(5237 S. K. m. 53, 73, 86, 106, 125) (5271 S. K. m. 135, 223, 279, 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
İDDİA:
Bandırma C. Başsavcılığı'nın 15/11/2017 tarih ve 2017/1402 Esas sayılı iddianamesiyle; müşteki .... ile şüphelinin resmi nikahlı evli oldukları, olay tarihinde yemek yapma meselesi yüzünden aralarında tartışma yaşandığı, tartışma esnasında şüphelinin müştekiye hitaben "pezevengin kızı, sen kimsin senden özür dileyeceğim" diyerek hakaret içerikli sözler sarf ettiği ve müştekinin boğazını sıktığı, akabinde müşterek kızları olar tanık ....'ın müşteki ile şüphelinin yanına geldiği, şüphelinin çekmeceden adli emanetin 2017/482 sırasında kayıtlı bıçağı çekerek müştekiye hitaben "seni öldürürüm, köpek gibi gebertirim, benim dedem yedi kişiyi öldürüp yedi kere hacca gitmiş bir insan, seni de kızını da öldürürüm, benim yaşım yetmiş, giderim cezaevinde paşalar gibi yer içer ölür giderim" demek suretiyle tehdit içerikli sözler sarf ettiği ve bu şekilde üzerine atılı hakaret, kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarını işlediği iddiasıyla Türk Ceza Kanunu 125/1,53, 86/2,3-a, 53, 106/2-a ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... ilk derece mahkemesindeki savunmasında; "Olay günü ben oruçluydum. Eşimden yemek hazırlamasını istedim, eşim hazırlamadı bunun üzerine ben yemek hazırlamak için mutfağa geçtim. Elimde bıçak vardı. Eşim birden kızımı çağırdı babanın elinde bıçak var bana bıçak çekti gibi sözler söyledi. Ben herhangi bir şekilde bıçak çekmedim hakaret ve tehditlerde bulunmadım. Eşimle yemek hazırladığım sırada tartıştığımız için bu şekilde beyanda bulunduğunu düşünüyorum. Kendisi en ufak bir olayda beni şikayet etmektedir. Suçsumuz Beraatimi talep ediyorum. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim, öncelikle beraatime karar verilmesini talep ederim ancak mahkumiyetime karar verilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini isterim, ancak mahkumiyetime karar verilmesi durumunda verilecek cezanın kamuya Yararlı bir işte çalışma cezasına çevrilmesine karar verilmesini isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İstinaf aşamasında ise, "Benim soruşturma aşamasında vermiş olduğum ifadem doğrudur, tekrar ederim, ben olay tarihinde eşimden yemek hazırlamasını istemiştim, yemek hazırlamayınca bende kendim hazırlamak amacı ile mutfağa geçtim,. Yemek hazırladığım sırada elimde bıçak vardı o sırada eşim kızımı yanına çağırarak bak baban bana bıçak çekti dedi, o sırada eşim hadi bana vur vur şekilde söylemde bulunarak üzerime doğru yürümeye başladı bende kendisine git başımdan demek suretiyle vurmamak amacı ile kendisini elimle durduracak şekilde elimle ittirdim, ancak vurmadım, ben kendisine yönelik hakaret, yaralama ve tehdit eylemlerini gerçekleştirmedim, eşim ile tartıştığımız için bu şekilde beyanda bulunmuştur ben üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum, öncelikle beraatimi mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda ceza hükmü kurulması durumunda lehe olan hükümlerin ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını talep ediyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
DELİLLER:
Katılan ....ilk derece mahkemesinde; Bu konuda hazırlıkta verdiğim ifademi tekrar ederim. Olay günü ben bir gün önceden yemek hazırlamıştım. Biz kızımla pazara çıktık. Kendisine pazardan bir şey lazım mı diye sorduk. kendisi de bana evdekileri yerim dedi. Pazardan biraz geç geldik. Eşim de bu nedenle aramızda bir tartışma çıktı. Geç geldiğimizden dolayı yemek hazırladığı sırada bana hakaretler etmeye başladı. Ben de daha ezana çok var dünden kalan yemeği ısıtacağımı söyledim. Sonrasında birden bire hışımla dönerek bağazıma sarıldı. Bu sırada kızım odasındaydı. Boydumdaki kolyeyi çekip kopardı. "Seni geberteceğim, boğacağım, pezevengin kızı, sen kimsin senden özür dileyeceğim" şeklinde sözler söyledi bunun üzerine kızım odasından çıkarak yanımıza geldi, ben elindeki bıçağı nerden aldığını görmedim. Bıçağı alarak seni geberteceğim diyerek bana saldırmaya başladı. Geberteceğim ikinizi diye bağırmaya başladı. En son kızımı itelediğimi kurtarmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Olay nedeniyle sanıktan şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Hükümden sonra ve hükmün kesinleşmesinden önce katılan ....'ın 17/04/2018 tarihinde ilk derece mahkemesine verdiği dilekçe ile sanık hakkındaki tüm şikayetlerinden vazgeçtiği anlaşılmıştır.
