GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA :
Edremit Cumhuriyet Başsavcılığının 28/03/2018 tarih ve 2018/799 esas sayılı iddianamesi ile müştekinin kullanmış olduğu 0.....numaralı hattını 05......numaralı telefon hattından 08/12/2016 tarihinde arayan şüphelinin müştekiye hitaben "seni delerim, seni dağa kaldırırım, sekiz kardeşiz birini feda ederim, telefonu suratıma kapatma, seni sinkaf ederim" diyerek tehdit ve hakaret ettiği iddiasıyla şüphelinin eylemine uyan TCK 125/2-1, 106/1-1.cümle, 53 md leri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA :
Sanık Mehmet Emin Hızarcı ilk derece mahkemesinde, "Ben üzerime atılı suçlamayı anladım, daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim vermiş olduğum beyanlarımı aynen tekrar ederim, 0542 607 11 40 numaralı hat bana aittir, müşteki İsmail'in yanında yakın bir akrabam olan İlker Marangoz işçi olarak çalışıyordu, İlker"in sigortasını yapmadığı nedeniyle telefonla arayarak neden sigortasını yatırmadığını ve devletten vergi kaçırmaması gerektiğini söyledim, ben kesinlikle hakaret ve tehditte bulunmadım, kesinlikle mesaj atmadım sadece bir kaç defa arayarak İlker'in sigortasını yatrıması konusunda konuştum, konuştuğumuz esnada ben müştekiye kesinlikle küfür ve hakarette bulunmadım, müşteki de bana karşı küfür ve hakaret etmedi, o tarihten sonra da kesinlikle müştekiyle de telefonla da görüşmedik, suçsuzum, beraatimi talep ederim" şeklinde savunma yapmıştır.
İstinaf aşamasında ise, "Üzerime atılı suçlamayı anladım, daha önce beyanda bulunmuştum, vermiş olduğum beyanlarımı aynen tekrar ederim, 0542 607 11 40 numaralı hat bana aittir, müşteki İsmail in yanında yakın bir akrabam olan ilker marangoz işçi olarak çalışıyordu, ilkerin sigortasını yapmadığı nedeniyle telefonla arayarak neden sigortasını yatırmadığını ve devletten vergi kaçırmaması gerektiğini söyledim, ben kesinlikle hakaret ve tehditte bulunmadım, kesinlikle mesaj atmadım sadece bir kaç defa arayarak ilkerin sigortasını yatırması konusunda konuştum, konuştuğumuz esnada ben müştekiye kesinlikle küfür ve hakarette bulunmadım, müşteki de bana karşı küfür ve hakaret etmedi, o tarihten sonra da kesinlikle müştekiyle de telefonla da görüşmedik, suçsuzum, ben hayatımda Balıkesir Edremit ilçesine gitmedim, davanın yeniden görülmesi kararına karşı diyeceğim bir şey yoktur, beraatimi talep ederim" şeklinde savunma yapmıştır.
