(5271 S. K. m. 150, 188, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdanı kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Müdafi, şüpheli veya sanığın ceza muhakemesinde savunmasını üstlenen avukat olduğundan, kural olarak müdafilik ilişkisi de en fazla şüpheli veya sanık sıfatlarının devamı süresince devam eden bir hukuki ilişkidir.
Zorunlu müdafiin görevi; müdafiin ölmesi, müdafiin avukat olma yeterliliğini kaybetmesi, başka bir müdafiin seçilmesi, müdafiin görevden yasaklanması, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi, soruşturma aşamasında verilen yetkisizlik veya görevsizlik kararı, iddianamenin kabulü kararı verilmesi, davanın nakline karar verilmesi, yargılamanın yapıldığı il veya ilçe dışında yargılamayı gerektirir görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi veya hükmün kesinleşmesi hallerinde sona erecektir.
Konuya ilişkin Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 24/11/2015 tarihli ve 2015/13354 esas, 2015/21502 sayılı kararı özetle şöyledir:
"Müdafii huzurunda sorgusu yapılan suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin görevinin hüküm kesinleşinceye kadar devam ettiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 'hüküm' niteliğinde olmadığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi ile zorunlu müdafiilik görevinin sona ermeyeceği kabul edilmiştir."
Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 16/05/2016 tarihli ve 2016/5259 esas, 2016/9320 karar sayılı kararında ise: "Suça sürüklenen çocuk hakkında Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 2011/297 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 02/05/2012 tarihinde hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, yargılama esnasında suça sürüklenen çocuğa Avukat (Ö)'nün zorunlu müdafii olarak atandığı, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içinde suç işlediği ihbarı üzerine mahkemece duruşma açılarak suça sürüklenen çocuğa çağrı kağıdı gönderildiği, suça sürüklenen çocuk müdafinin duruşmadan haberdar edilmediği, suça sürüklenen çocuğun duruşmaya gelmemesi üzerine yokluğunda hükmün açıklandığı, daha önce mahkemece atanan müdafiin görevinin suça sürüklenen çocuğun 18 yaşına girmesi ile kendiliğinden sona ermeyeceği, suça sürüklenen çocuğun müdafii istemediğine ilişkin beyanının da bulunmadığı, dosyada gerekçeli kararın Avukat (Ö)'ye tebliğ edildiğine dair evraka rastlanmadığı anlaşıldığından gerekçeli kararın suça sürüklenen çocuk müdafiine tebliğine dair evrak varsa dosyaya eklenmesi, yoksa gerekçeli kararın usulüne uygun olarak müdafiiye tebliğ edilip tebligat parçası ve sunması halinde temyiz dilekçesinin dosyaya eklenmesi; ayrıca denetime olanak verecek şekilde suça sürüklenen çocuk hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen Adana 1. Çocuk Mahkemesinin 2011/197 esas sayılı dosyasının tamamının aslı ya da onaylı örneğinin dosyaya konulduktan sonra incelenmek üzere iadesinin sağlanması için mahalline gönderilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildi." denilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında dosya incelendiğinde; 18 yaşından küçük olan ssç .....'ye tensip kararı ile zorunlu müdafii atandığı, 12/03/2019 tarihli 1. celsede ssç .....'nin savunmasını müdafisi ile birlikte yapacağını söyledikten sonra savunmasını müdafisi huzurunda yaptığı, 23/05/2019 tarihli 2. celsede ara karar kurularak ssç .....'nin 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca zorunlu müdafi bulundurulmasına yer olmadığına karar verilerek, ssç ..... müdafisinin huzurdan çıkartıldığı ve yargılamaya ssç ..... müdafisinin yokluğunda devam edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Ssç .....'nin müdafi istemediğine dair beyanının bulunmaması, suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK'nin 150/2. maddesi uyarınca atanan zorunlu müdafiinin görevinin hükmün kesinleşmesine kadar devam etmesi ve ssç'nin 18 yaşını doldurması nedeniyle müdafinin görevinin kendiliğinden sona ermeyecek olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, ssç ..... müdafisinin görevi devam etmesine rağmen, görevi sona erdiği gerekçesiyle yargılamaya devam edilerek, CMK'nın 188/1. maddesindeki 'Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır' hükmüne muhalefet edilmesi,
2-Ssç ..... ve .....'nin soruşturma aşamasındaki savcılık ifadelerinde 18/04/2017 günü saat 22:00 ile 23:00 saatleri arasında parkta oturdukları sırada yanlarına suça konu motosikletin geldiğini ve daha sonra motosikletle gezmeye gittiklerini söyledikleri, tanık .....'ın görevsizlik kararı verilen Çanakkale 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde verdiği beyanında 'olay günü saat 21:00 sıralarında parkta oturuyorduk, ..... lavaboya gideceğim diyerek gitti, 15-20 dakika sonra gri motosikletle geldi' dediği, bu beyanlar karşısında suç tarihinin 18/04/2017 olduğunun anlaşıldığı, 18/04/2002 doğumlu olan suça sürüklenen çocuk .....'ın suç tarihi olan 18/04/2017 günü 15 yaşını bitirmediği anlaşılmakla, hakkında TCK'nın 31/2. maddesinin uygulanması gerekmesine rağmen TCK'nın 31/3. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
3-Nüfus kaydına göre suç tarihinde kayden 15-18 yaş aralığında olan suça sürüklenen çocuk ..... hakkında, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulması,
4-Müşteki Yılmaz'ın davaya katılmak istemediğini belirtmesine rağmen, gerekçeli karar başlığında müştekinin sıfatının katılan olarak yazılması,
5-Kamu malına zarar verme suçundan doğrudan zarar gören ve kendisini vekil ile temsil ettiren katılan İçişleri Bakanlığı lehine ve ssç ..... aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
6-Konut dokunulmazlığını ihlal etme suçu nedeniyle oluşan maddi zarar bulunmamasına rağmen, suça sürüklenen çocuklar hakkında 'katılan Yılmaz'ın maddi zararının karşılanmadığı' şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
7-Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu ile oluşan maddi zarar bulunmamasına rağmen, ssç ..... hakkında 'Emniyet Müdürlüğü'nün zararının karşılanmadığı' şeklindeki gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
8-Suça sürüklenen çocuk .....'ın 18/04/2002 doğumlu olup henüz 18 yaşını doldurmamış olmasına rağmen, birinci celsenin açık olarak, ikinci celsenin ise kapalı olarak başlayıp açık olarak yapılması, yine kapalı olarak yapılan karar duruşmasında kapalı yargılamaya son verildikten sonra hükmün açık olarak tefhim edilmesi suretiyle CMK'nın 185. maddesine aykırı davranılması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet Savcısı, katılan İçişleri Bakanlığı vekili ve suça sürüklenen çocuk ..... müdafisinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi delaletiyle CMK'nın 280/1-e maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Dosyanın, yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 5271 sayılı CMK'nın 284 ve 286/1. maddeleri gereğince KESİN olmak üzere, 06/02/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)