T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Alacak
B.A.M. KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/06/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında 2018 yılında, Enerji Santralinin Beam dedektör (ışın bariyeri) güvenlik sisteminin kurulumu ve devreye alınmasıyla ilgili olarak şifahi istisna sözleşmesi akdedildiğini, davacının akit yapılan yıl içinde kararlaştırılan işini tamamlayıp, davalı tarafa teslim ettiğini, davacının sorumluluğunda olmasa da davacının, ilave imalat ve işçilik yaparak işi natamam bitirip teslim ettiğini, sistem davalı tarafından 2018 yılından bu yana aktif ve sağlıklı bir şekilde kullanılmasına rağmen davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığından alacağın miktarının imalatın yapıldığı 2018 yılı Bayındırlık Birim Fiyatlarına göre belirlenebileceğini belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 102.485,00.-TL alacağın, işin teslim ve alacağın muaccel olduğu 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, alacağın dayandırıldığı tutanak ve faturalarda farklı şirket unvanları ile şahıs isimlerinin yer aldığını, 13.10.2018 tarihli tutanakta da...A.Ş. şeklinde bir ifade olduğunu ve kim olduğu anlaşılamayan ... tarafından imzalandığını, imza atanların kimler olduğu veya şirketi temsil yetkileri olup olmadığının anlaşılamadığını, usul hataları ile dolu olduğunu, davacı tarafın şahsı adına dava açtığını görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduğunu, taraflar arasında akdedilen ne yazılı ne de sözlü bir anlaşma olmadığını, yapıldığı iddia edilen işin, davalının, dava dışı 10 şirket ile birlikte yürüttüğü ve yine dava dışı ... A.Ş. ile akdettiği sözleşme kapsamında Solargüç tarafından yapıldığını, davalı şirketin de aralarında bulunduğu 10 şirket ile 09.08.2017 tarihli Bursa Soğuksu Ve Nevşehir Avanos Ges Projesi Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmenin ''Anahtar Teslim Sözleşme'' olup ayrıca Ges Projesi haricinde bu projenin devreye alınması ve buna bağlı olan bazı altyapı imalatlarını da kapsadığını, davalının, akdetmiş olduğu sözleşmeye aykırı düşecek ve sözleşmeyi bölme anlamına gelebilecek Beam Dedektör işinin yapımını başka bir kişiye veya şirkete vermesinin söz konusu olmadığını, anılan işin yapımını üstlenenin ...A.Ş olduğunu, davacı tarafın eğer bir alacağı varsa, bunu dava dışı ...A.Ş.'ye yöneltmesi gerektiğini, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapıldığını, davacı tarafından yazılı herhangi bir ihbar veya ihtarda bulunulmadığını, davacı tarafından sunulan faturaları da kabul etmediklerini, faturaların davalıya gönderilmediğini, ticari defterle kaydedilmediğini, 13/10/2018 tarihli iş bitirme tutanağına rağmen bu tarihten sonraki tarihli faturalar olduğunu, davacı tarafından sunulan faturaların içeriğindeki malzemelerin dava konusu işte kullanılıp kullanılmadığının da belli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının taraflar arasında sözlü sözleşmenin bulunduğunu iddia ettiği, davalının taraflar arasında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını bildirdiği, davacının ve davalının ticari defterlerinde iki taraf arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunduğuna ilişkin kayıt bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde sadece davacının dava dilekçesinde üçüncü kişilerden işin yapılması için alınan malların faturalarının bulunduğu, davacının iddia ettiği sözleşmenin HMK 200'üncü maddesindeki sınırın üstünde olduğu, davacının davasını kesin delillerle ispat etmesinin gerektiği, davacının dava konusu işe ilişkin sözleşmenin varlığını kesin deliller ve ticari defterlerle ispat edemediği, davacının yemin deliline dayandığı, davalı şirket yetkilisince yemin eda edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraflar arasında şifahi sözleşme olduğunu, tanıkların dinlenmediğini, keşif yapılmadığını, davalı şirket teknik elemanı Murat