İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 54208/11
Tunç BURUŞUKOĞLU/TÜRKİYE
Başkan
Péter Paczolay,
Hâkimler
Gediminas Sagatys,
Stéphane Pisani
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Dorothee von Arnim’in katılımıyla, 18 Kasım 2025 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan davanın temelinde bulunan, 1971 doğumlu, İstanbul’da ikamet eden ve Paris Barosuna bağlı Avukat M. Pujos tarafından temsil edilen, bu ülkenin vatandaşı olan Tunç Buruşukoğlu (“başvuran”) tarafından 22 Ağustos 2011 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu 54208/11 no.lu başvuruyu,
Mülkiyet hakkına saygı gösterilmesi ile ilgili şikâyetin, söz konusu dönemde Türkiye temsilcisi olan, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi eski Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesi ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun belirtilmesi yönündeki kararı,
ve tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, bir bankanın iflasıyla ilgili borçların tahsilatı kapsamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (“Fon”) tarafından, başvuranın hissedarı olduğu özel bir şirketin kontrolünün ele geçirilmesiyle ilgilidir.
Başvuran Hakkında Bilgiler2. Başvuran, 1993 ile 2004 yılları arasında, doğrudan veya dolaylı olarak Uzan ailesine ait çeşitli şirketlerde proje geliştirme asistanı olarak çalışmıştır.
3. Başvuran, 25 Mart 2004 tarihinde işten çıkarılmış ve 21.571.470.340 eski Türk lirası (olayların meydana geldiği tarihte yaklaşık 13.500 avro (EUR)) tazminat almıştır. En son aldığı aylık maaşı yaklaşık 1.431 avro idi.
B. Standart Telekomünikasyon Bilgisayar Hizmetleri Anonim Şirketi Hakkında Bilgiler
4. Standart Telekomünikasyon Bilgisayar Hizmetleri (“STBH”) şirketi 11 Ocak 2000 tarihinde kurulmuş ve %98 oranında Uzan ailesine aitti. Şirket, ülkenin önde gelen mobil telefon operatörlerinden biri olan Telsim’in sermayesinin %70’ine sahipti.
5. 2003 yılında Uzan ailesi bu şirketteki tüm hisselerini çeşitli şahıslara devretmiştir. 11 ve 14 Nisan 2003 tarihlerinde gerçekleştirilen iki devir işleminin ardından, başvuran hisselerin %3,8’ine sahip olmuştur.
6. Hisse devirleri şirketin kayıtlarında yer almaktadır.
C. İmarbank Hakkında Bilgiler
7. 3 Temmuz 2003 tarihinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (“BDDK”), finansal sistemin istikrarını ve mevduat sahiplerinin haklarını korumak amacıyla, çoğunluk hissedarları Uzan ailesinin üyeleri olan Türkiye İmar Bankası’nın (“İmarbank”) lisansını iptal etmeye ve kurumu BDDK’nın denetimi ve yönetimine devretmeye karar vermiştir. Bu karar, kurumun mali durumunun kötüleşmesi ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve öngörülen süre içinde istenen tedbirleri almaması dikkate alınarak, 4389 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 3. fıkrasına (bu kanunun içeriği için Yaşar Holding A.Ş./Türkiye, No. 48642/07, § 54, 4 Nisan 2017) dayanmaktadır.
8. Banka nezdinde yapılan ilk incelemeler, bankaya mevduat sahipleri tarafından gerçekte yatırılan toplam fon miktarı ile bankanın yetkililere bildirdiği tutar arasında yaklaşık 3,67 milyar avroluk bir tutarsızlık içeren bir usulsüzlük olduğunu ortaya çıkarmıştır. Daha sonra edinilen inceleme raporları, bu tutarın 4,7 milyar avro civarında olduğunu; bankanın vergi kaçırma gibi yasa dışı faaliyetlerde bulunduğunu ve beyan edilmeyen tutarların Uzan grubu şirketlerine ve bu ailenin üyelerine fayda sağladığını ortaya çıkarmıştır (bu olaylara ilişkin olarak bk. Bahaettin Uzan/Türkiye, no. 30836/07, § 8, 24 Kasım 2020).
