(5237 S. K. m. 53, 181) (5271 S. K. m. 280)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Mustafakemalpaşa C. Başsavcılığının 25/04/2017 tarihli iddianamesi ile 02/04/2017 günü ilçe Jandarma Komutanlığına ..... tarafından hazine arazisine mermer atığı döküldüğü yönünde yapılan ihbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında olay yerinde yapılan tespitlerde Emet Çayı kenarına mermer tozu ve kırıklarının döküldüğü hususlarının tespit edildiği, şüphelilerin alınan ifadelerinde, üzerlerine atılı suçlamayı kabul ettikleri anlaşılmakla çevreyi kasten kirletme suçunu işledikleri iddiasıyla TCK'nun 181/1 ve 53 maddeleri gereğince cezalandırılmalarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ..... ilk derece mahkemesinde, "Ben olayla ilgili olarak hazırlık aşamasında ifade vermiştim aynı ifadem doğru ve geçerlidir. Ben olay tarihinde mecburiyetten zaten çöplük olan alana mermer parçalarını dökmek zorunda kaldım bundan birkaç gün sonra belediye gelip 3 nisan da kaldırmamı istedi . Ben de hemen kaldırdım. Kaldırır kaldırmaz fotoğraflarını çektim buna ilişkin fotoğrafları belediyeye gönderdim. Ben o gün mecbur kaldığım için dökmek zorunda kaldım. Biz normalde atık olarak geçse de bu küçük taşları işleyerek geçmimizi sağlıyoruz. Olay tarihinde işletmemizde bu taşları koyacak yer bulamayınca geçici olarak çöplüğün kenarına malzemeleri koydum. Çevre kirletmek gibi bir kastım yoktu" şeklinde savunma yapmıştır.
Sanık ..... istinaf aşamasında ise; "Ben bu olayla ilgili daha önce soruşturma aşamasında ve asıl mahkemesinde ifade vermiştim. İfademi tekrar ederim, olay tarihinde mermer atölyesi işletiyordum, iş olduğunda çalışıyorduk, atölye de çalışma sonucu oluşan küçük taş parçalarını köyümüzün çöplüğünün kenarına bıraktım, beni şikayet etmişler, belediye de gelerek bunları kaldırmamı istedi, bende şikayet üzerine bıraktığım malzemeleri gerisin geri kaldırdım, olay bundan ibarettir, çevreyi kirletme kastımız söz konusu değildir, beraatimi isterim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ..... ilk derece mahkemesinde, "Ben olayla ilgili olarak hazırlık aşamasında ifade vermiştim aynı ifadem doğru ve geçerlidir. İş yeri sadece kağıt üzerinde bana aitttir. İşletmesini eşim yürütmektedir. Söz konusu olaydan haberdar olan odur benim haberim yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ..... istinaf aşamasında ise; "Ben olayla ilgili olarak hazırlık aşamasında ifade vermiştim aynı ifadem doğru ve geçelidir. Mahkeme aşamasında vermiş olduğum ifademe ekleyeceğim başka bir husus yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER:
Suça konu "..... Antik Mermer ve Mozaik" adlı işyerinin Mustafakemalpaşa ilçesi ..... Mahallesinde bulunduğu ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının sanık ..... adına düzenlendiği anlaşılmıştır.
03/04/2017 tarihli durum tespit tutanağında, Mustafakemalpaşa ilçesi ..... Mahallesinde yapılan denetimde .....'a ait işyerinden çıkan mermer parçalarının Pıtırlıkaya mevkii dere boyuna döküldüğü ve işyeri sahibinin uyarıldığı belirtilmiş, sanık .....'ın işbu tutanağı imzaladığı anlaşılmıştır.
