Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Burhaniye C.Başsavcılığı'nın 21/07/2017 tarih ve 2017/1168 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında TCK'nun 155/1, 53/1-2-5 maddeleri gereğince cezalandırılması için hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verilmesi istemi ile kamu davası açılmıştır.
Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 18/09/2017 tarih ve 2017/371 Esas 2017/247 Karar ilamı ile sanığın TCK'nun 155/1, 53/1-2-5 maddeleri gereğince cezalandırılması için son soruşturmanın Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinde açılıp yapılmasına karar verilerek dosyanın Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık Tacettin Çelik 27/11/2017 tarihli talimat ifadesinde, "Suçlamayı kabul etmiyorum. Müşteki yalan söylüyor. Kendisinin bilgisi doğrultusunda yapılan vazgeçmedir. Daha önce savcılıkta ifade vermiştim. Aynısını tekrar ederim. Müşteki de şikayetten vazgeçmiştir, şikayetten vazgeçmeyi kabul ederim, beraatimi talep ederim. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul etmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Esas mahkemesinde yapılan 13/02/2018 tarihli duruşmada, "Ben bu konuda talimatla ifade vermiştim. O ifademi tekrar ediyorum. Suçlamayı kabul etmem (Talimat mahkemesinde alınan 27/11/2017 tarihli ifadesi okunup sorulduğunda) Doğrudur, bana aittir. Ben kendisinin şikayetten vazgeçtiğini öğrenmiştim ancak kendisi daha sonra şikayetçi olmuş. Şartları oluştuğu taktirde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına rıza gösteriyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
İstinaf aşamasında ise, "Yeniden yargılama yapılmasına bir diyeceğim yoktur, kabul ediyorum ayrıca müşteki Ünzile Kalaycı önce şikayette hakkımda şikayetçi oldu. Arkasından şikayetinden vazgeçti. Bu şikayetten vazgeçmeden sonra Yenice Asliye Ceza Mahkemesinde talimatla alınan ifademde şikayetten vazgeçme olduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması talebinde bulundum. Arkasından Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmadan önce yeniden şikayettçi olduğuna dair mahkemeye dilekçe vermiş. Şikayetten vazgeçmeden vazgeçme diye bir durum söz konusu değildir. Bu sebeple hakkımda şikayetçi bulunmamaktadır. Kamu davası olarak düşünülürse savcılık makamı karar duruşma mütaalasında beraatimi talep etmiştir. Buna rağmen mahkemece cezalandırma yoluna gidilmiştir ve Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada işin kolayına kaçmak olarak görsem dahi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul etmiştim. Olayda müşteki Ünzile Kalaycı yalan söylemektedir. Kendisinin izni ve onayı olmadan davadan vazgeçmedim. Kendisinin Edremit'te çalışıyor ve yaşıyor olmasından dolayı telefon görüşmemiz neticesinde davadan vazgeçmeyi onun isteği ve talebi doğrultusunda gerçekleştirdim ancak vazgeçilen dosyada karşı vekalet ücreti olarak kendisinden avukat ücreti talep edilmesi sebebiyle ve ayrıca bana avukatlık ücreti ödememek için yalan söylemektedir. Vazgeçmenin kendisinden habersiz olduğunu iddia etmektedir. Daha sonra yaptığımız telefon görüşmelerinde de şikayetçi olmamak için benden para talep etmiştir. Ayrıca yine aynı telefon görüşmesinde "benden vazgeçmeye ilişkin yazılı bir evrak almadınız bu sebeple vazgeçmeyi telefonda sözlü olarak söylemiş olsam dahi yeniden şikayetçi olduğuma dair dilekçe verdim" demiştir. Şikayete konu olan arsa Ankara Pursaklar ilçesinde olduğu söylenmekte. Asliye Hukuk Mahkemesince Pursaklar Tapu Sicil Müdürlüğüne yazılarak sorulmasına rağmen arsa hakkında bir bilgi dosyaya gelmemiştir. Pursaklar Tapu Sicil Müdürlüğüne tapu sicil müdürüyle yaptığım telefon görüşmesinde de bu arsayla ilgili bilgi alamadım. Müşteki, arsayı eşinin iki kişiyle birlikte aldığını, eşinin 1/3 hissesinin olduğunu, arsanın hala eşinin üzerine olup olmadığını bilmediğini, Yenice İcra Hukuk Mahkemesinde nafaka konusunda verilmiş olan ve kendisine 12,000 TL fazla para kazandıran dava neticesinde arsa bedelini fazlasıyla aldığını söyleyerek davadan feragat etmemi kabul etmiştir. Bu sebeple suçlamaları kabul etmiyorum, öncelikle beraatime karar verilmesini, beraat hükmü verilmemesi halinde lehime olan hükümlerin uygulanmasını talep ediyorum. Mahkemece cezalandırılma yoluna gidilecekse hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul ederim" şeklinde savunma yapmıştır.
