© Çeviren, Okan TAŞDELEN, AİHM Eski B Hukukçusu, AYM ve AİHM’e Başvuru Danışmanı, @O_TSDLN, Aralık 2024. [Daha önce Patreon sayfamda “https://www.patreon.com/posts/118240425” yayımlanmıştır] Bu çeviriyi yayımlama izni, HUDOC’a konulması için verilmiştir. Çevirmene atıfta bulunmak kaydıyla alıntılanabilir.
© Translated by Okan TAŞDELEN, Former B Lawyer of the ECHR, Adviser on Applications to the CC and the ECHR, @O_TSDLN, December 2024. [Already published on my Patreon page “https://www.patreon.com/posts/118240425”] Permission to re-publish this translation has been granted for the purpose of its inclusion in HUDOC. It may be reproduced with a reference to the translator.
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÇAMURŞEN/TÜRKİYE[1]
(Başvuru No. 42883/19)
12 Kasım 2024
DAVANIN KONUSU
Mevcut dava, başvurucunun (GPRS internet erişim bilgileri, IP adresleri, erişim verileri gibi) internet trafik verilerinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve erişim sağlayıcı şirket tarafından yasal süreleri aşar şekilde saklanmasını ve bu verilerin BTK tarafından, başvurucu hakkında terör örgütü üyeliği suçlamasıyla ceza yargılaması kapsamında Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini ilgilendirmektedir (par. 1).
OLAYLAR
Başvurucu, Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınmış ve hakkında Türk makamları tarafından FETÖ olarak tanımlanan örgüte üyelik suçlamasıyla soruşturma başlatılmıştır (par. 2).
Yargılama mahkemesi, Eylül 2017 tarihinde başvurucunun telefonundan Bylock’a bağlanılıp bağlanılmadığını ve CGNAT verilerini BTK istemiş; bu bilgiler mahkemeye iletilmiştir (par. 3).
Başvurucu, Mart 2018 tarihinde Bylock kayıtlarına dayalı olarak mahkûm edilmiştir (par. 4).
Başvurucu, Haziran 2018 tarihinde Ceza Kanunu’nun 138. maddesi uyarınca, internet trafik verilerinin yasal sürelerden daha uzun saklandığını belirterek BTK ve erişim sağlayıcı şirketten şikâyetçi olmuştur (par. 5).
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Temmuz 2018 tarihinde iddiaların ceza yargılamasında savunma olarak dile getirilmesi gerektiği ve cezai şikâyete yol açamayacağı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir (par. 6).
Anayasa Mahkemesi, Haziran 2019 tarihinde başvurucunun şikâyetlerini etkili hukuk yollarının tüketilmediğini belirterek kabul edilemez bulmuştur (par. 7).
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASIBaşvurucu, Sözleşme’nin 8. maddesi altında internet trafik verilerinin yasal sürelerden fazla tutulmasının ve bu bilgilerinin BTK tarafından yargılama mahkemesine iletilmesinin özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmiştir (par. 15).
Mahkeme, bir yolun etkili olması için şikayet konusu durumu doğrudan düzeltebilecek olması ve makul bir başarı ihtimali sunması gerektiğini hazırlamaktadır (bkz. Balogh/Macaristan, No. 47940/99, § 30, 20 Temmuz 2004; Sejdovic/İtalya [BD], No. 56581/00, § 46, AİHM 2006‑II) (par. 18).
Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin başvurucunun şikâyetini mevcut ve etkili yolların tüketilmediği gerekçesiyle reddettiğini gözlemlemektedir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun davasına ilişkin kararında içtihatlarına herhangi bir atıf yapmamış olmakla birlikte; başvurucununki gibi şikâyetlere ilişkin etkili hukuk yollarına yönelik ilkeleri daha sonraki içtihatlarında, bilhassa Ertan Erçıktı (3) (No. 2018/14040, 30 Haziran 2021) kararında daha detaylı açıklamıştır (par. 19).
Mahkeme, 2577 sayılı Yasa’nın 12. maddesinin idari bir eylemin sonucunda kişisel zarara uğradığını ileri süren kişilere tazminat yolu sunduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca, şahsi zarara uğradığını ileri süren davacıların özel kişilere karşı tazminat davası açmasına izin veren 6098 sayılı Yasa’nın 58. maddesini hatırında tutmaktadır. Mevcut olayda şikâyet konusu tedbir, asıl olarak kişisel verilerin BTK ve erişim sağlayıcı şirket tarafından yasal sürelerin ötesinde saklanmasıdır. Mahkeme, şikâyet konusu tedbirin 2577 sayı Yasa’nın 12. maddesi ile 6098 sayılı Yasa’nın 58. maddesinin kapsamına girdiği hususunda taraflar arasında bir anlaşmazlık olmadığını kaydetmektedir (par. 20).
Mahkeme, Hükûmet tarafından atıfta bulunulan idare ve hukuk mahkemelerinin kararlarında, BTK ve erişim sağlayıcı şirketlerin hukuka uygun davrandıklarına hükmederek benzer şikâyetlerin reddedilmesi itibariyle, bu yolların makul bir başarı ihtimali sunup sunmadığına yönelik başvurucunun şüphelerini not etmektedir (par. 21).