Mahkemece mahallinde keşif yapıldığı ve keşif yerinde hazır bulunan Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Çevre Mühendisi bilirkişilerden oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda, suça konu mermer atıklarının keşif tarihinden önce kaldırılmış olması nedeniyle keşif yerinde görülmediği, Emet Deresi kenarındaki hazineye ait arazinin vatandaşlar tarafından hafriyat alanı gibi kullanıldığı, mermer atıklarından başka atıklar da bulunduğu, görevliler tarafından düzenlenen tutanak ve çekilen fotoğraflara göre yapılan değerlendirmede, hazineye ait suça konu arazide herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, sanık tarafından bu araziye bırakılan mermer parçalarının kimyasal veya biyolojik atık olmaması nedeniyle tehlikeli madde içermediği, toprak, hava ve suda kalıcı olumsuz bir etki bırakmadığı ve sanıkların eyleminin çevre kirliliği oluşturmadığı belirtilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar sanıklar ..... ve ..... hakkında çevreyi kasten kirletmek suçunu işledikleri iddiası ile TCK 181/1 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmış ise de; yapılan yargılama neticesinde, gerek sanıkların savunması gerekse keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde mahkememizde sanık tarafından atılı suçun işlendiğine dair şüphenin oluştuğu, ceza hukukunun evrensel ilkelerinden süpheden sanığın yararlandırılması ilkesi doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik olarak mahkumiyetine yeterli, kesin, tam ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, bu karara karşı katılan vekili tarafından süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ C.SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden;
1-Suç tarihinde sanık ..... hakkında açılan kamu davasında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükmünde kovuşturma aşamasında toplanan deliller ve duruşma sürecine yansıyan tutanaklar ile gerekçe içeriğine göre usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmakla CMK nun 280/2 maddesi uyarınca katılan vekili tarafından yapılan İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE karar verilmesi,
2-Suç tarihinde sanık .....'ın, eşi ..... adına işletilen ..... Antik Mermer ve Mozaik isimli işyerinden çıkan mermerleri Mustafakemalpaşa ilçesi ..... Mahallesinde bulunan Pıtırlıkaya mevkii dere boyuna dökmek suretiyle çevrenin kirletilmesine sebebiyet verdiği, bilirkişi raporu, 2872 sayılı Çevre Kanunun mevzuatı ve tüm dosya kapsamı esas alındığında sabut olan sanığın eylemine ilişkin ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mustafakemalpaşa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2018 tarih ve 2017/197 esas, 2018/382 karar sayılı sanık ..... hakkındaki beraat hükmünün CMK nun 280/2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanığın sabit olan ve eylemine uyan TCK nun 181/1, 53 maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde görüş bildirmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:
Suça konu "..... Antik Mermer ve Mozaik" adlı işyerinin Mustafakemalpaşa ilçesi ..... Mahallesinde bulunduğu ve işyeri açma ve çalışma ruhsatının sanık ..... adına düzenlendiği anlaşılmış ise de işleri fiilen sanık .....'nın eşi olan sanık .....'un yürüttüğü ve sanık .....'nın suça konu eyleme iştirak ettiğine ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmış olup ilk derece mahkemesi tarafından sanık .....'ın atılı suçtan CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin kararında isabetsizlik görülmediğinden katılan vekilinin istinaf başvurusunun sanık ..... hakkında verilen hüküm yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık ..... yönünden yapılan incelemede ise suça konu işletme her ne kadar sanık .....'nın adına kayıtlı ise de işlerin fiilen sanık ..... tarafından yürütüldüğü, sanık .....'un işyerinde oluşan atık ve artık malzemeleri Emet Deresi kenarındaki hazineye ait araziye döktüğü ve bu sebeple hakkında çevreyi kasten kirletmek suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmış olup;
Türk Ceza Kanununun 181. maddesinin birinci fıkrasında suç olarak düzenlenen atık veya artıklarla çevrenin kasten kirletilmesi fiili, kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak, çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların alıcı ortamlar olan toprak, su ve havaya kasten verilmesidir. Buna göre suç, atık veya artıkların teknik usullere aykırı olarak bir defa alıcı ortama verilmesiyle oluşacaktır.
Çevreyi kasten kirletme suçunun oluşması için, atık ve artıkların teknik usullere aykırı olarak çevreye verilmesi yeterli değildir. Ancak anılan suçun oluşması için çevreye her hangi bir zarar verilmesi de şart değildir. Bu durumda anılan suç bir somut tehlike suçudur.Kanun koyucu, atıkların çevreye, zarar verecek boyutta ve elverişlilikte verilmesini yeterli saymıştır. Başka bir deyişle anılan suçun oluşması için, atık ve artıkların mutlaka çevreye bir zarar vermesi şart olmayıp, çevresel değerleri somut biçimde tehlikeye sokması yeterlidir."Çevreye zarar verecek şekilde" ibaresinden atık ve artık maddelerin salıverilmesinin suyu, havayı veya toprağı olumsuz anlamda değiştirmeye ve doğal yapısını bozmaya elverişli nitelikte olması anlaşılmalıdır.