DELİLLER:
Müşteki İsmail Dinç ilk derece mahkemesinde, "Ben 6-7 sene öncesine kadar dükkan işletiyordum. Marangoz dükkanı işletiyordum. Benim yanımda çalışan bir işçi vardı. Benim yanımda çalışan işçinin sanık akrabası imiş. Yanımda çalışan şahıslardan birisinden telefon numaramı almış, olay günü beni aradı ve İlker Marangoz isimli şahsın akrabası olduğunu söyledi ve İlker'in yanımda çalıştığı döneme ilişkin sigortasının az yatırıldığını ve bunun düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Bende ne kadar çalıştıysa o kadar yatırdım. Birden fazla kez bu konu ile ilgili teftiş geçirdim. Hakkımda şikayet oldu. Ancak bir şey çıkmadı dedim. Sadece İlker 'in 260 TL lik izin parası vardı. Bunu yatırmam söylendi bende onu yatırdım. Bunun dışında herhangi bir şekilde usulsuz yada yasa dışı bir işlem yapmadım. Şahıs bana ısrarla sigortasını az yatırdığımı söyleyip bana güvenmediğini müfettişleri de ayarladığımı söyledi. Ben bir müfettişi nasıl ayarlayabilirim. Buun kabul etmedim. Bir iddianız varsa gidin mahkemeye başvurun dedim. Oda bana ben mahkeme falan tanımam. Kendi işimizi biz kendimiz hallederiz. Biz sekiz kardeşiz, aramızdan birisini feda ederiz, senin işini hallederiz deyince telefonu kapattım. Şahıs ısrarla tekrardan aradı ve bana bu kez "yüzüme benim telefonumu kapatamazsın senin için iyi olmaz diye söyledi. İddianamede belirtilen sözleri bana söyledi. Bu konuşmaları yaptığımız sırada yanıda oğlum vardı. Oğlum yanımda olduğundan dolayı ses kaydını hoperlöre almıştı. Konuşulanları o da duydu. Katılmak istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Murat Dinç, "Babamın sabah saatlerinde telefonu çaldı. Biz kahvaltı da idik. Yanımızda annemde vardı. Annem de söylenenleri duydu. Çünkü ben babamın birisi ile tartıştığını fark edince telefonu hoperlörü aldım ve sesi dışarıya verdim. Şahıs .......z'un hakkını babamın ödemediğini, onun hakkını alacağını söyledi. Ben mahkemeyle falan uğraşmam, kendi hukukumu kendim yaparım diye söyledi, ayrıca Urfalı olduğunu, 7-8 kardeş olduğunu, birisini feda ederiz, seni dağa kaldırırız, babama seni sinkaf ederim diye söyledi. Üzerinden uzun süre geçtiği için şuan tam küfürleri hatırlayamıyorum. Daha da fazla küfür etti. Babamdan bir miktar para istedi. Babam da parasının olmadığını söyleyince olaylar buraya kadar geldi. Hatta şahıs babama Akçay'da evin varmış sat öde diye söyledi. Bu sözler şahıs babamı ilk aramasında babam ile tartıştılar. Babam telefonu kapattı. Daha sonra şahıs tekrardan 1-2 dk sonra 4-5 kez arayınca babam tekrardan telefonu açtı ve şahıs bu sözleri söyledi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Gülser Dinç istinaf aşamasında, "Olay günü kahvaltı yapıyorduk, eşimi aradılar, eşimin rengi değişti, o gün birden çok aramışlardı, ben ne dediklerini duydum, telefona da yaklaştım, şahıs eşime yönelik "seni delerim, seni dağa kaldırırım, biz 8 kardeşiz, biz kalabalığız, bir kardeşimi feda ederim," şeklinde söz söyledi ve eşime "seni sinkaf ederim," dedi, ben bunları telefonda duydum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilgi Teknolojileri Kurumundan getirtilen HTS kayıtlarından, sanık adına kayıtlı 5426071140 numaralı telefon ile müşteki adına kayıtlı 5322360908 numaralı telefonun 08/12/2016 tarihinde saat 10.35, 10.38, 10.51 ve 10.52'de toplam dört kez arandığı ve sırasıyla 104 saniye, 488 saniye 59 saniye ve 144 saniye görüşme yapıldığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi tarafından sanığın müştekiyi aradığı ancak aralarındaki konuşmalar sırasında sanığın üzerine atılı suçları işlediği yönünde, müşteki ve müştekinin oğlu olan ve tarafsız tanık olarak değerlendirilmeyen tanığın beyanları dışından her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut deliller bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesinin gerektiği sanığın başından beri atılı suçlamayı inkar etmesi de gözetildiğinde sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sabit görülmemesi sebebiyle atılı suçlardan beraatine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF BAŞVURULARI:
