T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/289
KARAR NO : 2022/651
KARAR TARİHİ : 26/05/2022
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI ...
...
VEKİLİ : Av. ... -...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/10/2019
KARAR TARİHİ : 26/05/2022
BİRLEŞEN 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/857 E. SAYILI DOSYASI
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : 22/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/10/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete bir takım inşaat malzemeleri teslim edilip inşaat işleri yapıldığını, taraflar arasında bir iş yapımı ve mal teslimi gerçekleştiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, Seri:A Sıra No:... olan 01.06.2019 tarihinde düzenlenmiş 137.724,32.-TL bedelli faturanın, Ankara 66. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 19.06.2019 tarihli ihtarnamesi ile davalı şirkete tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından faturaya itiraz edilmediğini, takibe itiraz dilekçesinde mükerrer takip yapıldığı iddia edilse de davacı şirketin 2 farklı faturadan kaynaklı alacağı bulunduğunu, ödemeler yapılmadığı için her iki fatura yönünden ayrı ayrı takip yapıldığını, davalının takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlunun itirazı yerinde olmadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde, davalı şirket kayıtlarında takibe konu faturaların yer almadığını, davaya dayanak alınan faturanın Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi gereğince kesinleşmiş ve tarafları bağlayıcı olduğunun kabul edilebilmesi için, fatura konusu işle ilgili yanlar arasında sözleşme yapıldığının yasal delillerle kanıtlanması ve bedeli uyuşmazlık konusu işin de kabul edilebilir yeterlikte iş sahibine teslim edildiğinin yüklenici tarafından kanıtlanmış olmasının zorunlu olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden başlatılan takibin asfalt plentinin sökümü neticesinde kesilen faturaya dayandığı, alınan bilirkişi raporu ve tespit dosyası ile dava dosyasına yansıyan diğer deliller değerlendirildiğinde asfalt plentinin sökümünün yapıldığı ve faturadaki diğer iş ve işlemlerin yerine getirildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla ilk faturaya dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın yerinde olmadığı, birleşen davaya konu icra takibinin dayanağı olan faturanın ise montaj ve bir kısım revizyon işlerine ait olduğu, Orhaneli Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespit dosyasında alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalının eksik kalan işleri başka bir firmaya yaptırdığı, bu nedenle davacı tarafından asfalt plentinin montajı ve revizyonu için kesilen ikinci fatura bedelinden üçüncü kişilerce kesilen fatura bedelinin mahsubu gerektiği, %7.5 indirim yapılması gerektiği yönünde anlaşma mevcut olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Bursa 16. İcra Dairesi’nin ... esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin 157.181,96.-TL üzerinden devamına, inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile; Bursa 15. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 14.035,66.-TL yönünden devamına, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı şirketin faturada belirtilen işleri projelere uygun ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini ancak iş yapımı sırasında işveren şirket tarafından talimatların iş güvenliği mevzuatına aykırı olarak verilmesi ve taşıma sırasında vinç operatörünün hatalı taşıma işlemi nedeni ile ölümlü iş kazasının meydana geldiğini, davalı tarafça iş kazası sonrasında bütün hukuki sorumlulukları davacıya yüklemek kastıyla yeni sözleşme imzalanmasının talep edildiğini ve davacı şirketin bu sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi üzerine davalı işveren yetkilisi Mahmut Öztimur tarafından, davacı şirket çalışanlarının iş sahasını terk etmeleri yönünde talimat verildiğini, bunun üzerine davacı şirketin yetkilileri tarafından bu olayın 31.05.2019 tarihli tutanak ile kayıt altına alındığını, davacı şirket çalışanlarının 01.06.2019 tarihinde şantiye alanından çıkartıldığını ve daha sonraki tarihlerde şantiye alanına alınmadığını, davacı şirketin üzerine düşen edimi usulüne uygun olarak ifa etmek ve kalan işleri tamamlamak için çalışanlarını şantiyeye göndermesine karşın davalı şirket tarafından iş sahasına haklı bir sebep olmaksızın kabul edilmemesine rağmen takibin 88.884,95.-TL yönünden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Orhaneli Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı rapora davalı tarafın itiraz etmediğinden alacağın likit hale geldiğini ve davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu mahkemenin bu hususu göz ardı ettiğini, inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13.maddesinin 3.fıkrası uyarınca davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ile davacı şirketin yükümlülüğü dışında olan işlerin hesap edilerek davacı alacağından mahsup edildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 3. kişilere yaptırılmak zorunda kalınan işler haricindeki tüm işlerin davacı tarafından eksiksiz ve kusursuz yapıldığı kanaati ile karar verilse de; mikser kapağı ısıtma devresi, mikser içine nuzzle, tozsuzlaştırma borusu klapsi, elekteli işlerin halen tamamlanmadığını, filtre torbası montajı, hava tankı işlerinin ise davalı firma çalışanları tarafından tamamlandığını, bu işlerin davacı tarafça yapıldığına dair dosyada hiçbir delil olmadığını, buna yönelik itirazların değerlendirilmediğini, davacı tarafça yapılması gerekli işin, asfalt plentinin çalışır vaziyette davalı tarafa teslimi olduğunu, bilirkişi raporundan ve sair delillerden davacının, sistemi devreye alamayarak talep ettiği bedele ilişkin işi ifa etmediğinin anlaşıldığını, yazılı bir sözleşme bulunmamasına rağmen, bir eser sözleşmesinin mevcut olduğu kabul edilmişken, yazılı bir anlaşma olmadığından bahisle %7,5 oranında indirim yapılmasına lüzum görülmemesinin aynı karar içerisinde çelişki oluşturduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesi nedeniyle iş bedeli alacağı olduğu iddiasına dayalı başlatılan icra takiplerine itirazın iptali istemidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (Y. 6. H.D'.nin 15/03/2023 tarih, 2023/516-1062 sy.k).