Fıkrada sözü edilen “ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık” hali; 2872 sayılı Çevre Kanunu, 2690 sayılı Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Kanunu, 5977 sayılı Biyogüvenlik Kanunu, 3213 sayılı Maden Kanunu gibi kanunların, kapsadıkları alanlarla ilgili olarak “çevreyi kirletmeme” ilkesi gereğince çerçeve olarak benimsedikleri düzenlemelere dayanılarak oluşturulan yönetmeliklerde açıklanan ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilecek olan, arıtma, depolama, imha etme, taşıma, koruma, alıcı ortama verme, uzaklaştırma gibi hususlar bakımından öngörülen yükümlülüklere aykırı davranmayı ifade etmektedir.
“Çevreyi kirletmeme” prensibi ise genel olarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Kirletme Yasağı” kenar başlıklı 8. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “Her türlü atık ve artığı çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle, kirlenmenin meydana geldiği hallerde ise kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.”
Yine aynı Kanunun “Tanımlar” kenar başlıklı 2. maddesine göre atık, herhangi bir faaliyet sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde, alıcı ortam ise hava, su, toprak ortamları ve bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerdir. Mevzuatımızda tanımı bulunmayan “artık” ise; öğretideki düşüncelerden de yararlanılarak, bir maddenin tüketimi, kullanımı ya da harcanmasından sonra artan, geriye kalan kısım olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanununun “çevreyi kasten kirletme” suçunu düzenleyen 181/1, “taksirle kirletme” suçunu düzenleyen 182/1 ve 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8. maddelerinde suçun unsuru olarak kabul edilen “çevreye zarar verecek şekilde” kavramı ise, “gerçekleşen somut bir zararı” değil, “zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini” anlatmaktadır. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere atık veya artığın; kasten su, hava ve toprak şeklinde gruplandırılan alıcı ortama ya da bu ortamlarla ilişkili ekosistemlerden birine verilmesi ile suç oluşacaktır. Çevrenin kasten kirletilmesi, kanunda tehlike suçu olarak düzenlenmiştir. Zararın gerçekleşmesi, bu suçta unsur olmadığı gibi cezalandırma şartı da değildir.
Öte yandan atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hali TCK'nın 181. maddesinin 3. fıkrasında, bunların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek etkilerinin olması ise aynı maddenin 4. fıkrasında cezanın artırılmasını gerektiren nitelikli haller olarak düzenlenmiştir.
Kabahatler Kanunu'nun 41. maddesine göre "kişisel atık ve artıklar, evsel atık ve artıklar, yemek pişirme servis yerlerinin atık ve artıkları, hayvan atıkları, inşaat atık ve artıkları, kullanılamaz hale gelen veya ihtiyaç fazlası ev eşyaları, kullanılamaz hale gelen motorlu araçlar veya bunların mütemmim cüzleri" ise çevreyi kirletme kabahatinin konusu olduğundan, bunlar çevreyi kirletme suçunun konusunu oluşturmazlar.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında, sanık ..... tarafından Emet Deresi kenarındaki boş hazine arazisine yığınlar dökülen ve Kabahatler Kanunun 41. Maddesine konu olmayan kırık mermer parçaları ve mermerin işlenmesi sırasında oluşan mermer tozlarının arazide mevcut bitki örtüsüne zarar vereceği, mermer tozlarının rüzgar ve diğer çevresel etkilerle Emet Deresinde akan suya karışma, çevredeki ağaçların ve diğer bitkilerin gövde ve yapraklarına yapışarak gelişimlerini engelleme ve doğadaki hayvanlara zarar verme olasılığının bulunduğu, atık ve artıkların tek başına su havzasına dökülmesinin dahi çevrenin kirletilmesi bakımından tehlike oluşturduğu dikkate alındığında ilk derece mahkemesinin, hazineye ait suça konu arazide herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığı, sanık tarafından bu araziye bırakılan mermer parçalarının kimyasal veya biyolojik atık olmaması nedeniyle tehlikeli madde içermediği, toprak, hava ve suda kalıcı olumsuz bir etki bırakmadığı ve sanık .....'un eyleminin çevre kirliliği oluşturmadığı şeklindeki yetersiz ve suçun unsurlarına uygun düşmeyen bilirkişi raporuna itibar ederek sanık .....'ın beraatine karar vermiş olması;
Kabule göre de;
Sanıklar ..... ve ..... aynı vekille temsil edildikleri halde mahkemece her iki sanık lehine ve hazine aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması yasaya aykırı görüldüğünden ilk derece mahkemesinin sanık .....'ın beraatine ilişkin hükmünün kaldırılmasına ve sanık .....'un atılı suçtan mahkumiyetine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İlk derece mahkemesinin sanık .....'ın çevreyi kasten kirletmek suçundan beraatine ilişkin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anderece mahkemesinin sanık .....'ın çevreyi kasten kirletmek suçundan beraatine ilişkin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu ve kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından katılan vekilinin bu hükme yönelen ve yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-a)Sanık ..... hakkında, Mustafakemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/06/2018 tarih 2017/197 esas ve 2018/382 karar sayılı kararı ile çevreyi kasten kirletme suçundan verilen beraat hükmünün hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK'nun 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINA;
b) Sanık .....'ın üzerine atılı çevreyi kasten kirletmek suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 181/1 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun derecesi ve sair hallere göre takdiren 6 Ay Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına,
Cezanın sanık üzerindeki olası olumlu etkileri takdiri indirim nedeni kabul edildiğinden 5237 sayılı TCK’nın 62/1. maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek ve SONUÇ OLARAK 5 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında daha önce açıklanması geri bırakılmış hüküm bulunduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına YER OLMADIĞINA,
Sanığa verilen cezanın iki yıl hapis cezasından az olması, sanığın getirtilen adli sicil kaydına göre suç tarihinden önce üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olduğunun anlaşılması, suçu işledikten sonra yargılama sürecindeki davranışları nedeniyle sanığın pişmanlık duyduğu ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde kanaat oluşması nedeni ile sanığa verilen hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 51/1 maddesi uyarınca ERTELENMESİNE,
5237 S. TCK’nın 51/3 maddesi uyarınca sanığın takdiren 1 YIL SÜRE İLE DENETİM ALTINDA BULUNDURULMASINA,
Sanığın dosya kapsamı ile anlaşılan kişiliği ve sosyal durumu nedeni ile 5237 sayılı TCK’nın 51/6 maddesi uyarınca takdiren, sanığa aynı maddenin 4. fıkrası uyarınca yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına,
5237 sayılı TCK’nın 51/5 maddesi gereğince uzman kişi görevlendirilmesine takdiren YER OLMADIĞINA,
Belirlenen denetim süresi iyi halli olarak geçirildiğinde 5237 S. TCK’nın 51/8 maddesi uyarınca cezanın infaz edilmiş sayılmasına,
Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 51/7 maddesi gereğince cezanın kısmen veya tamamen çektirileceğinin sanığa ihtarına (ihtarat yapıldı)
Sanığa verilen kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olduğundan 5237 sayılı TCK’nın 53/4 maddesi gereğince bu maddenin 1. ve 2. fıkralarındaki haklardan yoksun bırakılmasına YER OLMADIĞINA,
Sanık hakkında açıklanması geri bırakılmış hüküm bulunduğundan karar kesinleştiğinde Mustafakemalpaşa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/725 esas 2016/374 karar sayılı dosyasına İHBARDA BULUNULMASINA,
Katılan kendisini ilk derece mahkemesinde vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 2180 (İkibinyüzseksen) TL. maktu vekalet ücretinin sanık .....'dan alınarak katılana verilmesine,
Katılan kendisini istinaf muhakemesinde vekille temsil ettirdiğinden ve dairemizce tek duruşma yapıldığından hüküm tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret tarifesi gereğince 1362 (Binüçlüzaltmışiki) TL. maktu vekalet ücretinin sanık .....'dan alınarak katılana verilmesine,
94 TL davetiye gideri giderinin sanık .....'dan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; sanık ..... ve katılan kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, C.Savcısı K3'ın (N1) katılımı ile, mütalaaya uygun, sanık ..... hakkındaki istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar bakımından CMK nun 286/2-g maddesi uyarınca KESİN olarak;
Sanık ..... hakkında kurulan hüküm bakımından ise Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı ve hazır bulunanlar için kararın tefhim tarihinden, yokluklarında karar verilenler için ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 05/03/2019 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)