T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİTÜRKMİLLETİADINA
7. HUKUK DAİRESİKARAR
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
ESAS NO :
KARAR NO
DAVACI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında elektrik tüketimine ilişkin sözleşme olduğunu, sözleşmenin 10. maddesi uyarınca haklı sebep bildirmeksizin fesih halinde fesih tazminatı ödeneceğini, davalının sözleşmeyi haklı sebep bildirmeden feshettiğini ve 66.042,26.-TL fesih tazminatı ödemesi gerektiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu, arabuluculuk sürecinden de sonuç alınamadığını belirterek itirazın iptali ile %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasındaki anlaşmanın, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nin 14’üncü maddesinin 1 ve 2’nci fıkraları uyarınca, anlaşmada öngörülen 4 aylık sürenin sonunda 31.12.2019 tarihinde “kendiliğinden” sona erdiğini, “serbest tüketici” niteliğindeki davalı şirketin başka bir elektrik şirketi ile sözleşme imzalamasının, hukuka ve ilgili mevzuata uygun olduğunu, Yönetmeliğin 14/2. maddesine göre, belirli süreli ikili anlaşmada ikili anlaşmanın belirlenen süre kadar kendiliğinden yenileneceğine veya uzayacağına ilişkin hükümler konulamayacağını, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde sözleşme süresinin yenilenmesine ilişkin madde yer aldığını, bu maddenin Yönetmeliğin 14. maddesine aykırı olduğunu ve Yönetmeliğin 11/2. maddesine göre ikili anlaşmada yer alan ilgili mevzuata aykırı hükümlerin geçersiz olduğunu, 31/12/2019 tarihinde sona ermiş ve yenilenmemiş sözleşmeye dayanarak fesih tazminatı istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu anlaşmada Yönetmeliğin 14/3. maddesinde belirtilen koşullar da bulunmadığından, sözleşmenin yenilendiği iddiasının dayanağı olmadığını, taraflar arasındaki 31.07.2019 tarihli ikili anlaşmanın 31.12.2019 tarihinde sona erdiği ve sonrasında da yenilenmediğinin, davacının davalı şirkete düzenlediği faturalarla da sabit olduğunu, Yönetmeliğin 34. maddesinde belirtildiği şekilde faturalarda sözleşme bitiş tarihinin 31/12/2019 olarak yazdığını, 31/01/2020 tarihli faturada ise Yönetmelikte belirtilen taahhüt süresi, taahhüdün kaçıncı ayında olduğunun belirtilmediği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmenin yenilendiğinin kabulü halide dahi Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca davalının gerekçe göstermeksizin sözleşmeyi feshedebileceğini, davalının gönderdiği ihtarname ile sözleşmenin sona erdiğini bildirdiğini, davacının takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, faturanın, 31.07.2019 tarihinde imzalanan ‘’Elektirik Enerjisi Satış Sözleşmesi’’nin 9. maddesi ve 10. maddesine istinaden düzenlediği, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümleri çerçevesinde sözleşme yenileme süreleri ve sonuçları dikkate alındığında davacının 47.895,55.-TL asıl alacak, 7.595,85.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 55.491,40.-TL alacaklı göründüğü, faturaların kesimi ve bedellerinde herhangi bir hatanın olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; MTS 2020/1110201 sayılı dosyası ile yapılan itirazın iptali ile 47.895,55.-TL asıl alacak ve 6.437,16.-TL işlemiş faiz, 1.158,69.-TL KDV olmak üzere toplam 55.491,40.-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak olan 47.895,55.