Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında yerel mahkemece verilen hükme karşı sanık ... tarafından yasal süresi içinde istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık ...'in istinaf dilekçesinin içeriğine göre dairemizce duruşmalı olarak yapılan yargılama sonunda;
İDDİA: Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2017 tarih ve 2017/1751 esas sayılı iddianamesi ile "Şikayetçi ... kendisine ait ... plakalı ... impreza marka 1995 model aracını tamir edilmesi için şüpheli ...'e verdiğini, daha sonra kendisinin cezaevine girdiğini, ...'in bu aracı iade etmediğini, aracı almak için giden eşi ...'ın aracı ve ...'i bulamadığını iddia etmiştir.
... şüpheli olarak alınan ifadesinde, söz konusu aracı ...'ın kendisine sattığını, kendisi cezaevine girdikten sonra oğlu ...'in bu aracı başka bir kişiye sattığını ve 8.000.- TL'yi ...'in ...'a gönderdiğini söylemiştir.
...tanık olarak alınan ifadesinde, bu otomobili babası ...'in şikayetçi ...'tan satın aldığını daha sonra aracı internet üzerinden İzmir'li bir şahsa 14.000,00 TL karşılığında sattığını bu kişiden 8.000,00 TL aldığını, 6.000,00 TL'yi de aracın devrini verdikten sonra almak üzere anlaştıklarını, ...'un eşi ...'ya 8.000,00 TL'yi verdiğini, ...'un aracın devrini sağlamadığı için aracı alan kişinin kalan parayı ödemediğini söylemiştir.
... ifadesinde, eşi ...'un otomobili tamiri için Çanakkale'de bulunan bir oto tamircisine götürdüğünü, eşi cezaevine girdikten sonra otomobili almak için tamircinin iş yerine gittiğinde dükkanın kapalı olduğunu gördüğünü, tamircinin karısı ...'ü aradığını, ...'ün aracın evin önünde olduğunu söylemesine rağmen aracı burada da bulamadığını söylemiştir.
...'ın tanık olarak gösterdiği ... ifadesinde ...'un kendisine ait ... plakalı aracını şüpheli ...'in tamirhanesine tamir edilmesi için bıraktığını ...'den duyduğunu söylemiştir.
Şikayetçi ...'un iddialarının tanıklar ... ve ... tarafından doğrulanması, ...'in aracı sattığını iddia ettiği kişinin kimlik bilgilerine verememesi birlikte değerlendirildiğinde ...'in kendisine tamir için bırakılan aracı kimliği belirlenemeyen bir kişiye sattığı bu şekilde Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği kanaatine varılmakla" sanığın eylemine uyan TCK'nın 155/2, 53/1, 58 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA: Sanık soruşturma aşamasında yapmış olduğu savunmasında; şikayetçi ...'un arkadaşı olduğunu, o dönemde şikayetçinin arızalı olan otomobilini tamir edip kullanmak amacıyla 15.000 TL karşılığında satın aldığını, şikayetçinin aracı kendisine teslim ettiğini, ancak kendisinin araçla ilgili ödeme yapmadığını, şikayetçinin cezaevine girmesinden sonra bu aracı oğlu olan ...'in, İzmir'de yaşayan bir kişiye 15.000 TL'ye şikayetçinin isteği ile sattığını, satış parasının 8.000 TL'sinin ... tarafından şikayetçiye havale yapılarak gönderildiğini, şikayetçinin aracın devrini yapmaması nedeniyle aracı satın alan kişinin kalan 7.000 TL'yi ödemediğini, aracı şikayetçiden satın aldığında ... isimli kişinin yanlarında bulunduğunu ve bu olaya tanık olduğunu, yine açık adres ve kimlik bilgilerini bilmediği ... isimli kişinin de bu olaya tanık olduğunu, şikayetçinin iddialarının doğru olmadığını şikayetçinin aracı kendisine tamir amacıyla bırakmadığını, atılı suçu kabul etmediğini, beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesinde ise "Yüklenen suçlamayı kabul etmiyorum, hakkımda şikayette bulunan ... benim tanıdığım bir şahıstır ve aynı zamanda suç ortağımdır, iddianamede bahsi geçen ... plaka sayılı aracı ben tamir etmek amacıyla değil satın almak suretiyle aldım, ancak bir kısmını verdim, geriye kalan bedelini tamamlayamadım, bedelini tamamlayamadığım için benim hakkımda şikayette bulunmuştur, fakat