Yerel mahkemece verilen hükme karşı sanık ve Sındırgı C.Savcısı .... tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, kararın niteliği, suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Hukuki ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, TCK'nun 150/1 maddesindeki özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve tehdit suçundan cezalandırılacaktır.
Somut olayda; katılandan alacaklı olduğunu iddia eden sanığın, bıçak çektikten sonra katılanın ensesinden tutup “paramı vereceksin” demek suretiyle alacağını istediği iddiasıyla açılan davada TCK'nın 150/1 maddesinde düzenlenen eylemin yağma suçunun basit bir halini oluşturması dikkate alındığında, eylemin gerçek bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu mu yoksa, gerçek bir alacak bulunmamasına rağmen gerçekleştirilen yağma suçunu mu oluşturduğu hususunda delilleri takdir ve değerlendirme görevinin, 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi kapsamında ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilmeden, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi yerine yargılamaya devam edilip sonuçlandırılmış olması;
Hukuka aykırı olup, sanığın ve Sındırgı C.Savcısının istinaf iddiaları bu itibarla yerinde görülmekle,
Hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-d ve 280/1-e maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
CMK'nın 286/1 Maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)