(5271 S. K. m. 280) (5237 S. K. m. 181, 182)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 27/11/2017 tarihli iddianamesi ile; ..... Organize Sanayi Bölgesi 113. Sokak No:5 ..... / BURSA adresinde faaliyet gösteren ..... Temizlik Ür. Des. Hiz. Kım. Tur. İnş. San ve Tic. Ltd. Şti adlı işletmede 24/11/2016 tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik elemanlarınca yapılan denetim esnasında gerçekleştirilen emisyon ölçümünde SKHKK Yönetmeliği Ek-1.b.1 kapsamında Dolap Kumlama bacasında toz parametresinin 663,79 mg/Nm3 ve Tambur Kumlama bacasında yapılan 2 ve 3.ölçümlerde toz parametrelerinin 200,44 mg/Nm3 ve 185,34 mg/Nm3 olarak ölçüldüğü ve ölçüm sonuçlarının yönetmelik sınır değerlerini aştığı tespit edilerek çevreyi kasten kirletme suçunu işlediği iddiasıyla sanığın TCK'nun 181/1 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ..... ilk derece mahkemesindeki savunmasında, "Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Hakkımdaki suçlamayı öğrendikten sonra yaptığımız kontrolde normalda faal olan üç bacadan ikisinin arızalı olduğunu tespit ettik. Bunu tespit ettikten sonra da iki bacaya yönelik olarak iyileştirme yaptık. Şu anda normal değerlerin altına parametreleri düşürdük. Ayrıca filtrelere su filtre sistemi de ekledik. İki tane bozuk olan filtrenin ne zaman arızalandığını bilemiyorum, fakat yaptırdığımız son sistem ile artık filtrelerin arızalanma durumu ortadan kalkmıştır. Müdürü olduğum şirketin çevre danışmanlık çalışanlarınca rutin olarak ölçümler ve denetlemeler yapılmaktadır, daha öncesinde böyle bir fazla ölçüm yapılmamıştı. Beraatimi istiyorum, eğer mahkumiyetime karar verilecek ise CMK'nın 231. Maddesinin hakkımda uygulanmasını talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İstinaf aşamasında ise, "Ben bu olayla ilgili daha önce soruşturma aşamasında ve asıl mahkemesinde ifade vermiştim. İfadelerimi tekrar ederim. Benim iş yerimin bulunduğu bölge NOSAB'dır burada sürekli rutin denetimler yapılır, gerekli çevre danışmanlık firmalarından da yararlanıyoruz, suç kastım yoktur, beraatimi istiyorum, Ekleyeceğim bir husus yoktur. Biz firmamızda kullanılan bacaların bakımını kendimiz yapıyoruz, ölçümleri çevre danışmanlık şirketi yaptırmaktadır, olay tarihine kadar bir sorun çıkmamıştı, idari para cezası kesildikten sonra iki bacamızda arıza olduğunu farkettik, olaydan önce en son hangi tarihte ölçüm yapıldığını hatırlamıyorum, bakımları genelde haftada bir kendi bünyemizde yapmaktayız, bakımları kendi bünyemizde yaptığımızdan dışarı yaptırmadığımızdan dosyaya ibraz edebileceğim gider makbuzumuz veya fatura gibi belgeler yoktur, bakımları baca temizliği şeklinde yapıyoruz, normalde bu temizliği yapan otomatik bir sistem vardır, hava üflemek suretiyle filtrede biriken atıkların aşağıya dökülmesini sağlar bu şekilde filtre temizlenmiş olur, fakat olaydan önce temizlik yapan bu sistem arızalanmış hava üflememiş bu yüzden atıklar birikmiş, önceki sistemimiz kuru filtre şeklindeydi olaydan sonra sulu filtre sistemi kurduk şu anda değerler yönetmeliğin belirlediği değerin çok altındadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafii istinaf aşamasında, "Müvekkilin savunmalarına katılıyoruz, soruşturma aşamasında dosyaya belgeler sunduk, iddianameye konu tespit 24/11/2016 tarihinde yapılmış, bu tarihten 4 ay önce yapılan ölçümlerde sistemin iyi çalıştığı kirlilik oranının çok düşük olduğu tespit edilmiştir, iddianameye konu olay anlık bir arızadan kaynaklanmıştır, müvekkil olay öncesinde ve sonrasında sürekli olarak gerekli bakım ve denetimleri yapmış gerekli önlemleri almıştır, olay günü yapılan arıza tespiti, müvekkilin iş yerinin sağında ve solunda bulunan iki ayrı tekstil firmasının şikayeti üzerine yapılmıştır, bu tespitten sonra müvekkil gerekli önlemleri almış arıza giderilmiştir, olayda müvekkilin suç kastı bulunmamaktadır, dosyaya bilirkişi tarafından sunulan rapordan da açıkça anlaşılmaktadır, müvekkilin ihmali davranışı da söz konusu değildir, faaliyetinde de gerekli özeni de göstermiştir, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu beraat kararı da usul ve yasaya uygundur, idare tarafından yapılan istinaf talebinin reddine karar verilmesi talep olunur" şeklinde savunma yapmıştır.