-TL'nin %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde fesih tazminatı tutarının faizine KDV eklenmesine karar verildiğini, ayrıca fesih tazminatı faizinin ilgili mevzuat uyarınca da KDV konusu olmadığını, KDVK uyarınca yalnızca teslim, teslim sayılan haller, hizmet ve hizmet sayılan hallerin KDV'nin konusunu oluşturduğunu, Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Gelir Kanunları KDV-ÖTV Grup Müdürlüğü'nün 04.07.2019 tarihli özelgesi ile sözleşmenin feshinden doğan tazminatın KDV'ye tabi olmayacağını belirttiğini, ayrı bir uzmanlık isteyen elektrik piyasasına ilişkin özel itirazlar ile sair uzmanlık isteyen itirazların değerlendirilmesi için konusunda uzman bilirkişilerden itirazları karşılar rapor aldırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 31/12/2019 tarihinde sona erdiğini, anlaşmanın 1 yıl süre ile kendiliğinden uzadığını belirten sözleşmenin 9. maddesinin Yönetmeliğin 14. maddesine aykırı olduğunu ve hukuken geçersiz olduğunu, davacı tarafından gönderilen faturada, Yönetmeliğin 34. maddesi uyarınca taahhüt süresi ve taahhüdün kaçıncı ayında olduğunun belirtildiğini buna göre sözleşmenin 31/12/2019 tarihinde sona ereceğinin de faturada belirtildiğini, davacı tarafından gönderilen son fatura olan 31/12/2020 tarihli faturada ise taahhüt süresi ve taahhüdün kaçıncı ayında olduğunun belirtilmediğini, sona eren taahhüde dayanarak cezai şart istenemeyeceğini, sözleşmenin yenileneceği kabul edilse dahi Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca gerekçe göstermeksizin fesih hakkı bulunduğunu, tüm bu itirazlara rağmen elektrik piyasası mevzuatına hakim ve elektrik piyasasında uzman bilirkişi heyeti tarafından ilgili belge, kayıt, fatura, sözleşme ve belgeler incelenmek suretiyle itirazları karşılar nitelikte bilirkişi raporu alınmadığını, sözleşme dönemi boyunca 1.183,00.-TL indirim uygulandığını fakat dava konusu fesih tazminatı ile bunun 50 katı tutarında fesih tazminatı talep edildiğini, davacının bu denli fahiş tutarda fesih tazminatı tahsil etmeye çalışmasının ahlaka ve adaba aykırı olduğunu, alacaklının uğradığı zarar ile kararlaştırılan ceza arasında hakkaniyet ölçüleri ile bağdaşmayan açık bir nispetsizlik varsa cezanın indirileceğinin HGK kararında da belirtildiğini, bu itirazların bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, davalı şirketten tahsil edilmeye çalışılan toplam tutarın içerisinde, ayrıca 6183 sayılı Kanun uyarınca fesih tazminatına işletilmiş gecikme zammının da bulunduğunu, ancak davacı şirketin özel bir ticaret şirketi olduğunu, davacı şirketin talep ettiği tutara devlet kurumlarının bazı alacaklarına uygulanan 6183 s. Kanun uyarınca gecikme zammı işletilmesinin ve bu tutarın da icra takibi ile davalı şirketten tahsil edilmeye çalışılmasının 6183 s. Kanuna açıkça aykırı olduğunu, fesih tazminatı faturası ile davalı şirketten KDV başlığı altında ilave bir tutar tahsil edilmeye çalışılmasının KDV mevzuatına aykırı olduğunu ve bu hususun bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bildirilmesine rağmen itirazların karşılanmadığını, fesih tazminatı faturasının 31/01/2020 tarihinde düzenlendiğini ve sözleşmenin yenilendiği kabul edilirse son faturanın 01/01/2020 tarihli fatura olacağını ve fesih tazminatının da buna göre hesaplanması gerektiğini, ancak hatalı hesaplandığını bu itirazın da bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, kararın gerekçeli olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili davalının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, istinaf sebeplerinin yersiz ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, elektrik tüketim sözleşmesinin haklı sebep bildirilmeden feshedildiği ve sözleşme uyarınca fesih tazminatı ödenmesi gerektiği iddiasıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemidir.
Davalı taraf, taraflar arasındaki sözleşmenin, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’ne aykırı hükümler içerdiği savunması yapmıştır.
Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ‘Kapsam’ başlıklı 2. Maddesine göre; Yönetmelik, tedarikçiler ile tüketimi düşük serbest tüketiciler arasında yapılacak ikili anlaşmada yer alacak asgari usul ve esaslara ilişkin hükümleri kapsamaktadır. Aynı Yönetmeliğin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4. Maddesinde de, yıllık elektrik enerjisi tüketimi 100.000 kWh’tan düşük olan serbest tüketici, tüketimi düşük serbest tüketici olarak tanımlanmıştır. Yine Yönetmeliğin, ikili anlaşmaları düzenleyen üçüncü bölüm başlığı altındaki 9. maddesinde, bu bölümde yer alan ikili anlaşmaya ilişkin usul ve esaslar, tüketimi düşük serbest tüketicilerle tedarikçiler arasında yapılan ikili anlaşmaları kapsar, denilmektedir.
O hâlde; davalının tüketimi düşük serbest tüketici olup olmadığı tespit edilerek, ilgili yönetmeliğin somut olaya uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, mahkemece bu husus araştırılmadan, elektrik piyasasında uzman bilirkişiden rapor alınmadan karar verilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Ayrıca, abonelik sözleşmesinde ödemelerde gecikme olması hâlinde, 6183 sayılı kanunda belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için, gecikme zammına ilişkin şartın açık, anlaşılabilir ve oranları da belirtilmek suretiyle yazılması gerekir. Soyut olarak, salt kanun ve yönetmelik hükümlerine atıf yapılmış olması hâlinde gecikme zammı istenemez, abonenin sıfatına göre yasal faiz istenebilir. Abonelik sözleşmesinde alacağın geç ödenmesi hâlinde 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı uygulanacağına dair bir hüküm yoksa alacağa gecikme zammı değil yasal faiz ilave olunur. Abonelik (elektrik, su, atık su ve doğalgaz) sözleşmesinde; 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı oranının uygulanacağına yönelik bir hüküm yoksa, borç ödenmediği takdirde, normal tüketim bedeline 6183 sayılı Kanunda belirtilen gecikme zammı uygulanmaz, abonenin sıfatına (mesken ise yasal faiz, ticarî ise TTK’nuna tabi aboneler için ticarî faiz, diğer aboneler için yasal faiz) faiz uygulanır. (Yargıtay 3 H.D.’nin 25/01/2016 T., 2015/2408-2016/622 sy. K.) Dolayısıyla; davalı vekilinin gecikme zammına yönelik istinaf sebepleri yerinde olup, öncelikle davalının, tüketimi düşük serbest tüketici olup olmadığı tespit edilerek, sözleşmenin yürürlükte olup olmadığı belirlenmeli ve taraflar arasındaki sözleşme ve az yukarıdaki Yargıtay kararına göre de gecikme zammının uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmelidir.
Bunun yanında; tacir, ticari işlerinde cezai şartın indirilmesini isteyemeyecektir. Ancak, ahlâk ve adaba ve emredici hükümlerin koyduğu kurallara aykırı olan cezai şart geçerli olmayacağından, tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın genel ahlâk ve adaba aykırı sayılarak geçersiz olması için, tacir olan borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak ve önceki gibi ticari faaliyetini devam ettirmesine imkân tanımayacak derecede ağır ve yüksek olması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarının davalının ekonomik olarak mahvına neden olup olmayacağının da araştırılması gerekir. Ancak bu husus da yerine getirilmediğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerindedir.
Ez cümle; elektrik piyasası alanında uzman bilirkişi ve mevcut SMMM bilirkişisinden ortak rapor alınarak, davalının tüketimi düşük serbest tüketici olup olmadığı(Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı), davalının KDV’ye yönelik itirazlarının, dilekçe ekindeki özelge de dikkate alınarak karşılanması, 6183 sayılı Kanun uyarınca fesih tazminatına işletilmiş gecikme zammı yönünden de taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de dikkate alınarak hesaplama yapılması, davalı tüketimi düşük serbest tüketici değil ise cezai şartın davalının ekonomik mahvına neden olup olmayacağının ortaya konulması ve oluşacak sonuca karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına karar vermek gerektiği anlaşılmıştır.
HMK nun 355. Maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında yatırılan harçlar ilgisine iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a-6 hükmü uyarınca kesin olmak üzere 09/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
Full & Egal Universal Law Academy