daha sonra bu araç kendisinin bulduğu İzmir'deki bir şahsa satıldı ve benden aracı İzmir'e göndermemi istedi, bu talep üzerine aracı benim oğlum İzmir'e gönderdi, suçlamayı kabul etmem, beraatime karar verilsin" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanığın Dairemizce alınan savunmasında ise "Benim hazırlıkta ve kovuşturma aşamasında verdiğim beyanlarım doğrudur. Müşteki benim hem arkadaşımdır hem de suç ortağımdır. Kendisi ile hırsızlık suçlarından yargılandığımız dosyalarımız var. Suç tarihi olan 21/05/2015 tarihi ve öncesinde benim Çanakkale'de oto tamirhanem yoktu. Bu sebepten dolayı müştekinin bana tamir için araç vermesi mümkün değil. Müşteki İstanbul'da oturuyor. Ben Çanakkale'de oturuyorum. İnsan İstanbul'dan Çanakkale'ye tamir için neden arabayı göndersin. Suça konu arabayı ben müştekiden satın aldım ancak aradan zaman geçtiği için kaça satın aldığımı hatırlamıyorum. Kaç lirasını ödediğimi de hatırlamıyorum. Sonra müşteki ceza evine girdi. Peşinden de ben ceza evine girdim. Ben parayı ödeyemediğim için ... Karabacak aracın başkasına satılmasını istedi. Ceza evindeyken oğlum arabayı İzmir'li birine satmış. Arabayı da teslim etmiş ancak arabayı kime sattı, kaça sattı bilmiyorum. Oğlum daha sonra müştekinin eşine belli bir miktar para ödemiş. Bir miktar borcumuz kalmış ama ne kadar ödedik, ne kadarı kaldı hatırlamıyorum. Ben güveni kötüye kullanmış değilim. Arabanın borcunu ödeyemedim. Arabanın devrini de almadım. Suçsuzum. Kendisine alım satım nedeniyle borcumu ödeyemediğim için suçluyum ancak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlemedim. Suçsuzum. Öncelikle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak beraatıma karar verilmesini, daireniz aksi kanaatte ise hakkımda lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederim, müştekinin zararını karşılamak istemiyorum çünkü karşı taraftan parasını aldı. Ben arabayı satın aldığımda 4-5 bin TL civarında bir parayı kendisine elden verdim ancak elimde bir dekontum yok. Parayı verdiğimi ispatlayacak bir durumum yok. Ancak kendisi benimle birlikte çok sayıda dosyada yargılanıyor. Araba çalıntı değildi. Müştekinin kendisi de oto boyacısıdır. Kesinlikle İstanbul'dan Çanakkale'ye araba göndermez. Arabayı ben İstanbul'da satın alıp kullanarak Çanakkale'ye götürdüm. Suçsuzum, " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılanın Dairemizce alınan ifadesinde "Dosyadaki eski beyanlarımı tekrar ederim. Sanıktan şikayetim devam etmektedir. Maddi zararım karşılanmış değildir. Ben kesinlikle sanığa arabamı satmadım. Suç tarihi öncesinde Çanakkale Sanayisinin hemen girişinde sanığın tamirhanesi vardı. Ben sanıkla arkadaşım, birlikte yargılandığımız dosyalar da vardır. Suç tarihinden önce İstanbul'da sanık bana arabayı tamirhanesine getirmemi arabamı orada tamir edeceğini söyledi. Benim arabamdaki arızaları 5.000,00 TL ye tamir edeceğini söylemişti. Ben de kendisine Çanakkale'deki iş yerinde arabamı teslim ettim. Tamiri bitirip araba çalışır hale gelince araba parasını ödeyecektim. Arkasından ben ceza evine girdim. Sanık da arabayı tamir etmedi. Eşim ...'a gidip sanığın tamirhanesinden arabayı almasını söyledim. Eşim Çanakkale'ye gidince sanığın iş yerini kapattığını, arabanın bulunamadığını, sanığa da ulaşılamadığını söyledi. Şikayetçi oldum. Daha sonra sanığın arabamı İzmir'li birine sattığını öğrendim. Kesinlikle sanık ya da oğlu, bana ya da eşime herhangi bir para ödemiş değildir. Benim 20.000,00 TL civarında zararım vardır. Sanıktan şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum. Aleyhe savunmaları kabul etmiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER: İddia, sanık savunmaları, tevilli ikrar, tanık beyanları, nüfus ve sabıka kayıtları ile tüm dosya kapsamı.
