Yerel Mahkemece, Bina İçinde Muhafaza Altına Alınmış Olan Eşya Hakkında Hırsızlık suçundan verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilmekle ;
Vicdanı kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Ssç hakkında, bina içerisinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda ssç'nin eyleminin sabit kabul edilerek TCK'nın 142/2-h maddesi uygulanmak suretiyle mahkumiyet kararı verildiği,
Alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren TCK'nun 142/2-h maddesi kapsamındaki nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan sanığın bizzat duruşmada hazır edilerek iddianame okunduktan sonra savunmasının alınması gerektiği ve talimat yasağı bulunduğu gözetilmeden, HAGB kararının verildiği aşamada, talimat mahkemesince alınan savunması ile yetinilip, HAGB açıklamasının yapıldığı yargılamada sanığın savunmasının alınmayıp, HAGB kararının verildiği aşamada talimatla alınan savunmasının okunmakla yetinilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle CMK'nın 193/1 ve 196/2. maddelerine muhalefet edilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu durumun CMK'nun 289/1-e maddesinde öngörülen ''duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması'' şeklindeki kesin hukuka aykırılık halini oluşturduğu,
Hırsızlık suçunun gece sayılan zaman dilimi içerisinde saat 04:30 da işlenmesine, mahkemece de bu şekilde kabul edilmesine rağmen, iddianamede sevk maddesi olarak gösterilen TCK'nın 143 maddesinin uygulanmayarak eksik cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı oldugu,
Yaş küçüklüğüne ilişkin TCK'nın 31/3 maddesinin, suça teşebbüs maddesine ilişkin TCK'nın 35 maddesinden sonra uygulanması gerekirken önce uygulanmasının hukuka aykırı olduğu,
Ssç hakkında hırsızlık suçundan hükmedilen ceza suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle indirilirken uygulanan kanun maddesi olan TCK'nın 35. Maddesinin hüküm fıkrasında gösterilmemesinin huhuka yakırı olduğu, anlaşıldığından ve ssç'nin istinaf istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, CMK'nın 289/1-e ve 280/1-e maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Aleyhe istinaf olmadığından CMK'nın 283 maddesi gereğince sanığın ceza miktarı itibariyle kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1. maddeleri gereğince KESİN olmak üzere, 14/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)