DELİLLER:
Katılan Ün.....l, "Ben bu hususta daha önce beyanda bulunmuştum. O beyanlarımı aynen tekrar ederim. Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen boşanma, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, mal rejiminin tasfiyesi konu dava da sanık vekilimdi. Duruşmaları vekilim takip ediyordu. Söz konusu kararın verildiği duruşma öncesinde avukatımla görüştüğümde dosya bana ulaşmadığı için mahkemenin yine ertelenebileceğini söyledi. Bende söz konusu dosyanın Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen nafaka davası kapsamında benim elimde mevcut olduğunu, kendisine ulaştırabileceğimi söyledim. Ancak kendisi bana bahaneler sıralayıp beni dikkate almıyordu. Sonrasında Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı elime ulaştığında davanın aleyhime sonuçlandığını öğrendim. Kararda mal paylaşımına ilişkin taleplerimden feragat ettiğim belirtilmekteydi. Oysaki ben bu talebimden feragat etmemiştim. Avukatıma da böyle bir talimat vermemiştim. Avukatımın bu davranışı nedeni ile dava aleyhime sonuçlandı ve maddi manevi zarara maruz kaldım. Bunun üzerine şikayetçi oldum. Ancak bu dava açıldıktan sonra avukatım olan sanık beni arayarak anlaşmak ve zararımı gidermek istedi. Bende bunun üzerine şikayetimden vazgeçtim. Ama halen zararım giderilmemiştir. Bu nedenle sanık hakkındaki şikayetim devam etmektedir. Sanığın cezalandırılmasını istiyorum. Kamu davasına katılma talebim vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yenice Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/87 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı Mustafa Kalaycı vekili Av.Şab.....rı'nın 28/06/2011 havale tarihli dilekçesiyle davanın açıldığı, davalının Ünzile Kalaycı, dava konusunun boşanma olduğu, davalının 08/09/2011 havale tarihli cevap dilekçesiyle dava dilekçesine cevap verildiği, 29/06/2011 tarihinde tensip tutanağının düzenlendiği, 13/09/2011, 11/10/2011, 29/11/2011,17/01/2012, 28/02/2012, 10/04/2012, 08/05/2012 tarihlerinde duruşmaların yapıldığı, mahkemenin 08/05/2012 tarih ve 2011/87 Esas, 2012/54 Karar sayılı kararıyla davalı aleyhine açılan boşanma davasının reddine karar verildiği, kararın 15/06/2012 tarihinde davacı vekiline, 15/06/2012 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilerek 03/07/2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yenice Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde: Mahkemelerinin 2012/160 Esas sayılı dava dosyasında yargılama yapıldığı, yargılama sonucunda mahkemelerinin 17/12/2013 tarih 2013/160 Esas 2013/132 karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, iş bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18/09/2014 tarih 2014/6426 Esas 2014/ 17739 Karar sayılı bozma ilamı ile bozulması üzerine Mahkemelerinin 2015/23 Esas sırasına kaydının yapıldığı, yargılamanın devam ettiği ve sanık olan davacı vekilinin 03/06/2016 tarihli celsede ".. Ankara ili Pursaklar ilçesindeki davalıya ait olduğunu beyan ettiğimiz arsaya ilişkin bilgileri tespit edemedik, bu nedenle ilgili talebimizden vazgeçiyoruz, davacı ve davalının evlilik birliği içerisinde edindikleri başkaca ortak malları bulunmamaktadır, dava konusuz kalmıştır, taktir Mahkemenindir.." şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyana istinaden aynı celsede davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair Mahkemece karar verildiği, iş bu kararın Yargıtay 2. Hukuk Mahkemesinin 04/05/2017 tarih 2016/21179 Esas 2017/5499 Karar sayılı karardan anlaşıldığı kadarıyla davacı katılan tarafından temyiz edilmesi üzerine kararın onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ C.SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Müşteki Ünzile......