9. İmarbank yöneticileri ve hissedarlarının varlıklarının elden çıkarılmasını yasaklamak amacıyla 4 Temmuz 2003 tarihinde, Ankara Ticaret Mahkemesi tarafından, ihtiyati tedbir kararı alınmıştır.
10. 26 Ağustos 2003 tarihinde, BDDK’nın talebi üzerine Şişli Sulh Ceza Mahkemesi, STBH ve Telsim dahil 179 şirketin varlıklarının, İmarbank’ın hakim ortak ve yöneticileri veya onlar adına hareket eden kişiler tarafından doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunduğu gerekçesiyle dondurulmasına karar vermiştir.
11. Şişli Sulh Ceza Mahkemesi ayrıca, 6 Ekim 2003 tarihinde, bankanın hakim ortak ve yöneticileri ile birlikte hareket ettiklerinden şüphelenilen, başvuran da dahil olmak üzere 48 kişinin mal varlıkları üzerinde ihtiyati tedbir kararı koymuştur.
12. 21 Ocak 2004 tarihinde, başvuran, banka parasını zimmete geçirmekle ilgili soruşturma kapsamında beraat etmiştir.
13. Yöneticiler ve hissedarlar, birçok dava kapsamında yargılanmışlardır.
14. Başvuranın tanık olarak dinlendiği söz konusu yargılamaların birinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 15 Nisan 2010 tarihinde, sanıklardan birçoğunu, diğer suçların yanı sıra, suç örgütü kurmak, sahtecilik ve sahte belge kullanmak ve organize dolandırıcılık suçlarından suçlu bulmuştur.
15. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, diğer hususların yanı sıra, dava dosyasındaki unsurlardan (özellikle, Emniyet Genel Müdürlüğü kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı raporu, bilirkişi raporları ve Uzan grubu şirketinin hisselerini satın almış olan Uzan grubu çalışanlarının ifadeleri) şu hususların ortaya çıktığını belirtmiştir:
- Uzan grubunun şirket hisselerinin bir kısmının devrinin geriye dönük tarihlendirildiği ve sanıkların resmî belgelerde ve şirket kayıtlarında gerçeği hileli bir şekilde değiştirdikleri;
- Şoförler veya güvenlik görevlileri gibi düşük gelirli çalışanlara yapılan devirlerin özellikle ilgili çalışanların ekonomik durumu ile sözde edindikleri bazı hisselerin çok yüksek değeri arasındaki tutarsızlık dikkate alındığında hayali olduğu,
- Bu hayali devirlerin, Uzan ailesinin varlıklarını gizlemek ve üyelerinin yükümlülüklerinden kaçınmalarına yardımcı olmak amacıyla yapıldığı;
- Söz konusu çalışanların, sanıklar ve onların işbirlikçilerinin baskısı altında, bazen imzalamaları istenen belgelerin tam içeriğini bilmeden hisse edinme belgelerini imzalamayı kabul ettiklerini ve bazılarının hisseleri iade edeceklerine dair yazılı taahhütte bulunduklarını ifade ettikleri.
16. Bu arada, Fon, teminat altındaki mevduat tutarı kadar bankanın borçlarını üstlendi ve mevduat sahiplerine tazminat ödemiştir. 4389 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, borçların üstlenilmesi, bankanın hisselerinin Fon’a devredilmesini gerektiriyordu (kanunun içeriği için bk. yukarıda anılan Yaşar Holding A.Ş./Türkiye § 55).
17. 8 Haziran 2005 tarihinde, Fon’un talebi üzerine verilen mahkeme kararıyla İmarbank tasfiye edilmiştir.
18. Hükümete göre, kamu maliyesine toplam zarar 6,5 milyar avro tutarındadır.
STBH’nin Yönetimine el Konulması3. 13 Şubat 2004 tarihinde, sulh hâkimi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararlarının (bk. yukarıdaki § 10) yerine getirilmediğini tespit eden Fon, 4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 7. fıkrasının a) bendi uyarınca, STBH dahil olmak üzere Uzan grubuna ait birçok şirketin yönetim ve denetimlerini üstlenmeye ve bu şirketlerin yönetim ve denetim kurulu üyelerini değiştirmeye karar vermiştir.