DELİLLER:
Çevre İl Müdürlüğü yetkililerince 24/11/2016 tarihinde yapılan denetimde işletmede faal olan üç bacadan ikisinde emisyon miktarlarının standart değerinin üzerinde olduğu ve idari ceza yaptırımı uygulandığı,
31/07/2017 tarihli 2016/268 rapor numaralı emisyon ölçüm raporuna göre ölçüm sonuçlarının değerlendirilmesi incelendiğinde SKHKKY Ek-1 - Ek2 - Ek3 ve Ek5 kapsamında yönetmelik sınır değerleri sağlandığı;
Mahkemece Çevre Mühendisi bilirkişiden alınan raporda ise suç tarihi itibarı ileişletmeye ait anlık emisyon kirliliğinin mevcut olduğu, çevreye zarar verici şekilde havada kalıcı kirletici etkisi bulunmadığı, sanığın ilgili yönetmelik gereğince danışman şirket aracılığı ile gerekli emisyon ölçümlerini yaptırdığı ancak anlık denetimde ortaya çıkan emisyon kirliliğinin taksirli eylem sonucu gerçekleştiği, sanığın çevreyi kasten kirletmesinin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda söz konusu işletmeye ait anlık emisyon kirliliğinin mevcut olduğu, çevreye zarar verici şekilde havada kalıcı kirletici etkisi bulunmadığı anlaşıldığından sanığın eylemini kasıtlı olarak işleyip işlemediği sabit olmadığından atılı suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine, sanığın suça konu eylemde taksirinin olup olmadığı konusunda da aynı gerekçeyle kesin bir kanaat hasıl olmadığından sanığın taksirle sorumluluğu bakımından da ek savunma hakkı verilmesine gerek görülmeyerek atılı kasten çevrenin kirletilmesi suçundan beraatine karar verilmiş, bu karara karşı katılan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vekili tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; sanığın sorumlusu bulunduğu ..... Temizlik Ür. Des. Hiz. Kım.Tur.İnş.San. Ve Tic. Ltd. Şti. Adlı işletmede Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü görevlileri tarafından yapılan ölçümler sonucu işletmenin birden fazla bacasında toz parametrelerinin yönetmeliğin belirlediği referans değerlerinin üzerinde olduğu tespitinin yapıldığı, bu şekilde işletme sorumlusu sanığın çevrenin kirletilmesinin önüne geçilmesinin sağlanması için gerekli tedbirleri bilerek almayarak çevrenin kirletilmesine sebebiyet verdiği ve bu şekilde atılı suçun işlediği ve eyleminin sabit olduğu, ilk derece mahkemesince sanık hakkında beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, sanık aleyhine katılan idare vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Bursa 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2018 tarih ve 2017/974 esas, 2018/401 karar sayılı hükmünün CMK nun 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanığın sabit olan eylemine uyan TCK nun 181/1, 53 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
..... Organize Sanayi Bölgesi 113. Sokak No:5 ..... / BURSA adresinde faaliyet gösteren ..... Temizlik Ür. Des. Hiz. Kım. Tur. İnş. San ve Tic. Ltd. Şti adlı işletmede 24/11/2016 tarihinde Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü teknik elemanlarınca yapılan denetim esnasında gerçekleştirilen emisyon ölçümünde SKHKK Yönetmeliği Ek-1.b.1 kapsamında Dolap Kumlama bacasında toz parametresinin 663,79 mg/Nm3 ve Tambur Kumlama bacasında yapılan 2 ve 3.ölçümlerde toz parametrelerinin 200,44 mg/Nm3 ve 185,34 mg/Nm3 olarak ölçüldüğü ve ölçüm sonuçlarının yönetmelik sınır değerlerini aştığının tespit edildiği;
İlk derece mahkemesi tarafından alınan bilirkişi raporunda, suç tarihi itibarı ileişletmeye ait anlık emisyon kirliliğinin mevcut olduğu, çevreye zarar verici şekilde havada kalıcı kirletici etkisi bulunmadığı, sanığın ilgili yönetmelik gereğince danışman şirket aracılığı ile gerekli emisyon ölçümlerini yaptırdığı ancak anlık denetimde ortaya çıkan emisyon kirliliğinin taksirli eylem sonucu gerçekleştiği, sanığın çevreyi kasten kirletmesinin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece işbu bilirkişi raporuna dayanılarak sanığın çevreyi kirletme eyleminin sabit olduğu ancak kirlenmenin kalıcı etki yaratmadığı ve sanığın olayda kastının bulunmadığı gerekçesi ile sanığın delil yetersizliği nedeniyle beraatine karar verildiği anlaşılmışsa da;
Çevre suçlarında, çevrenin zarar görmesi bir unsur değildir. Çünkü suçun oluşması için çevrenin zarara uğramasını beklemek, çevre suçlarının hiçbir faydasının olmaması sonucunu doğurur. Çevre hasara uğradıktan sonra, zarar veren kimsenin cezalandırılmasının çevreye bir faydası olmayacaktır. Bu nedenle çevre suçları, bir zarar suçu olarak değil, tehlike suçu olarak düzenlenmişlerdir. Suçun oluşması için, failin çevreye zarar verme tehlikesi bulunan bir eylemi yapması yeterlidir, bu eylem sonucu çevrenin ve dolayısıyla burada yaşayan canlıların zarara uğramış olup olmadıklarının bir önemi bulunmamaktadır. Hatta çevreye karşı işlenen suçlar, çoğu zaman soyut tehlike suçu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun koyucu, atıkların çevreye, zarar verecek boyutta ve elverişlilikte verilmesini yeterli saymıştır. Başka bir deyişle anılan suçun oluşması için, atık ve artıkların mutlaka çevreye bir zarar vermesi şart olmayıp, çevresel değerleri somut biçimde tehlikeye sokması yeterlidir.
Her türlü atık ve artık TCK'nın 181/1. maddesindeki çevrenin kasten kirletilmesi suçunun konusunu oluşturmamaktadır. Kabahatler Kanunu'nun 41. maddesine göre "kişisel atık ve artıklar, evsel atık ve artıklar, yemek pişirme servis yerlerinin atık ve artıkları, hayvan atıkları, inşaat atık ve artıkları, kullanılamaz hale gelen veya ihtiyaç fazlası ev eşyaları, kullanılamaz hale gelen motorlu araçlar veya bunların mütemmim cüzleri" çevreyi kirletme kabahatinin konusu olduğundan, bunlar çevreyi kirletme suçunun konusunu oluşturmazlar.
TCK'nın 181/1. maddesiyle düzenlenen suçun oluşması için failin, atık ve artıkları, ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, toprağa, suya veya havaya vermesi gerekir. Bu suç, fail tarafından yapılacak hareket belli olduğu için serbest hareketli bir suç olmayıp, bağlı hareketli bir suçtur. Atık ve artıkların her türlü şekilde çevreye verilmesi suç oluşturmamaktadır, teknik usullere aykırı bir şekilde ve çevreye zarar verecek biçimde, çevreye verme anılan suçu oluşturacaktır.
TCK'nın 181. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, atık ve artıkların toprakta, suda ve havada kalıcı özellik göstermesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen ceza artırılır. Üçüncü fıkrada konu edilen şey, atık ve artığın çevrede kalıcı iz bırakacak bir atık veya artık olmasıdır. Suçun konusunun bu niteliği, suçun nitelikli hali sayılmış ve bu durum da suçun tehlike suçu olma özelliğini ortadan kaldırmamıştır. Fıkrada geçen "kalıcı özellik"ten anlaşılması gereken, bu atık veya artığın çevreye karışması durumunda zararın hemen sona ermemesi, uzun bir süre devam edecek nitelikte olmasıdır. Bu durum ise, atık ve artıklar üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenir.
TCK'nın 182. maddesi ise, çevrenin taksirle kirletilmesi suçunu düzenlemektedir. Madde gerekçesinde de açıkça belirtildiği gibi, bu suç aynı yasanın 181. maddesinde düzenlenen suçun taksirle işlenmiş halidir. Bu suç adından da anlaşılabileceği gibi, ancak taksirle işlenebilen bir suçtur. Bu taksir bilinçli taksir olabileceği gibi, bilinçsiz taksir de olabilir. Failin, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya gitmesine, karışmasına neden olduğu durumlarda, taksir gerçekleşmiş olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığındasanığın sorumlu olduğu işletmedeki bacaların hava kirliliği yarattığına ilişkin komşu işyeri sahiplerinin yaptığı başvurulara istinaden yetkililer tarafından yapılan ölçümlerde birden fazla bacada yönetmeliğin belirlediği referans değerlerin üzerine çıkılmış olduğunun tespit edildiği dikkate alındığında, sanığın çevrenin zarar görmesini engelleyici tedbirleri almaktan bilerek imtina ettiği ve kasıtlı olarak atılı suçu işlediği açıkça anlaşılmaktadır.
Sanık ve vekili her ne kadar sanığın gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, olayın anlık bir arızadan kaynaklandığını savunmuşlarsa da aynı anda iki bacanın birden arıza yapması sık rastlanmayan bir durum olup komşu işyeri sahiplerinin sanığın sebep olduğu hava kirliliğinden rahatsız olarak ihbarda bulundukları dikkate alındığında sanığın sebep olduğu bu kirlilikten haberinin olmadığı yolundaki savunmalara itibar edilmesi de mümkün görülmemiştir.
Olaydan önce danışman şirket marifetiyle gerekli ölçümlerin yapıldığı ancak aksaklığın tespit edilemediği yolundaki savunma da inandırıcı görülmemiş olup olaydan sonra kirliliğe neden olan aksaklığın düzeltilmiş olması da suçun oluşumuna engel değildir.
181. maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen nitelikli halin gerçekleşmediği yolundaki bilirkişi görüşünün beraat hükmüne esas alınması da bu çevreyi kirletme suçunun "tehlike" suçu olduğunu gözardı etmek anlamına gelecektir.
Olayda sanığın kastı bulunmasa ve taksirli eylem sonucu atılı suçu işlediği kabul edilse bile mahkemece sanığın eyleminin en azından TCK'nun 182/1 maddesi çerçevesinde değerlendirilerek ve ön ödeme ihtarında bulunularak şartları oluştuğu taktirde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin düşünülmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme ile sanığın beraatine karar verilmesi dairemizce hukuka aykırı görüldüğünden ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat hükmünün kaldırılmasına ve çevreyi kasten kirletme suçunu işlediği sabit görülen sanığın TCK'nun 181/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi uygun görülmüştür.
Sanık hakkında açıklanması geri bırakılmış hüküm bulunduğundan ve sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiş ve sonuç itibarı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Sanık ..... hakkında, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2018 tarih 2017/974 esas ve 2018/401 karar sayılı kararı ile çevreyi kasten kirletme suçundan dolayı sanığın beraatine ilişkin olarak verilen hükmün hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA;
2- Sanığın üzerine atılı çevreyi kasten kirletme suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 181/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren ve tercihen 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası olumlu etkileri takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek 5 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler ve şahsi halleri dikkate alınarak hapis cezasının TCK’nın 50/1-a ve 52/1-2 maddeleri gereğince günlüğü takdiren 30 TL’den paraya çevrilerek ve SONUÇ OLARAK 4.500 (DÖRT BİN BEŞ YÜZ) TL. HAPİS CEZASINA SEÇENEK ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
5237 sayılı TCK’nın 52/4 maddesi gereğince para cezasının sanıktan birer ay ara ile 24 eşit taksitte alınmasına, taksitlerden biri zamanında ödenmediği taktirde gerie kalan miktarın tamamının tahsil edileceğinin sanığa ihtarına (İhtarat yapıldı)
Sanık hakkında açıklanması geri bırakılmış hüküm bulunduğundan ve sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği anlaşıldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına YER OLMADIĞINA,
Sanık hakkında açıklanması geri bırakılmış hüküm bulunduğundan karar kesinleştiğinde Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/500 esas 2015/848 karar sayılı dosyasına İHBARDA BULUNULMASINA,
Katılan kendisini ilk derece mahkemesinde vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 2180 (İkibinyüzseksen) TL. maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Katılan kendisini bölge adliye mahkemesinde vekille temsil ettirdiğinden ve dairemizce birden fazla duruşma yapıldığından hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 2725 (ikibinyediyüzyirmibeş) TL. maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Aşamalarda sarf edilen 84 TL davetiye gideri, 200 TL bilirkişi ücreti ve 16,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 300,50 TL yargılama giderinin sanıktan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; sanık ve vekili ile katılan vekilinin yüzüne karşı, C.Savcısı .....'ın (....) katılımı ile, mütalaaya uygun, Cumhuriyet Başsavcılığı ve hazır bulunanlar için kararın tefhim tarihinden, yokluklarında karar verilenler için ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2019 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)