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iş, ayıplı iş ise sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
İmalatın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine aittir (Y. 15 H.D.'nin 24/01/2011 tarih, 2010/588-2011/246 sy. k).
Ayrıca; kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle de, işin miktar ve değeri davacı yüklenici tarafından, davalı iş sahibi de ayıplı imâlatı ispat etmelidir.
Somut olaya dönecek olursak, taraflar arasında asfalt plentinin bir yerden sökülerek başka bir yere montajı ve revizyonu konusunda bir eser sözleşmesi mevcuttur. Davacı, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, iş bedeline yönelik faturalar düzenlendiğini ve faturaların ödenmediğini; davalı ise davacının üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, ilgili faturaların kabul edilmediğini savunmuştur. Dosya kapsamında; delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ve davalı tarafından sunulan uzman görüşüne ilişkin raporlar mevcuttur. Ancak; bilirkişi raporlarında, dava konusu işin hangilerinin davacı tarafından yapıldığı ve faturadaki iş kalemlerinin davacının yaptığı işleri içerip içermediği açıklanmamıştır. Delil tespiti dosyasında, asfalt plentinin kurulum, montaj işlerinin %95 tamamlandığı belirtilmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise, yapılan işlerin bedeli denilerek hesaplama yapılmış ve üçüncü kişilerin davalıya düzenlediği fatura bedelleri mahsup edilmiş, davalının delil olarak dayandığı 17/06/2019 tarihli makine mühendisi ... tarafından hazırlanan raporda da, kızgın yağ ve bitüm tesisatlarının %80 tamamlandığı belirtilmiştir. Bu haliyle, eser sözleşmesi işinin miktar ve değerinin belirlendiği ve buna göre hüküm kurulduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Asfalt plenti, sıcak karışım asfalt üretmek için bir tesistir. Kaç çeşit asfalt plenti olduğu, dava konusu asfalt plentinin çeşidi, asfalt plenti tesisinin hangi kısımlardan oluştuğu, dava konusu işte; tesisin sökülmesi, montajı ve revizyonuna ilişkin uygulamanın özellikleri, aşamaları, davacının bu işlerin hangi kısımlarını tamamladığı hususları, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli şekilde açıklanmamıştır. Davalı tarafından dosyaya sunulan fiyat teklifi bilirkişiler tarafından değerlendirilmemiş, fiyat teklifindeki iş kalemleri ile faturalardaki iş kalemleri gruplandırılarak karşılaştırılmamış, hangi iş kalemlerinin davacı tarafından yerine getirildiği açıklanmamış, fiyat teklifinde belirtilen indirim oranlarının faturada uygulanıp uygulanmadığı bilirkişilerce kalem kalem incelenerek ortaya konulmamış, davalı tarafından üçüncü kişilerle yapılan sözleşmenin içeriği ve fatura içeriği ile eksik iş iddiasının uyuşup uyuşmadığı bilirkişiler tarafından değerlendirilmemiş olup, bu haliyle rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususları, işin kapsamı, yüklenici tarafından yapılan işlerin miktarı ve özellikle faturada yer alan iş kalemlerinin hangilerinin yapıldığını sarih şekilde açıklayan, fiyat teklifinde bulunan değerlerle düzenlenen faturalara karşılaştırılarak bir indirim yapılıp yapılmadığının da saptanarak ve tarafların iddia ve savunmalarını kapsayan gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alındıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, taraf vekillerinin istinaf nedenleri yerindedir.
HMK nun 355. Maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2022 tarih ...-... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında taraflarca yatırılan karar ve ilam harçlarının istem halinde ilgisine iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...