T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
DAVACI/KARŞI DAVALI :
DAVALI/KARŞI DAVACI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/06/2024
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında yazılı şekilde cari hesap usulünün benimsendiğini, davalının iki adet yansıtma faturasını ihtarname ile gönderdiğini, bu faturaların ihtarname ile iade edildiğini, aynı faturaların tekrar ihtarname ile gönderildiğini ve yine ihtarname ile iade edildiğini, üretilip teslim edilen ürünlerin kabul edilip kullanıldığını, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, takibe itirazın haksız olduğunu, takip sonrası kısmi ödeme yapıldığını ve bu nedenle ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, davalı şirketin davacı şirkete borcu olmadığını, davacının, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca borcunu gereği gibi ifa etmediği, davacının imal ettiği ürünlerin uluslararası faaliyet gösteren şirkete satıldığını, söz konusu şirketin ayıp ihbarında bulunması üzerine, ayıp ihbarı nedeniyle oluşan zararın davacıya fatura edildiğini, hava sızdırmaz nitelikte olması gereken ürünlerin hava sızdırdığına ilişkin ayıp ihbarında bulunulduğunu, söz konusu ayıbın sebebinin, davacının ürün üzerinde, davalının talimatı olmaksızın pah kırma işlemi yapması olduğunu, söz konusu hususun davacı tarafından hazırlanan proses adımları belgesi ile sabit olduğunu, ayıp nedeniyle davalı şirketin zararı olduğunu, davalının bu zararı ödemek zorunda kaldığını, davacı şirketin eser sözleşmesine aykırı davrandığını, ayıplı ifa nedeniyle davalı şirketin iş ilişkisinde bulunduğu firma nezdinde ticari itibarının zedelendiğini belirterek davanın reddine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 305.828,08.-TL’nin zarar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline, bu bedelin kaynaktan kesinti yoluyla tahsil edilmesinin hukuka uygunluğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu manşonlarda davalı tarafından verilen teknik resme aykırı olarak Havşa olarak tabir edilen oyuntuların bulunması nedeniyle ayıplı olduğu, bu ayıbın çıplak gözle dahi görülüp anlaşılabileceğinden ayıbın açık ayıp olduğu, 6098 sayılı TBK’nın 223/2. maddesine göre alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ettiğinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, davalı tanığının; muhtemelen dava konusu son parti malları da incelediklerini ancak yapılan havşa işleminin hava kaçırmaya sebep olup olmayacağını ve müşterinin ne tepki vereceğini bilemedikleri için ürünleri teslim alırken itirazda bulunmadıklarını beyan ettiği, davalı tanıklarının, davalı şirkette kalite kontrol biriminin bulunduğunu beyan ettiği, davalı şirketin dava konusu son parti malı 26/09/2018 tarihinde teslim aldıkları, kalite kontrol birimi tarafından teslim alınan ürünlerden örnekleme yoluyla numune alınarak incelendiği ve bu numunelerde ayıbın açıkça görüldüğü halde itiraz edilmediği ancak 3.kişilerin kendilerine düzenledikleri iade faturaları üzerine davacı tarafa 24/12/2008 ve 28/12/2008 tarihli iade faturaları düzenleyerek ve 09/01/2019 tarihli noter ihtarnamesi ile ayıp ihtarında bulunulduğu anlaşıldığı, TBK’nın 223/2. maddesinde belirtilen uygun süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığından davalının ayıp ihbarında bulunduğu savunmasına itibar edilmediği, dava tarihinden önce davalı temerrüde düşürülmediği için davacının işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile; davalının, Bursa ... Müdürlüğü’nün ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 336.291,07.-TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faiziyle birlikte devamına, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan alacağın %20'si olan 67.258,21.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı/karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, eser sözleşmesi kapsamında imal edilen ürünlerde davalının bilgisi ve talimatı dışında yapılan tek taraflı ve hatalı pah kırma işlemi ile ürünlerde ayıp oluştuğunu, hava sızdırmaz nitelikte olması gereken ürünlerin, pah kırma işlemi neticesinde hava sızdırdığından ayıbın meydana geldiğini, davalının bu ürünleri kendi müşterisine sattığını ve müşterinin bu ürünleri kendi araçlarında kullanması ile ayıbın anlaşıldığını, ayıptan kaynaklanan zararların, davalı tarafından müşterisine ödendiğini, zarar ödendikten sonra da yansıtma faturası ve ayıp ihbarı ile davacıya ihtarname ile gönderildiğini, karşı davanın da ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle açıldığını, ayıba sebebiyet veren davacıya kusur izafe edilmediğini, eser sözleşmesi kapsamındaki gizli ayıba ilişkin usul ve yasaya uygun ayıp ihbarından bulunan davalı/karşı davacı şirketin tüm zararlardan sorumlu tutulduğunu, ayıbın davacı/karşı davalıdan kaynaklandığının sabit olduğunu, somut olayda gizli ayıp olduğunu, ayıbın ürünlerin kullanılması ile ortaya çıktığını, söz konusu ayıbın uluslararası sahada etkin şirketler tarafından ilk bakışta