T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : 2023/94
KARAR NO : 2024/1788
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 13/10/2022
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 20/11/2022 Davacı - 07/12/2022 Davalı
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/10/2019
KARAR TARİHİ : 13/10/2022
BİRLEŞEN BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/666 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... - ...
...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : 22/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde, taraflar arasında 5 yıllık süre ile geçerli "Okul Kıyafetleri Tedarik ve Satış Sözleşmesi" imzalandığını, 5 yıllık süre geçerli olması kararlaştırılan bu sözleşme 2018-2019 eğitim sezonunda taraflarca uygulanarak yürürlüğe girdiğini ve taraflarca ilk yıla ait sorumlulukların yerine getirildiğini, yeni eğitim ve öğretim yılına ait hazırlıklar devam ederken, davalı tarafça davacı şirkete özünde ürünlerin pahalı oldukları gerekçesiyle tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiklerini bildiren ihtarname çekildiğini, ihtarnamenin sonunda da kesinlikle ürün teslimatını yapmamalarını ve okulda bulunan fazla ürünlerin de alınmasını ihtar ettiklerini, bu ihtarnameye cevaben; tek taraflı olarak yapılan bu işlemlerin bir anlam ifade etmediğini dolayısı ile kabul edilemeyeceğini, basiretli bir tacir olarak beraberce mutabık kalarak imzalanan sözleşmeye bağlı kalmalarının gerekliliğinin karşı yana bildirildiğini, ancak davalı yanın sözleşmeyi haksız feshettiğini, davalı okul için fesih tarihinden önce üretilen öğrenci sayısının yetersizliği nedeni ile henüz satılamayan ve bu nedenle stokta beklettiği malların bedellerini de ödemediğini, bunun üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin takip tarihi itibariyle işleyecek ticari faiziyle birlikte devamına, %20'den aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen cevap dilekçesinde, tarafların ticari ilişkisinin ilerleyen sürecinde okul velilerinden hem tedarik-teslimat süreci hem de kalite açısından yoğun şikayet gelmesi üzerine davacı yana ihtarname çekildiğini, davacı yanın bir cevap vermediğini, bu sebeple davalı adına Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi... D.İş dosyası ile davacı tarafın tedarik ettiği ürünlerin sözleşme ve eklerinde taahhüt edilen evsaf, nitelik ve kalitede olup olmadığı ile belirtilen kalitede olmaması halinde taahhüt edilen nitelikteki ürün ile incelemeye konu edilen düşük kalitedeki ürün arasında parasal maliyet farkının ne kadar olduğunun tespitinin istenildiğini ve alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, sözleşmenin 17. maddesi gereği sözleşmeyi feshettiklerini, okula ürün imalatı ve teslimatı yapılmaması, okulda bulunan 2018-2019 dönemi için getirilen fazla ürünlerin teslim alınmasının bildirildiğini, ancak ilerleyen süreçte 13/05/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiş olmalarına rağmen davacı tarafın 10/07/2019 tarihli 126.070,56-TL'lik faturayı davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin de haklı nedenle sözleşmesini feshettiğini davacı şirketin fesihten sonraki tarihte düzenlediği bu faturayı kabul etmediğini, Bursa 17. Noterliği' nin 18/07/2019 tarihli 35812 Yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade ettiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine davacı tarafın, ilgili fatura için Bursa 10. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, taraflarınca takibe itiraz edildiğini belirterek davanın reddine ve davacı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tekstil bilirkişi raporu ile malların teknik şartnamedeki standartlar içerisinde olduğu, feshi gerektirir nitelikte ayıplı olmadıkları yönünde rapor verildiği, fakat tekstil mühendisinin raporundan, malların teslim edilip edilmediğinin ticari defterler vasıtasıyla çıkarım yapılabileceğinin anlaşıldığı, mali müşavir bilirkişi raporunda, malların %35'lik kısmının eğitim öğretim yılı başlangıcında hiç teslim edilmediğinin anlaşıldığı, davacının bu teslimi ispatlar nitelikte belge sunamadığı, hatta davalı tarafından öğrenci velilerinin dilekçelerinden de bu hususun açıkça anlaşıldığı, davacı edimi gereği gibi ifa etmediğinden davalının haklı sebeple sözleşmeyi feshettiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 20. maddesine göre davalının stoğunda kalan malları alma ve yapılan masrafları karşılama konusunda sözleşme kapsamında taahhütte bulunduğu, bu kapsamda davalının sözleşmenin 20. maddesine göre yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle asıl davanın reddi birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tacir olduğundan aradaki sözleşme ve eklerine dayanarak yapılan sözleşmelerin, ürünlerin pahalı olduğu nedeniyle, hem