(5237 S. K. m. 43, 289) (2004 S. K. m. 106, 110)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısının istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Katılan vekilinin iddiası ile sanık savunmasına göre; sanığın babası olan M. K.'nın işyerinde bulunan bazı eşyaların bir kısmının haciz edildiği ve yediemin olarak sanık Murat Kaya'ya teslim edildiği, borçlunun borcunu ödemeye yanaşmaması nedeniyle haciz işlemi yapılan mahcuzların muhafaza altına alınması için haciz işlemi yapılan adrese gidildiği ancak adresin kapalı ve boş olduğu yönünde tutanak tutulduğu, sanığın mevcut malları Balıkesir'de bulunan işyerine götürdüğünü ve söz konusu hacizli malların mevcut olduğunu belirttiği sabittir.
Türk Ceza Kanunu'mun 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu "Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunma" olarak tanımlanmıştır. Bu tarife göre muhafaza görevini kötüye kullanma suçu serbest suç hareketli bir suç olarak düzenlenmiş ve suçun; ‘teslim amacı dışında tasarrufta bulunma’ anlamına gelen herhangi bir hareketle işlenebileceği kabul edilmiştir. Madde gerekçesinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunma fiillerine örnek olarak; satılması, başkasına verilmesi gibi amaçla bağdaşmayan davranışlar gösterilmiştir. Teslim amacı dışında tasarrufta bulunulması şeklindeki hareketler eşya üzerinde tasarruf amaçlı fiili davranışlar olmalıdır.
Ayrıca İcra İflas Kanunu’nun 106/1 ve 110/1.maddeleri gereğince 1 yıl içerisinde satış istenmemesi halinde mahçuz mallar üzerindeki haczin kalkacağı hüküm altına alınmıştır.
Mahkemece sanığın savunması doğrultusunda hacizli malların mevcut olup olmadığı yolunda herhangi bir araştırma yapılmadan sanığın beyanı ile yetinildiği ve yine suçun konusunu oluşturan icra dosyası mahkemece dosyaya celbedilerek haczin devam edip etmediği, katılan vekili tarafından iddia edildiği gibi hacizli malların nerede bulunduğu ile ilgili tebliğin yapılıp yapılmadığı araştırılmadan katılan vekilinin şikayet dilekçesi ekinde ibraz ettiği fotokopi tebligat sureti ile yetinilerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla; haczin devam edip etmediği ve hacizli malların mevcut olup olmadığının kesin olarak belirlenmesinden sonra delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik araştırma ile ve bu hususların neden araştırılmadığı gerekçelendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması;
Bozmayı gerektirmiş olup;
5271 sayılı CMK 280/1-d.maddesi uyarınca "İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddede belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına" karar vereceğinin düzenlenmesi karşısında,
Hukuka aykırı, istinaf itirazında bulunan yerel Cumhuriyet Savcısının istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün belirtilen sebeplerden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-d, 289. maddesinin 1. fıkrasının (g) maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
KESİN olmak üzere 23/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)