(5271 S. K. m. 280, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık hakkında tehdit suçundan yapılan yargılama sonucunda; vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sanığın yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
Dosyanın mahkemesine İADESİNE,
5271 sayılı CMK.nun 280/1-a ve 286/2-d maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 04/05/2018 tarihinde Dairemiz Üye Hakimi ….'un (….) karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Her ne kadar sayın çoğunluk tarafından C.Başsavcılığı Uzlaştırma Bürosunca görevlendirilen uzlaştırmacının, sanık hakkındaki tehdit suçu bakımından yaptığı uzlaştırma işlemi sırasında müştekiye uzlaşma teklif formu imzalatılarak müştekinin uzlaşmak istemediğine ilişkin beyanı alındıktan sonra, sanık uzlaşma süreci hakkında bilgilendirilmeden ve kendisine uzlaşma teklifi de yapılmadan, yani sanığa hiç haber verilmeden uzlaştırma sürecinin sonlandırılmış olmasının 5 Ağustos 2017 tarihli Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin "Uzlaşma teklifini kabul süresi" başlıklı 30. Maddesinin 1. Fıkrası "Uzlaşma teklifinde bulunulanlardan herhangi biri üç gün içinde teklifi yapan uzlaştırmacıya kararını bildirmediği takdirde, uzlaşma teklifi reddedilmiş sayılır. Bu durumda, Kanunun 255 inci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, ayrıca diğerlerine uzlaşma teklifinde bulunulmaz" hükmüne göre yeterli olduğu düşüncesiyle uzlaştırma işleminin geçerli olduğu kabul edilmiş ise de bu görüşe aşağıda belirttiğim sebeplerle katılmıyorum:
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28/02/2018 tarih 2017/37836 esas 2018/1414 karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 maddesi ile 05/08/2017 tarih ve 30145 sayılı Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğine göre, soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması halinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanuni temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe, ses ve görüntü bilişim sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir. Resmi mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafii ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır, uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez’ hükümlerine yer verildiği anlaşılmış olup;
Bu hükümler ve uzlaştırma kurumunun amacı birlikte değerlendirildiğinde, dosya uzlaştırmacıya tevdi edildikten sonra uzlaştırmacının yapacağı ilk iş, kendisinin taraflar arasındaki soruşturma veya kovuşturmada uzlaştırmacı olarak görevlendirildiğini taraflara telefon, SMS veya diğer elektronik araçlarla bildirmektir.
Sonrasında ise uzlaşma süreci başlamadan önce şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin; hakları, uzlaşmanın mahiyeti ve verecekleri kararların hukukî sonuçları hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir.
Uzlaştırmacı, müzakerelere başlamadan önce taraflara; uzlaştırmanın temel ilkelerini, kendisinin tarafsızlığını, uzlaştırma süreci ve sonuçlarını, uzlaştırmacı ile tarafların uzlaştırmadaki işlevlerini, gizlilik yükümlülüğünü açıklayıp onların süreci anlamalarını sağlamakla da yükümlüdür.
Bu aşamadan sonra uzlaştırmacı; şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunacaktır.
Uzlaştırmacı tarafından yapılacak uzlaşma teklifi, Ek-4’te yer alan uzlaşmanın mahiyeti ile uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukukî sonuçlarının bulunduğu Uzlaşma Teklif Formu’nda yer alan bilgilerin açıklanması ve teklif formunun hazır bulunan ilgiliye imzalatılarak verilmesi suretiyle yapılır. Uzlaştırmacı tarafından bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirildiğine ve uzlaşma teklifinde bulunulduğuna ilişkin formun imzalı örneği uzlaştırma evrakı içine konulur. (Yönetmelik madde 29/5) Bu hükme göre bilgilendirme yükümlülüğü ve uzlaşma teklifi aynı anda da yapılabilir ve imzalar tamamlanmak suretiyle bu durum belgelendirilebilir.
Uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde bilgilendirme işlemi ve açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır.
Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmeyecektir.
5 Ağustos 2017 tarihli Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin "Uzlaşma teklifini kabul süresi" başlıklı 30. Maddesinin 1. Fıkrası "Uzlaşma teklifinde bulunulanlardan herhangi biri üç gün içinde teklifi yapan uzlaştırmacıya kararını bildirmediği takdirde, uzlaşma teklifi reddedilmiş sayılır. Bu durumda, Kanunun 255 inci maddesi hükmü saklı kalmak üzere, ayrıca diğerlerine uzlaşma teklifinde bulunulmaz" hükmünü amir olup uygulamada bu maddeye yanlış anlamlar yüklendiği, Yönetmeliğin ilk 29 maddesinde sayılan görevlerin yerine getirilmesinden vazgeçilerek veya bu görevler görmezden gelinerek doğrudan 30. Maddeye bakılmak ve bu maddeye yanlış bir anlam yüklenmek suretiyle taraflardan sadece birine uzlaşma teklif edildikten sonra, bu kişinin uzlaşmayı kabul etmediğini beyan etmesi üzerine diğer tarafı veya tarafları bilgilendirme ve aydınlatma yükümlülüğü gözardı edilerek, özellikle de sanıklar uzlaşma sürecinden hiç haberdar edilmeden, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığı gerekçesi ile uzlaştırma sürecinin sonlandırıldığı gözlenmektedir.
