Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmekle;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1- ) Ceza usul hukukunda, re'sen araştırma ilkesi ve vicdani delil sistemi geçerli olup, amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçek, hukuka uygun elde edilen her türlü delille ispatlanabilir. Anayasamıza göre, kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz ( m.38/6 ). CMK uyarınca, yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olan delillerle ispat edilebilir ( m. 217/2 ). Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, reddolunur ( m.206/2-a ).Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması, hukuka kesin aykırılık sebebidir ( m. 289 ). Açıklanan pozitif hukuk normları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ( 29.11.2005, 2005/144 Esas, 2005/150 Karar, 17.11.2009, 2009/7-160 Esas, 2009/264 Karar ) kararları ile aynı yöndeki Özel Daire Kararları karşısında; “hukuka aykırı biçimde” elde edilen deliller, Türk Ceza Yargılaması Hukuku sisteminde dikkate alınamaz. Bu husus, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan ve Anayasamıza da eklenen ( m. 36 ) adil yargılanma hakkının da gereğidir.
5271 Sayılı CMK'nın 289/1-i maddesine göre, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hali, kanuna kesin aykırılık hali olarak kabul edilmiştir.
Hukuka aykırılık ise, 5271 Sayılı CMK'nın 288. maddesinde tanımlanmıştır. "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması” hukuka aykırılıktır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, delilin elde edilmesi aşamasında, bir hukuk kuralı ihlal edilmiş ise artık bu delil hukuka aykırıdır.
5271 Sayılı CMK'nın 210 maddesine göre; olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
5271 Sayılı CMK'nın 235. Maddesine göre; Mağdur, şikayetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır. Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz. Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hallerinde adresin araştırılması gerekmez. Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hallerde üçüncü fıkra uygulanmaz.
5271 Sayılı CMK'nın mağdur ile şikayetçinin dinlenilmesi başlıklı 236. Maddesine göre ise; mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
5271 Sayılı CMK'nın 289/1-e maddesine göre; Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması kesin hukuka aykırılık hali kabul edilmiş, CMK'nın 280/1-e maddesinde ise, bu hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hukuki düzenlemelere göre, somut olaya baktığımızda, sanık hakkında sırf müştekinin iddialarına dayalı olarak hırsızlık suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açıldığı, müştekinin adresinde kendisine ulaşılamaması nedeniyle beyanının alınmasından vazgeçilerek soruşturma beyanının okunulmasıyla yetinilmek suretiyle yargılamanın sonlandırıldığı, oysa müştekinin beyanının mutlaka alınması gerektiği, dosya kapsamı yeterince değerlendirilmeden, sanığın aşamalardaki çelişkili savunmaları üzerinde durulmadan, sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi olarak kabul edilerek bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu,
SONUÇ: Kabule göre de;
24/10/2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 Sayılı Kanun'un 26.maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nın 253/1-b maddesine eklenen ( 9 ) numaralı alt bendi uyarınca 5237 Sayılı TCK'nın 165 maddesinde tanımı yapılan Suç Eşyasının Satın Alınması Veya Kabul Edilmesi suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiş olmakla beraber Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30/10/2007 tarihli, 2007/4-200 esas ve 2007/219 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunan uzlaştırma kurumunun 5237 Sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca kanunun yürürlüğe girmesinden önce vuku bulmuş suçlara da uygulanmasının gerekeceği,
Bu cümleden olmak üzere, 24/10/2019 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 27. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK'nun 280. maddesine eklenen ( f ) bendinde, "...uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması... halinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derce mahkesine gönderilmesine" karar verileceğinin düzenlendiği, hal böyle olunca Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan, belirtilen gerekçelerle CMK' nın 289/1-e, 280/1-f ve 280/1-e maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın, yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 5271 Sayılı CMK'nın 284 ve 286/1. maddeleri gereğince KESİN olmak üzere, 10.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)