20. Yukarıda belirtilen maddenin ilk fıkrası, Fon alacağının tahsili bakımından yarar görmesi halinde, hisseleri kısmen veya tamamen kendisine intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimine doğrudan veya dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran gerçek veya tüzel kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulundurdukları şirketlerin hisselerini ve yönetim ve denetim yetkilerini devralabileceğini öngörmektedir.
21. Aşağıdaki paragraf, Fon ve Fon’un atadığı yöneticilerin, Fon’un borçları da dahil olmak üzere kamu borçlarını ödemek amacıyla şirketin varlıklarını ve hisselerini satmasına izin vermektedir.
22. Başvuran, STBH’nin İmarbank ile hiçbir bağlantısının olmadığı ve İmarbank’ın hisselerinin Fon’a devredilmediği gerekçesiyle, gerekli şartların bir araya gelmediğini ileri sürerek, Fon’un devralma kararına karşı İstanbul İdare Mahkemesi önünde (“İdare Mahkemesi”) itiraz etmiştir.
23. Fon, 8 Mayıs 2005 tarihli bir kararla, son genel kurul toplantılarından sonra gerçekleşen Uzan Grubuna ait 231 şirketin tüm hisse veya payların devirlerini geçersiz kılmıştır. Fon, söz konusu devirlerin hayali olduğunu ve Uzan ailesinin sorumluluklarından kaçmak amacıyla yapıldığına kanaat getirmiştir. Dosyadan, ilgili kişiye bildirilip bildirilmediği belirlenemeyen bu karara karşı başvuran tarafından herhangi bir işlem yapılmış olduğu gözükmemektedir.
24. İdare Mahkemesi 22 Mart 2007 tarihinde, başvuranın davasını reddetmiştir. İdare Mahkemesi öncelikle, banka yönetici veya hissedarlarının kurumun kaynaklarını doğrudan veya dolaylı olarak kendi çıkarları için kullandıkları ve kurumun düzgün işleyişini tehlikeye attıkları durumlarda Fon’un 4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 7. fıkrasının a) bendinde öngörülen tedbirlere başvurabileceğini belirtmiştir.
25. İdare Mahkemesi, Şişli Sulh Ceza Mahkemesi tarafından başvuran da dâhil olmak üzere çeşitli kişilerin mal varlıkları üzerinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve Emniyet Genel Müdürlüğü kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığından gelen bir raporda, Uzan Grubu’na ait şirketlerdeki bazı hisse devirlerinin Uzan ailesinin mal varlığını gizlemek amacıyla geriye dönük olarak yapıldığının belirtildiğini kaydetmiştir.
26. İdare Mahkemesine göre, bu unsurlar, STBH şirketinin İmarbank’ın çoğunluk hissedarları ve/veya yöneticileri tarafından kontrol edildiğini ve bu nedenle itiraz konusu kararın hukuka aykırı olmadığını ortaya koymaktadır.
27. 21 Haziran 2007 tarihinde, STBH’nin varlıklarının borçlarını karşılamaya yetmediğini tespit eden Fon, şirketin tüzel kişiliğini sona erdirme kararı almıştır. Sonuç olarak, STBH, 7 Temmuz tarihinde ticaret sicilinden kaydı silinmiştir.
28. Danıştay, 19 Şubat 2010 tarihinde, başvuranın İdare Mahkemesinin kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunu reddetmiştir.
29. Danıştay, 11 Mayıs 2010 tarihinde, karar düzeltme talebini de reddetmiştir. Bu karar 28 Şubat 2011 tarihinde tebliğ edilmiştir.
30. Başvuranın iddiasına göre, kamu alacaklarının tahsili kapsamında, Telsim şirketi Fon tarafından 4,55 milyar avro karşılığında bir İngiliz şirketine satılmıştır.