İlk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı Burhaniye C.Savcısı Mutlu Aksoy ve Edremit C.Savcısı Mustafa Üstek tarafından sanığın müştekiyi arayıp tehdit ve hakarette bulunduğu zamanda müştekinin kahvaltıda olduğu, olayın meydana geldiği yer de dikkate alındığında müştekinin başkaca bir delil bulma imkanı bulunmadığı, nitekim sanığın müştekiye tehdit ve hakaret içeren sözler söylediğini müşteki ile kahvaltı yapan ve oğlu olan tanığın da duymuş olduğu, tanığın mahkemece alınan beyanında da babası müştekinin beyanlarını doğruladığı, olayın tanığı tarafından hakaret ve tehdit içeren sözlerin söyleniş şekli bakımından da müştekinin beyanını destekleyici nitelikte olduğu ve sanığın atılı suçlardan beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; Müştekinin kullanmış olduğu telefon numarasını, 08/12/2016 tarihinde arayan sanığın müştekiye hitaben "seni delerim, seni dağa kaldırırım, sekiz kardeşiz birini feda ederim, telefonu suratıma kapatma, seni sinkaf ederim" demek suretiyle müştekiye hakaret ve tehdit eylemlerinde bulunduğu, ilk derece mahkemesince sanık hakkında delil yetersizliği gerekçesiyle her iki eyleminde beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, ilk derece Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun bu yönlerden kabulü ile, Edremit 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2018 tarih ve 2018/238 esas, 2018/648 karar sayılı sanık hakkındaki beraat hükümlerinin CMK nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanığın sabit olan eylemlerine uyan TCK'nun 106/1, 53, 125/1, 53 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Ceza Muhakemesinde önemli yer tutan tanıklık, yargılamaya konu fiilin fail tarafından işlenip işlenmediği ya da nasıl işlendiği konusunda yargılama makamının kanaate ulaşmasını sağlayan kanıtlardan birisidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/11/2013 tarihli ve 2013/1-251 esas 2013/454 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay hakkında beş duyu ile edindiği algılamaları ifadesiyle açığa vuran kişidir.
Tanığın açıklamalarının değerlendirilebilmesi için onun kim olduğunun bilinmesi bir zorunluluk teşkil etmektedir. Bu itibarla, tanıkların sanığın ceza görmesinde veya beraat etmesinde herhangi bir yararı ve aralarında bir dayanışma hissi bulunup bulunmadığının tespit edilmesi ve tanıklığın değerlendirilebilmesinin de dikkate alınması gerekir. Nitekim CMK'nın 58/1. maddesinin "...gerekirse tanıklığa ne dereceye kadar güvenilebileceği hakkında hakimi aydınlatacak durumlara, özellikle şüpheli, sanık veya mağdur ile ilişkilerine dair sorular yöneltilir." hükmü formalite gereği değil, tanığın kim olduğunun henüz beyanına başvurulmadan önce belirlenebilmesi ve yapacağı açıklamaların güvenirliğinin dinleyen makam tarafından test edilmesi amacıyla getirilmiştir.
Olayın tek tanığı varsa ve sadece bir tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise, bu tanık mutlaka duruşmada dinlenmeli ve taraflara soru sorma imkanı sağlanmalıdır. Bir kimse hakkında gerçekleştirilen ceza yargılaması sürecinde tanıklara soru yöneltilebilmesi onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu test etme olanağına sahip olması, adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylece suçlanan kişi aleyhindeki tanık beyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak onların güvenirliğini huzurda test edebilecek, tanığın inandırıcılığı ve güvenirliği bakımından sorduğu sorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil savunmanın argümanlarıyla da algılanmasını sağlayabilecektir.
