminat ilgili davası boyunca Tekirdağ C.Başsavcılığı ve 4. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimliğiyle ortak paralel si.işmelerinin on katı si.işip gerekçeli karar yazdılar. Tebliğe çıkartacakları zamanlama için bir on katı daha si.iştiler. Ben si.tim. Kararı elden tebliğ aldım. .... Topal 'ı si.tiğim için gelmek zorunda kalan örgütün kart mallarından ....'nın sıçtığı .... paralel örgütün am am içinde matruşkalarından 1. Asliye Hukuk Hakimliği işgalcisi .... .... Topal kartlar grubu kankisiyle” şeklinde hakaret içeren ifadelerde bulunduğu,
5. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi .... için; “Deli ....” ifadesi kullandığı,
Cumhuriyet Savcısı .... için; “Eceline susamış doymazlık ve paralel kapağını yemiş ifadesini kullandığı,
Şüpheli .... ile .... isimli kişi arasında .... İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2015/494 Esas sayılı dosyada görülmekte olan borca itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi davasının yapılmakta olan yargılaması sırasında, şüphelinin İcra Mahkemesi'ne07.03.2016havale tarihiyle verdiği konusu şüpheli tarafından “Tespit kararından da kaçınarak davanın reddine karar almayan hakimin reddi beraberinde mazeret bildirimi olarak belirtilen” dilekçeye Cumhuriyet Başsavcılığımıza verilen, yukarıda bahsedilen dilekçenin bir örneğinin eklendiği, şüphelinin bu dilekçede İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi .... için; “Baş g.tveren düdüklüğünde tespit talebimi ve beyanlarımı duruşmalarda tutanağa geçirmemek, kendi gibi reddedilmiş ...., .... isimleriyle örgütlü hilelerle bir hukuk mahkemesi duruşma takviminde görülmemiş hızla 21 günde bir regl olur paralel kanamalarında şahsımın yuvasını yıkmaya hukuk usul kanunları açık hükmü tespit emrini de tanımayarak aleni azmetmektedir.” yazdığı,
Şüphelinin ifadesinin alındığı 25.03.2016tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza verdiği dilekçede ....'ü kast ederek “müşteki gösterilen zanlı hasta örgüt hilelerinde ilgili dosyada kullanılan paçavra .... denen zanlı adliyenin kapıcısıdır. ... Paralel yapı çetesinden bildiği kadar adliye kapısında değil de randevu evi kapısında görev yaptığını zannederek adliyeye gelenlerin de o..pu olduğunu sanarak şahsımın adliyeden çıkamamasından ne mal olduğu belli olduğu kritiğini sıçmış amcık ağızlı maaal. ... .... denen kapıcı paçavranın ... eksik etek kapıcı” ifadelerini kullandığı, Cumhuriyet Savcısı .... için “Savcı rolü yapan ....'ın çevirdiği hileller” ifadesini kullandığı, Hakim .... hakkında “Evimin dağıtılmasının siyah anahtarını örgüt amından sıçmış 10.03.2016 tarihinin damgalı örgüt malı olan ....'da başsavcıya avukatlık uşaklığıyla 04.03.2015 tarihli olan 2016/1100 BM SY HSYK suç duyurum için hakkımda ara karar ile Başsavcılığa suç duyurusu yapma deliliğini de sıçmış bir hamal .... İcra Hukuk Mahkemesi işgalcisi ....'ın 10.03.2016 tarihle sıçtığım ve gerisingeri amına sokmak zorunda olduğu siyah anahtarlı ve hakkımda suç duyurulu hükmü amsalak güveninin dayandığı “ ifadelerini kullandığı, Cumhuriyet Savcısı için “.... Savcılık makamını kullanan örgütün veledi zina mallarından 'nin 2015/7372 sayılı soruşturma dosyasında sıçtığı deliliğinin patlattığı, 5. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/16 Esas sayılı dava dosyası deliliği” ifadesini kullandığı, (Cumhuriyet Savcısı tarafından .... hakkında 2015/7372 soruşturma sayılı evrak ile yapılan soruşturma sonucunda; 28.12.2015 tarihinde .... hakkında hakaret suçundan Asliye Ceza Mahkemesi'ne hitaben iddianame düzenlenmiştir.)