31. Başvuran, hissedarı olduğu şirketin kontrolünün ele geçirilmesi ve varlıklarının tasfiyesinin, bir yandan hem şirketinin hem de kendisinin İmarbank’ın hissedarı olmadığını, diğer yandan ise bu bankanın ve de hissedarlarının STBH’nin hissedarı olmadığını belirterek Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi anlamında mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuran, mülkiyet hakkının Fon tarafından tazminatsız olarak ortadan kaldırıldığını ileri sürmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
32. Mahkeme, başvuranın en azından resmi olarak, STBH hisselerinin sahibi olduğunu gözlemlemekte ve genel olarak ekonomik değeri olan bir şirket hissesi veya payının “mülk” olarak kabul edilebileceğini hatırlatmaktadır (Olczak/Polonya (k.k.), no 30417/96, § 60, 7 Kasım 2002). Bununla birlikte Mahkeme, başvuranın, hissedarı olduğu STBH şirketinin yönetimine el konulması ve varlıklarının tasfiyesi nedeniyle, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia edip edemeyeceği konusunu incelemeyi gerekli görmemektedir, zira başvuranın şikâyeti aşağıdaki nedenlerle her halükârda kabul edilemezdir (Yusifli ve diğerleri/Azerbaycan (k.k.), no. 21274/08 ve diğer 6 başvuru, § 67, 6 Aralık 2022 ile karşılaştırınız).
33. Hükümet, Fon tarafından STBH’nin yönetimine el konulmasının, başvuranın haklarını kısıtlayan ancak mülkiyet hakkına dokunulmayan geçici bir tedbir olduğunu düşünse de, başvuran, STBH hisseleri üzerindeki mülkiyet hakkının tamamen ortadan kaldırıldığını savunmaktadır.
34. 4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 7. fıkrasının a) bendine dayanan ihtilaf konusu tedbirin şirketin yönetimine el konulmasına ilişkin olduğu ve bu tedbirin uygulamaya geçirilmesine ilişkin kararın, hisselerin mülkiyetinin fonlara devredilmesini kendiliğinden (ipso facto) gerektirmediği bir gerçektir.
35. Bununla birlikte, aynı hükmün bir sonraki paragrafı, Fon ve Fon tarafından atanan yöneticilere, kontrol altındaki şirketin varlıklarını ve hatta hisselerini devretme ve elde edilen gelirlerle Fon da dâhil olmak üzere kamu alacaklılarını ödeme yetkisi vermektedir (bk. yukarıdaki § 21).
35. Bununla birlikte, aynı hükmün aşağıdaki paragrafı, Fon’a ve Fon tarafından atanan yöneticilere, kontrolü altındaki şirketin varlıklarını ve hatta hisselerini satma ve elde edilen geliri Fon da dâhil olmak üzere kamu alacaklılarına ödeme yapmak için kullanma yetkisi vermektedir (yukarıdaki 21. paragrafa bakınız).
36. Bu koşullar altında ve Uzan ailesinin STBH şirketinin hisselerini devretmesinin hayali olduğuna kanaat getiren idare mahkemelerin kararlarının gerekçeleri de dikkate alındığında, Mahkeme, ihtilaf konusu tedbirin bir müsadereye benzediğini kabul etmeye hazırdır.
37. Mahkeme, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin üçüncü kuralının kapsamına giren bu tedbirin (bk. diğer birçok karar arasında Gogitidze ve Diğerleri/Gürcistan, no. 36862/05, § 94, 12 Mayıs 2015), mevcut durumda 4389 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 7. fıkrasının (a) bendine (bk. §§ 19-21 ve 16) dayanan yasal bir dayanağının olduğunu ve İmarbank ile ilgili kamu alacaklarının tahsilini sağlamak gibi meşru bir amaç izlediğini tespit etmektedir.