Oysa bu maddede yer alan hüküm uzlaştırmacının, şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar görenin; hakları, uzlaşmanın mahiyeti ve verecekleri kararların hukukî sonuçları hakkında bilgilendirilmeleri; ayrıca müzakerelere başlamadan önce taraflara; uzlaştırmanın temel ilkelerini, kendisinin tarafsızlığını, uzlaştırma süreci ve sonuçlarını, uzlaştırmacı ile tarafların uzlaştırmadaki işlevlerini, gizlilik yükümlülüğünü açıklayıp onların süreci anlamalarını sağlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.
Uzlaşma teklifinden önce taraflar, uzlaştırma sürecinin başladığı, uzlaşmanın mahiyeti ve (uzlaşma veya uzlaşmama konusunda) verecekleri kararların hukukî sonuçları hakkında mutlaka bilgilendirilmelidir. Aksi davranış biçimi ile taraflardan biri bilgilendirilmeden uzlaşma sürecinin sonlandırılması yasanın ve yönetmeliğin aradığı koşulların yerine getirilmediği anlamını taşıyacaktır.
Yönetmeliği 30. Maddesinin kaleme alınış biçimine bakıldığında da yönetmeliğin ilk 29 maddesindeki adımlar tamamlandıktan ve taraflara uzlaşma süreci anlatıldıktan sonra, kendisine uzlaşma teklif edilenlerin düşünmek için süre istemeleri ve 3 günlük sürenin sonunda taraflardan birinin olumsuz cevap vermesi veya hiç cevap vermeyerek uzlaşma teklifini reddetmiş sayılması haline münhasıran yapılmış bir düzenleme olduğu, bu taktirde diğer tarafın cevabı beklenmeksizin uzlaşma sürecinin sonlandırılmasının amaçlandığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır.
Özetle; yasa koyucu her iki tarafa da uzlaşmanın mahiyeti ve hukuki sonuçlarının anlatılmasını, her iki tarafın da uzlaştırma işlemlerinin yapılmakta olduğundan haberdar edilmesini, zorunlu şartlar dışında birbirleri ile görüştürülerek müzakere ortamı yaratılmasını ve bunun sonrasında uzlaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmasını amaçlamış olup; uzlaştırma, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı da güttüğünden (Yargıtay 15. CD 25/12/2017 tarih 2017/37679 esas 2017/29009 karar sayılı ilamı) uzlaştırma işleminin usule aykırı bir şekilde yapılması suretiyle mağdurun suç nedeniyle uğradığı zarardan kısmen veya tamamen kurtulma imkanından yoksun bırakılması; diğer taraftan uyuşmazlığın barışçı yollarla giderilmesi yönteminden sarf-ı nazar edilmesi yasanın amacına ve ruhuna aykırıdır.
Öte yandan 5271 sayılı CMK'nun 253. Maddesinin 16. Fıkrası "Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler." hükmünü amir olup yönetmeliğin Tanımlar başlıklı 4/1 maddesinin (n) bendi "Uzlaşma belgesi: Uzlaştırmacı görevlendirilmeden önce veya uzlaşma teklifinin reddedilmesinden sonra tarafların uzlaşmaları sonucunda aralarında düzenlemiş oldukları belgeyi ifade eder" şeklindeki anlatımla uzlaşma sürecinin tarafların kendi aralarında düzenleyecekleri uzlaşma belgesi ile de sonuçlanabileceği öngörülmüştür. Yönetmeliğin 17/2, 19/1 ve 26/1 maddeleri de CMK'daki hükme uygun olarak uzlaşma belgesini anlatmakta olup tarafların kendi aralarında uzlaşma belgesi düzenleyebilmeleri ancak uzlaşma sürecinden, uzlaşmanın mahiyeti ve hukuki sonuçlarından haberdar olmaları ile mümkün olabilecektir.
Olayımızda, C.Başsavcılığı uzlaştırma bürosu tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı tarafından yapılan uzlaştırma işlemi sırasında müştekiye uzlaşma teklif formu imzalatıldığı ve uzlaşmak istemediğine ilişkin beyanı alındıktan sonra, sanık uzlaşma süreci hakkında bilgilendirilmeden ve kendisine uzlaşma teklifi de yapılmadan, yani sanığa hiç haber verilmeden sürecin sonlandırıldığı, tarafların uzlaştırmacı yardımı ile veya uzlaşma belgesi düzenlemek suretiyle uzlaşma haklarının ellerinden alınmış olduğu, sonuçta yasada ve ilgili yönetmelikte öngörülen usule aykırı olarak, uzlaşma evrakının eksik şekilde iade edildiği anlaşılmış olup bu şekilde yapılan uzlaştırma işleminin usule aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Sonuç Olarak:
Yukarıda izah edildiği üzere; incelenen dosyada uzlaştırma işlemi usule ve yasaya aykırı olarak yapılmış olduğundan dairemizce duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilmesi, yasa ve usule aykırı olarak yapılan ve geçersiz olan uzlaştırma işleminin yukarıda izah edilen esaslara uygun olarak yenilenmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum. (¤¤)