şüphelinin verdiği dilekçelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Şüpheli hakkında yukarıda bahsedildiği üzere; Cumhuriyet Başsavcılığımızca vasi atanması konusunda yapılan ihbar üzerine yargılama yapılmış, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/434 Esas 2016/51 Karar sayılı kararıyla Kocaeli Devlet Hastanesi, .... Devlet Hastanesi, .... Üniversitesi Tıp Fakültesi, .... Hastanesi, Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporlarına atıfta bulunmak suretiyle “Şuur ve harekat serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliğinin saptanmadığı, cezai sorumluluğunun bulunduğu, akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı” kısıtlanmasını gerektirir hususlar bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dilekçelerin kaleme alınış biçiminden, hakaretlerin yoğunluğundan, birbirini takip eden cümlelerin bağlantısız ve anlam bütünlüğü olmadan kuruluş şeklinden yargılama ve soruşturma sırasında savunma ve delilleri bildirme amacıyla değil mağdurlara hakaret ve tehdit etme amacıyla yazıldığı açıkça anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklandığı üzere şüphelinin kendi şikayeti üzerine Polis Memuru .... hakkında yapılan soruşturma sırasında, soruşturma evrakına eklenmek üzere verdiği, dosyayı inceleme hakkı bulunan kişiler tarafından görülebilen dilekçesi, hakkında yürütülmekte olan 2016/2033 soruşturma sayılı dosyaya verdiği dilekçe ve yine tarafı olduğu .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin dosyasına sunduğu, tarafların görebileceği dilekçeyle kamu görevlisi olan mağdurlara hakaret ettiği, .... ve ....'ü tehdit ettiği kanaatine varıldığı ve sanığın bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu 125/1, 125/3.a, 43/1, 53/1, 58, (...., ...., ....'e zincirleme hakaret etmesinden dolayı 3 KEZ); Türk Ceza Kanunu 125/1, 125/3.a, 53/1, 58, (, ...., ...., , ...., , ...., ...., ....'e hakaret etmesinden dolayı 9 KEZ); Türk Ceza Kanunu 106/1-1.cümle, 53/1, 58 (.... ve ....'ü tehdit etmesinden dolayı İKİ KEZ) cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... ilk derece mahkemesinde: "Bana iddianame tebliğ edilmemesine rağmen tehdit ve hakaretle suçlandığımı biliyorum. Bu aşamada bu iddiaları kabul etmiyorum. Ayrıca bu soruşturma yapıldığı esnada benim herhangi bir sabıkam bulunmamaktaydı. Dosyayı incelemedim ama mahkemeye saygı duyarak ve zaten mağdur olduğum ve daha fazla mağdur olmamak adına duruşmaya geldim. Delil bildireceğim. Mahkemeye ek savunma bildirmek üzere süre talep ediyorum. Burada bana isnad edilen suçtan mağdur olarak görünen isimlerin bir kısmı FETÖ operasyonlarında cezaevine alınmıştır. Ve diğer isimlerin tamamı için de benim onların Fetö örgütüne hizmet ettikleri yönünde ihbarlarımı içerir dilekçelerimin içeriği bu davada suç delili olarak gösterilerek iddianame düzenlenip dava açılmıştır. Bu olay başlı başına örgütlü bir suç delili teşkil etmektedir. Buradaki mağdur olan isimlerin hizmet verdikleri fetö örgütü yapılanması tarafından korunup kullanacakları, şahsın mağduriyetini sağlayacak işlemlerle kendi emirleri doğrultusunda hizmet vermelerini isteyen isimler şunlardır. .... Belediye Başkanı ...., Kocaeli Barosu ….. Sicil numaralı Av. .... ve birlikte yaşadığı dostu ....'dir. .... eski Adalet Bakanının akrabasıdır. Dosyaya henüz yeni olan bir soruşturmayla ilgili de bilgi sunmak istiyorum. Adalet Bakanlığı Muhabere dosyası 2016/4415 Esasına kayıtlı soruşturmadır. Bu dosyanın dosya içerisine incelemek üzere alınmasını talep ediyorum. Bu dosyada başta Başsavcı ve vekili .... hakkında Fetö örgütüne hizmet vermekten soruşturma başlatılması için Adalet Bakanlığının talimatı mevcuttur. Dosyanın incelenmesini talep ediyorum. Bu dosyadaki hakkımda isnad edilen suçla ilgili müdafiimle görüşüp dosyayı inceledikten sonra delillerimi de bildirmek üzere süre talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İstinaf aşamasında ise, "Suçlamaları kabul etmiyorum ancak ilk derece mahkemesi kararı hem usule hem hukuka aykırıdır örneğin davanın tek katılanı olan ....'a dilekçe de fetöcü dediğim için bana ceza verilmiştir, benim fetöcü dememden birkaç ay sonra bu kişi fetö örgütü üyesi olmaktan tutuklanmıştır, bunun suç teşkil etmediğini düşünüyorum, mahkeme her bir mağdur için ceza hükmetmesi de yanlıştır, mağdurların tamamı yargı mensubudur, bu nedenle dosya önemli bir dosyadır zaten ne kadar kabarık olduğu da görülmektedir, müdafim ilk kez bu celse duruşmaya katılmaktadır, ayrıca bende belge niteliğinde delilleri toplamaya çalışıyorum cezaevinde olduğum için delil elde etme amaçlı olarak yazdığım bazı yazılara henüz cevap alamadım, bu nedenle hem bana hemde müdafiime delil toplamak ve savunma hazırlamak üzere yeniden süre verilmesini talep ediyorum , ayrıca şunu da ilave edeyim FETÖ örgütü ile suçlanan başka mağdurlarda mevcuttur yani mağdurlardan bir kısmı bu suçtan dolayı soruşturma geçirmiştir ve bazıları ihraç edilmiş ve ceza almıştır. .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/434 Esas sayılı dosya hiçbir akli rahatsızlığım olmamasına rağmen dilekçe verme hakkımın engellenmesi amacıyla kısıtlanmam için Sulh Hukuk Mahkemesine açılan dava dosyasıdır, bu konuda İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesinde ve Kocaeli Devlet Hastanelerinde muyane edildim, akli rahatsızlığının olmadığı ve cezai ehliyetimin tam olduğuna dair raporlar düzenlendi, Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında da kısıtlama talebinin reddine karar verildi" şeklinde belanda bulunmuştur.
DELİLLER:
Müşteki .... soruşturma aşamasında alınan 14/03/2016 tarihli beyanında; "Ben .... Emniyet Müdürlüğü Koruma Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yaparım. 2012 Yılı Temmuz ayından bu yana .... Adliyesi girişindeki polis noktasında görev yaparım. ....'ı adliyeye gidip gelmeleri nedeniyle tanırım. .... benim hakkımda daha önce şikayetçi olmuştu. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/10191 soruşturma sayılı evrakında şüpheli olarak ifade verdim. O zaman aranmaya karşı çıktı. O zaman ben de ....'dan şikayetçi olmuştum. Bana gösterdiğiniz el yazısıyla yazılmış dilekçe içeriğinde de 2015/10191 soruşturma sayılı dosyadaki ....'den bahsedilmektedir. Bahsedilen ve hakaret edilen kişi benim. ....'dan şikayetçiyim" demiştir.
Katılan .... 03/07/2017 tarihli dilekçesi ile sanık hakkında şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini bildirmiştir.
Katılan .... istinaf aşamasında, "Sanık ve sanık müdafisinin beyanlarını kabul etmiyorum, bu davanın tek katılanı ben değilim, ....'da katılma talebinde bulunmuştur, sanık beni sadece fetöcü olmakla suçlamamış ayrıca ağza alınmayacak küfürlerle hakaret etmiştir, öte yandan fetöcü olduğuma dair kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur ve bu davanın sonunda aklanacağımı düşünüyorum, kaldı ki sanık sadece fetö soruşturması geçirenlere değil kendisi hakkında işlem yapan tüm hakim ve savcılara hakaret etmiştir, öyle bir özelliği vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, sanığın mağdurlar ...., .... ve ....'e yönelik zincirleme şekilde hakaret suçlarını işlediği gerekçesiyle TCK'nun 125/3-a ve 43/1 maddeleri gereğince 3 kez 3 yıl 6 ay hapis cezaları ile;
Mağdurlar , ...., ...., , ...., , ...., ...., ....'e yönelik hakaret suçlarını işlediği gerekçesiyle TCK'nun 125/3-a maddesi gereğince 9 kez 2 yıl hapis cezaları ile;
Mağdurlar .... ve ....'e yönelik tehdit suçlarını işlediği gerekçesiyle TCK'nun 106/1 maddesi gereğince 2 kez 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Bu kararlara karşı sanık ve sanık müdafii tarafından süresi içinde verilen dilekçeler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; sanığın .... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/10191 hazırlık kaydı üzerinden yürütülen soruşturma evrakına sunduğu 04/03/2016 tarihli dilekçe ve hakkındaki icra takiplerine ilişkin devamında sunduğu dilekçeler ile kamu görevlilerine yönelik görevlerinden dolayı sinkaf içerir , aşağılayıcı hakaret içerikli ile tehdit içerikli yazılar yazmak suretiyle hakaret ve tehdit suçlarını işlediği, ilk derece mahkemesince sanık hakkında eylemlerinin sabit görülerek cezalandırılmasının usul ve kanuna uygun olduğu, ancak cezanın belirlenmesinde, sanığın aynı dilekçe ile birden fazla kişiye yönelik hakaret eylemi ile devamında birden fazla dilekçe göndermek suretiyle eylemine devam etmesi halinde, sanığın tehdit ve hakaret suçlarından birer kez cezalandırılarak eylemlerinin zincirleme suç hükümleri uyarınca TCK nun 43/1 ve 43/2 maddeleri uygulanmak suretiyle artırılması gerektiren, ilk derece mahkemesince her bir mağdura yönelik sabit olan tehdit ve hakaret suçlarından ayrı ayrı ceza verilerek sanık hakkında fazla ceza ve mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla; sanığın istinaf başvurusunun bu yönlerden kabulü ile; .... 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarih ve 2018/203 esas, 2018/204 karar sayılı hükmünün CMK nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanığın eylemine uyan TCK nun 125/3.a, 43/1, 43/2,53, 106/1,43/2,53 maddeleri uyarınca ayrı ayrı CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
SANIK SON SAVUNMASINDA:
"Bugüne kadar tüm savunmalarımı tekrar ederim, gerekçeli istinaf dilekçemde tüm delilleri aynen tekrarlayarak sürekli olarak benden özür dilememi bekleyen ve beni gerçekten kıt zekalı yerine koyarak çocukça bir hile etrafında dönen .... ihraç edilmeden önce savcı görevindeyken 2015/10791 soruşturma sayılı dosyada görevli Savcıyken 01/12/2015 tarihli şahsımın müşteki olduğu ifadeyi tutanaklaşmıştır. Bu ifadeyi kullanarak tarafımı iddianame ile sanık konumuna getirmiştir. Şüpheliyi de müşteki göstermiştir. Çünkü Dairenizin incelemiş olduğu dosyada .... isimli şahsa katılan sıfatı vermeleri ve hakkımda açtıkları davaya delil teşkil ettiği gerekçeleri ile .... Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/10791 Soruşturma sayılı dosyası iddianamede kullanılmıştır. Benim de istinaf dilekçemin delilleri arasındadır, Ceza hukukunda temel ilke haksız fiil karşısında gösterilen eylemler suç değildir, burada mağduru yargılıyorsunuz, tarafsız ve bağımsız mahkeme şartları yerine getirilmemiştir, bir önceki Savcı mütalaa vermiştir ve mütaalasında TCK'nın 43/1, 43/2 maddeleri gereğince, TCK'nın 267/1 maddesi uyarınca bir kez cezalandırılmam yönünde görüş bildirmiştir, bu kadar kalım bir dosyada kimse esasa girmemiştir, hiçbir yargı görevlisi esasa girmemiştir ve incelememiştir o yüzden tüm savunmalarımı tekrarlayarak dosyada ekli bulunan tüm delileri de tekrarlayarak hakkımda isnat edilen suçlar ve müşteki gösterilmiş isimler için ayrı ayrı beraatime karar verilmesini temyiz yolu açık tutulmak üzere talep ediyorum, iş bu duruşma tutanağı 24/12/2019 tarihli duruşma tutanağına tarafıma kararla birlikte tebliğ edilmesini talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Sanığın adli sicil özetinde bulunan Tekirdağ 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/585 esas 2012/350 karar sayılı ilamı ile TCK'nun 106/1 maddesi gereğince tehdit suçundan verilen 6 ay hapis cezası 06/07/2015 tarihinde infaz edildiği, bu kararda TCK'nun 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulduğu, tehdit suçunun sonradan uzlaşma kapsamına alınması üzerine mahkemece uyarlama yapıldığı ve uzlaşma sağlamadığından 20/07/2018 tarihli ek karar ile infazın durdurulmasına yer olmadığına karar verildiği;
Ayrıca Tekirdağ (kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/661 esas 2013/420 karar (Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/42 esas 2013/122 karar) sayılı ilamı ile TCK'nun 125/1 maddesi gereğince hakaret suçundan verilen 9 ay 11 gün hapis cezasının 01/03/2016 tarihinde kesinleştiği, bu ilamda da sanık hakkında TCK'nun 58/6 maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulandığı;
Ancak bu iki ilam tekerrüre esas olduğu halde mahkeme TCK'nun 58/6 ve 5275 sayılı yasanın 108. maddeleri gereğince sanığın ikinci mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasına karar verilmediği ve bu uygulamanın yasaya aykırı olduğu anlaşılmış ise de aleyhe istinaf bulunmadığından bu hususun eleştirilmesi ile yetinilmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından sanığın talebi üzerine 5271 sayılı Yasa’nın 150/3. maddesi uyarınca görevlendirilen zorunlu müdafiye ödenen avukatlık ücretinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olarak, sanığa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi de hukuka aykırı görülmüş olup zorunlu müdafi ücretinin kamu üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Esasa yönelik olarak yapılan incelemede ise toplanan tüm deliller ve yapılan yargılama kapsamına göre sanık ....'ın .... adliyesinde çeşitli dava ve soruşturmaları bulunduğundan bu soruşturmalarda görev alan hakim ve savcılar ile Başsavcı, Başsavcı vekili ve giriş kapısında görevli adliye polisine hakaret ettiği ve müştekiler C.Savcısı .... ile adliye polis memuru ....'ü tehdit ettiği iddiasıyla dava açıldığı;
İddianameye konu dilekçeler incelendiğinde sanığın;
1-04/03/2016 tarihinde 2015/10191 sayılı soruşturma dosyasına verdiği dilekçede ...., ...., , ...., ...., , .... .... ve ....'e hakaret ettiği;
2-07/03/2016 tarihinde Çanakkale İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/494 esas sayılı dosyasına verdiği dilekçede ...., .... ve ....'ya hakaret ettiği;
3-Bu iki dilekçeden dolayı hakkında soruşturma açılmasından sonra 25/03/2016 tarihinde C. Savcılığının, iddianame ile sonuçlanan 2016/2033 sayılı soruşturma dosyasına verdiği dilekçede ise ...., ...., .... ve 'ye hakaret ettiği anlaşılmıştır.
Sonuç itibarı ile bu üç dilekçede sanığın müştekiler ...., .... ve ....'e ikişer kez, diğerlerine bir kez hakaret ettiği belirlenmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17/09/2015 tarih 2015/172 esas 2015/2707 karar sayılı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 26/06/2014 tarih 2013/11790 esas 2014/7777 karar sayılı ilamlarında "aynı dilekçe ile birden fazla kişiye iftirada bulunmasından dolayı TCK'nın 43/2. maddesi ve birden fazla dilekçe göndererek eylemine devam etmesi nedeniyle de TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca cezasında ayrı ayrı arttırım yapılmak suretiyle TCK'nın 267/1. maddesi uyarınca bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği" şeklinde vurgulandığı üzere;
Sanığın aynı dilekçede birden fazla kişiye yönelik hakaret eyleminden dolayı TCK'nun 125/3-a maddesi gereğince bir kez cezalandırılmasına, cezasının TCK'nun 43/2 maddesi gereğince artırılmasına, birden fazla dilekçe göndererek eylemine devam etmesi nedeniyle de TCK'nun 43/1 maddesi gereğince yine temel ceza üzerinden artırım yapılarak önceki aşamada bulunan ceza ile toplanması suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerekirken mağdur sayısı kadar ceza hükmü belirlenmesi dairemizce yasaya aykırı görülmüştür.
Aynı şekilde sanığın tehdit sözleri sadece 04/03/2016 tarihli dilekçede yer aldığından bu suçtan da tek ceza verilip TCK'nun 43/2 maddesi gereğince artırılması gerekirken mahkemece iki ayrı ceza verilmiş olması da yasaya aykırı görüldüğünden ilk derece mahkemesi kararının bu nedenlerle kaldırılmasına ve sanığın hakaret ve tehdit eylemlerinden dolayı birer kez cezalandırılmasına ve TCK'nun 43. Maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince cezalarının artırılmasına karar verilmesi uygun görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından sanığın cezalarının belirlenmesi sırasında üst sınırdan ceza verilmesi de dairemizce yasaya aykırı görülmüş olup sanığın sabit görülen hakaret ve tehdit eylemlerinden dolayı suçun işlenmesindeki özellikler, işlendiği yer ve zaman, sanığın kastının yoğunluğu ve olayın özelliklerine göre her iki eyleminden dolayı takdiren alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini uygun görülmüştür.
Sanık ve müdafii aşamalarda her ne kadar bazı mağdur hakim ve savcıların FETÖ/PDY terör örgütü mensubu olmaları nedeniyle görevden alındıkları, sanık .... hakkında yapılan adli soruşturma ve işlemlerin taraflı ve haksız olduğu, sanığın eylemlerinin haksız fiile tepki olarak gerçekleştiği ve bu nedenle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği yolunda savunmalar yapmışlarsa da bazı hakim ve savcıların FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasıyla soruşturma geçirmeleri tek başına bu kamu görevlilerinin eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu göstermeyeceği gibi sanık hakkında yapılan işlemlerin kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine dair delil de bulunmadığından ve adli işlemlere karşı başvurulması gereken yasa yolları kanunla düzenlenmiş olduğundan sanık ve müdafiinin bu husustaki savunmalarına itibar edilmemiş sanık hakkında ve sonuç itibarı ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında, .... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2018 tarih 2016/203 esas ve 2018/204 karar sayılı kararı ile hakaret ve tehdit suçlarından dolayı sanığın mahkumiyetine ilişkin olarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA;
2-a) Sanığın birden fazla kamu görevlisine zincirleme şekilde hakaret suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 125/3-a maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren 1 Yıl 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
5237 sayılı TCK’nın 43/1 maddesi gereğince sanığa verilen temel ceza takdiren 1/3 oranında artırılarak 1 Yıl 12 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
5237 sayılı TCK’nın 43/2 maddesi gereğince sanığa verilen temel ceza takdiren 1/3 oranında artırılarak ve bu ceza önceki paragrafta belirlenen cezaya ilave edilerek ve SONUÇ OLARAK 1 YIL 20 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alındığında uygulama nedenleri bulunmadığından ve mahkememizde uygulanmasına yönelik kanaat oluşmadığından TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanık hakkında, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas 2015/85 karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 53. Maddesindeki HAK YOKSUNLUKLARININ UYGULANMASINA,
Mahkememizce sanığın suçu işleyiş biçimi, tekerrüre esas sabıkalarının bulunması ve dosya kapsamı ile belirlenen kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak olaydan dolayı pişmanlık duyduğuna ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varılmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya hapis cezasının ertelenmesine takdiren YER OLMADIĞINA,
b)Sanığın birden fazla kamu görevlisine yönelik olarak aynı dilekçede tehdit suçunu işlediği sabit görüldüğünden eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 106/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren 1 Yıl Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
5237 sayılı TCK’nın 43/2 maddesi gereğince cezası takdiren 1/3 oranında artırılarak ve bu ceza önceki paragrafta belirlenen cezaya ilave edilerek ve SONUÇ OLARAK 1 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alındığında uygulama nedenleri bulunmadığından ve mahkememizde uygulanmasına yönelik kanaat oluşmadığından TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanık hakkında, Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas 2015/85 karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 53. Maddesindeki HAK YOKSUNLUKLARININ UYGULANMASINA,
Mahkememizce sanığın suçu işleyiş biçimi, tekerrüre esas sabıkalarının bulunması ve dosya kapsamı ile belirlenen kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak olaydan dolayı pişmanlık duyduğuna ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varılmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya hapis cezasının ertelenmesine takdiren YER OLMADIĞINA,
c)Sanığın savunması için görevlendirilen zorunlu müdafi ücretinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesi gereğince kamu üzerinde bırakılmasına,
Aşamalarda sarf edilen 202,00 TL davetiye, 10,70 TL posta gideri gideri olmak üzere toplam 212,70 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair sanığın ve katılanan SEGBİS sistemi ile ve sanık müdafiinin yüzlerine karşı, C. Savcısı .... katılımı ile, mütalaaya uygun, CMK’nun 286/1 ve 291. maddeleri gereğince hazır bulunanlar yönünden tefhim, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren (15) gün içerisinde dairemize veya bulunulan yerdeki bir mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakime onaylattırılması veya cezaevinde bulunan kişiler bakımından cezaevi idaresi aracılığı ile göndereceği bir dilekçe veya cezaevi idaresi aracılığı ile tutanağa geçecek şekilde beyanda bulunmak suretiyle suretiyle, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere 04/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)