Koçak tarafından düzenlenen ve işin yapılması sırasında tutulan tarihsiz tutanak, davalı şirket adına Murat Koçak ve davacı şirket adına ... arasında düzenlenen 13.10.2018 tarihli işin tamamlandığı ve testlerinin yapıldığına dair tutanakların yazılı delil başlangıcı olduğunu, davalı taraf 23.08.2021 tarihli cevap dilekçelerinde tutanaklardaki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını beyan etmişse de, bu konuda araştırma yapılmadığını, Murat Koçak adlı davalı tarafın teknik elemanının davalı çalışanı ve yetkilisi olup olmadığı, bu tür tutanakları düzenleme yetkisinin bulunup bulunmadığı, davalı şirketteki işinin ne olduğunun araştırılmadığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, taraflar arasında herhangi bir sözleşme düzenlenmediğini ve ticari ilişki kurulmadığını, bilirkişi raporunda da cari alacak- borç ilişkisinin varlığının oluşmadığının tespit edildiğini, sözlü eser sözleşmelerinde tanık dinletmenin karşı tarafın rızasına bağlı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini beyanla istinaf başvurusunun reddini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesi iş bedeli alacağı olduğu iddiasına dayalı alacak istemidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesidir.
Somut olayda davalı akdi ilişkiyi inkar etmiştir. 6098 sayılı TBK'da eser sözleşmesi yönünden yazılı şekil veya diğer bir şekil koşulu öngörülmediğinden sözlü olarak dahi eser sözleşmesi yapılması mümkündür. Sözleşmenin kurulması bir şekle bağlı olmasa da, sözleşmenin varlığının inkarı halinde sözleşme kurulduğunun yüklenici tarafından ispatı gerektiğinden bu hususun usul hukukundaki delillerle ispatlanması gerekir. Taraflar arasında davacı tarafından kurulduğu iddia edilen sözleşme miktarına göre bu iddia kesin delillerle ispatlanmalıdır. Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisi kurulması hukuki işlem niteliğinde olduğundan kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlanması gerekir. Tanıkla sözleşme ilişkisinin ispatlanabilmesi için, miktar itibarıyla sözleşme değerinin kanunda düzenlenen miktarı aşmaması, karşı tarafın açık muvafakatı veya tanık dinlenmesini mümkün kılan delil başlangıcı niteliğinde belge bulunması gerekir. Eser sözleşmesine konu olduğu iddia edilen işlerin yapılmış halde yerinde mevcut olduğunun yapılan delil tespiti veya keşif ile saptanmış olması da eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu ispatlamaz. Bu işler yerinde mevcut olsa bile ispat yükü yine de yüklenicide olup, iş sahibi bu işleri başkasına yaptırdığını ve başka bir eser sözleşmesinin konusu olduğunu ispatlamakla yükümlü değildir. Yapılan tespit veya keşfe rağmen yüklenici yazılı veya kesin delillerle sözleşme ilişkisini ispatlamalıdır (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması ...).
6100 sayılı HMK’nun 202. maddesinin ikinci fıkrasında delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge olarak tanımlanmıştır. Sunulan belgenin HMK’nun 202.madesi kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde aynı kanun maddesinin birinci fıkrası gereğince tanık dinlemesi mümkündür. Somut olayda, davacı tarafın sunmuş olduğu "tutanaktır" başlıklı belgede davalının imza ve kaşesi bulunmadığı gibi davalı tarafından davacıya verilmediğinden bu belge yazılı delil başlangıcı niteliğinde kabul edilemeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında; davacı tarafından akdi ilişki kesin delillerle ispat edilemediğinden, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bursa ... Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ...sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili tarafından istinaf aşamasında harçlar peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğinin Dairemizce yapılmasına,
5-Harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile 11/06/2024 tarihinde karar verildi.
.....
Başkan
...
.....
Üye
...
.....
Üye
...
.....
Katip
...