© Çeviren, Okan TAŞDELEN, İnsan Hakları Hukukçusu ve AİHM Eski B Hukukçusu, @O_TSDLN, 2021. [Daha önce Patreon sayfamda “https://www.patreon.com/posts/46086089” yayımlanmıştır] Bu özet çeviriyi yayımlama izni, yalnızca HUDOC’a konulması için verilmiştir. Çevirmene atıfta bulunmak kaydıyla alıntılanabilir.
© Translated by Okan TAŞDELEN, Human Rights Legal Expert and Former B Lawyer of the ECHR, @O_TSDLN, 2021. [Already published on my Patreon page “https://www.patreon.com/posts/46086089”] Permission to re-publish this summary translation has been granted for the sole purpose of its inclusion in HUDOC. It may be reproduced with a reference to the translator.
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÇALIŞKAN VE ERDEM/TÜRKİYE KARARI
(B. No. 13105/15 ve Diğer 2 Başvuru, 01/12/2020)
OLAYLAR VE OLGULAR
Başvuranlar Ahmet Çalışkan ve Ercan Erdem 10 Ağustos 2014’teki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmak istemişler fakat gerekli koşulları sağlamadıkları gerekçesiyle adaylık başvuruları reddedilmiştir.
Anayasa Mahkemesine yaptıkları bireysel başvurular ise Cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa ve AİHS anlamında “yasama organına seçim” niteliği taşımadığından, korunan bir hakkı ilgilendirmediklerine (konu yönünden bağdaşmaz) hükmedilmiş ve kabul edilemez bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
EK 1 NOLU PROTOKOL’ÜN 3. MADDESİNİN SÖZLEŞME’NİN 11 VE 14. MADDELERİYLE İLİŞKİLİ BİÇİMDE İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
22 - Başvuranlar, Sözleşme’nin 11 ve 14. maddeleriyle ilişkili biçimde Ek 1 Nolu Protokol’ün 3. maddesine dayanarak Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olmalarının engellendiğinden şikâyet etmişlerdir.
24 - Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, önceki tarihli iki kararında, Cumhurbaşkanının sahip olduğu yetkilerin onun “yasama organı” olarak değerlendirilmesine yol açmayacağına karar vermişti (Baškauskaitė/Litvanya, B. No. 41090/98, 21 Ekim 1998; Habsburg-Lothringen/Avusturya, B. No. 15344/89, 14 Aralık 1989, Kararlar Derlemesi 64, s. 211).
25 - Bununla birlikte AİHM, 1 Nolu Protokol’ün 3. maddesinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine uygulanma ihtimalini hariçte bırakmamaktadır. Cumhurbaşkanının işlevleri yasama sürecini başlatmayı veya kanunları kabul etmeyi de içeriyorsa ya da yasaların kabul edilmesini kontrol etme veya ana yasama organını kontrol etme şeklinde geniş imtiyazları kapsıyorsa, Cumhurbaşkanın 1 Nolu Protokol’ün 3. maddesi anlamında “yasama organı” olduğu ileri sürülebilir (Boškoski/Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya (k.k.), B. No. 11676/04, AİHM 2004‑VI, Gürcistan İşçi Partisi/Gürcistan (k.k.), B. No. 9103/04, 22 Mayıs 2007; Luis Filipe Brito Da Silva Guerra ve Maria Manuela de Sousa Magno/Portekiz (k.k.), B. No. 26712/06 ve 26720/06, 17 Haziran 2008).
27 - AİHM, başvuranların şikâyetlerinin 10 Ağustos 2014 tarihi itibariyle Anayasa tarafından Cumhurbaşkanına verilen yetki ve görevleri ilgilendirdiğinin altını çizmiştir. 16 Nisan 2017 tarihli referandumu takiben, Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirildiğini ve Cumhurbaşkanına yeni yetki ve görevlerin verildiğini hatırlatmaktadır (bkz. Cumhuriyet Halk Partisi/Türkiye (k.k.), B. No. 48818/17, §§ 1, 2, 15 ve 16, 21 Kasım 2017).
29 - Somut olay bakımından AİHM, ilgili olaylar tarihindeki, yani 16 Nisan 2017 referandumu öncesindeki, Anayasa hükümleri gereğince, Cumhurbaşkanının yasama sürecini başlatma yetkisi bulunmadığını kaydetmektedir. Yasama yetkisi Ulusal Meclise, milletvekillerine ve Bakanlar Kuruluna aitti ve devredilemezdi (Anayasa’nın 87 ve 88. maddeleri). Cumhurbaşkanının, Ulusal Meclis tarafından kabul edilmelerinin ardından yasaları yürürlüğe koyma yetkisi bulunmaktaydı. Kabul edilen bir yasayı tekrar görüşülmek üzere Meclis’e gönderdiğinde, yeniden kabul edilen metni denetleme yetkisi yoktu. Kabul edilen yasayı veto etme yetkisi de bulunmamaktaydı (Anayasa’nın 89. maddesi). Cumhurbaşkanı, yasa metinlerinin kabul edilmesini kontrol etme şeklinde önemli yetkilere sahip değildi. Ayrıca, başbakan ve ilgili bakanların, Cumhurbaşkanının tek başına yapabileceği istisnai işlemler dışında, kararlarını imzalaması gerekmekteydi. Dolayısıyla, sorumlu olan kişi Cumhurbaşkanı değil, ilgili bakandı (Anayasa’nın 105. maddesi). Üst düzey bazı devlet görevlilerini atama yetkisi vardıysa da, Cumhurbaşkanının devleti temsil etme gibi sade bir görevi bulunmaktaydı.
30 - Dolayısıyla AİHM, 16 Nisan 2017 tarihinden önceki haliyle Cumhurbaşkanının yetki ve görevlerinin, onu 1 Nolu Protokol’ün 3. maddesi anlamında “yasama organın” bir parçası olarak görülebileceği şekilde olmadığını değerlendirmektedir. Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi gibi AİHM de Cumhurbaşkanının “yasama organının” bir parçası olmadığı sonucuna varmıştır. Başvuranların aksine AİHM, Anayasa Mahkemesinin “yasama organı” kavramını daraltıcı biçimde yorumladığını düşünmemektedir.
31 - Sonuç itibariyle bu şikâyetin Sözleşme’yle konu yönünden bağdaşmadığı ve reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Full & Egal Universal Law Academy