38. Orantılılık açısından, Mahkeme, ciddi suçlarla ilgili mal ve mülklerin müsadere edilmesi konusunda Sözleşme’nin mal ve mülkün yasadışı kaynağına dair “makul şüphenin ötesinde” kanıt gerektirmediğini hatırlatmaktadır. Buna karşın, olasılık dengesine dayalı kanıt veya yasadışı kaynaklı olma olasılığının yüksek olması, aksini ispatlamanın imkânsızlığıyla birleştiğinde, orantılılık değerlendirmesi için yeterlidir (Zaghini/San Marino, no. 3405/21, § 62, 11 Mayıs 2023; yukarıda anılan, Yusifli ve diğerleri, § 75). Ayrıca, Sözleşme fiili veya hukuki karinelere engel olmasa da, mülkiyet hakkına saygı hakkı, etkili bir yargısal güvencenin varlığını gerektirir (Aboufadda/Fransa (k.k.), no. 28457/10, §§ 27 ve 29, 4 Kasım 2014).
39. Öte yandan yetkililerin, benzer tedbirleri yalnızca doğrudan suç işlediği iddia edilen kişilere değil, aynı zamanda sanıklar adına haksız kazanç olarak elde edilen malların fiili malikleri ve yöneticileri olduklarından şüphelenilen aile üyelerine ve diğer yakınlarına veya kişinin suçluluğunu kanıtlayan bir mahkeme kararı olmasa da iyi niyetleri sorgulanabilir kimselere de uygulama yetkisi bulunmaktadır (bk. Balsamo/San Marino, no. 20319/17 ve 21414/17, §§ 89 ila 93, 8 Ekim 2019).
40. Mevcut davada, Mahkeme, başvuranın cezai olarak mahkûm edilmemiş olmasına rağmen, idari makamların ve hem adli hem de idari mahkemelerin, Uzan grubuna ait şirketlerdeki hisse devirlerini hayali olarak değerlendirdiğini gözlemlemektedir (bk. paragraflar 15, 23, 25 ve 26).
41. İdare mahkemelerinin, başvurana yapılan hisse devirlerini özel olarak incelemedikleri ve bu konuda Fon gibi, bankanın çoğunluk hissedarları veya yöneticileri tarafından yapılan tüm hisse devirlerinin hayali işlemler olduğu kanısına vardıkları bir gerçektir.
42. Bununla birlikte, STBH şirketinin hisselerinin gerçek sahibi olduğunu iddia eden başvuran, avukat yardımından yararlandığı çekişmeli yargılama kapsamında bu varsayımı çürütebilecek deliller sunma hakkına sahipti (yukarıda anılan Balsamo, § 93 ile karşılaştırınız).
43. Her ne kadar başvuranın temel argümanı, STBH şirketinin İmarbank’ın hissedarı olmadığı ve bu kurumun yöneticileri veya hissedarlarına ait olmadığı için devralmanın yasa dışı olduğu yönünde olsa da başvuran, şirketin gerçek sahiplerinden biri olduğu ve hisse devirlerinin hayali işlemler olmadığını destekleyecek hiçbir somut kanıt sunmamıştır.
44. İlgili kişi ulusal makamlara ve de Mahkemeye, hisse ediniminin gerçekliğini kanıtlayabilecek herhangi bir kanıt (örneğin bir ödeme kaydı) veya söz konusu alımı gerçekleştirmesini sağlayabilecek fonların kaynağına ilişkin herhangi bir açıklama sunmamıştır. Mahkeme, bu açıklamaların, satın alma işleminin başvuranın geliriyle ilgisiz göründüğü için, bilhassa gerekli olduğunu belirtmiştir; zira bu satın alma işlemi, ülkenin önde gelen mobil telefon operatörlerinden birinin %70’ine sahip olan bir şirketin hisselerinin %3,8’ini kapsamaktaydı ve başvuranın kendi ifadesine göre, kendisine ait olduğu varsayılan bu hisselerin değeri 2005 yılında 108 milyon avrodan fazla olduğu belirtilmiştir.
45. Dolayısıyla, idare mahkemeleri tarafından bu davada verilen kararların keyfi veya açıkça dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna varılmaktadır.
46. Mahkeme, elinde bulundurduğu unsurları dikkate alarak başvuranın aşırı bir yüke katlanmak zorunda kalmadığı kanaatindedir.
47. Sonuç olarak, diğer kabul edilebilirlik şartlarının karşılandığı varsayılsa bile, başvuru açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup 11 Aralık 2025 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
1}
Dorothee von Arnim Péter Paczolay
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan