(AİHM m. 10) (2709 S. K. m. 13, 26) (5271 S. K. m. 280) (5237 S. K. m. 51, 53, 62, 125, 127) (5187 S. K. m. 26)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı sanık .... hakkında Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18/10/2017 tarih, 2016/955 Esas - 2017/732 Karar sayılı hükmü ile kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan sanık hakkında 10 ay hapis cezası verilerek ertelendiği, bu karara sanık ve katılan vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu, istinaf başvurusu üzerine dairemizin 17/01/2018 gün ve 2018/124 Esas sayılı CMK'nun 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına dair kararı üzerine dairemizce yapılan yargılama sonunda;
İDDİA: Bursa C. Başsavcılığının 27/12/2016 tarih 25429-20886 sayılı iddianamesi ile ;Sanık ....'ın köşe yazarlığı ve gazetecilik yaptığı .... Gazetesinin 22/11/2016 tarihli basılı sayısı ve aynı gazeteye ait internet sitesinde ".... Ankara'ya kimi çağırdı?" başlıklı bir yazı kaleme aldığı, yazısında; "Mudanya .... Başkanı höt höt .... kendisini sosyal demokrat sanan .... görünümlü ....'den başka bir şey değil", "eski belediye başkanı için kiralanan .... marka makam aracını sırf kendisini sosyal demokrat göstermek için iade ettiğini, aradan geçen yılların ardandan ....'deki yaşanmamışlıklar ve lüks düşkünlüğünün ortaya çıktığını, düşlerinde ....'nin götünün aslında ....'ten geçtiğini", "Yine uyduruyo kıçından... Genel başkan bu, dandik bir belediye başkanıyla hiç polemiğe girer mi?... Edindiğim bilgilere göre ...., Karnabahar yemeğini bir türlü güzel yapamayan eşi ...., hatundan, .... Genel Merkezi de ortalığı sürekli batırıp üstüne bir de sıvayan ....'den hiç memnun değilmiş!..." şeklinde beyanlarının bulunduğu, şikayete konu olan yazı içerikleri incelendiğinde "düşlerinde ....'nin götünün aslında ....'ten geçtiğini.." şeklindeki ibarenin kişiyi küçük düşürücü nitelikte olduğu, "...Genel Başkan bu, dandik belediye başkanıyla....." şeklindeki nitelemenin ise doğrudan müştekiye yönelik olarak yürütmekte olduğu kamu görevinden dolayı söylendiği, bu haliyle de hakaret suçunun TCK'nun 125/3a fıkrasında düzenlenmiş nitelikteki halini oluşturduğu, suçun TCK'nun 125/3a fıkrasında düzenlenen halinin uzlaştırma kapsamına girmediği, bu şekilde kamu görevlisine hakaret suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan TCK nun 125/3-a,53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA VE BEYANLAR;
Sanık .... ilk derece mahkemesindeki savunmasında;" Ben bu konu hakkında daha önce verdiğim ifadelerimi tekrar ederim, müşteki siyasi bir kişidir, bu kişiliğinden ötürü eleştiriye namzet ve muhtaçtır, söz konusu yazıda müşteki için yazdığım " götü mersedesten geçer " kelimesi hakaret değildir, kaba bir deyimdir, argodur, kesinlikle hakaret kastı yoktur, ayrıca " dandik " belediye başkanı derkende kaba bir ifade olmasına rağmen tamamen eleştiri kastıyla yazdım, öncelikle beraatimi, aksi takdirde lehime olan hükümlerin tatbikini ve eğer ceza verilecekse de hakkımdaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederim. Ayrıca hakkımda herhangi bir şikayetten vazgeçme vaki olursa, bunu da kabul ederim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Katılan.... ilk derece mahkemesindeki beyanında;" ben bu konu hakkında vermiş olduğumuz şikayet dilekçesini aynen tekrar ederim, sanık hakkındaki şikayetim devam etmektedir, iddinameye konu yazıda sanık beni tahkir ve aşağılama kastıyla hareket etmiştir cezalandırılmasını talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ DELİLLERİ:
Sanık savunması, katılan beyanı, internet çıktısı, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI VE GEREKÇESİ:
Yapılan yargılama, toplanan deliler, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamından; sanık ....'ın köşe yazarlığı yaptığı .... Gazetesinin 22/11/2016 tarihli sayısında kaleme aldığı " .... Ankara'ya kimi çağırdı? " başlıklı yazısında, Bursa Mudanya .... Başkanı müşteki .... için " Mudanya .... Başkanı höt höt .... kendisini sosyal demokrat sanan .... görünümlü ....'den başka bir şey değil", " eski belediye başkanı için kiralanan .... marka makam aracını sırf kendisini sosyal demokrat göstermek için iade ettiğini, aradan geçen yılların ardından ....'deki yaşanmamışlıklar ve lüks düşkünlüğünün ortaya çıktığını, düşlerinde ....'nin götünün aslında ....'ten geçtiğini", " yine uyduruyo kıçından... Genel başkan bu, dandik bir belediye başkanıyla hiç polemiğe girer mi? " gibi cümleler kurarak, direk müşteki belediye başkanının ismine hitaben yazdığı bu yazıda " götünün ....ten geçtiği " ifadesinin hakaret, " dandik belediye başkanı " ifadesinin ise görevine atfen hakaret içerdiği, bu ifadelerin müştekinin onur ve saygınlığını toplum içerisinde zedeleyici nitelikte olduğu, sanık savunmasında bu ifadelerin kaba deyim, argo ve eleştirel ifadeler olduğunu beyan etmiş ise de Türkçe'de "götünün geçmesi " gibi bir kaba deyimin bulunmadığı, bu deyimin aslının "gönlünden geçmek " şeklinde olduğu, sanığın " götünün geçmesi " şeklinde kullanmasının sebebi kesinlikle eleştiri anlamında olamayacağı, tahkir kastını içerdiği, " götünün " ifadesi, toplumun yerleşmiş ahlaki değerleri bazalınarak değerlendirildiğinde sinkaflı küfür sayılacağı, isnat edilen kişiyi aşağılayıcı nitelikte olduğu keza " dandik " ifadesinin de yine eleştiri kapsamında değerlendirelemeyeceği, bu ifadenin de şahsı aşağılayıcı, toplum nezdinde küçük düşürücü, yapılan işin niteliğine vurgu yapmak kastıyla değilde aşağılamak kastıyla söylenebilecek ifade olduğu, haber ve toplumu bilgilendirme, siyasi kişilerle ilgili toplumu aydınlatma amacı güdmesi gereken yazılı basın haber ve yazılarında bu şekilde şahıs haklarından olan kişilik haklarını zedeleyerek, toplumu aydınlatma ve basın özgürlüğü hakkını kullanmış olunamayacağı, bu iki hakkın hangisinin daha üstün tutulacağı konusunda karar verilerek ona göre karar verilmesi gerektiği, AİHM kararlarında belirtildiği, bu durumda eğer siyasi kişilerin topluma zarar verecek şekilde yaptıkları çalışmalarla ilgili değilde, kişilik haklarını zedeleyecek şekilde yazı yazılmasına basın özgürlüğü adına izin verilirse bu defa sürekli bu şekilde gazetecelik adına değil başka şekilde açıklanabilecek nedenlerle toplumda dikkat çeken kişilere karşı haksız saldırılara neden olunabileceği, bu hassas konunun sadece basın özgürlüğüyle açıklanabilecek bir durum olamayacağı gibi basın özgürlüğü ve haber alma hakkınında kötü niyetle ihlal edilmiş olacağı, toplumun yanlış yönlendirilebileceği için sanığın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatiyle sanığın üzerine atılı görevli memura hakaret suçunu işlediği sabit olmakla eylemine uyan TCK 125/1-2-3a, 62/1, 51/1-3 maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF EDENLER VE NEDENLERİ:
Sanık .... istinaf dilekçesinde; Kendisinin 30 yıllık gazececi olduğunu ve köşe yazarlığı yaptığını, yazılarının okunur kılınması için espri,ironi ve iğneleyici üslupla yasaların cevaz verdiği ölçüde argo ifadeler kullandığı,5187 sayılı Basın Kanununun 26 ıncı maddesine aykırı davranıldığı, yasal kovuşturma süresinin dikkate alınmadığını, mahkeme hakiminin şahsına karşı taraflı ve tavırlı olduğunu, başka davalarla ilgili reddi hakim talebinde bulunduğunu ve kabul edildiğini , aynı müştekiye karşı daha önceki yazılarından dolayı beraat kararı verildiğini, " götü geçmek" kelimesinin Anadoluda kullanılan argo bir deyim olup bir şeye çok özenilmesi olarak tanımlandığı, yazılarının kişisel görüşü ve eleştri niteliğinde bulunduğunu, Avrupu İnsan Hakları Mahkemesinin bu konuda kararlarının bulunduğunu ve de sağlık problemleri olduğunu belirterek sağlık raporu ekleyerek , verilen kararın yeniden değerlendirilerek bozulması ve de ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
Katılan vekili istinaf dilekçesinde; Sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerekirken alt sınırdan cezalandırılmasının hatalı olduğunu, eylemin alenen işlenmesine rağmen TCK nun 125/4 maddesinin uygulanmaması, sabıkalı geçmişi dikkate alınarak takdiri indirim uygulanmaması gerekirken sanık hakkında TCK nun 62 maddesinin uygulanması, ve de pişmanlık göstermemesine rağmen verilen cezanın ertelenmesine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
İSTİNAF AŞAMASINDAKİ DELİLLER:
Sanık .... dairemizin 08/05/2018 tarihli duruşmasındaki savunmasında; "Ben bu konuda soruşturma aşamasında polis merkezinde ve diğer mahkemede ifade vermiştim ayrıca yazılı savunma yapmıştım daha önceki savunmalarım ve yazılı dilekçe içeriğini tekrar ederim, katılan siyasi bir kişiliktir eleştiriye namzet ve muhtaçtır ilaveten benim dosyaya daha önce sunduğum gibi psikolojik sorunlarım vardır, bunları mahkemede dillendirdim ancak ilk yargılamayı yapan hakim ile aramızda sorunlar bulunduğundan bu savunmalarıma itibar etmedi daha sonra yargılamayı yapan hakim benimle ilgili tüm duruşmalardan çekildi, çekilme sebebi de aramızda itilaf olduğuna yöneliktir ilk derece mahkemesinin kararını kabul etmiyorum beraatime karar verilmesini talep ediyorum" demiştir.
Sanık müdafii dairemizin 12/03/2019 tarihli duruşmasındaki beyanında;" Önceki savunmalarımızı tekrar ederiz, müvekilimin gazetecilik yapmaktadır 25 yıldan fazla bir süredir meslek yaşamı bulunmaktadır, dosyaya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi emsal kararlarını istinaf dilekçemizde ibraz ettik, istinaf dilekçemizi ve ekindeki kararları aynen tekrar ediyoruz, normal kriterlere göre bir yazının halkı kin ve düşmanlığa sevk etmediği, kamu düzenini bozmadığı sürece basın özgürlüğü sınırları içerisinde kabul edilmektedir, müvekilimin kaleme almış olduğu yazıdaki mercedes tabiri anadolu da kullanılan bir deyimdir, mercedes alma talebi .... Meclisinde kabul görmemiş red edilmiştir, müvekilimin bu yazısında belirttiği olay mecliste red edilmesi sebebi ile haklılığını göstermektedir, bize göre Avrupa İnsan haklarına göre eleştiri mahiyetinde kabul edilmesi gerekmektedir, mahkeme aksi kanaate ise müvekilim hakkında TCK'nın 127. Maddesinin tatbikini talep ediyoruz , mütalaada aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan vekili dairemizin 08/05/2018 tarihli duruşmasındaki beyanında; "Sanığın yazdığı yazılar hem yazılı basında hemde internet gazetesinde yayınlanmaktadır, yazıları gerçek olaylarla ilgisi bulunmayan müvekilime hem küfür hemde kişilik haklarını rencide edici ifadelere yer vermiştir, toplum nezdinde müvekilimi küçük düşürmüştür, ifadeler eleştiri sınırının çok üstündedir, yazmış olduklarının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirmesi mümkün değildir, ilk derece mahkemesinde sanık sağlık sorunlarından bahsetmemiştir, suçtan kurtulmak için bazı raporları dosyaya sunmuştur, bu raporlarda ceza ehliyetini kaldırıcı nitelikte değildir, sanığın savunmasını ve itiraz dilekçesindeki sebeplerine katılmıyoruz, istinaf dilekçemizi tekrar ediyoruz, alt sınırdan ceza verilmesi ve cezanın ertelenmesi yerinde değildir, TCK'nın 125/4 maddesinin uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. " şeklinde beyanda bulunmuştur.
CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA;
"Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; sanığın Köşe yazarlığı yaptığı gazeteden .... Başkanı olan katılan yönelik "Mudanya .... Başkanı höt höt .... kendisini sosyal demokrat sanan .... görünümlü ....'den başka bir şey değil", "eski belediye başkanı için kiralanan .... marka makam aracını sırf kendisini sosyal demokrat göstermek için iade ettiğini, aradan geçen yılların ardandan ....'deki yaşanmamışlıklar ve lüks düşkünlüğünün ortaya çıktığını, düşlerinde ....'nin götünün aslında ....'ten geçtiğini", "Yine uyduruyo kıçından... Genel başkan bu, dandik bir belediye başkanıyla hiç polemiğe girer mi?... Edindiğim bilgilere göre ...., Karnabahar yemeğini bir türlü güzel yapamayan eşi ...., hatundan, .... Genel Merkezi de ortalığı sürekli batırıp üstüne bir de sıvayan ....'den hiç memnun değilmiş!..." şeklinde yazı yazmak suretiyle görevinden dolayı hakaret ettiği eyleminin sabit olduğu her ne kadar ilk derece mahkemesince mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de olayda aleniyet unsuru gerçekleştiği halde TCK'nın 125/4. Maddesi uygulanmamak suretiyle eksik ceza tayin edildiği bu şekilde ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, katılan vekilinin istinaf başvurusunun bu yönlerden kabulü ile Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarih 2017/955 Esas 2017/732 Karar sayılı hükmünün CMK'nın 280/2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sanığın sabit olan eylemine uyan TCK'nın 125/3-a,125/4,53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DAİREMİZCE DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Sanık ....'ın köşe yazarlığı yaptığı .... Gazetesinin 22/11/2016 tarihli sayısında kaleme aldığı " .... Ankara'ya kimi çağırdı? " başlıklı yazısında, Bursa Mudanya .... Başkanı müşteki .... için " Mudanya .... Başkanı höt höt .... kendisini sosyal demokrat sanan .... görünümlü ....'den başka bir şey değil", " eski belediye başkanı için kiralanan .... marka makam aracını sırf kendisini sosyal demokrat göstermek için iade ettiğini, aradan geçen yılların ardından ....'deki yaşanmamışlıklar ve lüks düşkünlüğünün ortaya çıktığını, düşlerinde ....'nin götünün aslında ....'ten geçtiğini", " yine uyduruyo kıçından... Genel başkan bu, dandik bir belediye başkanıyla hiç polemiğe girer mi? " gibi cümleler kurarak yayınladığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.
Olayımızdaki hukuki sorun yazı içeriğinin hakaret içerip içermediği ve de aleni olup olmadığındadır. İlgili yazının .... Gazetesinin 22/11/2016 tarihli sayısında yayınlanması nedeniylede aleni olduğu hususunda tartışma kalmamıştır.
Ceza Genel Kurulu’nun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Siyasetçiler bu nedenle basın ve gazeteciler tarafından getirilen eleştirilere daha geniş bir hoşgörü göstermek zorundadırlar.
Olayımızda ise yazı içeriğinde direk katılan belediye başkanı ....'ın ismine hitaben yazdığı bu yazıda " götünün ....ten geçtiği " ifadesinin hakaret, " dandik belediye başkanı " ifadesinin ise görevine atfen hakaret içerdiği, bu ifadelerin katılanın onur ve saygınlığını toplum içerisinde zedeleyici nitelikte olduğuna ilişkin ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Zira Türkçe'de "götünün geçmesi " gibi bir kaba deyimin bulunmadığı, bu deyimin aslının "gönlünden geçmek " şeklinde olduğu, sanığın " götünün geçmesi " şeklinde kullanmasının sebebi kesinlikle eleştiri anlamında olamayacağı, tahkir kastını içerdiği, " götünün " ifadesi, toplumun yerleşmiş ahlaki değerleri bazalınarak değerlendirildiğinde sinkaflı küfür sayılacağı, isnat edilen kişiyi aşağılayıcı nitelikte olduğu keza " dandik " ifadesinin de yine eleştiri kapsamında değerlendirelemeyeceği, bu ifadenin de şahsı aşağılayıcı, toplum nezdinde küçük düşürücü, yapılan işin niteliğine vurgu yapmak kastıyla değilde aşağılamak kastıyla söylenebilecek ifade olduğu, haber ve toplumu bilgilendirme, siyasi kişilerle ilgili toplumu aydınlatma amacı güdmesi gereken yazılı basın haber ve yazılarında bu şekilde şahıs haklarından olan kişilik haklarını zedeleyerek, toplumu aydınlatma ve basın özgürlüğü hakkını kullanma olarak değerlendirilemeceği kanaatine varılmıştır.
Sanık .... akil sağlığının yerinde olmadığını belirterek önceki raporlar ve tıbbi evraklarla birlikte sevki sağlanmış, İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinin 14/12/2018 tarih 1625 sayılı raporunda cezai sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.
Bu itibarla Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarih,2016/955 Esas,2017/732 Karar sayılı kararının kaldırılarak sanık ....'ın üzerine atılı katılan ....'a yönelik kamu görevlisine hakaret suçu sabit görülmekle eylemine uyan TCK'nın 125/3-a maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kast ve saiki göz önüne alınarak takdiren hapis cezası tercih edilerek alt sınırdan cezalandırılmasına, eylemini alenen gerçekleştirmesi nedeniyle TCK nun 125/4 maddesi gereğince arttırım yapılmasına, yargılama sürecindeki olumlu davranışları nedeniyle TCK nun 62/1 maddesi gereğince indirim yapılmasına, hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları olması nedeniyle (CMK 231/8 gereğince) verilen hapis cezası hakkında CMK nun 231. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ancak engel olmayan adli sicil kaydı dikkate alınarak hapis cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği hakkında mahkememizde kanaat oluştuğundan TCK nun 51/1. maddesi gereğince verilen hapis cezasının ertelenmesine karar vermek gerekmiş olmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık .... hakkında Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2017 tarih,2016/955 Esas,2017/732 Karar sayılı kararı ile kamu görevlisine hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmünün CMK.nın 279.maddesinde düzenlenen istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmesi ve Dairemizce davanın yeniden görülmesi kararı üzerine yapılan duruşma ve yargılaması sonucunda hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından CMK.nın 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILARAK;
1-Sanık ....'ın üzerine atılı katılan ....'a yönelik kamu görevlisine hakaret suçu sabit görülmekle eylemine uyan TCK'nın 125/3-a maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kast ve saiki göz önüne alınarak takdiren 1 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın eylemini alenen gerçekleştirmesi nedeniyle TCK'nun 125/4 maddesi gereğince verilen cezanın 1/6 oranında arttırılarak sanığın 1 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK nun 62/1 maddesi gereğince verilen cezadan takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 11 AY 20 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-Sanık hakkında takdiri ve yasal başkaca arttırım ve indirim uygulanmasına,
5-Sanığın kişiliği ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın TCK nun 50. Maddesindeki seçenek yaptırımlara çevrilmesineyer olmadığına,
6-Sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları olması nedeniyle (CMK 231/8 gereğince) verilen hapis cezası hakkında CMK nun 231. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
7-Sanığın engel olmayan adli sicil kaydı dikkate alınarak hapis cezasının ertelenmesi halinde bir daha suç işlemekten çekineceği hakkında mahkememizde kanaat oluştuğundan TCK nun 51/1. maddesi gereğince verilen hapis cezasının ERTELENMESİNE,
8-TCK nun 51/3. maddesi gereğince ertelenen hapis cezası hakkında 1 YIL DENETİM SÜRESİ BELİRLENMESİNE,
9-TCK nun 51/6. maddesi gereğince sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önüne alınarak denetim süresinde herhangi bir hükümlülük belirlenmesinde uzman bir kişi belirlenmesine gerek olmadığına,
10-TCK nın 51/7. maddesi gereğince hükümlünün denetim süresi içersinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın infaz kurumunda çektirilmesi hususunda ihtarat yapılmasına, (müdafiine yapıldı )
11-TCK nın 51/8. maddesi gereğince denetim süresi hükümlülüklerine uygun ve iyi halli geçirmiş olduğunda hapis cezasının infaz edilmiş sayılmasına,
12-Karar kesinleştiğinde Bursa Kapatılan 5 Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/2226 Esas 2011/2107 Karar ve Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/730 Esas 2014/22 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararların dolayı ihbarda bulunulmasına,
13-Katılan ilk derece mahkemesinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki A.A.Ü.T. ye göre 1.980 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
Katılan istinaf sürecinde kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 2.725 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
14-Yargılamada sarf edilen ilk derece mahkemesince yapılan 34,60 TL , 8 çağrı kağıdı 112,00 TL , posta gideri 24,00 TL, ATK ücreti 1.190,00 TL olmak üzere toplam 1.360,60 TL yargılama giderinin hazine adına sanıktan tahsiline ,
İlişkin; Sanık müdafi ve katılan vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafların yokluklarında; kararın okunmasından itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere, C.Savcısı ....'ın (....) katılımıyla talebe uygun olarak 12/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 12/03/2019 (¤¤)