de yeni eğitim-öğretim yılının hazırlıkları içinde olunduğu bir zamanda TMK m.2 dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde feshedilmesinin kabul edilemeyeceğini, tacirlerin sözleşme ile belirlenen bedelde sonradan indirim yapılmasını talep etme hakkı da bulunmadığını, davalı ihtarında bahsi geçenlerin haksız ve mesnetsiz olduğunu, tek taraflı olarak yapılan bu işlemlerin bir anlam ifade etmediğinden kabul edilemeyeceği, basiretli bir tacir olarak beraberce mutabık kalarak imzalanan sözleşmeye bağlı kalmalarının gerekliliğinin cevabi ihtarnamede belirtildiğini, tekstil mühendisi bilirkişi tarafından ürünlerin kalitesiz olmadığı, sadece okul formalarından etekler için %5 bedel indirim yapılabileceğinin belirtildiğini, sözleşmenin feshinin ürünlerin kalitesi açıdan mümkün olmadığı gibi davalının tacir olması nedeniyle fiyatın pahalı olduğu nedeniyle de sonradan feshedilemeyeceğini, çalışma şekli olarak davalı firma tarafından davacıya yaptırılan ürünlerin, davalının yazılı talimatı ile belirlenen şekilde satılmak üzere davacı şirketin depolarında tutulduğunu, davalı firma tarafından davacıya bildirim yapılmadığı ve ürün talep edilmediği müddetçe davacının kaç öğrencinin kıyafet alacağını, sene içinde ihtiyaç olup olmadığını bilmesinin mümkün olmadığını ve bu husus kendisinden beklenmeyeceği için gecikmeden sorumlu tutulmaması gerektiğini, öğrenci velilerinin kıyafet taleplerini okula yaptığını, davacının öğrenci velileri ile direkt bir irtibatının söz konusu olmadığını, geç teslimatların sorumlusunun davacı olmadığını, davalı tarafından hiç teslimat yapılmadığı yönünde bir iddia olmadığını, davalının iddiasını aşar şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ek talepler davalı tarafından davacıya bildirilmediği için kusurlu olanın davalı olduğunu, %65 'e tekabül eden oranda teslimat yapılmışken, davacıya hala kıyafetlere ihtiyaç olduğu konusunda yazılı olarak bildirim ve talep yapılmadığı hususu dikkate alınmadan aleyhe karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 17. maddesinde cezai şartın kararlaştırıldığını belirterek mahkeme kararının asıl dava yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiş, davalının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde ise, davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığından reddini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafın takip konusu yaptığı faturadaki ürünlerin teslim sebebi olan sözleşmenin davalı tarafça haklı nedenle feshedildiğini, tedarik-teslimat sürecinde ve kalite açısından sorunlar yaşandığını ve bu hususların veliler tarafından da yazılı olarak davalı okulun yönetimine bildirildiğini, davalının, dava yolundan önce sözleşmenin 19. maddesi gereği dostane çözüm için davacı taraf ile görüşüldüğünü, sonrasında ihtarname çekildiğini, ancak buna bir cevap verilmediği gibi yaşanan sorunlar ile ilgili olarak olumlu bir gelişme de yaşanmadığını, velilerden hem kalite hem de tedarik teslimat ile alakalı şikayet gelmeye devam ettiğini, Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesi..D.İş dosyasında ürünler için nitelik ve kalite yönünden tespit yaptırıldığını, tespit raporu da eklenerek ihtarname ile sözleşmenin 17. maddesine göre feshedildiğini, sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesine rağmen, davacının 10/07/2019 tarihli 126.070,56.-TL’lik takip ve dava konusu olan faturayı davalıya gönderdiğini, sözleşmenin feshinden sonra gönderilen faturanın ihtarname ile iade edildiğini, stokta kalan ürünler olduğundan bahisle fatura düzenlense de davacı tarafın faturadaki davaya konu ürünlerin stok ürün olduğunu ispatlayamadığını, stokta olduğu ifade edilen ürünün üretilmemiş ve hazır olmayan ürün olduğunu, davacı şirket tarafından taraflar arasında çıkan hukuki ihtilaftan sonra kusurundan fayda elde etmek için faturanın 2 ay sonra düzenlenmesinin hayatın olağan akşına ve basiretli tacir sorumluluğuna aykırı olduğunu, feshi haklı bulan mahkemenin fatura takibini yerinde bulmasının birbiri ile çeliştiğini, davalının, davacının zamanında imalat ve teslimat yapılmadığı için sözleşmeyi feshettiğini, zaten elinde ürün olsa davalıya teslim edecek olan davacının elinde ürün kaldığı iddiası ile fatura düzenlemesinin mantığa aykırı olduğunu, okul kıyafetlerine ilişkin ürünlerin zamanında okula getirilmediği ve eksik getirildiği hususunun davalı tarafından sunulmuş deliller ile ortaya çıktığını beyanla mahkeme kararının birleşen dava yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiası ile cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemi, birleşen dava, eser sözleşmesinin sonlanması nedeniyle stok malzeme kaldığı iddiasına dayalı başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (Y. 6. H.D'.nin 15/03/2023 tarih, 2023/516-1062 sy.k).