ün eşi Mustafa Kalaycı aleyhine boşanma, nafaka ve mal tasfiyesi, müşterek çocuğun velayeti, iştirak nafakası, düğünde takılan takıların iadesine ilişkin Yenice Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/160 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı, davanın 2012/132 sayılı kararla sonuçlandığı, verilen karar Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/6426 Esas 2014/17739 Karar sayılı karar ile kısmen onama, kısmen bozma kararı ile kesinleştiği, bozma yönünden Yenice Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/23 Esas 2016/30 sayılı Karar ile yeniden yargılama yapıldığı, müştekinin şikayet ettiği dosya kapsamından avukatı olan sanığın kendisinden habersiz ve talimatı dışında şikayet edilenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacağından vazgeçtiğini, ayrıca Ankara ili Pursaklar ilçesinde bulunan taşınmazla ilgili bilgilere ulaşılamaması sebebiyle davanın uzayacağını ileri sürerek yine kendisinden habersiz bu şekilde alacaktan vazgeçtiğini söyleyerek avukatından şikayetçi olduğu, sanığın alınan beyanında müvekkili olan müşteki ile görüştüğünü onun talimatı üzerine açıklandığı üzere vazgeçme talebinde bulunduğunu belirterek suçlamayı kabul etmediği, dosya kapsamından sanığın savunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu ve savunmasının aksine cezalandırılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemediği gözönüne alınarak yüklenen suçtan beraatine karar verilmesi kamu adına kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Sanık Tacettin Çelik'in Çanakkale Barosu Başkanlığı'na kayıtlı avukat olarak görev yaptığı, Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı boşanma, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, mal rejiminin tasfiyesi konulu davanı dosyasında katılanın davacı sıfatıyla ve sanığın ise davacı vekili sıfatıyla bulunduğu, Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas sayılı dosyanın 03/02/2016 tarihli celsesinde müvekkili katılanın bilgi ve talimatı olmaksızın davalı taraf adına kayıtlı olan Ankara ili, Pursaklar ilçesindeki arsaya ilişkin talebinden vazgeçerek Yenice Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/23 Esas 2016/30 Karar sayılı karar ile davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair hükmün verilmesine sebebiyet verdiği;
Sanık katılanın bilgisi ve rızası dahilinde katılanın sözlü beyanına istinaden davaya konu taşınmaza ilişkin talebinden vazgeçtiğini beyan etmişse de; avukatlık mesleğini icra eden sanığın bu talebe istinaden katılandan herhangi bir yazılı belge almamasının hayatın olağan akışına uygun görülmemesi nedeniyle sanığın bu yöndeki savunmasına itibar edilmediği;
Avukat olan sanığın görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle müvekkili olan katılanın mağduriyetine neden olduğu ve sanık ile katılan arasında vekalet ilişkisi bulunması nedeniyle, sanığın söz konusu eyleminin 5237 Sayılı TCK'nın 257/1. Maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu;
Sanığın Yenice Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/237 talimat sayılı talimatla alınan 27/11/2017 tarihli savunmasında hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesini kabul etmediğine dair beyanı ve sanığın yargılama sırasında herhangi bir pişmanlık göstermediği ve bu suretle bir daha suç işlemeyeceği hususunda Mahkememizce olumlu kanat hasıl olmadığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediği ve 5237 Sayılı TCK 51. maddesinde düzenlenen erteleme hükümlerinin uygulanmadığı;
Sanığın kişiliği, sosyal ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler gözönününde bulundurularak sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezası 5237 Sayılı TCK 50 maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlardan adli para cezasına çevrildiği belirtilerek sanığın TCK'nun 257/1 ve 62 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının TCK'nun 50. Maddesi gereğince 6000 TL adli para cezasına çevrilmesine ve sanığın mesleğinin sağladığı hak ve yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle müsnet suçu işlediği anlaşılmakla, hapis cezasının infazından sonra işlemek üzere, TCK'nın 53/5.maddesinin 1.cümlesi uyarınca takdiren 75 gün süreyle bu hak ve yetkileri kullanmasının yasaklanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; avukat