Ceza yargılamasında hangi hususun hangi delillerle ispat olunacağı konusunda bir sınırlama bulunmayıp, yargılama yapan hakim hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delili kullanmak suretiyle sanığın aleyhine olduğu kadar lehine olan delilleri de araştırıp değerlendirerek kuşkudan arınmış bir sonuca ulaşmalıdır. Bu husus, CMK’nun 217. maddesinde “delil serbestisi” şeklinde düzenlenmiştir. Yargılama konusu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunabilmesi için ispat amacıyla kullanılan her araç delil olarak kabul edilir. Olayın taraflarından olmayan kişinin, doğrudan veya dolaylı olarak olayla ilgili beş duyusuyla edindiği izlenimleri anlatmasına da tanık ifadesi denilmekte olup, ispat aracı olarak beyan delilleri arasında yer alır. Bu açıdan ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmada kullanılan kanıtlardan birisi de “beyan” delilidir. Beyan; tanığa, sanığa veya sanığın dışındaki taraflardan birine ait olabilir.
Tanığın, davanın taraflarından birinin yakını veya arkadaşı olması, tek başına, beyanına itibar edilmeyeceği sonucunu doğurmaz. Bilinmelidir ki akrabalık veya sair bir yakınlık söz konusu olmasa bile tanıklık yapan ve tarafsız oldukları düşünülen başka kişilerin de gerçeğe aykırı beyanda bulunmaları mümkündür. Tanık deliline her zaman şüphe ile bakılmasının sebebi de budur.
Ancak taraflardan birinin yakını olan tanığın beyanına itibar edilmemesi sadece bu tanığın yanlı davrandığının başkaca delillerle tespiti halinde mümkündür. Başkaca bir delil, emare, bulgu veya olguyla desteklenmediği sürece taraflarla akrabalık veya yakınlık ilişkisinin, tek başına tanık anlatımının taraflı olduğunun kanıtı olamayacağı gözetilmelidir. Yani tanığın beyanlarının gerçeğe aykırı olduğu kabul edilirken gerekçe olarak sadece yakınlık ilişkisinin bulunduğunun belirtilmesi yeterli olmayıp, bu beyanın şüphe ile karşılanmasını haklı gösteren diğer delil, emare, bulgu veya olgular da gösterilmelidir. Aksi düşüncenin kabulü, kendisine karşı işlenen suçu başka türlü ispat etme imkanı bulunmayan kişilerin ispat hakkının elinden alınması sonucunu doğuracaktır.
Yargılamayı yapan hakim tarafından açıklanan bu hususlar çerçevesinde iddia, savunma, delil, emare ve olguların topluca değerlendirilmesi ve gerektiğinde tanıkların ve tarafların yüzleştirilmeleri suretiyle bir sonuca varılması; hangi beyan ve delile hangi sebeple itibar edildiğinin veya edilmediğinin delilleriyle birlikte gerekçelendirilmesi, bu husustaki kanaatin soyut anlatımlara dayandırılmaması, tüm bunların sonucunda, sanık olarak yargılanan kişinin müsnet suçu veya suçları işlediği hususundaki şüpheler giderilemediği ve cezalandırılması gerektiği sonucuna varılamadığı taktirde de bu kişinin beraatine karar verilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanığın arkadaşı olan İlk.....z adlı kişinin sanığın işyerinde bir süre işçi olarak çalıştıktan sonra ayrıldığı, sigorta primlerinin eksik yatırıldığını düşünen İlker Marangoz'un bu durumu sanığa aktardığı, sanığın, kendisi adına kayıtlı 5426071140 numaralı telefon ile müştekinin kullandığı 5322360908 numaralı telefonu 08/12/2016 tarihinde saat 10.35, 10.38, 10.51 ve 10.52'de toplam dört kez arandığı ve sırasıyla 104 saniye, 488 saniye 59 saniye ve 144 saniye görüşme yaptığı, bu görüşmeler sırasında müştekiye "seni delerim, seni dağa kaldırırım, sekiz kardeşiz birini feda ederim, telefonu suratıma kapatma, seni sinkaf ederim" şeklinde sözler söyleyerek ve başkaca sinkaflı küfürler ederek üzerine atılı hakaret ve tehdit suçlarını işlediği, sanığa iftira atması için bir sebep bulunmayan ve olay öncesinde sanığı tanımayan müştekinin aşamalardaki ısrarlı beyanları, bu beyanları doğrulayan tanık beyanları, sanığın müştekiyi arayıp konuştuğuna dair kısmi ikrarı ve HTS kayıtları ile sabit görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından tanık Mu......'in, müştekinin oğlu olduğu ve tarafsız olmayacağı gerekçesiyle beyanına itibar edilmemiş ise de yukarıda izah edildiği üzere tanığın beyanlarının gerçeğe aykırı olduğu kabul edilirken gerekçe olarak sadece yakınlık ilişkisinin bulunduğunun belirtilmesi yeterli olmayıp, bu beyanın şüphe ile karşılanmasını haklı gösteren diğer delil, emare, bulgu veya olgular gösterilmeden yapılan bu değerlendirme hukuki temelden yoksun olduğundan bu hatalı değerlendirmeye dayalı olarak verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmış olup ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararının kaldırılmasına