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iş, ayıplı iş ise sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
İmalatın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine aittir (Y. 15 H.D.'nin 24/01/2011 tarih, 2010/588-2011/246 sy. k).
Somut olayda davalı, ürünlerin ayıplı olduğunu ve tedarikte sıkıntılar yaşandığını belirterek sözleşmeyi feshetmiş, davacı taraf bu feshin haksız olduğunu iddia ederek, taraflar arasındaki sözleşmenin 17. ve 20. maddelerine dayanarak, cezai şart ve stok malzemeleri için iki ayrı icra takibi başlatmıştır. Az yukarıda da açıklandığı üzere, ürünlerin ayıplı olduğunu ispat yükü davalı iş sahibinde, stok malzemesi kaldığını ve kalan stok malzeme miktarını ispat yükü davacı yüklenicidedir. Ayrıca; kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça, taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle de, davacı stok malzemesi kaldığını ve miktarını, davalı ise eser sözleşmesi feshinin haklı sebebe dayandığını ispat etmelidir.
Gerek delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporu gerekse de yargılama sırasında alınan tekstil bilirkişisinin hazırladığı raporda; ürünlerin genel olarak sözleşmedeki kriterleri sağladığı, sözleşmede düşük kriterler belirlendiği rapor edilmiştir. O hâlde, dosya kapsamı itibari ile ayıbın ispatlanmadığı konusundaki mahkeme değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesinde davacı yüklenicinin, davalı ile mutabık kalınan bir tarihte (en geç her eğitim döneminin başlangıcında) ürünleri satışa hazır hale getireceği, sözleşmenin 12. maddesinde davalının, her öğrencinin alması gereken minimum kıyafeti belirleyeceği ve eğitim-öğretim yılı öncesinden davacıya yazılı olarak bildireceği, sözleşmenin 20. maddesinde de sözleşme bitiş tarihinde, davalının, davacının elinde kalan stokları alacağı düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun "Tacir olmanın hükümleri" kenar başlıklı 18/2 nci maddesi hükmüne göre; “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. ” Bunun yanında, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağı da unutulmamalıdır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar, velilerin bazı ürünleri alamadığı(bulamadığı)na yönelik davalıya bildirdiği şikayet dilekçelerine dayanarak feshin haklı olduğuna karar verilmiş ise de, davacı yüklenicinin tedarik konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmediği hususu, taraflar arasındaki sözleşme ve tarafların yükümlülükleri kapsamında değerlendirilerek, hüküm kurmaya elverir nitelikte ortaya konulmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez. Mahkemece; tarafların sözleşme ile yükümlendikleri edimler konusunda gerekli araştırma yapılmalı, bu husustaki taraf delilleri toplanmalı, şikayet dilekçelerinin akıbeti araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, stok malzemesi kaldığını ve kalan stok malzemesinin miktarını ispat yükü davacı yüklenici üzerindedir. Davacı yüklenicinin elinde bulunan stok malzemenin niteliği ve miktarının saptanması açısından mahallinde keşif yapılmalı, bu husustaki deliller toplanmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Zira; elinde stok malzemesi kalan yüklenicinin tedarik sıkıntısı yaşaması veya tedarik sıkıntısı yaşayan yüklenicide stok malzemesi kalması, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu hususun somut delillerle ispatlanması gerektiğinden bu husustaki davalı vekili istinaf sebebi de yerindedir.
Ayrıca, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait (HMK madde 190/1) olup, yasanın uygun gördüğü delillerle ispat hakkı kullanılabilir. Medeni Usul Hukukunda yemin delili kesin delil niteliğindedir. Kesin yemin, ispat yükü kendisine düşen tarafın davanın halline etkili bir vakıanın ispatı için diğer tarafa teklif ettiği yemin olup, 6100 sayılı HMK'nın 225. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yemin teklif edecek taraf, ispat yükü kendisine düşen fakat iddiasını veya savunmasını ispat edememiş olan taraftır. Yemin deliline dayanılabilmesi tarafların delil listelerinde açıkça bu delile dayanmaları veya davaya cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmaları mümkündür. Açıkça yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden, mahkeme, yemin teklif etmek hakkı bulunduğunu istek sahibine hatırlatmakla yükümlü olup, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez (YİBK: 2015/2-2017/1 sy. ). Davacı tarafın, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı görülmekle, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
HMK nun 355. Maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin KABULÜ ile, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2022 tarih ..-... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında yatırılan harçlar ilgisine iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...