İstinaf aşamasında ise"Ben önceki beyanımı aynen tekrar ediyorum. Ben kendisine olan şikayetimden vazgeçtim. Davanın yeniden görülmesi kararına da bir diyeceğim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ....; sanığın ve katılanın müşterek çocukları olması nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkını kullandığından duruşma aşamasında tanık sıfatıyla beyanı alınmamıştır.
Alınan adli raporda katılan ....'ın vücudunda darp ve cebir izine rastlanmadığı bildirilmiştir.
Adli Tıp Kurumu Bursa Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen 22/02/2018 tarihli raporda sanığın ceza ehliyetinin tam olduğu bildirilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Yargılamayı yapan ilk derece mahkemesi tarafından sanığın, katılanın boğazını sıkmak, akabinde boynundaki kolyeyi çekip kopararak katılana acı vermek suretiyle yaralama, eline aldığı bıçakla katılanı öldüreceğini (hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini) söyleyerek silahla tehdit, "pezevengin kızı, köpek" vb. sözler ve sinkaflı sözlerle sövmek suretiyle katılanın onur şeref ve saygınlığına saldırıda bulunarak üzerine atılı tehdit suçunu işlediği; mağdur ve katılanın aşamalarda değişmeyen, çelişmeyen ve mağdur ....'nın beyanlarıyla örtüşen beyanları uyarınca sabit görüldüğü; her ne kadar doktor raporunda darp ve cebir izine rastlanmamış ve sanık tarafından inkar içerikli savunmada bulunulmuşsa da, olayı gören, iddianame anlatımı sebebiyle mağdur olarak sıfatlandırılan sanığın öz kızı ....'nın suçtan zarar görmemesine rağmen sanığa iftira atması olağan hayat akışına uygun olmayacağından sanığın beyanlarına itibar olunmadığı ve ....'nın beyanlarının yargılama açısından temel alındığı belirtilerek sanığın TCK'nnu 125/1 maddesi gereğince 3 ay hapis; 86/2-3.a madde ve bendi gereğince 6 ay hapis ve 106/2-a maddesi gereğince 2 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
İlk derece mahkemesi tarafından verilen bu karara karşı sanık vekili ve suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA;
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden;
1- İstinaf başvurusunda bulunan Aile Sosyal Politikalar vekilinin istinaf başvurusunun, kurum adına katılma talebi bulunmadığı ve mahkemece verilmiş usulüne uygun bir katılma kararı bulunmadığı gerekçeleriyle CMK nun 279/1-b maddeleri uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmesi,
2- Her ne kadar sanık hakkında mağdura yönelik hakaret suçundan açılan kamu davasında ilk derece mahkemesince mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; kovuşturması şikayete bağlı suçta hüküm kesinlemeden önce mağdurun şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, Bandırma 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarih ve 2017/812 esas, 2018/261 karar sayılı hakarete ilişkin hükmünün CMK nun 280/2. Maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının TCK nun 73 ve CMK nun 223. Maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE karar verilmesi,
3- Her ne kadar sanık hakkında basit yaralama ve silahla tehdit suçlarında açılan kamu davalarında sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; sanığın atılı suçları işlediğine dair hakkında mahkumiyeti gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı bu sebeple ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla; Bandırma 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarih ve 2017/812 esas, 2018/261 karar sayılı basit yaralama ve silahla tehdit suçlarına ilişkin hükümlerinin CMK nun 280/2. Maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanık hakkında kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından çalına kamu davalarında delil yetersizliği gerekçesiyle ayrı ayrı BERAATİNE karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ilk derece mahkemesi tarafından usulüne uygun duruşma davetiyesi tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmeyen, katılma talebi olmayan ve mahkemece davaya katılmasına karar verilmeyen bu kurumun istinaf hak ve yetkisi bulunmadığından istinaf başvurusunun sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Sanık vekilinin istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede ise; katılan ....'ın hükümden sonra ve hükmün kesinleşmesinden önce 17/04/2018 tarihinde ilk derece mahkemesine verdiği dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşıldığından takibi şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir.
Kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarına ilişkin olarak yapılan incelemede ise iddianamede tanık sıfatı olduğu belirtilen, olayda mağduriyeti ve şikayeti bulunmayan sanığın kızı ....'ın mahkemece müşteki sıfatı ile UYAP'a kaydedilip kendisine barodan vekil atanması, duruşmada yine müşteki sıfatıyla dinlenmesi ve tanıklıktan çekinme hakkının hatırlatılmaması, öte yandan mahkemece bu kişinin olayın mağduru olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmasına ve tanık sıfatı ile de dinlenmemesine rağmen duruşmadaki beyanının hükme esas alınması usul ve yasaya aykırı olduğundan, dairemizce usule aykırı işlemler yeniden ve usulüne uygun olarak yerine getirilmiş, tarafların kızı olan .... tanıklıktan çekinme hakkını kullandığından duruşma aşamasında beyanı alınamamıştır.