Bu bağlamda Mahkeme, belli bir yolun başarı ihtimaline yönelik salt şüphelerin bulunmasının, bir başvurucuyu bu yolu kullanmaktan muaf tutamayacağını (bkz. Vučković ve Diğerleri/Sırbistan (ilk itiraz) [BD], No. 17153/11 ve diğer 29 başvuru, §§ 74-84, 25 Mart 2014) ve şikâyetlerin reddedilmiş olmasının tek başına bu hukuk yolunun etkili olup olmadığına karar vermeye yeterli olmadığını (bkz., gerekli uyarlamalarla, Amann/İsviçre [BD], No. 27798/95, § 89, AİHM 2000-II; Kudła/Polonya [BD], No. 30210/96, § 157, AİHM 2000-XI) hatırlatmaktadır. Bilakis uygun mahkemeye yorum yetkisi yoluyla mevcut hakları geliştirme olanağı vermek başvurucunun menfaatinedir (bkz. Ciupercescu/Romanya, No. 35555/03, § 169, 15 Haziran 2010) (par. 22).
Mahkeme, Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlandığı ve uygulandığı üzere, başvurucununki gibi şikâyetler için en etkili yolun idare ve hukuk mahkemeleri önündeki tazminat yolları olduğunu kaydetmektedir. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi tarafından Ertan Erçıktı (3) kararında açıklığa kavuşturulduğu üzere, benzer meseleleri dile getiren davalarda idare ve hukuk mahkemelerinin yargılamaya etkin şekilde katılabilmiş olan taraflar tarafından öne sürülen iddiaların esasını kapsamlı biçimde incelediğini ve ilk derece mahkemelerinin kararlarının üst mahkemelerin denetimine tabi olduğunu ayrıca kaydetmektedir. Mahkeme, görevinin ikincil niteliğine önem vererek, bahsedilen yollarla bağlantılı olarak ulusal mahkemeler tarafından gerçekleştirilen incelemenin herhangi bir şekilde sınırlı olacağına ya da açıkça başarısızlığa mahkûm olduğuna işaret eden hiçbir şeyin bulunmadığı görüşündedir (bkz., gerekli uyarlamalarla, Mustafa Avci/Türkiye, No. 39322/12, § 64, 23 Mayıs 2017). Mahkeme böylelikle, yukarıda belirtilen yollarının etkililiğinden şüphe etmek veya başvurucuya herhangi bir başarı ihtimali sunamayacaklarına hükmetmek için hiçbir neden görmemektedir (par. 24).
Yukarıdakilerin ışığında Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin idare ve hukuk mahkemeleri önündeki tazminat yollarının iddia edilen ihlalin kabulüne ve tazminata hükmedilmesine yol açabilecek nitelikte olduğu tespitini şüpheye düşürecek hiçbir gerekçe bulunmadığını değerlendirmektedir (bkz., gerekli uyarlamalarla, Harizanov/Bulgaristan (k.k.), No. 53626/14, §§ 93-97, 05 Aralık 2017; Gülen/Turkey (k.k.), No. 38197/16, 38384/16, 38389/16, 38394/16, 38400/16 ve 38410/16, § 68, 08 Eylül 2020).
Mahkeme bu itibarla, başvurucunun 2577 sayılı Yasa’nın 12. maddesi ve 6098 sayılı Yasa’nın 58. maddesinde ortaya konan idare ve hukuk mahkemeleri önünde tazminat yollarından istifade etmediğinden; ulusal hukuk yollarını tüketmek için ondan makul şekilde beklenen her şeyi yapmadığı görüşündedir (bkz. D.H. ve Diğerleri/Çek Cumhuriyeti [BD], No. 57325/00, § 116, AİHM 2007‑IV) (par. 26).
Mahkeme bununla birlikte, bu neticenin, ilgili yolların etkililiği ve bilhassa ulusal mahkemelerin kişisel verilerin saklanmasına ilişkin olarak yeknesak ve Sözleşme’yle uyumlu bir yaklaşım geliştirme yeteneği meselesinin daha sonradan incelenmesine hiçbir şekilde halel getirmediğine işaret etmektedir (karşılaştırma için bkz. Mehmet Hasan Altan/Türkiye, No. 13237/17, § 102, 20 Mart 2018) (par. 27).
Yukarıdakileri dikkate alan Mahkeme, Sözleşme’nin 8. maddesi altındaki şikâyeti, iç hukuk yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle reddetmektedir (par. 28).
DİĞER ŞİKÂYETBaşvurucu, internet trafik verilerinin hukuka aykırı tutulması ve iletilmesine ilişkin elinde etkili bir yol olmadığından ayrıca şikâyet etmiştir (par. 29).
Mahkeme yukarıda, başvurucunun elinde etkili bir hukuk yolu bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu itibarla, Sözleşme’nin 13. maddesi altındaki şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve reddedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır (par. 30).
[1] Resmi dildeki karar için bkz. “https://hudoc.AİHM.coe.int/eng?i=001-238608”