Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk ile yaşı büyük olduğu için yargılamaları başka dosya üzerinden devam eden sanıkların ….. Fırını isimli iş yerinden bir miktar para ile birlikte mağdur ....'ya ait motosikletin anahtarını çaldıkları, ardından bu anahtarla mağdur ....'nın motosikletini de çalmaları biçiminde gerçekleşen eylemin, TCK'nın 142/2-d ve h maddelerinde düzenlenen "haksız olarak elde edilen anahtarla ve bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık" suçunu oluşturduğu, olayda iki nitelikli halin gerçekleşmesi sebebiyle temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe istinaf olmadığından eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.
Mahkemenin kararında, yukarıda eleştirilen husus dışında, usule ve esasa ilişkin hükmü etkileyecek nitelikte hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan ssç müdafisinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olup sair itirazların reddine;
Ancak;
Aynı olaya ilişkin yaşı büyük sanıklar .... ve …. hakkında Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/572 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan dava dosyasının UYAP üzerinden yapılan incelenmesinde; yaşı büyük sanık ....'ın suça konu motosikleti olaydan dört gün sonra kendi rızasıyla kolluk görevlilerine getirerek teslim ettiği, mağdur ....'ın da aynı dosyanın 12/07/2019 tarihli birinci celsesinde 'motosikletin hasarlı olarak teslimini sağlayan sanıklar hakkında lehlerine olan yasa hükümlerinin uygulanmasına muvafakat ettiğini' söylediği, bu durumda TCK'nın 37. maddesi gereğince suça iştirak ettiği anlaşılan suça sürükleyen çocuk hakkında TCK'nın 168/1. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması koşulları oluştuğu halde uygulanmayarak fazla ceza tayin edilmesi,
Yasaya aykırı, ssç müdafisinin istinaf isteminin bu nedenle yerinde görüldüğü, ancak bu aykırılığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen CMK'nın 280/1-c ve 303. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğu anlaşıldığından;
Suça sürüklenen çocuk …. hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde TCK'nın 168. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilen 4. Bendi hükümden ÇIKARTILARAK, yerine;
"4-Suça sürüklenen çocuğun kovuşturma başlamadan önce pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı kısmen giderdiği, mağdurun da kısmi iadeye muvafakat ettiği anlaşıldığından, TCK’nın 168/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 2/3 oranında indirim yapılarak suça sürüklenen çocuğun 1 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" bendinin EKLENMESİ,
TCK'nın 62/1. maddesinin uygulandığı 5. Bentteki '4 yıl 2 ay' ibaresi hükümden ÇIKARTILARAK, yerine '1 YIL 4 AY 20 GÜN' ibaresinin EKLENMESİ,
Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen netice cezanın 2 yılın altına düşmesi nedeniyle, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin 6. ve 7. Bentler hükümden ÇIKARTILARAK, yerlerine;
"6-Suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği anlaşıldığından, CMK’nın 231/8. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
7-Suça sürüklenen çocuğun suça yatkın kişiliği nazara alındığında, cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılamaması nedeniyle, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına," bentlerinin EKLENMESİ suretiyle, CMK'nın 280/1-c maddesi gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın, hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 5271 sayılı CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca KESİN mahiyette olmak üzere, 24/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)