Sanık ve katılan arasında olay günü bir tartışma yaşandığı iki tarafın da kabulünde olmakla birlikte sanığın katılanı yaraladığına ve bıçakla üzerine yürüyerek tehdit ettiğine ilişkin tek delil katılanın beyanları olup bu beyanları destekleyen başkaca somut bir delil bulunmamaktadır. Katılan, sanık tarafından boğazının sıkıldığını ve kolyesinin kopartıldığını iddia etmiş ise de alınan doktor raporunda katılanın vücudundan darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.
Her ne kadar tanık ....'ın soruşturma aşamasındaki ve duruşma aşamasında mağdur sıfatıyla alınan beyanlarına göre sanığın kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarını işlediği ileri sürülebilirse de ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğe ulaşabilmek için, delil elde edilmesi aşamasında şahsi ve toplumsal değerlerin korunması da gereklidir. Kanun koyucu bu amaçla, delil serbestliği ilkesine, öğreti ve uygulamada "delil yasakları" olarak adlandırılan bir takım sınırlamalar getirmiştir. Delil yasakları; "delil elde etme" ve "değerlendirme" yasakları olarak ikiye ayrılmaktadır. Delillerin elde edilme şekline ilişkin yasaklara "delil elde etme yasakları" hukuka uygun olarak elde edilmiş bulunsa bile bir delilin yargı mercilerince ortaya konulup değerlendirilebilmesine ilişkin yasaklara ise "delil değerlendirme yasakları" denilmektedir.
İfade alma ve sorgunun yasak usullerle gerçekleştirilmesi, tanıklıktan çekinme hakkı olanlara bu hakkın hatırlatılmaması, aramanın herhangi bir karara dayanmadan yapılması, ses veya görüntülerin montajlanması delil elde etme yasağına; tanıklıktan çekinen şahidin önceki ifadelerinin okunamaması, iletişimin denetlenmesi sırasında tesadüfen elde edilen delillerin CMK'nun 135. maddesinin altıncı fıkrasında sayılanlar dışındaki bir suçun soruşturma ve kovuşturulmasında kullanılamaması ise delil değerlendirilmesi yasaklarına örnek olarak gösterilebilir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/12/2017 tarih 2017/4-291 esas 2017/558 karar sayılı ilamı)
CMK'nın 210/2. maddesindeki, "Tanıklıktan çekinebilecek olan kişi, duruşmada tanıklıktan çekindiğinde, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz." hükmü uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı bulunan bir kişinin bu hakkı kullanarak tanıklık yapmak istememesi halinde gerek soruşturma aşamasındaki gerekse çekinme hakkı hatırlatılmadan duruşma aşamasında alınan beyanları duruşmada okunamayacağı gibi hükme de esas alınamaz.
Dolayısıyla, kendisine duruşma aşamasında tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatıldığında tanıklıktan çekinme hakkını kullanan sanığın kızı ....'ın önceki ifadeleri "yasak delil" niteliğinde olup bu beyanlara dayalı olarak hüküm kurulamayacağı gibi bu beyanlardan hiç bir şekilde etkilenilmeden yani bu beyanlar yok sayılarak değerlendirme yapılması yasanın ve hukukun aradığı bir zorunluluktur.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında sanığın üzerine atılı kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarını işlediğine dair katılanın aşamalardaki soyut ve maddi delillerle desteklenmeyen beyanları dışında, sanığı cezalandırmaya yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından ceza hukukunun temel ilkelerinden olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesine göre sanığın kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından beraatine karar verilmesi uygun görüldüğünden bu iki suç yönünden ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükümlerinin kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar verilmiş ve sonuç itibarı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmaya gelmeyen, katılma talebi olmayan ve mahkemece hakkında katılma kararı verilmeyen suçtan zarar gören kurumun yöntemince kamu davasına katılmadığı anlaşıldığından CMK'nun 279/1-b maddesi gereğince suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN SIFAT YÖNÜNDENREDDİNE,
2-Sanık .... hakkında, Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/04/2018 tarih 2017/812 esas ve 2018/261 karar sayılı kararı ile hakaret, kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA,
a) Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının katılanın hüküm kesinleşmeden önce şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle TCK’nın 73/4 ve CMK’nın 223/8 maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
b)Sanığın üzerine atılı kasten yaralama ve silahla tehdit suçlarını işlediğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bu iki suçtan dolayı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğinceBERAATİNE,
Beraat eden sanık kendisini vekille temsil ettirmiş ise de yargılandığı tüm suçlardan beraat etmediğinden sanık lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
c)Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
3- Kesinleşme işlemleri tamamlandıktan sonra dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair tarafların yokluğunda, C.Savcısı ....'ın (....) katılımı ile, mütalaaya uygun, hakaret suçundan verilen düşme kararı ile kasten yaralama suçundan verilen beraat kararı bakımından CMK'nın 286/2-d maddesi gereğince KESİNolarak;
Silahla tehdit suçundan verilen beraat kararı bakımından ise CMK’nun 286/1 ve 291. maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren (15) gün içerisinde dairemize veya bulunulan yerdeki bir mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt katibine bir beyanda bulunulması, bu beyanın tutanağa geçirilmesi ve tutanağın hakime onaylattırılması suretiyle, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Yargıtay nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere ve yasa yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ihtar edilerek 05/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)