(5237 S. K. m. 43, 53, 62, 86, 123, 125, 129) (5271 S. K. m. 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 05/12/2017 tarih 2017/22938 esas sayılı iddianamesiyle, şüpheli ........'ın bir süre arkadaşlık yaptığı müşteki ........'ın boşandığı eşi olan ........'ın yeniden eski eşi olan müşteki ile barışarak evlenmesi üzerine suç tarihinde kullanmakta olduğu ........ nolu cep telefonu ile müştekinin kullandığı ........ nolu cep telefonuna dosya içinde çıktısı bulunan " ....... Sadece davacıyım o kadar, o bir hırsız, sen de" içerikli mesaj göndermek suretiyle hakaret ettiği, böylece atılı suçu işlediği, şüpheliye atılı bu suçun uzlaşma kapsamındaki suçlardan bulunduğu, ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı iddiasıyla TCK'nun 125/2-1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ........, ilk derece mahkemesindeki ilk celsede "Suçlamayı kabul etmiyorum. İddianamede yazılan mesajı ben müştekinin telefonuna hiç çekmedim. Başka mesajlar yolladım. Ben sadece uzlaşmak için mesaj yolladım. Bunun dışında kesinlikle iddianamede bahsi geçen mesajı çekip "hırsızsın" demedim. Çünkü bu mesajlar değiştirilebilmektedir" şeklinde savunma yapmış, hüküm celsesinde ise "Savunmalarım doğrudur, tekrar ederim. Kasıtlı olarak bir hakaret yapmadım, aynı zamanda da olaydan önce Temmuz ayında ........ beni darp etmişti. Bu olaydan dolayı sinirden atmış da olabilirim. Bu darp eylemine ilişkin doktor raporu da almıştım. Rapor örneğini de sunuyorum, pişmanım" şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık ........ istinaf yargılamasında, "Ben bu olayla ilgili daha önce soruşturma aşamasında ve ilk derece mahkemesinde ifade vermiştim. İfadelerimi tekrar ederim. Ekleyeceğim bir husus yoktur, olayın mağduru benim, evimin eşyaları alındı, dayak yedim, sinirlendiğim için söz konusu mesajları atmış olabilirim, kızgınlık neticesinden meydana gelmiş bir vakadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafii istinaf yargılamasında, "Müvekkilimin beyanlarına iştirak ediyoruz, müvekkilimin göndermiş olduğu mesajlar bir bütün olarak incelendiğinde karşı taraf müvekkilime hırsız olarak isnat da bulunduğundan müvekkilimde siz hırsızsınız demiştir, müvekkilin kira kontratı ile kiraladığı evde tüm eşyalar müvekkile ait olmasına rağmen bu eve girememiş, darp edilmiş, eşyaları da kendisine teslim edilmemiştir, olayın mağduru müvekkilidir, tüm bu hususlar dikkate alınarak müvekkilimin beraatine karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde savunma yapmıştır.
DELİLLER:
Katılan ........, "Sanıktan şikayetçiyim. Bizim aramızda bu şekilde bir çok dava vardır. Sanık sürekli olarak bana, eşime ve çocuğuma mesajlar göndermiştir. 11 yaşındaki kızıma bile sosyal paylaşım sitesinden arkadaşlık teklifinde bulunmuştur. Bu şekilde bizi sürekli rahatsız etmektedir. İddianamede bahsi geçen mesajları da bana göndermiştir. Mesaj da her ne kadar eşimi kast ederek "o bir hırsız" demişse de devam eden mesajlarda beni de hırsızlıkla ve dolandırıcılıkla suçlamıştır. Eşimin fotoğrafını kendi whatsapp profil resmi olarak kullanmaktadır. Bu şekilde sürekli bizim huzurumuzu bozuyor. Sanığın cezalandırılmasını talep ederim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan ........ istinaf yargılamasında, "Ben bu olayla ilgili daha önce soruşturma aşamasında ve ilk derece mahkemesinde beyanda bulunmuştum. Beyanlarımı tekrar ederim. Ekleyeceğim bir husus yoktur, sanık hakkındaki şikayetim devam etmektedir cezalandırılmasını talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan vekili istinaf aşamasında, "İstinaf dilekçemizi aynen tekrar ediyoruz, istinaf dilekçesinde nedenlerimizi açıklamıştır, mesajın tepki olarak gönderildiği söylenmiş ise de ilk olay temmuz ayında gerçekleşmiştir, hakaret içerikli mesaj ise iki ay geçtikten sonra Eylül ayında gönderilmiştir aradaki süre nazara alınarak mesajın tepki olarak gönderildiği kabul mümkün değildir hali hazırda da müvekkilimle sanık arasında devam eden 3-4 ceza dosya mevcuttur sanığın cezalandırılmasını talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılanın soruşturma aşamasında ibraz ettiği mesaj görüntülerine göre, sanığın ........ nolu cep telefonu hattından müştekinin kullandığı ........ nolu cep telefonu hattına "Sevgili karın yeni nosu var bende. Onunla artık işim olmaz. Sadece davacıyım o kadar, o bir hırsız, sen de" şeklinde mesaj gönderdiği ve bu mesajdaki sözlerin hakaret suçunu oluşturduğu gerekçesi ile sanık hakkında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanığın savunmasında sözünü ettiği 12/09/2018 tarihli Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen raporda, "sağ dirsekte yüzeyel abrazyon, sağ 4.parmak ucunda ekimoz, üst dudakta minimal şişlik, sağ gözde hiperemi" şeklindeki yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu;