olan sanığın müştekinin vekili olarak takip ettiği hukuk davasında müştekinin bilgi ve talimatı olmaksızın talepten vazgeçerek davanın konusuz kalmasına ve müştekinin mağdur olmasına sebebiyet verdiği, bu şekilde görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu eylemi sabit görülerek sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de, sanığın yargılama aşamasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza gösterdiği halde sabıkasız olan ve şartları oluşan sanık hakkında hükmün açıklanmasına karar verilmeyerek usul ve kanuna aykırı karar verildiği anlaşılmakla, sanığın istinaf başvurusunun bu yönlerden kabulü ile Çanakkale 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2018 tarih ve 2017/367 esas, 2018/442 karar sayılı hükmünün CMK nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve sanığın sabit olan eylemine uyan TCK nun 257/1, 53 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Sanığın görevi kötüye kullanmak suçundan mahkumiyetine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak sanık 27/11/2017 tarihli talimat duruşmasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmemiş ise de daha sonra esas mahkemede duruşmaya katılarak 13/02/2018 tarihli duruşmada hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza gösterdiğini beyan etmiş olduğundan ve istinaf aşamasındaki savunmasında da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına rıza gösterdiğinden suç tarihi itibarı ile sabıkasız olan sanığın eyleminden doğan, kısa bir araştırma ile belirlenebilir veya belirlenmiş maddi zarar bulunmaması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat getirilmiş olması ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla şimdilik bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi nedenleriyle sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve sonuç itibarı ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Sanık hakkında Çanakkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2018 tarih 2017/367 esas ve 2018/442 karar sayılı kararı ile görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmünün hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA;
2- Sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 257/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
Cezanın sanık üzerindeki olası olumlu etkileri takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek ve SONUÇ OLARAK 5 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın eyleminden doğan, kısa bir araştırma ile belirlenebilir veya belirlenmiş maddi zarar bulunmaması, sabıkasız olması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaat getirilmiş olması ve kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibarıyla şimdilik bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi nedenleriyle 5271 sayılı CMK’nın 5728 sayılı yasa ile değişik 231. maddesinin 5. fıkrası gereğince sanık hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
CMK’nın 231/8 maddesi gereğince sanığın BEŞ YIL SÜREYLE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE TÂBİ TUTULMASINA, takdiren sanığa herhangi bir yükümlülük yüklenmesine gerek olmadığına,
Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm olmadığı takdirde, sanık hakkındaki bu davanın düşürülmesine,
Denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olması hâlinde, sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağının ihtarına (ihtarat yapılamadı),
Aşamalarda sarf edilen 81,70 TL davetiye gideri, 32,10 TL posta gideri olmak üzere toplam 113,80 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; Tarafların yokluklarında, C.Savcısı Sinan İnal'ın (37047) katılımı ile, mütalaaya uygun, hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak düzenleterek hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığı ile dilekçe gönderilmek suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 268. ve 279. maddeleri uyarınca İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)