Canonne / Fransa – 22037/13 - 2.6.2015 tarihli Karar [V. Bölüm]
Olaylar – Boşanmak üzere olan evli bir kadın, 1982 yılında, bir kız çocuğu dünyaya getirmiştir. Aynı zamanda, başvuranla aynı şirket grubunda çalışmaktadır. 1988 yılında, çocuğa babalık yapmayı kabul eden başka bir adamla evlenmiştir. Çift, 1997 yılında boşanmıştır. 2002 yılında, reşit olan çocuk, yasal olarak babalığının tespit edilmesini talep ederek başvurana karşı dava açmıştır. Mahkeme, DNA testi yapılmasına karar vermiş, ancak başvuran bu testi yaptırmayı reddetmiştir. Söz konusu reddi ve birçok kanıtı değerlendirerek, mahkeme, başvuranın ilgili çocuğun babası olduğuna hükmetmiştir.
Avrupa Mahkemesi önünde, başvuran, özellikle, DNA testi yapılmasını reddetmesinden gerçek baba olduğu çıkarımının yapılmasının özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği konusunda şikayetçi olmuştur.
Hukuksal Değerlendirme – Madde 8: Sözleşme’nin 8. maddesi, başvuranın davasında iki şekilde uygulanabilir. İlk olarak, ebeveyn-çocuk ilişkisinin hem tanınması ve hem de arka plana konulması ebeveynliği konu olan erkeğin veya kadının kimliğini doğrudan etkilemektedir. İkinci olarak, uzman kanıtı için yerel mahkemelerin kan örneği alınması kararı fiziksel bütünlüğe müdahale teşkil etmektedir ve bir kişinin genetik bilgileri kimliğinin bir parçasıdır. Sonuç olarak, yerel mahkemelerin başvuranın genetik test yaptırmayı reddetmesine dayanarak ebeveyn-çocuk ilişkisini tanıması, başvuranın özel hayatına müdahale teşkil etmektedir. Söz konusu müdahale, kanunlara uygundur ve çocuğun, sadece ebeveynini bilme hakkını değil aynı zamanda ebeveyn-çocuk ilişkisinin yasal olarak tanınması hakkını kapsayan özel hayata saygı hakkını tam olarak kullanmasını güvence altına almayı hedeflemiştir.
Birçok önceki davada[1], Mahkeme, 8. maddede çocuklar için güvence altına alınan hakların, yerel mahkemelerin baba olduğu iddia edilen başvuranın DNA testi yapılmasını reddetmesi nedeniyle sekteye uğramasını engelleyememeleri nedeniyle ihlal edildiğine karar vermiştir. Yerel mahkemelerin mevcut davadaki bulguları içtihada uygundur.
Mevcut davada, başvuranın babası olduğunu tespit ettirmeye teşebbüs eden kişi, ulusal düzeyde dava açtığında bir yetişkindi. Ancak, mahkeme çocuğun çıkarlarının tehlikede olmadığına karar vermesine rağmen, bu durum onun Sözleşme’nin 8. maddesi uyarınca ebeveynlerinin kim olduğunu bilme ve bu durumun tanınması hakkını hükümsüz kılmamaktadır. Söz konusu hak, zaman içinde ortadan kalkmamaktadır.
Ayrıca, ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurulmasında, yerel mahkemeler, sadece başvuranın genetik test yaptırmayı reddetmesine dayanmamışlardır. Tarafların her birinin yazılı görüşleri ve ifadelerine ek olarak, mahkemeler, belgeleri ve tanık ifadelerini dikkate almışlardır. Söz konusu ret, diğer kanıtların ışığında halihazırda kısmen varılan sunucu onaylayan sadece ek bir kanıt parçasıdır. Yerel mahkemeler, karar verirlerken, kendilerine tanınan geniş takdir yetkisini aşmamışlardır.
Sonuç: kabuledilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
(Bkz., ayrıca, “Kökenlerini Bilme Hakkı” alt başlıklı Çocuk Hakları temalı Tematik Bilgi Notu)
[1] Mikulic / Hırvatistan, 53176/99, 7 Şubat 2002, 39 sayılı Bilgi Notu; ve Ebru ve Tayfun Engin Çolak / Türkiye, 60176/00, 30 Mayıs 2006.
Full & Egal Universal Law Academy