22/03/2018 tarihli raporda ise "darbe alan göze (sağ göze parmak batması) gözde korneal abrazyon izlenmediği, tüm? ön segment muayenesi doğal izlendiği(iris, ön kamara?, kornea), fundus muayenesi doğal olup, sol gözün görme keskinliğinin düşük olması mevcut şaşılık nedeniyle olduğu, darbe alan gözde sekel lezyon görülmediği", yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/327 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık ........ hakkında, suç tarihi olan 12/08/2017 günü ........ ve ........'a yönelik hakaret suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nun 125/2-1 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle 05/12/2017 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanığın TCK'nun 125/2-1, 43/2 ve 62 maddeleri gereğince sonuç olarak 4 ay 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 18/07/2018 tarihinde kesinleştiği;
Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/725 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık ........ hakkında, suç tarihi olan 20/07/2017 günü ........'a yönelik kasten yaralama suçunu işlediği iddiasıyla TCK'nun 86/2 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle 03/07/2018 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, davanın halen derdest olduğu;
Bursa 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/991 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, sanık ........ hakkında, suç tarihi olan 28/09/2017 günü ........'a yönelik hakaret ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarını işlediği iddiasıyla TCK'nun 125/2-1, 123/1 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle 28/11/2017 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dosyaya sunulan 22/03/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, rapor içeriğinde sanığın 20/07/2017 tarihinde Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine müracaat ettiği yönündeki kayıtlar hep birlikte değerlendirildiğinde, suç tarihinden önce müştekinin, sanığı darp ettiği yönündeki iddiası ve sanıktan mağdura giden hakaret mesajının haksız fiile tepki mahiyetinde olduğu yönündeki sanık savunmasının aksine dosyada rapor dışında bir delil bulunmadığı gerekçesiyle TCK'nun 129/1 maddesi uyarınca sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu karara karşı katılan vekili tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
Yapılan yargılama ve toplanan delilerden; katılan ........ ile ........'nin evli oldukları, aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle bir süre ayrı yaşadıkları, bu süre içerisinde ........'nin sanık ........ ile bir süre yaşadığı, daha sonra barışmaları üzerine eşi ........ ile yaşamaya başladığı, bu durumda dolayı ........ ile ........ arasında birbirlerine yönelik karşılıklı suç işledikleri, buna ilişkin soruşturmalar yapıldığı, sanığın suç tarihinde kullandığı telefondan müştekiye; "sevgili karının yeni nosu var bende, onunla artık işim olmaz. Sadece davacıyım o kadar, o bir hırsız, sende" şeklinde hakaret içerir mesaj yolladığı, bu şekilde müştekiye yönelik hakaret suçunu işlediği ve eyleminin sabit olduğu, sanığın bu hakaret eylemini müştekinin kendisine yönelik kasten yaralama eyleminden yaklaşık 45 gün sonra gerçekleştirdiğinin ve eylemde haksız tahrik hükümlerinin bulunmaması karşısında ilk derece mahkemesince TCK nun 129 maddesinin uygulanması ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunun bu yönlerden kabulü ile Bursa 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2018 tarih ve 2017/971 esas, 2018/330 karar sayılı hükmünün CMK nun 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA ve sanığın sabit olan eylemine uyan TCK nun 125/1, 53 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Katılan ........ ile ........'ın evli oldukları, ayrı yaşadıkları süre içinde ........ ile sanık ........'ın birlikte yaşadıkları, daha sonra katılan ........ ve eşi ........'ın barıştıkları ve yeniden bir araya geldikleri, bu aşamadan sonra taraflar arasında husumet başladığı ve birbirlerine karşı işledikleri suçlardan dolayı çok sayıda dava açıldığı, bu husumetin etkisi ile sanığın olay tarihi olan 15/09/2017 tarihinde kendi kullandığı ........ nolu cep telefonu hattından müştekinin kullandığı ........ nolu cep telefonu hattına "Sevgili karın yeni nosu var bende. Onunla artık işim olmaz. Sadece davacıyım o kadar, o bir hırsız, sen de" şeklinde mesaj gönderdiği, bu mesajda katılana "hırsız" şeklinde ithamda bulunarak katılanın onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunmak suretiyle üzerine atılı hakaret suçunu işlediği anlaşılmıştır.