ve sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanığın eylemlerinden doğan, kısa bir araştırma ile belirlenebilir veya belirlenmiş maddi zarar bulunmaması, sabıkasız olması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat getirilmiş olması ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla şimdilik bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi nedenleriyle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve sonuç olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Sanık hakkında Edremit 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2018 tarih 2018/238 Esas ve 2018/648 Karar sayılı kararı ile hakaret ve tehdit suçlarından verilen beraat hükmünün hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA;
2-a) Sanığın üzerine atılı tehdit suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 106/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
Cezanın sanık üzerindeki olası olumlu etkileri takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek ve SONUÇ OLARAK 5 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminden doğan, kısa bir araştırma ile belirlenebilir veya belirlenmiş maddi zarar bulunmaması, sabıkasız olması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat getirilmiş olması ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla şimdilik bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi nedenleriyle 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı yasa ile değişik 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince sanık hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK’nın 231/8 maddesi gereğince sanığın BEŞ YIL SÜREYLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE TÂBİ TUTULMASINA, takdiren sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmesine gerek olmadığına,
Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmadığı takdirde, sanık hakkındaki bu davanın düşürülmesine,
Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması hâlinde, sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağının ihtarına (ihtarat yapılamadı),
b) Sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 125/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren 90 Gün Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına,
Cezanın sanık üzerindeki olası olumlu etkileri takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek 75 Gün Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına,
Sanığın yargılama sırasında belirlenen ekonomik ve şahsi hallerine göre gün olarak belirlenen para cezasının günlüğü TCK’nın 52/2 maddesi gereğince takdiren 20 TL.den hesaplanarak ve SONUÇ OLARAK 1500 (BİN BEŞ YÜZ) TL. ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi gereğince para cezasının sanıktan birer ay ara ile 5 eşit taksitte alınmasına, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin sanığa ihtarına (ihtarat yapılamadı)
Sanığın eyleminden doğan, kısa bir araştırma ile belirlenebilir veya belirlenmiş maddi zarar bulunmaması, sabıkasız olması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat getirilmiş olması ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla şimdilik bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi nedenleriyle 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı yasa ile değişik 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince sanık hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK’nın 231/8 maddesi gereğince sanığın BEŞ YIL SÜREYLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE TÂBİ TUTULMASINA, takdiren sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmesine gerek olmadığına,
Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmadığı takdirde, sanık hakkındaki bu davanın düşürülmesine,
Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması hâlinde, sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağının ihtarına (ihtarat yapılamadı),
Aşamalarda sarf edilen 118,60 TL davetiye gideri, 186,54 TL keşif gideri, 150,00 TL uzlaştırma gideri, 60,90 TLposta gideri olmak üzere toplam 636,04 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
Dair; tarafların yokluklarında, C.Savcısı Sinan İnal'ın (37047) katılımı ile, mütalaaya uygun, tehdit ve hakaret suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun reddi kararı bakımından hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenleterek hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 268. ve 279. maddeleri uyarınca İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)