değil ürünün kullanılmasıyla anlaşıldığını ve gizli ayıp olduğunu, eldeki uyuşmazlığın otomotiv sektöründe parça imalatına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklandığını, buna göre teknik resim esas alınarak üretim yapılması gerektiğini, müşteri onayı olmadan teknik resmin dışına çıkılamayacağını, davacı/karşı davalının, teknik resme aykırı şekilde pah kırma işlemini yaptığını, sahip olduğu kalite belgeleri nedeniyle kalite standartlı ürün gönderildiğini düşünen davalı/karşı davacının alenen aldatıldığını, ayıba sebep olan davacı/karşı davalının sorumlu tutulmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı/karşı davalı vekili davalı/karşı davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, davalı/karşı davacının ürünleri başkasına satmasının davacı/karşı davalıyı ilgilendirmediğini, davacı/karşı davalının ürünleri davalı/karşı davacıya teslim ettiğini, ürünlerin davalı/karşı davacının kalite kontrol bölümünden geçerek kabul edildiğini, bilirkişinin incelediği parçaların davacı/karşı davalının ürettiği parçalar olmadığını, bu parçaların davacı-karşı davalının ürettiği parçalar olduğunu iddia eden davalı/karşı davacının bunu ispatlaması gerektiğini, dava dışı kişi ile davalı/karşı davacının arasındaki cezai şartın davacı/karşı davalıya yansıtılması gerektiği iddiasının hukuka aykırı olduğunu, 08/02/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, dava dışı şirketin davalı/karşı davacıya kesmiş olduğu ayıplı ifaya dayalı yansıtma faturasına davalı/karşı davacının defterinde rastlanmadığını, manşonlardaki tüm değişikliklerin davalı/karşı davacının talimatı ile yapıldığını, talimatların sözlü olarak verildiğini, bunun üzerine 06/09/2018 tarihli proses değişikliği belgesinin hazırlandığını ve bundan sonra yaklaşık 15.000 adet üretim daha yapıldığını, ortada bir ayıp varsa ayıbın hukuki niteliğinin açık ayıp olduğunu, iş sahibinin ayıba karşı külfetlerini yerine getirmediğini, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulmadığını beyanla istinaf başvurusunun reddini istemiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı iş bedeli alacağı olduğu iddiasına dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemi, karşı dava ise eser sözleşmesinin ayıplı ifa edildiği iddiasına dayalı tazminat istemidir.
İstinaf incelemesinin duruşmalı yapılması istenilmiş ise de dosya kapsamı ve istinaf nedenlerine göre incelemenin dosya üzerinden yapılması mümkün hallerden olduğu anlaşıldığından duruşma açılmadan dosya üzerinden karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı/karşı davalı yüklenici, davalı/karşı davacı ise iş sahibidir. Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (Y. 6. H.D'.nin 15/03/2023 tarih, 2023/516-1062 sy.k).
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iş, ayıplı iş ise sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır.
Eser sözleşmelerinde ayıplı imalat halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.
Eserin ayıplı olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir.
Ayrıca, imalatın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine aittir (Y. 15 H.D.'nin 24/01/2011 tarih, 2010/588-2011/246 sy. k).
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan her iki teknik raporda da, davalı/karşı davacının iddia ettiği ayıbın açık ayıp olduğu, gözle yakalanabilecek durumda olduğu belirtilmiştir. Kaldı ki, davalı/karşı davacı tanığı Cüneyt Bozkurt da, bu hususu yakaladıklarını mahkeme huzurunda alınan beyanında belirtmiştir. Bunun yanında, dava dışı firmanın 25/09/2018 tarihli e-postasıyla aksaklığı bildirdiği de, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Ayrıca; davalı/karşı davacının delil olarak dayandığı proses adımları belgesi ile de söz konusu husustan davalı/karşı davacının üretim aşamasında haberdar olduğu, davalı/karşı davacının bütün bu süreçte ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmıştır. Hâl böyle olunca, gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl eden davalı/karşı davacı, eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağından, mahkemenin değerlendirmesinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla davalı/karşı davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ...sayılı kararı usul esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı/karşı davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı/karşı davacı vekili tarafından her davada da verilen kararlar istinaf edildiğinden karşı dava yönünden istinaf aşamasında harçlar peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Asıl dava yönünden ise, peşin yatırılan 5743,01.-TL'nin alınması gereken 22.972,04.-TL'den mahsubu ile bakiye 17.229,03.-TL bakiye karar ve ilam harcının davalı/karşı davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf talebinde bulunan tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan kısmın talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine,
4-Karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...