İLK DERECE MAHKEMESİ HÜKMÜ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda sanığın atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği sabit görülüp eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 155/2, 52, 50/1 a, 52/4 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU:
Sanık ... 21/05/2018 tarihli istinaf dilekçesinde özetle verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DURUŞMA AÇILMASI KARARI:
Dairemizce yapılan incelemede; sanık hakkında aleyhe temyiz olduğunun kabulü halinde aleyhine TCK 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda değerlendirme yapılması gerektiğinden duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İŞLEMLERİ:
Dairemizce; sanık ...'in Silivri 4 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda hükümlü olduğu anlaşıldığından duruşma günü Segbis sistemi ile Dairemizce savunması alınacağından belirtilen gün ve saatte dairemizle irtibata geçmek üzere ilgili cezaevi müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, tanık ...'in adresinin yargı çevremiz dışında bulunduğu anlaşıldığından görevli ve yetkili Lüleburgaz Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi'ne talimat yazılmasına, yazılacak talimata tanığın ifadelerinde bahsetmiş olduğu katılan ...'a ait ... plakalı aracı sattığını iddia ettiği şahsın açık kimlik ve adresini bildirmesinin, aksi halde aracın satıldığı iddia olunan tanığın dairemizce dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun bildirilmesinin talimat merciinden istendiği, katılan ...'a duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
MÜTALAA: Bursa Bölge Adliye mahkemesi Cumhuriyet Savcısı esas hakkındaki mütalaasında "Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesinin sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden verdiği kararının hukuka uygun olduğu ancak sanığın tekerrüre esas sabıkasını bulunduğu bu nedenle 5237 s. TCK 58 madde hükmünün uygulanması gerektiği, ancak aleyhe istinaf bulunmaması sebebiyle sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini" talep ve mütalaa etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye, sanık ile oğlu olan ...'in aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunmalarına; sanığın, mağdurun eşine 8.000,00 TL parayı havale ya da elden ödediklerine ilişkin belge sunamamasına, sanığın oğlu tarafından aracın satıldığın belirttiği şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini beyan edememesinin hayatın olağan akışına uygun olmamasına göre sanık hakkında ilk derece mahkemesince suçun sübutuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak suç tarihi itibariyle 3 aydan fazla hapis cezası içeren birden fazla ilam ile mükerrir olan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceği ve sanık hakkında daha önce verilen ve Dairemizce UYAP üzerinden yapılan incelemede 04.12.2014 tarihinde kesinleşmiş olan Acıpayam Asliye Ceza Mahkemesinin 15.07.2014 tarih ve 2014/373 sayılı kararı ile almış olduğu 2 yıl 6 ay hapis cezası nedeni ile ilk derece mahkemesince hükmolunması gereken hapis cezasının infazının da 5237 sayılı TCK 58 maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiği halde ilk derece mahkemesinin hükmolunan hapis cezasını adli para cezasına çevirmesinin ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK 58 madde hükmünü uygulamamasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmış ise de katılanın gerekçeli kararın kendisine 08.05.2018 tarihinde tebliğinden sonra 20.11.2018 tarihli sanığın istinaf başvurusuna cevap niteliğinde görülen dilekçesi dışında sanık aleyhine istinaf başvurusu olmaması sebebiyle sanığın hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmamış olmasının sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla belirtilen eksikliğin eleştirilmesi ile yetinilerek sanığın istinaf talebi yerinde görülmediğinden aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamaya, karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye göre sanık hakkında ilk derece mahkemesince suçun sübutuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak suç tarihi itibariyle 3 aydan fazla hapis cezası içeren birden fazla ilam ile mükerrer olan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilemeyeceği ve sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının infazının 5237 s. TCK 58 madde uyarınca mükerrerlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi gerektiği halde ilk derece mahkemesinin hükmolunan hapis cezasını adli para cezasına çevirmesinin ve sanık hakkında 5237 s. TCK 58 madde hükmünü uygulamamasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmış ise de sanık aleyhine istinaf olmaması sebebiyle sanığın hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin ve hakkında tekerrür uygulanmamasının sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu anlaşılmakla sanığın istinaf talebi yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK 280/1-e maddesi delaletiyle 5271 s. CMK.nın 280/2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine,
Dair, Cumhuriyet Savcısının huzurunda, mütalaaya uygun, sanığın ve katılanın yüzüne karşı 5271 s. CMK'nun 286/2-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 07.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)