Sanık katılanın daha önce kendisini dövdüğünü ve suça konu mesajı bu yüzden gönderdiğini savunmuş ve bu savunması ilk derece mahkemesi tarafından yerinde görülerek sanığın hakaret suçunu haksız fiile tepki olarak işlemesi nedeniyle TCK'nun 129/1 maddesi gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de katılanın sözünü ettiği yaralama eyleminin 20/07/2017 tarihinde gerçekleştiği, bu tarihten 45 gün sonra katılana gönderdiği hakaret mesajının kasten yaralamaya tepki niteliğinde olduğu söylenemez.
TCK'nun 129/2 maddesi hakaret fiilinin kasten yaralamaya tepki olarak işlenmesi halinde sanığa ceza verilemeyeceğini düzenlemekte olup, buna göre hakaret kasten yaralama eylemine tepki olarak işlenmelidir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için eylemin devamı sırasında ya da hemen ardından hakaret edilmiş olmalı, araya fasıla girmemelidir. Ancak, kişinin aldığı darbenin etkisiyle karşılık veremeyecek, konuşamayacak hale gelmesi ancak ilk tedavisi sonrası gibi bir ara ile hakaret etmesine ilişkin somut örnekte, nedensellik bağı ve ayrıca eyleme dair reaksiyonun devam ettiğinin anlaşılması halinde cezasızlık hükmünün uygulanması mümkündür. Olayımızda ise kasten yaralama eylemi ile hakaret eylemi arasında 45 günlük bir süre bulunduğundan ve yaralama eylemine ilişkin reaksiyonun devam etmesi söz konusu olmadığından ilk derece mahkemesinin bu husustaki gerekçesinin ve bu gerekçeye dayalı hükmünün hukuka aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflar arasındaki önceye dayalı husumet, aralarında bulunan davalara ilişkin dosyalar ve iddianame konusu yapılmayan, dosyadaki diğer mesaj içerikleri topluca değerlendirildiğinde TCK'nun 129/1 maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir durum da bulunmadığı anlaşıldığından sonuç itibarı ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın kaldırılmasına ve sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi uygun görülmüş ve sonuç itibarı ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ........ hakkında, Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2018 tarih 2017/971 esas ve 2018/330 karar sayılı kararı ile hakaret suçundan dolayı sanığa ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin olarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA;
2- Sanığın üzerine atılı hakaret suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 125/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren ve tercihen 90 Gün Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına,
Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası olumlu etkileri takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek 75 Gün Adli Para Cezası ile Cezalandırılmasına,
Sanığın yargılama sırasında belirlenen ekonomik ve şahsi hallerine göre gün olarak belirlenen para cezasının günlüğü TCK’nın 52/2 maddesi gereğince takdiren 20 TL.den hesaplanarak 1500 (BİN BEŞ YÜZ) TL. ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi gereğince para cezasının sanıktan birer ay ara ile 10 eşit taksitte alınmasına, taksitlerden biri ödenmediği taktirde geriye kalan miktarın tamamının tahsil edileceğinin sanığa ihtarına (İhtarat yapıldı)
Mahkememizce sanığın suçu işleyiş biçimi ve dosya kapsamı ile belirlenen kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate varılmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
Katılan kendisini ilk derece mahkemesinde vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 2180 (İkibinyüzseksen) TL. maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Katılan kendisini bölge adliye mahkemesinde vekille temsil ettirdiğinden ve dairemizce tek duruşma yapıldığından hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 1362 (Binüçyüzaltmışiki) TL. maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Aşamalarda sarf edilen 107,50 TL davetiye gideri ve 14,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 122 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair tarafların yüzlerine karşı, C.Savcısı ........'ın (........) katılımı ile, mütalaaya uygun, CMK'nın 272/3-a ve 286/2-d maddeleri gereğince KESİN olarak 05/02/2019 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. (¤¤)